Kategori: Yaşam

  • Teknolojiye Karşı Direniyor

    Teknolojiye Karşı Direniyor

    Çorum’un Osmancık ilçesine bağlı Sarıalan Köyünde 76 yıllık su değirmeni hiç teklemeden buğday, bulgur, mısır öğütmeyi sürdürüyor.

    Osmancık ilçesine bağlı Sarıalan Köyün Zeyneller Mahallesi’nde Sarıalan Çayı kenarına kurulan su değirmeninin sahibi Bayram Odabaşı, 1940 yılından günümüze çalışır vaziyette kalan Çorum bölgesinin tek su değirmeninin Osmancık’ta olduğunu söyledi.

    Sarıalan Köyü Sarıalan Çayı kenarında şimdiye kadar 7 tane su değirmeni olduğunu kendi değirmeni haricinde diğer 6 değirmenin birer birer teknolojiye yenik düştüğünü belirten Bayram Odabaşı, baba mesleği olan değirmenciliğin ailesinin geçim kaynağı olmayı sürdürdüğünü belirtti.

    Değirmenciliği kendisinden sonra 5 oğlundan birisinin yapmasını istediğini kaydeden Bayram Odabaşı, değirmende öğüttüğü unları Osmancık Köylü pazarında satışa sunduğunu, bölgede tarımla uğraşan vatandaşların getirdikleri mısır ve buğday gibi ürünlerini su değirmeninde öğüterek un ihtiyaçlarını doğal yoldan karşılandığını belirtti. İHA

    OSMANCIK İLÇESİ'NE BAĞLI SARIALAN KÖYÜNDE BULUNAN SU DEĞİRMENİ 76 YILDIR ARALIKSIZ ÇALIŞIYOR (İSMAİL KABAKDERE/ÇORUM-İHA)

  • 28. TIR Suriye’ye Uğurlandı

    28. TIR Suriye’ye Uğurlandı

    Çorum İHH 28. İnsani yardım tırını Suriye’ye uğurladı.

    Yapılan açıklamaya göre, Bu gün Saat:12.30 da Çorum İHH Ofisinden Suriyeli savaş mağdurları için hazırlanan 25 ton İnsani Yardım Malzemesi dualarla uğurlandı. Çorumlu hayırseverler tarafından oluşturulan yardımlar Reyhanlı üzerinden Suriye sınırında ve içerisinde bulunan savaş mağdurlarına ulaştırılacak.

    Çorum İHH Başkanı Selim Özkabakçı uğurlama programında yaptığı konuşmada şunları söyledi;

    “Çorum İHH olarak 28. İnsani Yardım Tırımızı uğurluyoruz. Yardım malzemeleri ağırlıklı olarak un, kuru gıda ve gönüllü hanımların el emeği ile hazırladıkları çocuklara yönelik örgü kıyafetler bulunmaktadır. Alacalı hayırseverlerin 4 ton un desteği de tırımıza yüklendi.

    Çorum İHH Hanımlar Komisyonumuzun çocuklar için el emeği ile hazırladıkları kazak, kaşkol, bere, patik vs. örgüler ve kıyafetler Suriye’deki yetimleri ısıtacak. İnşallah yarın yardımlarımız Reyhanlı üzerinden Suriye’ye ulaşacaktır.

    Savaşın başından beri Çorum İHH olarak Suriye halkının yanında olduk ve olmaya devam edeceğiz. Mazlum çocukların, kadınların, yaşlıların bizim üzerimizde hakları vardır. İnancı ne olursa olsun mazlumun her zaman yanında olacağız. Suriye’de savaş tüm vahşetiyle devam ediyor, zalimler sivil insanları bombalarken, susan dilsiz şeytan olur. Allah tüm mazlumların yardımcısı olsun.”

    IMG_0723

  • Milyonlarca Emekliye Müjde!

    Milyonlarca Emekliye Müjde!

    11 milyon emekliden muayene, ilaç ve reçete katılım paylarının alınmaması gündemde. Bu düzenleme hayata geçerse, emekliler sağlıktan ücretsiz yararlanacak, maaşlarındaki bu kesintiler bitecek.

    “Sık sık Hastaneye gidiyoruz. Kullandığımız ilaçlar var. Maaşlarımızdan muayene, ilaç ve reçete katılım payı kesiliyor. Neredeyse hiçbir ay tam maaş alamıyoruz” diyen emekliler için bir çalışma başlatıldı. Emeklilerden sağlık hizmetleri için katkı payı alınmaması gündeme geldi. Çalışma hayata geçerse, emeklerin maaşlarından muayene, ilaç ve reçete katılım payı kesilmeyecek. Emekliler sağlıktan ücretsiz yararlanacak. Neredeyse her ay maaşlarında kesinti olan emekliler, artık maaşını tam alacak. Halen devlet hastanelerine giden emeklilerin maaşından 5 lira muayene katılım payı kesiliyor. Eğer gidilen özel hastane ise katılım payı kesintisi 12 liradan başlıyor. Takvim’in haberine göre, doktor ilaç yazdığında (raporlu olanlar hariç) yüzde 10 oranında ilaç katılım payı yine maaşlardan kesiliyor. İlaçlardan da reçete katılım payı parası alınıyor.

    PROMOSYON MÜJDESİ

    2002’den bu yana emekli maaşlarındaki artışları anlatan Maliye Bakanı Naci Ağbal, promosyon çalışması ile emeklileri bir kez daha sevindireceklerini söyledi. Ağbal, “2002’den bu yana SSK işçi emekli aylığı nominal olarak yüzde 402, reel olarak yüzde 64 artış gösterdi. Bağ-Kur esnaf emekli aylığı yüzde 678, reel olarak yüzde 153, Emekli Sandığı emekli aylığı nominal yüzde 329, reel olarak yüzde 40.3 arttı. Promosyon çalışmaları sonuçlandığında da inşallah emeklilerimizi bir defa daha memnun ederiz” dedi.(Kaynak.türkiye)

  • Muhteşem Yüzyıl Kösem Sultan ve Gecenin Kraliçesi bitiyor!

    Muhteşem Yüzyıl Kösem Sultan ve Gecenin Kraliçesi bitiyor!

    Gecenin Kraliçesi ve Kösem Sultan’ın dizileri bitiyor. Muhteşem Yüzyıl Kösem Sultan’ın 26. bölümde, Gecenin Kraliçesi’nin ise 15. bölümde sona ereceği açıklandı.

    Dün akşam Uçankuş TV’nin ‘İki Kadın Arasında’ programında Kösem Sultan’ın kesin olarak 26. bölüm sonunda, ‘Gecenin Kraliçesi’nin ise 15. bölüm sonunda biteceği açıklandı.

    Dört yıl boyunca ekranda fırtınalar estiren Muhteşem Yüzyıl’ın devamı olarak çekilen Kösem Sultan dizisi, yüksek beklentiyi karşılamamıştı. Hülya Avşar’ın 10 yıl aradan sonra Safiye Sultan karakteriyle seyirciyle buluştuğu dizi, dev bütçesi ve güçlü prodüksiyonuna rağmen ilk bölümünden itibaren düşük reytingler aldı. Birinci Ahmet karakterine hayat veren Ekin Koç’un düşük performansı nedeniyle eleştiri oklarına hedef olduğu dizinin ilk bölümlerinde Kösem Sultan’ı 17 yaşındaki Anastasia Tsilimpio canlandırmış ancak reytingler kötü gidince hemen acil önlem alınmıştı.
    Dizinin hikayesi hızlandırılmış ve Kösem Sultan karakteri için anlaşılan Beren Saat, 7. Bölümde apar topar dizi ekibine katılmıştı. Güzel oyuncu, sadece dizinin rol aldığı ilk bölümünün reytinglerini yüzde 20 oranında artırabilmiş, daha sonraki haftalarda izlenme oranı yine düşmüştü. Projenin bir önceki versiyonunda rol alan Meryem Uzerli’nin yeni dizisi Gecenin Kraliçesi’nde olduğu gibi Kösem Sultan’ın da yurtdışı satışları 1 yıl öncesinden yapılmıştı. Bu nedenle Kösem Sultan düşük reytinglerine rağmen yayında kaldı. Ancak dizinin yayıncı kanalı Star TV, sonunda noktayı koydu ve anlaşmasının bittiğiKösem Sultan’ı 26. Bölümde kesin olarak bitirme kararı verdi. Bu hafta 17. Bölümüyle seyirciyle buluşacak olan Muhteşem Yüzyıl Kösem Sultan, 12 Mayıs’ta ekran ömrünü tamamlayacak.

    İKİ BÖLÜM DAHA UZATILDI
    Meryem Uzerli’nin kötü giden reytingleri nedeniyle başrolünü oynadığı Gecenin Kraliçesi’nin de 13. Bölümde final yapacağı ortaya çıkmıştı. Türk Arap ortak yapımı şirket, dizi henüz çekilmeden yurtdışı satışlarını yaptığı için son dakika bir değişiklik yaptı. Gecenin Kraliçesi’nin 2 bölüm daha uzatılmasına karar verildi. Yani büyük umutlarla başlayan Gecenin Kraliçesi, 13. Bölümünün yayınlanacağı 5 Nisan’da değil, 15. Bölümünün yayınlanacağı 19 Nisan’da ekrana veda edecek.İHA

  • Tuğçe Kazaz’dan Diyanet’e İlginç Soru

    Tuğçe Kazaz’dan Diyanet’e İlginç Soru

    Eski manken Tuğçe Kazaz bu kez Diyanet’e sorduğu ilginç bir soruyla gündeme geldi.

    Cep telefonuna Kur’an-ı Kerim uygulaması indiren Kazaz Diyanet’e ‘Cihazlarımıza abdestsiz dokunabilir miyiz?’ diye sordu.

    Twitter hesabından Diyanet’e soru yönetmen Tuğçe Kazaz, “Diyanet İşleri fetva kuruluna sorumdur. Elektronik cihazlarımızda, Kuran’ı Kerim uygulamasını indirdikten sonra, abdestsiz dokunabilir miyiz?” diye yazdı.İHA

    6520_tugce-kazaz

  • ‘Medreseler Legalleşmeli’

    ‘Medreseler Legalleşmeli’

    Diyanet İşleri Başkanı, Bakanlar Kurulu’nda yaptığı sunumda bir dizi talepte bulundu.

    Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Doğu ve Güneydoğu’daki kadim medrese geleneği konusunda Bakanlar Kurulu’na bilgi verdiğini, bu medreselerin tekrar legal yapıya kavuşmasının doğru olacağını belirtti.

    Görmez, Bakanlar Kurulu’na yaptığı sunumun ayrıntılarını bir grup gazeteciye özetle şöyle anlattı:

    – SÖYLEM DEĞİŞMELİ: MEB’in müfredatını gözden geçirmesi, Diyanet’in cami içinde ve dışında kullandığı dil ve söylemini gözden geçirmesi, cami eksenli bir hizmetten, insan ve toplum eksenli bir hizmete yönelmesi gerekiyor.

    – LOJMAN VE İMKAN İSTEDİK: Bakanlar Kurulu’nda somut taleplerimiz oldu. Bölgede yaklaşık 6-7 bin civarında boş camimiz var. Görevlilerimizin yüzde 60’ının lojmanı yok. eğitim sistemi taşımalıya döndükten sonra en ücra köşede kalan tek devlet memuru din görevlisi. Ama o köylerde barınacak lojmanı olmadığı zaman, o köylere o arkadaşlarımızı göndermemiz mümkün değil. Bu yönde bazı düzenlemeleri talep ettik.

    – YAŞAYAN GELENEK: Çözülmesi gereken hususlardan bir tanesi de bölgedeki kadim medreselerimiz. Bu bölgede bir medrese geleneği var. Cizre’de, Diyarbakır’da Van’da, Bitlis’te Urfa’da tarih boyunca büyük ilim adamları yetişti. Bu gelenek zamanla zayıfladı. Kapatıldıktan sonra da daha sivil küçük küçük öbekler halinde ev ortamlarında yahut cami köşelerinde devam etti. Cumhuriyet döneminde de önemli kişiler yetişti. Tasavvuf ve medrese geleneğini birlikte yürüttüler. Devletin tüm çabalarına rağmen bu gelenek yok olmadı. Alternatiflerini kurdu, imam hatip liseleri, ilahiyat fakülteleri açıldı ama tamamen yok olmadı. Her şeye rağmen yaşayan bir gelenek. Biz medreselerin her türlü denetimin yapılabileceği bir legal yapıya kavuşmasının daha doğru olacağını düşünüyoruz.

    – BİR KISMI LEGALLEŞTİ: Bu örgün eğitme alternatif yeni bir müessesenin önünü açmak anlamında anlaşılmamalı ancak, zaten bir kısmı diyanetin kuran kursuna dönüşerek legal statü aldılar ve bizim denetimimizde, bu hizmeti eğitim hizmeti verenleri var. Ancak başka ne yapılabilir bunun üzerinde durulması gerekiyor. Bölgedeki büyük hocalarla insanlarla oturup konuşmak lazım. Başbakan not aldı bu konuları.

    – YENİDEN YAPILANDIRILMALI: Yeni Anayasa tartışmaları da var. Diyanetin yeniden yapılandırılması gerekiyor. Tamamen siyasetin dışında. Kendi ayakları üzerinde durabilen, dini bakımdan özerk anayasal kuruluş olarak da varlığını sürdürmesi de faydalı. 5 yıl sonra Diyanet daha önemli olacak. Bölgedeki gelişmeleri dikkate alırsak. Daha çok birleştirici misyon ile yoluna devam etmesi daha uygun olacaktır.

    – BARIŞTA ISRAR EDİLMELİ: Mardin’de, Van’da bin 200 cami görevlisini dinledim. Cizre’den, Silopi’den, Silvan’dan, Sur’dan, Dargeçit’ten, Nusaybin’den, İdil’den. Yedi ilçeden. İki tespit var; ilki güvenlik. Güvenlik-barış dengesini koruyarak barışta ısrar edilmeli. (Milliyet – Kıvanç EL)

  • ‘Somut Adımların Atıldığı Günler Olsun’

    ‘Somut Adımların Atıldığı Günler Olsun’

    Türk Sağlık Sen Çorum Şube Başkanı M.Fatih Gök, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle yaptığı açıklamada, “Ülkemizde çok önemli meseleleri bir güne sıkıştırmak gibi bir genel kabul vardır. 3 Aralıkta Engelli vatandaşlarımız, 24 Kasımda öğretmenlerimizi, 14 Mart’ta sağlık çalışanlarımızı,  8 Mart’ta da kadınlarımızı gündemin en ön sırasına getirilir, bir gün konuşulur ve sonra ne yazık ki unutulur” dedi.

    Bu önemli günlerin sorunların çözümü için somut adımların atıldığı günler olarak görmek temel beklenti olduğunu belirten Gök, açıklamasını şöyle sürdürdü;

    “Böylesine kurulu bir düzen içerisinde ise ne yazık ki sorunların çözümünde mesafe almakta asla mümkün değildir.

    Günü birlik sözler, yarına hatırlanmayacak vaatler ve süslü cümleler ile kıymetli vakitler heba edilmektedir.  Bu önemli günleri sorunların çözümü için somut adımların atıldığı günler olarak görmek temel beklentidir.

    Ülkemiz bu sene  kadına yönelik şiddetin ve cinayetin tahammül edilemez bir düzeye ulaştığı bir hal ile 8 Martı karşılamaktadır. Bir yıl içerisinde 300’e yakın kadının cinayete kurban gitmiştir. Neredeyse hergün kadına yönelik şiddet, taciz ve tecavüz haberleri yurdun dört bir yanından gelmektedir. Tarihi köklerinde kadının ayrı bir değeri ve önemi olan medeniyetimiz bugün içine düştüğü bu durumdan mutlak suretle kurtulmalıdır.

    Kadınlarımızın sosyal hayatta karşılaştıkları sorunların yayında çalışma hayatında da sıkıntılar yaşamaktadırlar. Türkiye’de iş gücü piyasasında emeği en fazla sömürülen, güvencesiz çalışmaya en fazla mahkum edilen kadınlarımızdır. Tekstil atölyelerinde, temizlik işlerinde, tarım işçiliğinde yemek şirketlerinde ve belediyelerin taşeronluk yapan firmalarda en çok ezilen düşük ücrete mahkum edilen ve iş güvencesiz olarak çalıştırılan kadınlarımızdır.

    İş yerlerinin küçülmeye giderken önce kadınların işten çıkarılması ile başlamaları gibi birçok olumsuzlukta kadının çalışma hayatında yakasını bırakmayan sıkıntılardır.  Bugün Türkiye’de nüfusun yarısı kadınlardan oluşurken istihdamda ne yazık ki oranları yüzde 27’dir. Avrupa Birliği üye ülkelerinin istihdam oranı incelendiğinde; 2013 yılında kadın istihdam oranının en yüksek olduğu ülke %72,5 ile İsveç iken en düşük olduğu ülke %39,9 ile Yunanistan’dır. Avrupa Birliği üye ülkelerinin (28 ülke) ortalama kadın istihdam oranı ise %58,8’dir. Yani ülkemiz bu ortalamaların ancak yarısına ulaşabilmiştir.

    Kamudaki tabloda da birçok sıkıntı mevcuttur.  Üst düzey kadrolar da ne yazık ki kadınlarımız yeteri kadar temsil hakkı bulamamaktadır. 2 milyon 722 bin 652 devlet memurundan 993 bin 973’ü, 8 bin 288 üst düzey memurdan ise sadece 663’ü kadındır.

    En çok mobbinge uğrayan ve amir baskısına maruz kalanlar kadın çalışanlarımızdır. Süt izinlerinde ve doğum izinlerinde bir takım artışlar olsa da beklentiden uzaktır. Ağır iş yükü, son gelmek bilmeyen nöbetlerin en çok yorduğu ve tükenmişlik sendromuna ittiği yine kadın kamu görevlileridir.

    Ailesine vakit ayıramayan, çocuğuna kreş bulmak için binbir sıkıntıya maruz kalan kadınlarımız.

    İş yaşamlarındaki zorlukların aile yaşamlarını etkilediği kadın kamu çalışanlarımızın bu sorunlarının çözülmesi için mutlaka somut adımlar atılmalıdır.

    Türk Sağlık-Sen olarak başta şehit anneleri ve eşleri,  Sağlık ve sosyal hizmet alanında şifa dağıtan, şefkat veren,  Çalışma arkadaşlarımız olmak üzere, tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutluyoruz. Toplumsal yaşamda ve sendikal hayatta mücadele eden kadınlarımıza başarılar diliyor ve kadınlarımızın tüm sorunlarının göstermelik tartışmalardan uzak bir şekilde çözüm odaklı olarak irdelenmesini istiyoruz” şeklinde açıklamada bulundu

  • ‘Zararlı Maddelerin Elde Edildiği En Rahat Ülkeyiz’

    ‘Zararlı Maddelerin Elde Edildiği En Rahat Ülkeyiz’

    Çorum Saadet Partisi Gençlik Kolları tarafından 1-7 Mart tarihleri arasında kutlanan yeşilay haftası nedeniyle yazılı bir açıklama yaptı.

    Yapılan açıklamada, 1 – 7 Mart tarihleri ülkemizde Yeşilay Haftası olarak kutlanmakta ve bu tarihlerde bağımlılık ve zararlı alışkanlıklar ile alakalı farkındalık çalışmaları yapılarak bunlara karşı mücadele verildiği belirtildi.

    Bizler de Saadet Partisi Gençlik Kolları olarak, “Önce Ahlak ve Maneviyat” ilkemiz gereği, gençliğimizi madde, alkol ve teknoloji bağımlılığından ve zararlı alışkanların pençesinden kurtarmak ve onlara kendi değerlerimize bağlı olmayı ve bu değerlere bağlı kalarak bir yaşam sürdürmelerini öğütlüyor ve öğretiyoruz.

    Türkiye uyuşturucu, sigara, alkol vb. zararlı maddelere erişimin en kolay olduğu ülkeler arasındadır ve erişim son yıllarda daha da kolaylaşmıştır. Anne babaların aleni sigara içmesi, çocukların bunu bir adım öteye taşıyarak uyuşturucu kullanmaya başlamasını etkilemektedir.

    Sigara üretiminde dünyada 7. Sırada yer alan ülkemiz, 2.72 milyar dolar ekonomik kayba uğramakta ve 110 bin insanını zamansız ve erken toprağa vermektedir.

    Asıl alkol bağımlılığın üniversite yıllarında aileden ve koruyucu çevreden uzakta başladığı ve sonrasında da devam ettiği anlaşılmaktadır. Eğitim sürecinde stresli olan ve aşırı sorumluluk yüklenen gençlerin, eğitimli olmalarının aksine eğitimsiz gençlere göre daha çok alkole eğilim gösterdikleri araştırmalar sonucu anlaşılmaktadır.

    Yeni anayasa çalışmalarının gündemde olduğu bugünlerde mevcut anayasaya baktığımızda 58. maddenin ikinci kısmındaki ödevler; alkolizm, uyuşturucu bağımlılığı, suçluluk, kumar gibi temelde bazı olumsuz durumlardan gençlerin korunması noktasında ilk başta makul sayılabilecek bir içeriğe yer vermiştir. Ancak bugün 1982 Anayasasında en çok ihlal edilen düzenleme olarak göze çarpmaktadır. Özellikle iddaa, spor toto, at yarışı, milli piyango gibi kumar benzeri kötü alışkanlıkların devlet eliyle organize edilmesi, teşviki ve devletin kazanç sağlaması karşısında devlete böyle bir ödevin verilmiş olması büyük bir tezattır.

    Anayasa maddesinde geçen “alkol düşkünlüğünden koruma” ifadesi ile alkol tüketiminin düşkünlüğe varmayan boyutu anayasal açıdan serbest bırakılmış olup madde kendi içinde çelişmektedir. Alkol tüketiminin azı ile başlayan durum sorunlu görülmezken düşkünlük haline gelme halinde devletin gençliği korunması ödevi devreye girmektedir. Ancak düşkünlük boyutuna vardıktan sonra gençliğin korunmasından değil tedavisinden bahsedilebilir. Dolayısı ile alkol boyutundaki bu düzenleme oldukça sorunludur.

    Devletin uyuşturucu maddeler konusundaki görevi gençliği sonuçlardan koruyarak izole etmek değil; üretimi, ticareti, sevkiyatı, dış destekleri gibi sebeplerin ve kaynakların kendisiyle mücadele ederek toplumun tümünü ilgilendiren bu illetten kurtarmaktır.

    Görülüyor ki; anayasadaki gençlerin zararlı alışkanlıklardan korunması ile ilgili maddeler, zararlı alışkanlarla mücadele noktasında yetersiz kalmaktadır. Yeni anayasada ve kanunlarda gençlerle ilgili olası maddelerde gençlerin korunması değil, kendine özgü durumlarının kabulü ile gençliğin manevi olarak güçlendirilmesi yaklaşımının geçerli olması daha uygun olacaktır. Bu amaçla devletin, gençlerin gelişimini, toplumsal ve siyasal yaşama aktif ve eşit biçimde katılmasını sağlayacak çalışmaları yürütmesi ve desteklemesi yönünde olumlu tüm önlemleri alacağına dair bir düzenleme daha uygun gözükmektedir.

    Basın açıklamamıza burada son verirken, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 58. Maddesinde yer alan “…Devlet, gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır.” ilkesi gereği HÜKÜMETİ ve YETKİLİ ORGANLARI ANAYASAYANIN GEREKLERİNİ YAPMAYA DAVET EDİYORUZ” şeklinde açıklamada bulunuldu.

  • Umut ,En Büyük Zaferdir!

    Umut ,En Büyük Zaferdir!

    8 Mart Dünya Kadınlar Günü Dolayısıyla bir açıklama yapan MİSİAD Çorum Şubesi Kadın Kolları Başkanı Nazik Bulut, dünya nüfusunun yarısından fazlasını kadınların oluşturduğunu ve diğer yarısı ile aynı haklara sahip olduklarını belirterek, kadınların mevcut sorunlardan kurtulması için mücadeleye sunulacak katkının çok önemli olduğunu söyledi.

    8 Mart’ın önemini vurgulamak için onun nasıl doğduğunun iyi anlatmak gerektiğinin altını çizen Bulut, açıklamasının devamında şu görüşlere yer verdi; “8 Mart 1857’de Amerikalı kadın işçiler “eşit işe eşit ücret”, “sekiz saatlik işgünü” talepleriyle fabrikalarda greve çıkarlar. Yapılan direnişlerde birçok kadın polisler tarafından öldürülür. O günden sonra kadın işçilerin bu onurlu direnişi aynı zamanda kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesinin bir simgesine dönüşür. Günümüzde ekonomik bağımsızlığını elde eden kadınların sayısının giderek artmasıyla birlikte , daha genç yaşta kadınlar yaşadıkları sorunların fark edilmesi ve çözüm üretilmesi konusunda siyasal, ekonomik ve kültürel anlamda mücadelelerini sürdürmektedirler.Peki bir kadın olarak neden mücadele etmeliyiz ?

    Kimsenin namusu olmamak için, Gerici ve cinsiyetçi kadın politikalarına dur demek için, Bedenlerimizi bir savaş ganimeti olmaktan kurtarmak için, Eşit iş ve eşit ücret için, Emperyalist savaş ve işgallere dur demek için, Koşulsuz kreş hakkı için, Çocuk yaşta zorla evlendirilmeye ve başlık parasına son vermek için, Töre ve namus cinayetlerine kurban gitmemek için, Hayatın hiçbir alanında cinsiyetimizden dolayı ezilmemek , sömürülmemek, aşağılanmamak için, Eğitimde cinsiyet ayrımcılığına son vermek için,

    Sigortasız ,sendikasız,güvencesiz çalışmaya dur demek için,

    Kürt, Türk, Ermeni, Arap halklarını birbirine kırdırmaya çalışan ırkçı politikalara geçit vermemek için;

    Sınıfsız, sınırsız, sömürüsüz bir dünya için;

    Okulda, otobüste, dolmuşta , sokakta , işyerinde yaşam alanlarımızın giderek daraldığı ve yürümeye korktuğumuz her noktada fuhuşa, cinsel sömürüye, tacize, tecavüze bir Özgecan daha kurban gitmesin diye, bir Cansel Buse Kınalı daha intihar etmesin diye, töre cinayetlerinin sembolik ismi olan Güldünya’lar öldürülmesin diye, Gazetelerin üçüncü sayfalarına aylarca Münevver Karabulutlar vahşet ve cinayet haberi olmasın diye kadınlar olarak tek yürek,tek ses ve tek nefes olarak mücadelemiz devam edecektir.

    8 Mart dünya kadınlarının en büyük başarısı dil, din, ırk, ideolojik, siyasal, politik anlayışlar gözetmeksizin bütün dünya kadınlarının yer mekan önemi olmadan bir arada olmaları ve mekanlar farklı olsa da aynı anda aynı şeyleri hissetmeleri, düşünmeleridir. Yani en büyük devrim bugün bir yürek ve bir ses olmamızdır. Bu vesileyle kadın oldukları için ikinci sınıf insan muamelesi görmeyi reddeden susmayan, haksızlık karşısında altta kalmayan kadınlarımıza adanmış 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyor ve şunu belirtmek istiyorum ki; umut en büyük zaferdir umudunu yitiren mücadele gücünü de yitirir mücadelesi olmayanın zaferi olmaz. Umudumuzu hiçbir zaman yitirmememiz dileğiyle .Dünya Kadınlar Günümüz kutlu olsun.”

    Kadınım; Ne tarihim belli ne de suretim;

    Ne celladım belli, Ne yaşama sebebim.

    Kadınım; başım önde yaşarım, Korkar insanlık başımı kaldırmamdan çünkü;

    Bilirler kendi ayıpları yazar anlımda .

  • ‘Kadını Güçlü Olan Toplumun Kendisi de Güçlüdür’

    ‘Kadını Güçlü Olan Toplumun Kendisi de Güçlüdür’

    Çorum Valisi Ahmet Kaya, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle bir mesaj yayınladı.

    Kara, yayınladığı mesajında “Aile kurumunun temel taşı, değerlerimizin temsilcisi, taşıyıcısı ve koruyucusu olan kadınların, hayatın bütün alanlarına etkin bir şekilde katılmalarına imkân sağlayacak şartları hazırlamak, her türlü ayrımcılığa karşı mücadele etmek, kadın erkek herkesin sorumluluğudur.

    Ülkemizde kadınlarımızın sosyal yaşamda hak ettikleri yere gelmesi için önemli adımlar atılmaktadır. Yenilenen ve geliştirilen yasal düzenlemeler uygulamaya konuldukça kadınlarımızın mevcut sıkıntıları daha da azalacaktır.

    Kadınlar iş hayatındaki başarıları kadar, yetiştirdikleri nesillerle de Ülkenin geleceğinin şekillenmesine herkesten daha çok katkıda bulunmuşlardır. Bu nedenle kadınlarımıza ne kadar güzel fırsatlar sunabilirsek, toplum olarak o oranda daha güçlü olacağız. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımızın çalışmalarıyla kadınlarımıza hak ettikleri değer verilmiştir. Hayata geçirilen projelerle, geleceğin kadınları, anneleri olan kız çocuklarımızın eğitimine önem verilmiş; kadın hakları, aile ve çocuk eğitimi gibi pek çok konuda, gerek Devletimiz gerek sivil toplum kuruluşları ve kadın örgütleri tarafından eğitim çalışmaları yapılmıştır.

    Geçmişten günümüze baktığımızda kadınlarımız, tarihimizin her evresinde toplumsal hayatımızın, millet ve devlet yapımızın odağında yer almış, fedakârlıkların en yücesini yapmışlardır. Kurtuluş Savaşında; kanını, canını, emeğini ve evladını memleketin kurtuluşuna ve bağımsızlığına adamıştır. Kadınlarımız, özverili ve üretken çalışmaları ile aileyi ve toplumumuzu şekillendiren en önemli varlıktır. Aile kurumunda kadın, sadece çocuklarımızın topluma hazırlanmasında değil, ailede sağlıklı bir iletişim ortamının kurulmasında da etkilidir. Bu nedenledir ki analar, “Cennet anaların ayağının altındadır” hadisi ile Cennetle müjdelenmişlerdir.

    Bu duygu ve düşüncelerle tüm kadınlarımızın,  8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyor, sevginin, şefkatin, özverinin simgesi olan kadınlarımıza sağlık, mutluluk, başarılar diliyor sevgi ve saygılarımı sunuyorum.”dedi.