‘’Biz, dile ve söze değil, öz’e ve hala bakarız…’’ (H. Bektaşi Veli)
Milletlerin tanımına has, özdeşleşmiş, her biri söz konusu olduğu vakit o milletin adı anlamına gelen milli değerler. Gerek manevi, gerekse milli kültürün tarifi mensubiyeti olan milletleri çağrıştırır. Yeryüzünde nereye giderse gidilsin kendini tanıtma yerine halve hareketlerinden hangi millete mensup olduğu anlaşılır, bu millete has değerlerin yaşanması ile ortaya çıkar.
Millet olmanın bir takım şartları, bir birini tamamlayan bazı hasletleri vardır, hepsinin toplamı aidiyet duyulan milleti tarif eder. Bu değerlerden şaşmak, veya taviz vermek yok olmakla eş değerdir, yaşatmak ise değerlere sahip çıkmakla olur.
Yozlaştırmak, yok saymak veya aleni taciz elbette büyük tepkilere sebebiyet verecektir. Göz önünde bulunanlar toplum önderleri, STK lar, siyasetçiler milli ve manevi değerlere özen göstermek zorundadırlar, zira aksi bir durum geri dönüşü olmayan yola girmek demekdir.
Malum millet olarak inanç sistemimiz % 99 Müslüman topluluktur, İslamiyet’i kabul etmeden öncede ona yakın, bağdaşan gelenek, görenekleri sahiptiler ve o yüzden İslamiyet’i seçerken zorla değil kendiliklerinden kabul etmişlerdir.
Her topluluğun içerisinde mutlaka inançlara ters hareket edenler olacaktır, ataistler, deyistler, batıl olanlar, çok eski tarihlerde bir yaratıcının olduğuna inanılmış ancak bunu kendi yaptıkları heykellerde aramışlardır ve nihayetinde helak olmuşlardır.
Bugün tarihi vesikalar gün ışığında olduğu halde halen inanmayanlar mevcut. İnanç kavramımız haram helal diye ikiye ayırmış, bunların yasak olanlarından kaçınmayı, helal olanları istifade etmeyi bizlere tebliğ etmişler, zamanla bir takım insanlar hasan sabbah gibi sapkın fikirleri topluma enjekte ederek kendilerine feda olacak uyuşturulmuş kitle yaratmışlar, artıkları günümüze kadar sirayet etmiştir. İnacımız gereği ölünün arkasından konuşmak caiz değildir, onu incitecek hareketlerde bulunmakta aynı düzlemdedir.
22 Ocak 2022 Tarihinde Kamer Genç’in mezarı başında rakı içip, mezara dökmeleri en büyük saygısızlıktır, bu hareket yapılırken etraftaki meftalarada hakaret edilmiş demektir, hiç bir inanç sisteminde böyle husus yoktur.
Hani derler ya ‘’ Dünyada biter bizde bitmez, denize atsan balık olurlar’’ yapılan hareketten dolayı halktan özür dilenmediği gibi ekran güzelleri bu hadiseyi savunmaya, hatta böyle bir geleneğin olduğunu dillendirmeye çalıştı, ancak gerekli yerlerden ikaz edilince özür dileme zahmetinde bulundu (hlk tv).
Hani derler ya minareyi çalan kılıfı hazırlar, ancak herhalde bayağı uzun geldi, aşikar oldu çark etti.
Siyasetçiler hiç bir ayrım yapmadan, her kesimi kucaklamak ve o doğrultuda politikalar üreterek bir ve beraber olmayı temin etmelidirler. Ayrımcılık yıkıcılığı, kargaşayı ve kaosu servis eder, şuurlu ve bilinçli yöneticiler hiç bir vakit böyle bir halin zuhur etmesine müsaade etmez.
Aklıselim kimseler toplumu parçalama yerine bir olmaya, beraber olmaya, sıkıntıları kucaklayıp çözme eğiliminde olması şarttır, germeden, ikilik yaratmadan, hassas noktaları kaşımadan kucaklayıcı olmaları gerekir.
Yapmak yüz yılları alır, yıkmak saniyelik iştir, dikkatli olmak, düzgün lisan kullanmak zorunluluktur. Bilerek ve aleni yapılan her hareketin bir sonucu elbette olacaktır, çıkacak olan anarşi ve kargaşa her kesime kaybettirir, millet hadiseleri çıplak gözle gayet net görebilmektedir. Milli ve manevi değerlerle uğraşanların hangisi iflah olmadan dünyaya veda etti? Saygı gösterirseniz, saygı görürsünüz. Ülkeyi hiç bir kimse arka bahçesi sanmasın, bunun üzerinden oyunlar kurgulamasın, altında kalır ezilir gider.
Aykırı dil kullanıp kendilerini toplum üzerinde gören kişiliksizlikler ilk etapta göz doldursada, fazla bir zaman geçmeden gerekli tepkiler aşikar olacak, siyasette oy kaybına, STK lar da ise al beniyi ve ilgiyi azaltacak ufak olsun, benim olsun mantığı işletilecek, insanların düşünceleri ve inançları doğrultusunda istem dışı tepkiler hasıl olacak bu görünür olarak hissedilecektir.
Demokrasi dahi bu şekilde hal ve hareketlere cevaz vermemektedir, ben bilirim, dediğim doğrudur diyerek kitleleri küçük görenler, zamanı gelince bedelini ağır bir şekilde öder, sivri dilli, incitici, yalan yanlış, haber ve uygulamalar ters tepecektir. Mesele demokrasinin çerçevesi içerisinde tüm kesimleri, inançları, yaşam standartlarını kabul ederek incitmeden kucaklayıcı rol model olmalıdırlar.
Ülkemizin geleceği açısından önem arz eden inanç kavramlarına saygı göstererek ayrıştırmadan saygı çerçevesinde birleştirici rol oynamak zorunluluktur. Devletin geleceğini ve varlığını düşünenlerin yaptıkları her işte önce ülkem düsturunu ilke edinmelidirler.
‘’ İnsanoğlunun en büyük düşmanları, yalancılık, nefsine düşkünlük, mal ve mevki hırsı, gıybet, edepsizlik, hiyanet ve hakkı inkardır.’’ (H.Bektaşi Veli)
ALLAH’A EMANET OLUN
Namık GEDİK



Yeni Bir Çağ!
Kucağı Boş Kalan Çocuk
Alışveriş Merkezleri (AVM)
Kar Yağdı
Şiir
