Heri Haber

‘Avrupa Ayrıştırarak Parçalamayı Tercih Ediyor’

‘Avrupa Ayrıştırarak Parçalamayı Tercih Ediyor’
177 views
05 Mart 2016 - 13:32

Son Güncelleme: 5 Mart 2016 13:33 Özel Kaleli Yükseköğretim Kız Öğrenci Yurdu tarafından “Tarih ve Gençlik – Ortadoğuda Neler Oluyor?” konulu konferans düzenlendi.

Hitit Üniversitesi Fen Edb.Fak.Tarih Bölümü Öğr.Üyesi Yrd.Doç.Dr.Mustafa Bakan’ın konuşmacı olarak katıldığı konferans Cuma günü, Kaleli Yükseköğrenim Kız Öğrenci Yurdu konferans salonunda öğrencilerin yoğun katılımlarıyla gerçekleştirildi.

İstiklal Marşının okunması ile birlikte programın açış konuşmasını yapmak üzere kürsüye gelen Yurt Müdürü İsmail Tuncel konuşmasında şunları belirtti:

“Öğrencilerimiz, dünya politikalarını anlayabilmeleri için teorik bilgilerini pratikteki gelişmelerle karşılaştırmak durumunda olmak zorundadırlar. Yapacakları bu karşılaştırma sayesinde onlar, uluslararası ilişkilerde gündeme gelen güncel olayları ve sonuçlarını anlama ve gelecekteki olası gelişmeleri ve yaratabileceği sonuçları tahmin etme ve yorumlama imkanı elde edebilecekleridir. İşte bu karşılaştırmayı yaptığı zaman kendi yorumunu geliştirmesine yardımcı olacaktır.Dünyanın gündeminde olan Suriye, Irak ve ulusal terör sorunu, özellikle Türkiye’nin gündeminde olan 30 yıldır devam etmekte olan PKK sorunu hala halledilebilmiş değildir.Sizden beklenen tüm bu sorunları objektif olarak tarih süzgecinden geçirerek, pratikteki güncel gelişmelerle karşılaştırıp, temel çatışma noktalarını tespit etme, analiz ve sentezlerini yaparak uluslararası örgütlerin rollerini tespit etmek ve neticede yorumunu yaparak, fikrinizi ortaya koymak olacaktır.

Sevgili Öğrenciler! Dünyadaki ve Türkiyedeki olaylara uzak kalamazsınız, kalmamanız gerekir. Sizler de gündemdeki olayları incelemeli, analizler-sentezler yaparak yorumunuzu, fikrinizi ortaya koymak durumundasınız. Aksi takdirde vizyonsuz, kimliksiz, kişiliksiz, ufku olmayan bir birey olarak yaşarsınız. Bu da size başarı getirmez.” ifadelerini kullandı.

Konferansını vermek üzere kürsüye gelen Hitit Üniversitesi Fen Edb.Fak.Tarih Bölümü Öğr.Üyesi Yrd.Doç.Dr.Mustafa Bakan ise şunları belirtti:

“Arap Dünyasında, Osmanlı devleti ile Avrupalıların Yönetimlerindeki Temel Fark: Osmanlı Devleti farklılıkları koruyarak coğrafyayı bir bütün olarak idare ederken; Avrupalılar farklılıkları öne çıkararak parçalanmayı ve ayrıştırmayı tercih etmişlerdir.Ortadoğu kavramı, coğrafi bir terim değil, siyasi bir tanımdır.Günümüzde: Tek başına Arap dünyası, dünya enerji kaynaklarının %60’tan fazlasına sahip iken bütün İslam dünyası ele alındığında bu rakam %75’i geçmektedir. Ortadoğu, Doğu ile Batı,Akdeniz ile Atlas okyanusu,Rusya ile sıcak denizleri birbirine bağlayan, bir bölgedir.Bu jeopolitik değer, Ortadoğu’yu tarihin ilk dönemlerinden bu yana dünya egemenliği peşinde koşan güçlerin hedefi haline getirmiştir. “Kara altın” olarak tanımlanan petrolün 20.yy ilk yarısından itibaren değer kazanmasıyla Ortadoğu’nun, stratejik konumu daha çok önem kazanmıştır.Günümüzde dünya petrol rezervlerinin en fazlasına sahip olan bu bölge daima uluslararası çatışmalara sahne olmaktadır.

Son derece stratejik ve ekonomik değere sahip olan bölgenin kontrolünü ele geçirme planları yapan İngilizler, 1909 yılından itibaren bölgede egemenlik kurma yoluna koyulmuşlardır. Ortadoğu’yu paylaşmak için İngiltere ve Fransa arasında “Gizli” Sykes-Picot Anlaşması imzalanmıştır.Sykes-Picot anlaşması, Ortadoğu’nun tarihsel ve sosyal durumunu göz ardı ederek yapay bir şekilde sınırlarını çizen anlaşmadır.Osmanlı hakimiyetinden sonra; sadece Suriye değil, tüm Ortadoğu bölgesi Britanya ve Fransa’nın çıkarlarına göre çizilen sınırlarla bölünmüştür.Bu antlaşma, Batılı güçler tarafından masa başında cetvellerle belirlenen sınırlar ile “böl ve yönet” taktiğinin de hayata geçirilmiş bir örneğidir.Böylece, Ortadoğu’da manda himayesi şeklinde ihdas edilen devletçikler kurulmuştur.Bu açıdan bugün, Irak ve Suriye başta olmak üzere Ortadoğu’daki karmaşa ve çatışmaların temelinde önemli bir neden oluşturmaktadır.

1877-1878. 93 Harbinde Rusya’nın Kars, Ardahan ve Batum gibi şehirleri alması, Doğu Anadolu toprakları üzerinde baskısını artırması uluslar arası siyasette dengeleri değiştirmişti.Rusya için Ortadoğu daima bir nüfuz alanı olarak ilgi çekti.Birinci Dünya Savaşına gelindiğinde Ruslar Kafkaslar üzerinden savaş planları hazırlamışlardı.Bu plan iki aşamalı idi.Birinci aşama Trabzon üzerinden Karadeniz sahil şeridi takip edilerek İstanbul’a doğru yürünecek, ikinci aşama ise İran ve Doğu Anadolu üzerinden Irak petrol bölgelerine ve Basra’ya inilecekti.Ne var ki Rusya’daki devrim ile Rusya savaştan çekildi ve doğu cephesindeki tehlike ortadan kalktı.

Rusya Ortadoğu’daki nüfuz alanı Suriye için son günlerde harekete geçmiştir.Başından beri Esad Rejiminin arkasında duran Rusya ılımlı ya da ılımsız ayrımı yapmadan tüm muhalif gruplara karşı aktif bir askeri mücadeleye girişmiştir.Daha önce, Rusya (Putin), Güney Kafkaslara, Ukrayna’ya müdahale etmiş, Kırım’ı ilhak etmiş, dünya devletlerinden ciddi bir caydırıcı tepki görmemiştir.Şimdi Suriye üzerinden harekete geçerek kimsenin müdahale edemeyeceği düşünülüyordu.İşte bu yüzden, Rus uçağının düşürülmesi Türkiye’nin hava sahasını ihlal etmesinin karşılığı olması yanında bir anlamda da Rus yayılmacılığına ciddi bir ikazdır.Türkiye, Suriye üzerinde yürütülen oldu-bittilere karşı sessiz kalmayacaktır.Bölgede emperyalist çıkarları olan güçlerin PKK/YPG ve diğer terörist unsurlar ve baskıcı ve adaletsiz yönetim unsurlarıyla Türkiye’ye zarar vermesine, ülkenin içlerine kadar operasyon yapabilmesine, Türkiye’yi bölgeden uzaklaştırmasına asla izin vermeyecek derecede güçlüdür.Rusya’nın Suriye’deki iç savaşa doğrudan müdahil olması dikkat çekici bir durumdur.Rusya’nın Akdeniz’deki tek askeri üssüne ev sahipliği yapan Suriye, Moskova yönetiminin Akdeniz’deki en önemli müttefiki durumundadır.Moskova yönetimi, beşinci yılına girmek üzere olan iç savaşta Suriye rejimini ayakta tutabilmek için uzun süredir silah desteği sağlamaktadır.Bu saldırılar, Bayırbucak Türkleri ile birlikte Suriye’de yaşayan birçok mazlum toplulukların ve Suriyelinin ölümüne ve katliamına sebep olmaktadır.

Türkiye, sınırında cereyan eden bu duruma hem kendi güvenliği hem de oradaki masum insanların haklarını koruma adına elbette ki ilgisiz kalamayacaktır.Uluslararası antlaşmalarla kazandığı haklarından da yararlanarak, bölgede adalet ve barışın korunmasında ve sağlanmasında rol oynayacak ve bunu başaracak güçtedir” şeklinde konuştu.

Dikkatle ve ilgiyle dinlenen konferans sonrasında öğrencilere verdiği önemli ve faydalı bilgiler nedeniyle Yurt Müdürü İsmail Tuncel, Yrd.Doç.Dr.Mustafa Bakan’a teşekkürlerini ileterek günün anısına plaket takdim etti.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
PİYASALARDA SON DURUM
  • DOLAR
    -
    -
    -
  • EURO
    -
    -
    -
  • ALTIN
    -
    -
    -
  • BIST 100
    -
    -
    -
Hava durumu
-
-
-
Nem Oranı: -
Basınç: -
Rüzgar Hızı: -
Rüzgar Yönü: -
Hava durumu
İMSAK-
GÜNEŞ-
ÖĞLE-
İKİNDİ-
AKŞAM-
YATSI-