‘’Şehri imar ederken nesli ihya etmeyi ihal ederseniz, ihmal ettiğiniz nesil imar ettiğiniz şehri tahrip eder.’’ (T.Cansever)
Bir şehrin nüfusa paralel olarak gelişmesi, teknolojik yenilikleri zamanında yakalaması, alt yapısının, ulaşımının, şehir planlamasının çağın gerekliliğine uygun tesis edilmesi zamanla büyümenin getirdiği sıkıntıları giderecek, şehre rahat nefes aldıracaktır. Yetkililerin akşam ve sabah trafiğin yoğun olduğu, kilitlendiği yerleri, yağmur yağdığı vakit su birikintilerinin olduğu sokakları tespit ederek acil müdahalesi şarttır.
Şehrin kültürünü yansıtan eski konakların, evlerin tadilat ve bakımdan geçirilerek turizme kazandırılması insan sirkülasyonunu artıracak, arz talep dengesini kuracak, ticari faaliyetlerin gelişmesine sebep olacaktır.
Sadece caddelerin değil ara sokaklarında bakım ve onarımının yapılması şarttır. Oto park sorununun giderilerek cadde üzerinde bulunan otomobillerin oto parklara yönlendirilmesi rahat nefes aldıracaktır.
Merkezde trafik ışıklarının olmaması, insanların bir birlerine karşı olan medeni davranışları sergilemektedir. Saat kulesi ilimizin simgesidir, ancak her tarafı betonlanmış adeta taş yığını hali dönüşmüş, çevresine en azından büyük saksılarda çiçekler konularak estetiğinin artırılması hoş bir görünüm katacaktır. Kültürel bakımdan evet belediyemiz faaliyetlerde bulunmakta, bu yeterli değil İl Kültür Müdürlüğü’nün de katkıda bulunması şehrin tanıtımında büyük yer alacaktır. Sadece bir konağın faaliyet göstermesi kafi değildir bu yaygınlaştırılmalı, atıl vaziyette bekleyen Devane, Üçtutlar, Karakeçili Mahallelerinde bulunan tarihi yapıların bakım ve onarımları yapılarak insanların hizmetine sunulmalıdır. Gelişen ve gittikçe büyüyen ilimizin ulaşım sorunu şimdiden alınacak tedbirlerle ileride sıkıntı çekilmeden rahat, huzurlu, stressiz, evlere dönüş sağlanmalıdır, tranvay ağı kurulmalıdır.
Sanayi hatırı sayılır vaziyette artmış, özel müteşebbislerle gelişmiş ve devletin yatırımları ile daha da farklı bir boyut kazanmıştır. Israrla istenmesine rağmen hava limanı inşa edilemedi, ancak tirenin gelmesi, kırk dilim tünellerinin kazandırılması gelişime daha da etken olacaktır.
Ankara Çorum yolu ne yazık ki hiç de hoş değildi, ancak siyasilerin parmak basması ile düzenlemesi yapıldı, malum en çok kazaların olduğu ve kışın kapanan koparan mevkii artık rahat ulaşılabilir oldu. OSB verilerine göre 138 ülkeye 526 milyon dolarlık ihracatı küçümsenemeyecek kadar büyüktür, bu devletin desteği olmadan özel sektörün çabaları ile oluşmuştur.
Bulunduğu bölge itibarı ile güneyde Yozgat ile başlayan sınır Akdeniz’e kadar uzanmakta, kuzeyde Samsun, Sinop, Kastamonu, doğuda Amasya, Tokat, Batıda Ankara, Çankırı, Kırıkkale bulunmaktadır bir çok ili birbirine bağlayan merkez konumda bir il, kapalı 400 km’lik bir çember çizildiğinde 16 milyonluk pazara ulaşabilir, üzücü olan yıllarca bu bölgenin yatırımlardan mahrum bırakılması, hamlelerin yavaş seyrettirilmiş olması gereken yatırımların zamanında yapılmaması gelişimi sekteye uğratmış memur şehri olmuştur.
Malum Türk milleti 24 Oğuz boyundan müteşekkildir, bunların 21 Çorum’da iskan etmişler (Prof. Faruk Sümer) bir çoğu boy isimlerini kullanmaktadır. Zengin tarihi vardır, fethedildikten sonra bir daha düşman ayağı basmayan şehir, ama gariptir ki fetih kutlaması yoktur, resmi organlar bunu da bir an önce gündeme alıp kutlamaları yapmalıdırlar.
Kuruluşu çağlar öncesine dayanan şehrin tarihi dokusu korunduğu gibi yeni açılacak iskan alanlarında geçmişe entekre olmuş bir yerleşim oluşturulmalıdır. Ulu camiinin ve veli paşa hanının çevresinin düzenlenmesi, ayakkabıcılar arastasının tadilatı hoş bir görünüm kazandırmıştır, fakat bu yeterli değil, daha zengin kültürün gün yüzüne çıkartılması temin edilmeli, kalenin çevresi ve önemli yatırların bulunduğu yerler tadilatı yapılıp tanıtıma açılmalıdır( Elvan çelebi; Abdalata Sultan; Seydim dede; Hıdırlık erenleri).
Sanatçılar Sokağı dükkanları çok geride kalmış göz önünde olacak bir konumda olması daha hoş olacaktır. İş adamlarının şehre sahip çıkması yatırımları artırdığı gibi dışa açılımı da temin etmiştir. Bunlar yeterli değildir daha fazlası olmalı orta Karadeniz Bölgesi’nde hatırı sayılır bir düzeye gelerek ekonomiye katkı sunarken, iş istihdamınındı yaratılması beraberinde gelecek, göç vermeyen bir bölge olacaktır.
Tarihi geçmişi kalıntılarla tescillenerek arz edilmesi gerek, birçok bölgede arkeolojik eserler mevcutken ne gariptir bulunduğu yerlerden alınarak müzenin bahçesinde bir köşede bekletilmesi gibi (Taş oyması kral tahtı).
Milli oyunlarının düğünlerde mutlaka oynanması, astrolojisinin tescillenerek insanlara sunulması ve tanıtımın yapılması şarttır. Bu konular üzerinde çalışacak arge’nin kurularak daha özenle araştırma ve geliştirme çalışmaları yapılmalıdır, karanlıkta kalmış gün yüzüne çıkmayı bekleyen kaybolmaya yüz tutmuş kültürümüzün canlandırılması sağlanmalıdır.
Edipleri, şairleri, yazarları, şehitleri, gazileri, sanatkârları mutlaka devirden devire taşınmalıdır, unutulmamalıdır.
Hali hazırda kırsal kesimde birçok kültürümüz yaşatılmaktadır bunların toplumun geneline yayılması ve resmileştirilme çalışmaları temin edilerek uluslararası tanıtımı yapılmalıdır.
Kendine has diliyle edebiyatını, eser verenleri ve eserlerini topluma kazandırmak milli kültüre katkısı olacaktır.
‘’ Söz vermek bir mana ise sözü tutmak binbir mana…!!! Herkes söz vermesini bilir ama ‘’ şeref’’ yürekli olana.’’ (Mevlana9
ALLAH’A EMANET OLUN
Namık GEDİK



Demokrasi Kime Göre, Kıyafet Neye Göre?
Sevgi Kurtarır
Nasıl Bir Çağ?
Özü Sözü Bir
İnsanı Geçmişiyle Taşlamak
