‘’ Sizin en kötünüz, İnsanları çekiştirerek Dostlar arsında ayrılık düşüren, ve temiz insanlara kusur bulandır’’ (HZ.ALİ)
Ülkemizin bulunduğu konum itibarı ile deprem bölgesi, bunu en küçük bireyimiz bilmekte, okullarımızda devamlı surette tatbikatlar yapıldı. Bilinçlenmek, geçmişten ders çıkartmak ve daha önemlisi tedbir almak, maddiyatı değil insana değer vermek ve onların rızasını almak, yapanı, izin vereni tasdikleyeni minnetle anmak fakat, çalanı, malzemeyi zayıf kullananı da şerle yad etmek.
Göçebe hayatından yerleşik hayata, Anadolu kapıları açıldıktan sonra geçiş yaptık, o dönemlerde de elbette depremler oldu, tarihin seyri içerisinde bakarsak daha eski dönemlerde çok zaiyatlar vermişiz ancak bugün ki yaşanan deprem gibi bir deprem yaşamamışız, ilk depremden dokuz saat sonra ikincisi yakın fayda zuhur etti bu büyük yıkımlara ve can kaybına sebebiyet verdi.
Detaylı incelemeler ve analizler alınan örneklerle elbette bir sonuç çıkacak bu kaçınılmaz, can kayıplarımız geri gelmez. Siyasi lafgüzarlığı yapıncaya kadar elini taşın altına sokacaksın, zira olmayan bir vatanda, yok olmuş ahaliye propaganda yaparsın. Tarihin derinliklerinde inceleme yaparak nerde ne vakit sarsıntılar olmuş, hangi fay diri, hangisi şiddetli deprem oluşturur bunların çeteresi çıkartılarak o yönde plan program hazırlanmalı. Durumdan vaziyet çıkartanlar, felaketi kendi hanelerine kar olarak yazdırmak isteyenler önce halkın gönlünü almanız ve sonra onlara hizmet etmeniz gerek, unutmayın ki bu gün söyledikleriniz yarın sizin önünüze mutlaka gelecek işte o zaman utanacaksınız. Bu hadisenin insan üzerindeki psikolojik travması incelenmeli, mazur kalan çocuklara gerekli destek verilmeli, zihinlerinde oluşan korku giderilmeli ki geleceğe emin adımlarla yürüsün. Yıkmak o kadar kolay ki ama yapmak inşaa etmek çok zor, yıkarken hiç bir hesabı düşünmüyor, yapmaya uğraşmıyoruz, ancak yaparken işte o zaman zorlanıyor, her ince detayı gözden geçiriyor, o yönde tedbirler alıp düzenlemeye gidiyoruz. Teknik açıdan bir arızanın giderilmesi için önce aletin kablosuna bakılır, sonra gövdeye gelinir, inşaatın temel unsurları nedir elbette kiriş ve kolonlardır ve zemin etüdü bu üçü bir birleri ile paralel olmak zorunda, zira he rüçünden birisi olmazsa o vakit yapılan işin ehemmiyeti ortadan kalkar. Zemin kontrolünden sonra o doğrultuda demir ve beton kullanılmalıdır, aksi takdirde bugün yaşadığımız olayı yaşarız ve binlerce canın yitip gitmesine sebep oluruz. Elbette bahsettiğimiz hususlar göz önünde bulunduruluyordur anacak para hırsı ve çok kazanmak az masraf, insan hayatını hiçe saymaktır, bu vicdani sorumluluk çok büyük bir yüktür ve asla aklınızdan çıkmaz. Ne gariptir böyle bir günde manipülasyon yapan gerek görsel ve yazılı basın, gerekse sosyal medya fenomenleri ve sufleyi veren siyasiler durumdan kendilerine halen pay çıkartmamış gözükmekteler. Acılar paylaşınca hafifler asla unutulmaz kalbinin bir köşesinde yer tutar, birlik ve beraberlik zamanla unutturur ve insanları hayata bağlar, yalnızlığın olduğu bir yerde psikolojik olarak çöküntü yaşanır, her saniye aklına gelir ve hüzün çöker, fakat seni kucaklayan, saran dostların olursa kısa zaman diliminde kendini toparlarsın. Toplum önderleri samimi, liyakatli, ihlaslı ve vakur duruşları ile verdikleri mesajlar elbette sevinçlere gark olacak, ben olmaktan biz olmaya doğru yol alacaktır.
Malum bu deprem sadece ülkemizde değil komşularımızda da hissedildi, yıkımlar oldu bilhassa Suriye ne gariptir bir siyasi aktör prof olan muhterem gidiyor bölgede
-Suriyeliler bize göç ediyor,
-Enkazdan önce AKP’ liler çıkartılıyor,
-Ortada devlet yok, koordinasyon yok,
-Asker daha dün ortada görünmeye başlamış,
– Cumhurbaşkanı yardımcısı sol tarafta konuşurken, sağ tarafta mavi yağmurluklu canlı yayında itfaiye erinin telefonunu çalıyor.
Böyle bir acının yaşandığı zamanda bu tip beyanatlar aklı başında bir kimsenin yapacağı bir hadise değil, kaldı ki o telefonu çaldı dedikleri gönüllü olarak deprem bölgesinde bulunan bir imam varın gerisini siz tartın.
-Efendim üniversiteler açılsın,
-Seçim ertelenmesin,
Hayırdır bu neyin telaşı, neden panik yapılıyor saç baş dağınık surat bir karış. Ülkemin ve halkımın yararına ne olması gerekiyorsa o yapılmalı, önce insan denmeli sonra ben ama gördüğümüz kadarı ile bunlar nefislerinin kuyruğuna takılmış gidiyorlar, sonuçları hesap etmiyorlar sadece yapılacak bir hamlenin kendi aleyhlerine olacağının hesabını yapmaktalar, oysa bu gün, o gün değil milletimizin yaralarının ivedilikle sarılarak normal hayata geçilmesi önemsenmeli. Seçimi yaparsın, üniversiteleri açarsın ama bu travmayı hemen atamazsın zaman gerek. Devlet elinde bulunan argumanları deprem den hemen sonra neden kullanmadı diyenler ya sizler o an yaşananları bilmiyorsunuz, bilinçli olarak mı beyanat veriyorsunuz, hangi yolla ulaşacaklar, hangi piste inecek, havanın o günkü durumu müsait mi, sen şayet bunları hesap edemezsen zaten teslim bayrağını çekmişsin demektir. Ülkelerin yardım seferberliği başlatması dahi bizim içimizde ki ruhlara tesir etmemiş olacak ki halen daha sandıkta ne kadar oy alırım hesabı peşinde, ey aklı gıt acılarını paylaşmadığın bir yerden sen neyi talep edeceksin.
Millet olarak yaşanan felaketlerden ders çıkartarak ülkenin birliğini, dirliğini tesisi etmek zorundayız arada çıkan parazitleri önemsemeden minimize etmeliyiz, aksi propaganda yapanları kararlı duruşlarımızla geri göndermeliyiz önemli olan Türk Milletinin birliği, dirliğidir, gerisi teferruat, provakatörlere, kendilerine pay biçenlere, insan olmaları konusunda gereken dersi birliğimizle vermemiz şarttır. Hesaplaşma olur ancak şimdi hep beraber yaraları sarma zamanı.
‘’Ay doğmuyorsa yüzüne, güneş vurmuyorsa yüzüne kabahati ne güneşte, nede ayda ara! Gözlerindeki perdeyi arala’’
TEK YÜREK TÜRKİYE



Anneler Gününüz Kutlu Olsun
Mehter
Edep Yahu!
İyi İnsan Kimdir?
Toprağın Altındaki Altın mı, Üstündeki Hayat mı?
