Yazar: Heri Haber

  • Alişan Yaşar Güven Tazeledi

    Alişan Yaşar Güven Tazeledi

    AK Parti Mecitözü 6. Olağan Kongresinde ilçe başkanlığına tekrar seçilen Alişan Yaşar güven tazeledi.

    AK Parti Çorum İl Başkanı Mehmet Karadağ ilçe kongresinde yaptığı konuşmada, 2019 yılında Mecitözü’ndeki belediye seçimlerini kazanacaklarını söyledi.

    İlçe Başkanı Alişan Yaşar ile her bir araya geldiklerinde ilçeye yapılacak ve yapılması planlanan yatırımların yanı sıra belediye seçimlerini kazanmanın hesabını yaptıklarını ifade etti.

    2019 yerel seçimleri öncesi seferberlik ilan eden Karadağ, “Bizde kongrelerin bittiği günün sabahı seçim çalışmalarına başlıyoruz. Alişan Yaşar ve yönetimiyle hep beraber Mecitözü’nde yeni bir hamle başlatalım. Mecitözü’nde AK Partiliyim diyen hiç kimse kendisini dışlanmış hissetmeyecek. Bunu böyle görüp başkan ve yönetimin etrafında kenetlenecek. Belediyeyi almak zorundayız. 2019 yılında yüzde 50+1 geçmek için oylarımızla rekor üstüne rekor yapmak zorundayız” dedi.

    AK Parti İl Koordinatörü Recep Yıldırım ise, Mecitözü ve Sungurlu’dan geçtiğinde içinin cız ettiğini belirterek, “Buradan Amasya ve Tokat’a geçtiğimde içim cız ediyor. Un var. Şeker var. Yağ var. Usta var. Belediye helvası yapamıyorsunuz. Bir örnek de Sungurlu. Oradan da Çorum’a gelirken içim cız ediyor. Oyumuz yüksek. Herşey tamam. Kazanılmış olan belediyeyi sen ben kavgasından Sungurlu’da kaybetmişiz. Pele’ye sormuşlar “bu kadar gol atıyorsun, takımını şampiyon yapıyorsun başarısının sırrı nedir” diye. O da, “Arkadaşlarım bana pas veriyor, ben gol atıyorum” demiş. 2019 yılında belediye gölünü attırın artık yeter. Bu imkan sizde var. 2019 yılında cızları, üzüntülerimizi sona erdirin” ifadelerini kullandı.

    AK Parti Çorum milletvekili ve TBMM İdare Amiri Salim Uslu da, konuşmasında ana muhalefet partisi ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu eleştirdi.

    Türkiye’nin S-400 füzesi alımına ilişkin açıklamalarına ABD, AB ülkeleri ve FETÖ’nün yanı sıra CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun karşı çıktığını dile getiren milletvekili Salim Uslu, “Kılıçdaroğlu’nu mazur görmek mümkün. Dün söylediği ile bugün çelişiyor. Dün ‘terörist’ demezken bugün farklı bir şey söylüyor. ‘Neden silahlar gidip teröristleri öldürüyor’ diyor. Oysa teröristler askeri, polisi, korucuyu, işçiyi şehit ediyorlar. İş makinelerini yakıyorlar. Ondan sonra Kılıçdaroğlu’nun vekillerine göre onlar pikniğe gidiyor. Hem insanımızı şehit edecekler hem de senin vekilin çıkacak ‘pikniğe gidiyorlardı’ diyecek. Silahlarla pikniğe gidilmesini ilk kez duyuyoruz. Mecitözülüler silahla hiç pikniğe gider mi” diye konuştu.

    Türkiye’nin her çeyrekte kalkınma hızının yükseldiğine dikkat çeken Uslu, Türkiye’nin büyümesinden, gelişmesinden rahatsız olanların ülkedeki istikrarı bozmak istediğine işaret etti.

    15 Temmuz’da milletin geleceği ve bekasına karşı haince bir girişimin devreye sokulduğunun altını çizen Uslu, milletin darbe girişimini geri püskürttüğünü ifade etti.

    Parti içi birlik ve beraberlik mesajları da veren Uslu, “Partimizin kuruluşundan bugüne kadar görev yapan tüm arkadaşlara teşekkür ediyoruz. Listeler yarıştığında onun oluşturduğu hasar, artçı sarsıntılar, bir sonraki seçime kadar devam ediyor. Bölünmeyip birbirimize sıkı sıkı sarılıp Allah için seveceğiz. Bu dava hepimizin nefsinden daha büyüktür. Bu nasip meselesidir. Türkiye’nin bekası meselesinde sen ben kavgasını yapacak değiliz. Böyle bir lüksümüzde yok” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

    AK Parti Çorum milletvekili Lütfiye ilksen Ceritoğlu Kurt ise, Türkiye’nin, Çorum’un ve Mecitözü’nün her şeyin en iyisini hak ettiğini söyledi.

    2019 yılının Türkiye ve mazlum milletler için dönüm noktası olacağını belirten Ceritoğlu, “Bu seçimlerde yüzde 50+1 oy oranı yakalamak zorundayız. Türkiye son 15 yılda o kadar çok kazanımlar elde etti. Türkiye’de hayal dahi edilemeyecek projelere imza atıldı. Bu avantajlarımızı, kazanımlarımızı sürdürebilmek için herkesten söz istiyorum. 2019 yılı Mecitözü yılı olsun” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından gündem maddelerinin tek tek okunarak ibraz edilmesinin ardından seçimlere geçildi. Tek lise ile gidilen seçimlerde Alişan Yaşar güven tazeledi. İHA

  • Hastaneye Bu Görüntüler Yakışmıyor

    Hastaneye Bu Görüntüler Yakışmıyor

    Çorum’da eski hastanenin Doğum ve Çocuk Acil Servis giriş kapısının önünde biriken çöp yığınları ve sigara izmaritleri vatandaşın tepkisine neden oldu.

    Mr çekimine gelen vatandaşlar gördükleri manzara karşısında hayretlere düşerek cep telefonları ile olayı görüntülediler.

    Sağlık konusunda çağ atlayan bir Türkiye’de bu görüntülerin yakışmadığını belirten vatandaşlar, yeni hastane yapıldı diye eski hastanenin kaderine terk edilmesine bir anlam veremediklerini ifade ettiler.

    Çöp ve atıkların çevreye verdiği zararların bilinmesine rağmen hastane girişinin temizlenmemesine bir anlam veremedikleri vurgulayan vatandaşlar, MR çekinmeyen gelenler ayakları ile bu pis yerlere basarak MR çekimine girdiklerini ve böylelikle de  hastane içine bu pisliklerin taşındığını dile getirdiler.

  • Milyonlarca Kiracıyı İlgilendiriyor!

    Milyonlarca Kiracıyı İlgilendiriyor!

    Kira sözleşmesine atılan imzalar hem mülk sahibini, hem de kiracıyı sorumluluk altına alıyor.

    Yargıtay, milyonlarca mülk sahibi ve kiracıyı ilgilendiren önemli bir karara imza attı. Kira sözleşmesinin bütün sayfaları imzalı olmasa da geçerli sayılacak.

    Yargıtay’dan milyonlarca ev sahibi ve kiracıyı ilgilendiren karar. Gaziantep’te 1 Ocak 2011 tarihinde mülkünü kiraya veren vatandaş 30 bin liralık biriken kirayı alamadığı gerekçesiyle kiracı hakkında icra takibi başlattı. Gaziantep 1. İcra Hukuk Mahkemesi’nde açılan icra takibine itiraz ve tahliye davasında savunma yapan davalı kiracı, kira sözleşmesinde imzası olmadığını, kaynağı belli olmayan başka bir mukavelenin arka sayfalarına kendi imzası bulunmayan bir ön sayfa eklenerek hazırlanan bu sözleşmeden haberi olmadığını, bu yüzden borcu kabul etmediğini dile getirdi. Mahkeme, davalının itirazında kira sözleşmesindeki imzasını inkar ettiğinden, icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasına ve mülk sahibinin tahliye isteyemeyeceğine hükmetti. Mahkeme, alacaklının borçlu ile arasında kira sözleşmesi bulunduğunu ispat edecek bir belge ibraz edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verdi.

    Davacı mülk sahibi kararı temyiz edince devreye Yargıtay girdi. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi (kapatılan), davalının davada dayanılan kira sözleşmesindeki imzasını inkar etmediğine dikkat çekti.

    Emsal bir karara imza atan daire, kira sözleşmesinin davalının imzası bulunan başka bir belge ile oluşturulduğunu iddia ettiğini hatırlattı. Kararda şu ifadelere yer verildi:”Dayanak kira sözleşmesinin aslı tek parça olup, sözleşmenin ön sayfasında davalının imzası bulunmasa da Yargıtay’ın yerleşmiş kararlarına göre metin, içerik, anlam ve devam eden maddelerin bir bütünlük taşıması kaydıyla birden çok sayfadan oluşan yazılı sözleşmelerin tüm sayfalarının taraflarca imza edilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır.

    Mahkemece, işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Karar bozulmalıdır. Açıklanan sebeplerle kararın bozulmasına, sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine oy birliği ile karar verildi.” İHA

  • TEOG Sistemi Kalıyor mu?

    TEOG Sistemi Kalıyor mu?

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından sonra Milli Eğitim Bakanlığı’nda hummalı bir çalışma başladı.

    Bakanlığın planladığı yeni sisteme göre, öğrenciler, liselere girişte herhangi bir sınava girmeyecek; 8 yılın başarı ortalaması ile performans notuna bakılacak…

    Milliyet’ten Ayşegül Kahvecioğlu’nun haberine göre Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “TEOG’u artık yanlış buluyorum, kaldırılması lazım” şeklindeki çıkışının ardından, liselere geçiş sisteminde 15 senenin içinde 6. kez değişikliğe hazırlanılıyor. Erdoğan’ın sözlerinin ardından Milli eğitim Bakanlığı’nda (MEB) hummalı bir çalışma başlatıldı. Aslında geçen yıldan itibaren TEOG’da yapılması planlanan değişiklikler bulunuyordu ancak “sınavsız” bir geçiş için henüz erken olduğu düşünülüyordu. Bakanlık yetkililerinden alınan bilgiye göre Erdoğan’ın açıklaması ile çalışmalar bu yönde sürdürülecek. TEOG’un önceden beri sınavsız geçişin bir başlangıcı olarak planlandığını söyleyen yetkililerden alınan bilgiye göre, TEOG yerine planlanan liselere geçiş sistemi şöyle olacak:

    İşte yeni sistem

    Artık merkezi sınav olmayacak. Öğrencinin ilköğretimde geçirdiği 8 yılın başarı ortalaması ile bir performans notu elde edilecek. Yani öğrencinin başarısında okulda kendi öğretmenlerinin yaptığı sınavlar esas olarak değerlendirilecek. Öğrencilerin performans notlarına katıldıkları sosyal, kültürel ve sportif faaliyetler de etki edecek. İzledikleri tiyatro oyunları, opera, bale gibi aktiviteler, çaldıkları enstrumanlar, katıldıkları spor aktiviteleri, devam ettikleri sanat ve spor kursları da belli bir katsayı hesabına göre öğrencilere ek puan getirecek. 8 yıllık eğitimin sonunda ortaya çıkan puanlarla öğrenci, gitmek istediği liseye göre tercih yapacak. Liseler ise kendi puanlarını kendileri belirleyip ilan edecek.

    Bakanlık yetkilileri insanların kafasındaki “bütün okullarda aynı notlandırmanın yapılmayacağına yönelik inancın” ise doğru olmadığını, bu tip bir problemin istisna olabileceğini kaydediyor.

    AL, LGS, OKS, SBS, TEOG

    Türkiye’deki liselere geçiş sistemi son 15 senede sürekli değişikliklere uğradı. Sekiz yıllık kesintisiz eğitim uygulamasının başlamasıyla Anadolu liselerinin ortaokul kısımları kapatıldı, Anadolu liseleri hazırlık ve üç yıllık lise eğitimi vermeye başladı. Yeni düzenlemeyle öğrenciler, 8’inci sınıftan itibaren Anadolu liselerine yerleşmek için sınava girmeye başladı. Sınavın adı liselere geçiş sınavı (LGS) olarak değiştirildi. 2004 yılına kadar devam eden sistem, bu tarihten itibaren Ortaöğretim Kurumları Seçme ve Yerleştirme Sınavı (OKS) olarak isimlendirildi. OKS ise 2008’de kaldırıldı. OKS yerine 6 ve 7. sınıflarda yılsonunda merkezi olarak yapılan Seviye Belirleme Sınavları (SBS) sistemi getirildi. 2009’da ise SBS sadece 8. sınıf öğrencilerine yönelik yapılmaya başlandı. 2012’de SBS aşamalı olarak kaldırıldı; 2013’te SBS son kez yapıldı. 2013-2014 eğitim-öğretim yılından itibaren ise TEOG sistemi getirildi.(milliyet)

  • MEB’den Flaş Kararlar

    MEB’den Flaş Kararlar

    MEB tarafından gerçekleştirilen düzenlemeye göre, ilk derse 5 defa geç kalan öğrenci, yarım gün devamsızlık yapmış kabul edilecek.

    Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB) gerçekleştirilen düzenlemeyle, öğrencilerin okula geç kalmayı alışkanlık haline getirmemesi için ilk derse 5 defa geç kalan öğrenci, yarım gün devamsızlık yapmış sayılacak.

    Milli Eğitim Bakanlığınca hazırlanan “Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi.

    Buna göre, “özel eğitim meslek liseleri”nin kurulması kararlaştırıldı.

    Yoğunlaştırılmış eğitim programına göre, işletmelerdeki mesleki eğitim, haftalık azami çalışma saatini geçmemek şartıyla velinin veya reşit ise öğrencinin isteği doğrultusunda haftada 6 gün olarak da planlanabilecek.

    Ders seçimi, okulun imkanlarına bağlı olarak veli, sınıf rehber öğretmeni ve rehberlik öğretmeninin bilgisi dahilinde öğrenci tarafından şubatta yapılacak, e-Okul sistemine işlenecek ve Kitap Seçim Modülü’ne kitap ihtiyaç sayısı girilecek.

    Grup oluşturulamadığı için açılamayan dersler okul yönetimince ilan edilecek. Bunları seçen öğrenciler, tercihleri doğrultusunda açılan seçmeli derslere yönlendirilecek. Süresi içerisinde seçim yapmayan öğrencilerin dersleri okul yönetimince belirlenecek.

    – Kadın öğretmenlerin süt izin süreleri dikkate alınacak

    Haftalık ders programının hazırlanmasında kadın öğretmenlerin süt izin süreleri de dikkate alınacak.

    Yönetmelikle, açıköğretim kurumlarının yer aldığı madde hükümlerine, açıköğretim imam hatip liseleri de dahil edildi.

    Ayrıca yönetmelikle, nakil komisyonlarının, öğrenci yerleştirme görevlerini yürütürken dikkate alacakları hususlara açıklık getirildi.

    Buna göre, nakil komisyonu, anne veya babası ölen, Sosyal Hizmetler Kanunu kapsamında koruma kararı verilen, koruyucu aile yanına yerleştirilen, evlatlık edinme öncesi bir yıllık geçici bakım sürecinde olan, Çocuk Koruma Kanunu kapsamında eğitim veya bakım tedbiri kararı verilen, Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun çerçevesinde ikameti geçici olarak değiştirilmek zorunda kalınan çocukların nakil ve geçiş işlemlerini, bu halin ortaya çıkmasından itibaren en geç 6 ay içinde kontenjan şartı aranmaksızın, bir defaya mahsus olmak üzere, aynı türden okullara dengeli bir şekilde yapacak.

    – Sınıf oluşturmada öğrenci sayısı şartı

    Komisyon, güzel sanatlar liselerine uluslararası yarışmalarda ilk üçe girenlerin, spor liselerine ise milli sporcu unvanını kazanmış ortaöğretim kurumlarının 9. ve 10. sınıf öğrencilerinin, bu durumlarını belgelemeleri kaydıyla yetenek komisyonu kurulmadan boş kontenjan bulunan okullara her sınıf bazında ikişer kontenjan kullanılarak 1 Ekim-31 Aralık’ta nakillerini yapacak.

    Mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarında 9. sınıfa kayıt yaptıran ve sınıf tekrar edenler dahil öğrenci sayısı 10’dan az olan programlarda sınıf oluşturulamayacak.

    – 5 defa geç kalma “yarım gün devamsızlık” demek

    Yönetmelikte, öğrencilerin okula geç kalmayı alışkanlık haline getirmelerini önlemek amacıyla da değişikliğe gidildi. Geç gelme, birinci ders saati için belirlenen süreyle sınırlanacak. Her 5 defa geç kalma, yarım gün devamsızlık olarak yazılacak. Bu sürenin dışındaki geç gelmeler ise devamsızlıktan sayılacak.

    Devamsızlık yapan öğrenciler, ders öğretmeni tarafından yoklama fişine, ilgili müdür yardımcısı tarafından da e-Okul sistemine işlenecek.

    – 30 günü aşanlar “başarısız” sayılacak

    Devamsızlıkta özürsüz 10 günü, toplamda 30 günü aşan öğrenciler, ders puanları ne olursa olsun başarısız sayılacak ve durumları yazılı olarak velilerine bildirilecek.

    Özürleri nedeniyle 60 günlük devamsızlık kapsamında değerlendirilen öğrencilerin dönem puanları zorunlu hallerde bir sınav eksiğiyle verilebilecek.

    Ancak üniversite, eğitim ve araştırma hastaneleri veya tam teşekküllü hastanelerde kontrol kayıtlı sürekli tedaviyi ya da organ naklini gerektiren hastalığı bulunanlar, tam zamanlı kaynaştırma yoluyla eğitimlerine devam eden özel eğitim ihtiyacı olanlar ve özel eğitim meslek liselerine kayıtlı öğrenciler, sosyal hizmet, emniyet ve asayiş birimlerinin resmi raporları doğrultusunda koruma ve bakım altına alınanlar ile tutuklu öğrencilerin özürsüz devamsızlık süresi 10 günü geçmemek kaydıyla, toplam devamsızlık süresi 60 gün olarak uygulanacak.

    Devamsızlık nedeniyle başarısız sayılan ve öğrenim hakkı bulunan öğrenciler, derslere devam edemeyecek. Bu öğrenciler, bir sonraki eğitim öğretim yılında okula devam ettirilecek.

    Öğrenim hakkı bulunmayanlar ise okulla ilişikleri kesilerek açıköğretim lisesi, mesleki açıköğretim lisesi yanında yönetmelik değişikliğiyle, açıköğretim imam hatip lisesi veya mesleki eğitim merkezine de gönderilebilecek.

    – Stajlar notla değerlendirilecek

    Yönetmeliğe göre, staj çalışmaları da notla değerlendirilecek. Evde veya hastanede eğitim hizmeti verilen öğrencilerin başarı durumlarının değerlendirilmesi, sorumlu olduğu eğitim programının uygulandığı okullardaki değerlendirme ölçütlerine göre yapılacak.

    Okutulan derslerin puanları e-Okul sistemine işlenecek. Öğrenci okutulmayan derslerden muaf tutulacak.

    Sorumluluk sınavları, ders yılı içinde yapılan yazılı veya uygulamalı sınav esaslarına göre birinci dönemin ilk haftası ile ikinci dönemin ilk ve son haftaları içerisinde iki alan öğretmeni tarafından yapılacak. İki alan öğrenmeninin bulunmaması halinde ise biri alan öğretmeni olmak üzere iki öğretmen tarafından sınav gerçekleştirilecek.

    Öğretmenlerin nöbet görevi, ilk dersten 15 dakika önce başlayacak, son ders bitiminden 15 dakika sonra bitecek. İkili öğretimin yapıldığı okullarda öğretmenler, tek devrede nöbet tutacak. Taşımalı eğitim kapsamında eğitim veren okullarda ise öğretmenlerin nöbet süresi öğretmenler kurulu kararıyla 30 dakikaya kadar çıkarılabilecek.

    Özel eğitim sınıflarında görev yapan özel eğitim öğretmenleri nöbet görevinden muaf tutulacak.

    Özel eğitim ihtiyacı bulunan öğrencilerden zihinsel yetersizliğe ya da otizme sahip olanlara, yaptırım gerektiren davranış ve fiilleri gerçekleştirmesi halinde disiplin cezası uygulanmayacak.(Habervaktim)

  • Selçuklu Döneminin İzlerini Arıyorlar

    Selçuklu Döneminin İzlerini Arıyorlar

    Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Sanat Tarihi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Yrd. Doç. Dr. Mustafa Kemal Şahin, Anadolu Selçuklu dönemi eserlerinin izini Orta Karadeniz bölümünde aradı.

    ADÜ Sanat Tarihi Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından Rektör Prof. Dr. Cavit Bircan ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Recai Tunca’nın destekleriyle Anadolu Selçuklu dönemine ait yapıların araştırılması çalışmalarına Ağustos 2017’de Çorum’dan başlandı.

    Merkez Müdürü Yrd. Doç. Dr. Mustafa Kemal Şahin başkanlığında Adnan Menderes Üniversitesinden mezun olarak meslek hayatına başlayan Sanat Tarihçisi Yusuf Bakıcı ve Arkeolog Hüseyin Özkan, Kültür ve Turizm Bakanlığını temsilen Bafra Müzesinden Sanat Tarihçisi Rafet Karaçal’dan oluşan ekip bölgede bulunan önemli Selçuklu eserlerinin tespit ve belgelendirmesini yaptı. Çorum’un güney ilçelerinden Alaca’da yapılan incelemelere Alaca Kaymakamı Ramazan Kurtyemez de katılarak çalışmalar hakkında bilgiler aldı.

    Merkez Müdürü Yrd. Doç. Dr. Mustafa Kemal Şahin, konuyla ilgili yaptığı açıklamada yapılan çalışmalarla bölgenin kültürel ve turizm yönüyle gelişimine vurgu yaptı. Ülkemizin kültürel değerlerinin ortaya çıkarılmasına yönelik çalışmalarda Adnan Menderes Üniversitesinin öncü bir rol üstlenmiş durumda olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Şahin, 10 Temmuz 2015 tarihinde kurulan Sanat Tarihi Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin Türkiye’de aklanında öncü kuruluşlardan biri olduğuna işaret etti. Şahin, bu merkezle birlikte ADÜ öğrencilerinin Anadolu’daki Selçuklu eserlerinin yüzde 80’ini yerinde görerek öğrendiğini sözlerine ekledi. İHA

  • Küçük Muhammet Kurtarılamadı

    Küçük Muhammet Kurtarılamadı

    Çorum’un Sungurlu ilçesinde verem teşhisi konulan ve ilik nakli bekleyen 1,5 yaşındaki Muhammet Hüseyin Şimşek, tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.

    Gürpınar Mahallesi’nde oturan Serkan Şimşek’in oğlu Muhammet Hüseyin Şimşek, 10 gün önce fenalaşarak ambulansla Sungurlu Devlet Hastanesine kaldırılmış, kalbi duran ve doktorlarının müdahalesi ile tekrar hayata tutunan küçük çocuk ambulans helikopter ile Konya Meram Tıp Fakültesine götürülmüştü. Dün fenalaşarak tekrar kalbi duran minik Muhammet Hüseyin doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılmayarak hayatını kaybetti. İlik nakli bekleyen ve uygun ilik bulunan Muhammet yakın bir zaman sonra Akdeniz Üniversitesi Hastanesinde kemik iliği nakli olacaktı.

    Acılı baba Şimşek, oğlu Muhammet’i Sungurlu’da defnetmek için Sungurlu Belediye Başkanı Abdulkadir Şahiner’i arayarak yardım istedi. Acılı babanın isteğini geri çevirmeyen Başkan Şahiner cenaze aracını Konya’ya yolladı.

  • Gökgöz, “Devlet Büyükleri Yanlıştan Dönmeli”

    Gökgöz, “Devlet Büyükleri Yanlıştan Dönmeli”

    İslam Toplumu Sosyal Medya Derneği Çorum Şubesi Başkanı Abdullah Gökgöz geçtiğimiz hafta Çorum Üçtutlar Mahallesinde inşaatı başlayan ”Spor Toto katkılarıyla İmam Hatip Ortaokulu” yapılması konusunda bir yazılı açıklamada bulundu.

    İSOMDER Çorum İl Başkanı Gökgöz,” İmam Hatip camiasının bir ferdi olarak şeytan işi pislik olan kumardan elde edilen necis paralarla genç nesillere nasıl Kuran nizamını öğreteceksiniz, nasıl haramı helali anlatacaksınız nasıl dindar nesil yetiştireceksiniz” dedi.

    Çorum’da 3 ayrı noktada Spor Toto destekli okullar yapılmasının planlandığını belirten Gökgöz, bir tanesinin de şuan temelleri atıldığını altını çizdi.

    İmam Hatipli olmanın hakikaten bir ayrıcalı olduğunu kaydeden Gökgöz, konu ile ilgili açıklamasını şöyle sürdürdü;

    “İlkokuldan mezun olduktan sonra İmam Hatipte okumak için sınava tabi tutulup yeterli puan alındıktan sonra okumaya hak kazanıyorduk. Şimdi geldiğimiz noktaya baktığımızda TEOG sınavından dereceye giremeyenler ortada kalanlar İmam Hatip’e yerleştiriliyor bu doğru bir uygulama değildir.

    Çorum İmam Hatip Lisesi 1990 lı yıllarda ek binası yapılırken halkın iş adamlarının ve devletimizin destekleriyle yapılmıştı biz o dönemde spor derslerimizde tuğla çekerdik ve yeni binamızdan mezun olduk vatana millete hayırlı hizmet edecek nice nesiller yetişti bu okuldan.

    Bu konuda sayın Ulukavak mahallesi muhtarı Hanefi Özdemir bey ve sayın Karakeçili mahallesi muhtarı Mehmet Aydın abilerimizle bu konu hakkında destek istedik neler yapılabilir konusunda istişarelerimiz oldu kendilerine destekleri için teşekkür ediyorum.

    Haramdan hayır gelmez, devlet büyüklerimizin en kısa zamanda bu yanlıştan dönülmesi konusunda ehemmiyet göstermelerini ve tüm İmam Hatip neslinden bu duyarlılığını göstermelerini temenni ediyorum

    Yeni eğitim ve öğretim yılı tüm öğretmen ve öğrencilerimize hayırlı olmasını cenabı mevladan niyaz ediyorum.”

  • “Bağcıyı Dövmeyelim,Üzüm Yiyelim “

    “Bağcıyı Dövmeyelim,Üzüm Yiyelim “

    Anadolu Eğitim Sendikası (AES) İl Hukuk Sekreteri Oğuz Ayan okullardaki eğitim seminerlerinin son günü olan 15 Eylül 2017 tarihinde MEB Müsteşarı Yusuf Tekin’in Rehberlik Öğretmenleri ile ilgili yaptığı değerlendirme üzerine bir basın açıklaması yaptı.

    AES Çorum İl hukuk Sekreteri Oğuz Ayan, Eğitim Bilişim Ağı (EBA) aracılığı ile öğretmenlerden gelen soruları yanıtlandıran ve gündemdeki öne çıkan hususlar hakkında açıklamalarda bulunan Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Yusuf Tekin’in “Rehberlik yönetmeliğinin son durumu nedir?” sorusuna yanıt olarak söylediği “Rehber öğretmenleri ilgilendiren yeni yönetmelik çok speküle edilmektedir. MEB’in attığı her adımda, bakanlığın planladığı her noktada karşı gelen, beklentilerini karşılayamadığımız sivil toplum örgütleri, lobi merkezleri ve kişiler ile karşı karşıyayız. Okullarımızda şu an yürürlükte olan haliyle rehber öğretmenler ile diğer öğretmenler arasında okuldaki toplumsal barışı sıkıntıya sokan bir yanlış anlama süreci var. Normal öğretmenlerimiz rehber öğretmenlerle kendilerini kıyasladıklarında, rehber öğretmenlerin daha ayrıcalıklı bir pozisyonda olduklarına inanıyorlar. Bundan dolayı da her gittiğimiz ortamda bu eleştiriyi bizimle paylaştılar. Bizde bu anlamdaki yanlış anlaşılmaya sebebiyet verecek hususları yönetmelikten çıkarabileceğimiz yeni bir mevzuatın oluşmasını arzu ettik.” sözlerden dolayı Rehber Öğretmenlerin rahatsız olduğunu ifade etti.

    Oğuz Ayan açıklamasında şu görüşlere yer verdi:
    OKULLARDAKİ BARIŞ ORTAMINI REHBER ÖĞRETMENLER DEĞİL MEB BOZUYOR.
    Öncelikle Sayın Müsteşarın konuya ilişkin açıklamaları okullarda çalışan rehberlik öğretmenlerini mesleki ve kişisel anlamda oldukça rahatsız etmiş, geleceğe yönelik olumsuz bir psikoloji içerisine girmelerine neden olmuştur. Doğal olarak bu durum rehber öğretmenlerin okulların eğitim-öğretime başladığı şu günlerde maksimum düzeyde olması gereken moral ve motivasyonu minimum düzeye düşmüş, Milli Eğitim Bakanlığının kendileri ile diğer öğretmenlere yaklaşımı noktasında adeta üvey evlat muamelesi gördükleri duygusuna kapılmışlardır. Sayın Müsteşar açıklamasında her ne kadar rehber öğretmenlerin fedakârca çalıştıklarını söyleyip, onlara teşekkür etse de, söz konusu yönetmelikte yapılacak olan değişiklikler ve bu değişikliklerin gerekçesi (diğer öğretmenlerin rehber öğretmenleri ayrıcalıklı olarak algılamaları ve bu durumdan duydukları rahatsızlık) kamuoyunda, rehber öğretmenlerin okullardaki toplumsal barışın bozulmasının tek sorumlusu şeklinde bir algı oluşmasına neden olmuştur.

    Sayın Müsteşarın da açıklamasında belirttiği gibi okullarda toplumsal barış noktasında bazı sorunların olduğu doğrudur. Ancak bunun sorumlusu ne rehberlik yönetmeliği ne de rehber öğretmenlerdir. Rehber öğretmenler çalışma şartlarındaki her türlü olumsuzluğa rağmen görevlerini en iyi şekilde yapmaya çalışmakta, öğrencilere, velilere ve öğretmenlere çeşitli konularda danışmanlık hizmeti vermektedirler. Sayın Müsteşarın ifade ettiği rehber öğretmenlere yönelik ayrıcalıklar (!) aslında hizmetin gerektirdiği önlemlerden başka bir şey değildir. Okullardaki toplumsal barışı bozan unsur bizzat Milli Eğitim Bakanlığının yanlış politikalarıdır. Eleştirel ve sorgulayıcı bir eğitim sisteminin olmayışından tutun, öğretmen ve yöneticilerin seçimi ve yetiştirilmesine kadar bir çok konuda yeterli performansı gösteremeyen MEB, günah keçisi aramaktan vazgeçip ciddi bir özeleştiri yapmalı ve sorunları doğru teşhis ederek, gerekli adımları biran önce atmalıdır. Aksi taktirde bugün şikayetçi olduğumuz eğitimle ilgili sorunlar, yarın ülkemizin taşıyamayacağı ağırlıkta toplumsal ve ekonomik sorunlar olarak karşımıza çıkacak ve toplumsal barış için büyük bir risk oluşturacaktır. Sayın Müsteşarın ve diğer öğretmenlerin rehber öğretmenlerle yönelik ayrıcalık (!) şeklinde ifade ettiği konulardan birkaç tane örnek verirsek konu daha iyi anlaşılacaktır.
    Yürürlükte olan eski yönetmeliğin ‘’verilemeyecek görevler’’ başlıklı 55. Maddesinde; “Eğitim-Öğretim kurumlarındaki rehberlik ve psikolojik danışma servislerinde görevli psikolojik danışmanlara yönetim, büro işlerinde, ders, nöbet ve sınav gibi rehberlik ve psikolojik danışmadaki hizmet alanlarıyla ilişkisiz konularda görev verilemez.” ifadesi bulunmaktadır.

    REHBER ÖĞRETMENLERİN GÖREV TANIMLARI BELLİDİRİ.
    Peki mevcut yönetmeliğe neden böyle bir madde eklenmiştir? Acaba yönetmeliği hazırlayan uzmanlar mesleki bir dayanışma içerisinde hareket ederek, mesleki çıkarları, devletin ve milletin çıkarlarına tercih mi etmişlerdir? Tabi ki mevcut yönetmeliği hazırlayan uzmanların, uygulayan karar vericilerin ve bürokratların amacı bu değildi. Zira bu maddenin hazırlanmasında ve uygulanmasında katkısı olan kişiler,Psikolojik Danışmanlığın profesyonel bir meslek olduğunu biliyorlardı. Okullarda rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmeti veren Psikolojik Danışmanların (Rehberlik Öğretmenlerinin) görevi öğrencilerimizin kişisel, mesleki ve eğitsel alanlarda gelişimlerine yardımcı olmak, yöneltmek ve yönlendirmektir. Gerekli gördüğünde bireysel veya grupla psikolojik danışma yapmaktır. Bu noktadan hareketle psikolojik danışmanların nöbet tutması veya derse girmesi mesleğin doğasına aykırıdır ve bilimsel değildir. Örneğin, psikolojik danışman teneffüste görüşmeye gelen bir öğrenciyle nöbeti olduğu için ilgilenemeyecek, nöbet esnasında ya da sınavda bir vukuat ile karşılaştığı zaman tutanak tutmak ve olaya müdahale etmek zorunda kalacaktır. Dolayısıyla öğrencinin gözünde otorite ve ceza verici konumunda kalacak, güven ilişkisi ciddi biçimde zedelenecektir.

    REHBER ÖĞRETMENİN HAKLARI VERDİĞİ HİZMETİN GEREĞİDİR.
    Sonuç itibariyle mevcut rehberlik yönetmeliğinde bazı eksiklikler varsa (ki kanaatimizce de vardır),bu eksiklikleri gidermenin yolu rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin gerekleriyle ters düşen yönetsel kararlar, sonuçları hesaplanmadan atılmış adımlar değildir. Yapılacak olan şey bilimsel veriler ışığında, öğrencilerin gereksinimlerinin göz önünde bulundurulduğu ve psikolojik danışmanların özlük haklarının korunduğu yeni bir yönetmelik hazırlamak ya da mevcut yönetmeliği bu prensiplere uygun olarak revize etmektir. Yani bağcıyı dövmek yerine, üzüm yiyelim. Eğitim meselesi kesinlikle duygusal tepkilere göre şekillendirilecek bir mesele değildir. Nasıl ki devlet büyüklerimizin sahip oldukları bir takım haklar (özel koruma, makam aracı, yasal dokunulmazlık vb.) ayrıcalık değil hizmetin gereğiyse,psikolojik danışmanların sahip oldukları bazı haklarda (yönetim, büro işlerinde, ders, nöbet ve sınav gibi rehberlik ve psikolojik danışmadaki hizmet alanlarıyla ilişkisiz konularda görev verilememesi) aynı şekilde ayrıcalık değil hizmetin gereğidir.

  • Öğretmenleri Mutlu Etmek MEB’in Elinde

    Öğretmenleri Mutlu Etmek MEB’in Elinde

    Anadolu Eğitim Sendikası (AES)Çorum İl Başkanı Nihat Örs, 2017-2018 Eğitim Öğretim yılının başlaması dolayısıyla basın açıklaması yaptı.

    Yeni eğitim öğretim yılının hem eğitim çalışanlarına hem veli ve öğrencilere hem de ülkemize hayırlı olmasını dileyen Nihat Örs, eğitimde başarıya ulaşmasının en önemli unsurlarının başında Bakanlığın eğitim politikaların gerçekçi, uygulanabilir, eğitim çalışanlarının ve öğrencilerin beklentilerine karşılık verebilecek tarzda olmasının geldiğini belirtti.. Bu anlamda eğitim çalışanlarının üzerlerine düşeni yapmaya her zaman hazır olduğunu kaydeden AES İl Başkanı Nihat Örs Anadolu Eğitim Sendikası olarak eğitimdeki sorunları, aksayan yönleri gündeme getirerek, çözüm önerileri sunarak yapıcı bir üslupla eğitime katkı sunmaya devam edeceklerini ifade etti.

    Eğitimdeki başarının eğitim çalışanlarının mutlu olması, okuluna huzur ve istekle gitmesi ile doğrudan ilgisinin olduğunun altını çizen Örs açıklamasında şu görüşlere yer verdi:

    SÖZLEŞMELİ DEĞİL KADROLU ÖĞRETMEN
    Bilindiği gibi artık öğretmenlerimiz KPSS puanıyla değil mülakat ile atanıyor. Zincirin ilk halkası buradan başlıyor. Yıllarca çalışılarak alınan KPSS puanı sadece mülakata girmek için aracı oluyor. Sonrasında ise 3-5 dakika süren mülakatlar atama puanlarını belirliyor. Sıralamasını dahi bilmeyen öğretmen adayları atama tercihlerini yapıyorlar. Bakanlığın ilk önce ele alması gereken konu da bu olması gerekiyor. Atamalar güvenlik soruşturması sonrasında sadece KPSS puan üstünlüğüne göre KADROLU olarak yapılmalıdır.

    AİLE BÜTÜNLÜĞÜ KORUNMALI
    Atanınca da her şey çözülmüyor. Mülakatı geçip atanan öğretmenler artık ‘Sözleşmeli’ olarak atanmaktalar. Daha önce denenen ve on binlerce öğretmeni mağdur eden sistem tekrar uygulamaya konuldu. 6 yıl aynı ilde çalışacak sözleşmeli öğretmenlerin en büyük mağduriyeti ise özür grubu ataması. İkisi de sözleşmeli olarak çalışan eşler istekleri halinde diğer eşin yanına gidebiliyor fakat eşi farklı kurumlarda veya özel sektörde çalışanlar eşlerinin yanına gidemiyorlar. Bu yüzden eşlerinden ve çocuklarından ayrı yaşamak zorunda kalan bir çok aile var. Bakanlık eşinden ve çocuklarından ayrı olan öğretmenlerin seslerine kulak vermeli ve bu sorunu en kısa zamanda çözmeli.

    YER DEĞİŞTİRME SİSTEMİ ÖZENDİRMEYE DAYANMALI
    Bakanlığın tekrar sözleşmeli öğretmenlik uygulamasını getirmesindeki neden ise öğretmenlerin yer değiştirme sisteminin bozulması. Bakanlık sözleşmeli öğretmenlik ile doğudan batıya öğretmenlerin gelmesini engelleyerek bu süre zarfında da bozulan yer değiştirme sistemini düzeltmeyi düşünmektedir. Ancak yer değiştirme sistemi sözleşmeli öğretmenlik sistemi ile düzelmez. Daha önce de bakanlığa sunduğumuz raporlarda olduğu gibi teşvik edici, özendirici adımlar atılmalıdır.

    Kadrolu öğretmenlerimizde de durum aslında farklı değil. Her ne kadar zorunlu hizmetlerini tamamlayıp il içi-il dışı tercihler yapabilseler de istedikleri yerlere gitme oranları çok az. Özellikle bazı branşlar yıllarca yerinden kıpırdayamıyor. Özür grubu atamalarıyla yer değiştirebilen öğretmenlerimiz ise genellikle özrünün olduğu ilçelere değil daha uzak yerlere gidebiliyor. Daha sonra ise yıllarca il içi özür grubundan özrünün bulunduğu ilçeye gitmeye çalışıyor.

    Bu yüzdendir ki öğretmenlerimiz adil bir yer değiştirme sistemi bekliyor. İl dışı atamalarında yeterli boş norm açılmadığı gibi ilişiğini kesmeyenlere mazeretsiz iptal hakkı tanındığı için yer değiştiremeyen öğretmenlerimiz 2.il dışı atama; özür grubuna başvuracak öğretmenlerimiz ise eşlerinin ve özürlerinin bulunduğu yere gitmek için il-ilçe emri beklemektedirler.

    MÜLAKAT DEĞİL LİYAKAT
    Müdürlükten sonra müdür başyardımcılığı ve müdür yardımcılığı için de getirilen mülakat sistemi eğitimcileri rahatsız etmekte ve sendikal ayrımcılığa neden olmaktadır. Bir çok yazılı ve görsel basında da çıktığı gibi mülakat öncesi kimlere hangi puanlar verileceği daha önceden hazırlanan listelerde yer almaktadır. Okul yöneticiliği gibi önemli bir görev alanlarda mülakat değil LİYAKAT esaslı atamalar yapılmalıdır.

    YÖNETİCİ GÖREVLENDİRME YÖNETMELİĞİ YANLIŞ UYGULANMAKTADIR
    Anadolu Eğitim Sendikası olarak; Milli Eğitim Bakanlığına başvurarak, Yönetici Görevlendirme Yönetmeliğinin ilgili maddeleri gereğince görevlendirmeye esas puanın geçerlilik süresinde uygulama yanlışlığı yapıldığını bildirdik. Sözlü sınav puanını almış veya sözlü sınav puanı ile Ek1 form üzerinden alınmış olan aritmetik ortalama puanlarının tayin olan yönetici adayları için geçerli sayılmadığını, bu puanın eski görev yerinde başvuru için kullanılmazsa yeni görev yerinde kullanılamayacağına dair yanlışı tespit etmiş olduğumuzu belirttik. Yönetici Görevlendirme Yönetmeliğinin ilgili maddelerinde puanın 6 ay geçerli olduğu ve aksi bir şekilde tayin olunan yerde kullanılamayacağına dair bir hükmün bulunmadığını belirttik.

    MAAŞ ARTIŞI ENFLASYONA YENİLDİ. İKRAMİYE VERİLMEDİ
    2018 için % 4 + 3,5; 2019 yılı için % 4 + 5 oranındaki zam bütün memurları üzmüştür.
    2018 yılı için Merkez Bankasının enflasyon tahmini % 8,5-9 iken yoksulluk sınırı rakamları 4 kişilik bir ailenin 4800-4900 TL iken bu artışın altına imza atmak memuru yoksulluğa bırakmaktır. Oysa toplu sözleşmede Kamu görevlilerine uygulanacak katsayı ve göstergeler, aylık ve ücretler, her türlü zam ve tazminatlar, ek ödeme, toplu sözleşme ikramiyesi, fazla çalışma ücreti, harcırah, ikramiye, doğum, ölüm ve aile yardımı ödenekleri, cenaze giderleri, yiyecek ve giyecek yardımları ve diğer mali ve sosyal haklar” vergi dilimi kayıpları, vergi diliminin düşürülmesi, yoksulluk sınırı konuşulup karar bağlanmalıydı. Kamu işçilerine her yıl 7 ikramiye verilirken memurlara üvey evlat muamelesi yapılmasının kabul edilebilir ve mazur görülebilir yanı yoktur. Memurlara ikramiye verilmemesi adalet ve eşitlik ilkesi ile bağdaşmamaktadır.

    SERBEST KIYAFET KARARIMIZ DEVAM EDİYOR
    Anadolu Eğitim Sendikası Merkez Yönetim Kurulu sendikanın 2013 Yılından bu yana sürdürdüğü serbest kılık kıyafet eylemliliğini sürdürme noktasında özel gündemle toplanarak eylem kararını güncellemiştir.
    Söz konusu toplantıda; eğitim çalışanlarının görünüşlerinden önce donanımlarının önemsenmesi gerektiğinden hareketle, fikren ve şeklen özgürleşmeleri yanında, çalışma ortamında rahat hareket etmelerini engellemeyecek, meslek onuruna yakışır temiz giysilerle görev yapılması gereği karara bağlanmıştır.

    MÜFREDAT DEĞİŞİKLİĞİ SÜRDÜRÜLEBİLİR OLMALIDIR
    Müfredat değişikliğinin yalnızca din dersi, yalnızca cihat konusu üzerinden tartıştırılmasını doğru değildir. Bu müfredat değişikliği: amaç, yöntem, bilimsellik, zamanlama, içerik açısından yeterliliği konusu çok konuşulacaktır. Eğitimdeki sorunları ve eğitimden kaynaklanan sorunları; terörle mücadelede, istihdamda, sanayide, teknolojide, bilimde geri kalmışlığımızı kader olmaktan çıkaracak şeylerden biri yeni bir müfredattır. Ancak her yeni müfredat günlük ihtiyaçlara , anlık tespitlere göre şekillenmekte sürdürülebilir bir sistemi oturtamamaktadır. Eğitimde siyaset üstü bir anlayış yerleşmelidir.

    MEMUR VE HİZMETLİ ARKADAŞLARIMIZA AYRIM YAPILMAMALI
    Eğitim ve öğretim hizmetlerinin aksamadan yürümesinde önemli görevler yapan memur, hizmetli,teknisyen arkadaşlarımızın sorunları görmezden gelinmemelidir. Eğitim öğretim tazminatlarının bu yıl da onlara verilmemesi MEB’in bir an önce düzeltmesi gereken bir durumdur. Görev alanlarının okul idaresinin isteğine göre belirlenmesi arkadaşlarımızın iş yüklerini arttırmakta, görevi olmayan işlerin yapılmasının istenmesi üzerlerinde bir baskı oluşturmaktadır. İzin kullandırmadaki inisiyatifin tamamen okul idaresine bırakılması da acilen çözüm bekleyen konulardandır.

    Her bir sorun ile ilgili olarak detaylı çözüm önerilerimizi Anadolu Eğitim Sendikası olarak bakanlığımıza sunduğumuzu hatırlatmak isterim.

    Adaletli bir şekilde kadrolu atanıp, kendi branşında çalışan, liyakatle yönetici olan, eşlerinin ve çocuklarının yanında derslere girebilen mutlu öğretmenler mutlu öğrenciler demektir…