Kategori: Yaşam

  • Zara’ya, Terör Saldırısı Tepkisi

    Zara’ya, Terör Saldırısı Tepkisi

    Zara, Ankara’da terör saldırısının olduğu gün saçının fotoğrafını paylaştı ve eleştiri yağmuruna tutuldu.

    Ünlü sanatçı Zara Ankara’da meydana gelen ve 28 kişinin yaşamını yitirdiği terör saldırısı sonrası saçının fotoğrafını paylaştı ve ‘saç şekil denemeleri’ yazdı.

    Zara’nın bu fotoğrafına büyük tepkiler gelirken bazı hayranlarının ‘Saçını yolmak lazım senin’ şeklinde yorum yaptıkları görüldü.

    Ünlü sanatçı gelen tepkiler üzerine Türk bayrağı fotoğrafı paylaştı ve ‘Demek ki gerçekten hissetmek yetmiyor.. Bin rahmet gidenlere’ yorumunu yazdı.İHA

  • ‘İlişkilerde dürüst ve samimi olmak’

    ‘İlişkilerde dürüst ve samimi olmak’

    Türk Ocakları Çorum Şube Başkanı Porf.Dr. İrfan Çağlar ilişkiler sisteminde es geçtiğimiz iki temel değer adabı muaşeret kuralları ve ahde vefa ile ilgili açıklama yaptı.

    Çağlar, İnsanı ya da toplumu değerli kılan, sahip oldukları kültürel, etik ve ahlaki değerler olduğunu söyledi.

    “Ancak en çok görmezlikten gelinen ya da es geçilenler de bu değerlerdir. “ diyen Çağlar konu ile ilgili açıklaması şöyle;

    “Bunlar, adabı muaşeret kuralları ve ahde vefa olmak üzere ilişkiler sisteminin merkezini teşkil eden iki temel değerdir. Bu değerlerin sosyal sorumluluk ve ilişki gibi iki farklı boyutu vardır. Ancak iki boyutta da belirleyici gerçek, karşılıklı olma durumudur. Yani size karşı sorumlu bir davranış sergileyen ve ilişkilerinde sizin kayba uğramamanız için gayret sarf eden kişi ya da kişilere karşı siz de, aynıyla mukabelede bulunma ihtiyacı hissedersiniz. Zaten doğru ya da etik olan da budur. Bahse konu bu mütekabiliyet,  etkin bir şekilde sürdürülebilirse,  uzun süreli dostlukların da kaynağı haline gelebilir.

    Değerlerin üretilmesi, korunması ve uygulamaya aktarılmasında; dinin, ahlakın ve etik kuralların yeri ve önemi büyüktür. Bu normların ilişkilerde dikkate alınması, adabı muaşeret de denilen moral boyutlu kuralların önem kazanmasına vesile olur. Adabı muaşeret kuralları; bir yandan yaşanılan ortama zarafet kazandırırken, öte yandan da insanı maganda çizgisinden insan çizgisine taşır. Bu yüzden, adabı muaşeret kurallarını ihmal etmemeli, bilakis onları içinde yaşadığımız çevresel ortama yeniden ve daha güçlü bir şekilde kazandırmalıyız.

    Tarihin süzgecinden geçerek gelen ve zaman içinde  süzülerek oluşan bu adabı muaşeret kuralları, aşağıdaki gibi sıralanabilir:

    * İlişkilerde dürüst ve samimi olmak,

    *İnsanları güç durumda bırakmamak,

    * Onları kalıbının ve tarzının dışında olmaya zorlamamak,

    *İnsanları itibarsızlaştırmamak ama hak ettiklerinden fazla da itibar kazandırmamak,

    *İnsanların kusurunu örtmede gece gibi olmak,

    * Yargılamadan önce anlamaya çalışmak,

    *Empati yapmak,

    *Sabretmek,

    *İletişimde bir uslup sahibi olmak,

    *Paylaşımcı ve yardımsever olmak,

    *Düşenin dostu ve kaldırıcısı olmak vb.

    Sıralanan bu kuralların sayısı artırılabilir. Aklımızda var olan başkaca hassasiyetler de buraya kural olarak eklenebilir.  Toplumun hayat kalitesini artıran bu kuralların, korunması ve yaygınlaştırılabilmesi önemlidir. Bunun için toplumun sorumlu bireylerine görev düşmektedir. Yani emri bil maruf, nehyi anil münker ( iyilikleri telkin, kötülüklerden uzak durulması konusunda tembih) görevi. Toplumun önemli kesimi ilişkilerin kurulmasında, böyle bir duruş sergileyebilirse (sorumlu davranabilirse ) kuralların yaygınlığı, kalıcılığı ve etkinliği sağlanabilir. Sevgi medeniyetini inşa etmek istiyorsak ya da böyle bir iddianın sahibi isek, bu kurallara çok ama çok ihtiyacımız var.

    İkinci önemli toplumsal değer de, ahde vefa davranışıdır. Maalesef hayatımızda ve ilişkiler sistemimizde, en çok ihlal edilen ve görmezlikten gelinen ya da acımasızca infaza uğrayan değer budur. Ahde vefa; sevgi, saygı ve bağlılık gibi duyguların bir kompozisyonu ve eyleme dönüşmüş biçimidir. Karşılıksız yapılan iyiliğin karşısında beklenen saygıdır ahde vefa. Beklenen, ama çoğu zaman gelme noktasında nazlanan bir karşılığı simgeler bu duygu. Günümüzde “Allah rızası için iyilik yaptım, karşılığında saygısızlık ve kötülük gördüm” sızlanışına sıklıkla muhatap oluruz. “ Besle kargayı oysun gözünü ” özdeyişi de,  ahde vefa konusundaki yanlış karşılığın bir başka ifadesidir. Bir büyük zata derler ki; falan kişi senin hakkında yanlış şeyler söylüyor. O muhterem zat düşünür ve tebessümle “ ben ona herhangi bir iyilik yapmadım ki” cevabını verir. Yani bu asimetrik yaklaşım tarzı ( iyiliğe kötülükle cevap verme ), insanlık tarihi ile özdeş ve bütün insanlar ve dönemler için geçerli bir durumu ifade eder.

    Peki, bu yanlışın( ahlaki ve etik olmayan asimetrik karşılığın ) sebebi nedir? Aslında bu asimetri üzerinde biraz kafa yordum. Çünkü bu yanlış eylem biçimine, içinde yaşadığımız toplumda, herkes gibi bende muhatap olanlardan birisiyim. Hem de sıklıkla. Konuyla ilgili vardığım kanaat şudur. İnsanların ilişki düzleminde kendilerine yapılan iyilik ve katkıya iki tür refleks gösterme durumu söz konusudur. Birincisi iyiliğe aynısı ile mukabelede bulunmak. Bunun için adam gibi adam olmak gerekir. İkincisi de iyiliği reddetmek veya onu yok saymak. Buna işin kolayına kaçmak dendiği gibi, adam gibi adam olamayanların tercihi de denebilir. Söz konusu bu tercihin sahipleri, çevrenin yargısına muhatap olmamak için bir de senaryo yazarlar ve mazeret üretirler rahatlamak adına. Böylece içinde bulunduğu mahcubiyetten, zahiren kurtulmuş olurlar. Ancak iç dünyalarında, o konuyla ilgili yaşadıkları meşruiyet problemini, hiçbir zaman çözemezler ve sorun onların iç dünyasında daima bir rahatsız unsuru olarak kalır.

    Bu asimetrik boyutlu toplumsal sorunu çözmek için; önce kul olduğumuzu, içinde yaşadığımız dünyanın geçici olduğunu ve dünyevi hırsların insanları yıkıma götürdüğünü anlamamız gerekiyor. Öte yandan linç duygusunun; insani, islami ve etik bir davranış biçimi olmadığını kabul etmeliyiz ki, iç dünyamızda olumsuz duygular gelişemesin. Toplumsal huzurun karşılıklı paylaşma, paslaşma ve değer üretmeden geçtiğini bilirsek, sanırım hep birlikte daha pozitif ve sorumlu bir noktaya ulaşabiliriz. Hayat belli ölçüler çerçevesinde yaşanabilirse , (sevginin de nefretinde bir ölçüsü olursa) insanoğlu kötülük merkezi olmaktan çıkıp, iyilik merkezine dönüşebilir. Bu duygularla, herkesi iyilik anlamında aslına rücu etmeye ve elini taşın altına koymaya davet ediyorum”

  • Survivor’da eleme sistemi değişti

    Survivor’da eleme sistemi değişti

    Ekranların reyting rekorları kıran yarışması Survivor’da yeni bir eleme sistemine geçildi.

    TV 8 ekranların sevilen yarışması Survivor!da eleme sistemi değiştirildi. Acun Ilıcalı ada konseyinde yarışmacılara yeni sistemi anlattı. Yeni şu şekilde olacak Survivor’un başında smste en çok oy alan yarışmacı bir aday gösteriyodu, ada konseyinde bir aday çıkıyordu, sms’i en çok olan arkadaşımız ikinci adayı gösteriyordu ve bu ikisinden biri Survivor’a veda ediyordu.

    Bu sene aday sayısı 3 olacak. Brinci adayı ada konseyi belirleyecek, 2’nci adayı smste en çok oy alan belirleyecek, 3’ncü adayı da kaybeden takımının kişisel dokunulmazlık oyununu kazanan belirleyecek.İHA

  • Helin Avşar dünyaevine girdi

    Helin Avşar dünyaevine girdi

    Hülya Avşar’ın kız kardeşi Helin Avşar, hayatını Serhan Bora ile birleştirdi.

    Hülya Avşar’ın kız kardeşi Helin Avşar, İstanbul’da düzenlenen sade bir törenle dünyaevine girdi. Gelinlikli fotoğraflarını sosyal medyadan takipçileriyle paylaşan Avşar, altına şu notu düştü: “Kayınvalidem ve görümcem ve eşim, ciğerimin köşesi, yüreğimin neşesi, bahçemin can ağacı ile bir ömür…”

    Az sayıda davetlinin katıldığı törende Hülya Avşar ile eski eşi Kaya Çilingiroğlu da, Helin Avşar’ı yalnız bırakmadı.İHA

  • İşte Marketlerin Et Fiyatları

    İşte Marketlerin Et Fiyatları

    Tarım Bakanlığı ile görüşen marketler, “Keşke tavan fiyat uygulamasında biz de yer alsaydık. Biz de dahil olmak istiyoruz ama belirlediğiniz fiyat bizi kurtarmıyor” dedi. Marketler, kıyma için 35 lira, kuşbaşı et için 38 TL önerisinde bulundu.

    Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik’in, et üreticileri ve kasapları uzlaştırmasıyla kıyma için 32 lira, kuşbaşı et için de 34 lira “tavan fiyat” belirlenmişti. Kasaplar Federasyonu, ülke genelindeki kasaplara gönderdiği genelge ile söz konusu fiyatlara uyulmasını tavsiye etmiş, perakendeciler bu sürecin dışında kalmıştı.

    “YAĞ ARTARSA FİYAT DÜŞER”
    Bu gelişmeler üzerine harekete geçen marketler, Tarım Bakanlığı’nın kapısını çaldı. Market temsilcileri, bakanlık yönetimine, tavan fiyat sürecinin içinde bulunmamaları nedeniyle sitemlerini ileterek “Keşke biz de karar mekanizmasına dahil olsaydık. Biz de bakanlığın uygulamasında yer almak istiyoruz. Ancak bu fiyatlar bizi kurtarmıyor. Bazı etlerde buna uyabiliriz” dedi. Marketler, kıymada 35 lira, kuşbaşında 38 liralık fiyat talep ederken, “Aksi halde yağlı et satmış oluruz. Ancak yağ oranı artarsa bu fiyata satılır” görüşünü savundu.

    ‘MÜEYYİDEMİZ YOK’
    Bakanlık yetkilileri, her işletmenin başta kira olmak üzere maliyetlerinin farklı olduğunu, bu nedenle tüm satıcıların buna uyamamasını doğal karşıladıklarını belirterek “Bizim bir müeyyidemiz yok. Bu fiyatı biz değil, üretici belirledi. Kasaplar da buna dahil olmak istedi. Bizim isteğimiz, ahır aşamasında fiyat yüksek çıkmasın. Tavan fiyat açıklama niyetimiz de yoktu. Taraflar kendisi uzlaştı. Üretici fiyatı artırmazsa, kasap da market de artırmaz” dedi.

    SAKATAT DA ZAMLANDI
    İthal karkas et etkisiyle, geçen yıl kilosu 5-8 TL olan dana karaciğeri 20 liraya, 8-10 TL’ye satılan kuzu karaciğeri 22-25 liraya yükseldi.

    KDV DÜŞERSE FİYAT DÜŞER’
    Türkiye Perakendeciler Federasyonu Başkanı Mustafa Altunbilek, bakanlıkla yaptıkları görüşmeye işaret ederek, bakanlığın perakendecinin kâr marjını yüzde 5 olarak hesapladığını belirtti: “Biz bu fiyatlarla çıkamayız dedik. Bu tavan fiyatla, yağlı et satmak zorunda kalınacak. Aksi halde tüketiciyi kandırmış oluruz. Vatandaşı memnun etmek bizim için daha önemli. Bu fiyatlar kurtarmaz, zarar ettirir. Ancak KDV düşerse fiyat düşer. Tarım Bakanlığı’na vergi konusunu ilettik. Konunun farkındalar ama yetki Maliye’de” dedi.

    ‘KAMUNUN ETİ PİYASADAN ALINMASIN’
    Altunbilek, et fiyatlarının düşmesi için yeni bir öneriyi daha gündeme getirerek “Kamunun eti piyasadan alınmasın. Asker, yurtlar, hastaneler gibi kamu kurumları, piyasadan çok yüklü miktarda et çekiyor. Bu da arz-talep dengesizliği yaratıyor. Kamu kendi etini kendisi ithal etsin. Et ve Süt Kurumu kanalıyla etini bu şekilde temin etsin. Aksi halde vatandaşın yiyeceği etin fiyatı yükseliyor” diye konuştu.İHA

  • Yoksulu İşe Alana Devlet Desteği Yolda

    Yoksulu İşe Alana Devlet Desteği Yolda

    Sosyal yardım alan yoksullar işe girdiğinde, işveren priminin devlet tarafından ödenmesi için çalışma yapılıyor.
    Hükümet, istihdamı artırmak ve işverenin prim yükünü azaltmak için bir adım daha atıyor. Bu kapsamda, sosyal yardım alanların işe girmesi hâlinde, bu kişinin sigorta işveren payının devlet tarafından üstlenilmesi için çalışma yapılıyor. Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, bazı gazetecilerle sohbetinde sosyal yardımlardan yararlananların istihdamı için yapılan çalışmanın detaylarını anlattı. Sosyal yardımlarla istihdamın bağlantısını güçlendirmeyi amaçladıklarını ifade eden Yılmaz, “Sosyal yardım alanları iki gruba ayırıyoruz. Bir, çalışabilecek durumda olanlar, ikincisi de çalışamayacak durumda olanlar. Çalışamayacak durumdakilere yardımlar devam edecek. Ama çalışacak durumda olanların yardıma bağımlı olmaktan çıkmaları lazım” dedi.
    Bu konuda daha önce bazı adımlar atıldığını, yoksulların yardım alabilmesi için İŞKUR’a kayıt mecburiyeti getirildiğini ifade eden Yılmaz, şunları söyledi: “Bu kişiler, ‘yeşil kartlarının’ iptalinden korktukları için kayıt dışı sigortasız çalışıyorlardı. Biz bir sistem kurduk ve dedik ki; işe girdiğiniz zaman kart iptal edilecek ama işsiz kalırsanız yeniden devam edecek. Şimdi bu süreçlerin devamı olarak, bir adım daha atıyoruz. Sosyal yardım alanlardan işe girenlerin işveren SGK prim payını devlet üstlenecek. Böylece hem işverenlerin prim yükünü hafifleteceğiz, hem de istihdama katkı sağlayacağız. Aynı zamanda yardım alanları yardıma bağımlı olmaktan çıkaracağız Bir yandan da sosyal yardım alanlara mesleki eğitim vereceğiz. İş gücüne katılımları daha kolay olacak. Hatta mesleki eğitimin sosyal yardım alanlara zorunlu olması düşüncesi var ama henüz bu konuda bir netlik yok.” İHA

  • AB’den Türkiye’ye 15 Gün Süre

    AB’den Türkiye’ye 15 Gün Süre

     

    AB zirvesinde, mülteci akınını azaltabilmesi için Türkiye’ye Mart ayına kadar süre verildi.
    5 Mart’ta Ankara ile toplantı yapılması planlanırken Frontex, Türkiye’den Yunanistan’a geçen mültecilerin günde 4 bin seviyesine tırmandığını açıkladı.
    Türkiye ile imzalanan ortak mülteci eylem planını görüşmek için Brüksel’de toplanan Avrupa Birliği (AB) liderleri, Türkiye ile 5 Mart tarihinde yeni bir zirve kararı aldı. Zirveden sonra konuşan Almanya Şansölyesi Angela Merkel, AB üyelerinin Türkiye ile imzalanan mülteci planı konusunda uzlaşmaya vardığını belirtirken, Mart ayındaki zirveye kadar anlaşmanın değerlendirileceğini söyledi. Merkel, AB’nin mülteci krizi ile mücadelede önceliğinin Türkiye ile imzalanan anlaşma olduğunu vurguladı.
    ‘HAVA ŞARTLARINA BAĞLI’
    Türkiye ile varılan anlaşmanın yeterli olmayacağını savunan Doğu Avrupa ülkeleri, zirve öncesinde sundukları ‘B Planı’nda, Balkan ülkeleri arasındaki sınırların dikenli tellerle çevrilmesini savunmuştu. AB Konseyi Başkanı Donald Tusk ise, ”A, B ve C planlarının devreden çıkarılması gerekiyor. Bunların hiçbir anlamı olmadığı gibi AB içinde de ayrıma yol açıyor. Bunun yerine farklı yaklaşımların sentezine bakmamız gerekiyor” dedi.
    AB ile Türkiye arasında kasım ayında varılan anlaşma ile, Türkiye’ye mülteci akışını durdurması karşılığında 3 milyar euro mali yardım yapılması kararı alınmıştı. AB, anlaşma kapsamında 2016 yılında Türk vatandaşlarına vize serbestliği verilmesi ve AB müzakerelerinde yeni konu başlıklarının açılması kararı almıştı.
    AB sınır koruma ajansı Frontex ise, Türkiye’den Yunanistan’a geçen mülteci sayısının 14 ve 15 Şubat’ta 230’a kadar düşmesine karşın 16 Şubat’ta bin 783, 17 Şubat’ta ise 4 bin 611 mültecinin Ege Denizi üzerinden Yunanistan’a geçtiğini açıkladı. Frontex, son iki günde Ege’de bin 700 mültecinin kurtarıldığını belirtti. Sakız Adası’nda bir Yunan sahil güvenlik görevlisi, ”Azalma hava şartları ile alakalı. Türklerin kısıtlama adımlarına bağlı değil” dedi.
    MART’A KADAR DEĞERLENDİRİLECEK
    Merkel, Türkiye’den yılda belirli sayıda mülteci alınmasının, mülteci anlaşmasının başarılı olması durumunda gerçekleşeceğini söyledi. Planın başarılı olup olmadığının Mart ayına kadar değerlendirileceğini vurgulayan Şansölye, Türkiye’den Yunan kıyılarına gelen mülteci sayısında azalma olduğunu ancak bunda kış aylarının rolü olduğunun kestirilemediğini söyledi.

    NATO GEMİSİ EGE’DE

    Alman Der Spiegel dergisi, Merkel’in Almanya’nın en büyük eyaletlerinden Baden-Württemberg’de 16 Mart tarihinde gerçekleşecek eyalet seçimlerinden önce, konu ile ilgili kesin çözüm bulmaya çalıştığını yazdı. Baden-Württemberg’de 2011’deki seçimde Merkel’in Hırıstiyan Demokratlar Partisi (CDU) yüzde 39 oyla birinci parti olmuştu.

    Öte yandan Alman haber ajansı DPA’ya konuşan bir NATO yetkilisi, NATO’nun Türkiye ve Yunanistan arasındaki insan kaçakçılığını engellemek için Ege Denizi’ne gönderdiği geminin dün bölgeye ulaştığını söyledi.
    MÜLTECİLER TRENLE ALMANYA’YA GÖTÜRÜLECEK

    Mültecilerin Almanya’ya geçmek için kullandığı ‘Balkan rotası’ üzerindeki ülkelerin emniyet müdürleri Hırvatistan’ın başkenti Zagreb’de toplandı. Makedonya, Sırbistan, Hırvatistan, Slovenya ve Avusturya’nın katıldığı toplantıda alınan karara göre, mültecilere Makedonya-Yunanistan sınırındaki Gevgeli kentinde adli sicil kontrolü yapılacak, mülteciler buradan Almanya’ya trenle götürülecek. Hırvatistan Emniyet Müdürü Vlado Dominic, planın hemen uygulamaya geçeceğini söylerken; mültecilerin Makedonya’dan trenle Sırbistan ve Slovenya üzerinden Avusturya’ya götürüleceğini açıkladı.
    Sadece Suriye, Irak ve Afganistanlı mültecilerin kabul edileceği belirtilirken, diğer ülkelerden gelenlerin Türkiye ve Yunanistan’a iade edileceği vurgulandı. Almanya İçişleri Bakanı Thomas de Maiziere ise bazı ülkelerin mülteci krizini Almanya’nın sırtına yüklemek istediğini söyledi.

  • F-16’lar Böyle Vurdu

    F-16’lar Böyle Vurdu

    Türk Hava Kuvvetleri’na bağlı F-16’ların düzenlediği hava harekatında bölücü terör örgütünün Mardin İli sözde eyalet sorumlusu ve beraberindekiler öldürüldü.

    Güvenliklik birimlerinden alınan bilgiye göre, terörist elebaşlarından biri olan Dersim Saha sorumlusu Baran Kod adlı İsmail Aydemir 16 Eylül 2015 tarihinde alınan istihbarat sonucunda kırsalda yapılan bir toplantı esnasında düzenlenen hava harekatı ile beraberindeki sözde lider kadrosuyla beraber öldürüldü.

    Bir ihbarı değerlendiren Türk Silahlı Kuvvetleri, hiç vakit geçirmeden Mardin ili kırsalında BTÖ mensubu teröristlerin bir toplantı yaptığını öğrendi ve bölgeye sevk edilen Hava Kuvvetlerine ait F-16’lar ile söz konusu grubu bulundukları bölgede imha edildi.

    İstihbarat kaynaklarından alınan bilgiye göre; söz konusu toplantıya başkanlık eden Mardin ili sözde Eyalet sorumlusu Botan kod adlı Faruk Atan ve beraberindeki sözde lider kadrosu imha edildi. Bu ihbarı kendi içlerinden bir haber elemanı yapmış ve ihbarında; Botan kod adlı Faruk Atan’ın Mardin Nusaybin’de ve Şırnak İdil’de operasyon icra eden güvenlik kuvvetleri birimlerine yönelik eylemlerde bulunacağını ve bu nedenle kendi emrindeki lider kadrosuyla bir toplantı yapacağını, ayrıca aynı ilçelerde devlet yanlısı olan vatandaşlara gözdağı vermek, ilçelerdeki terörist unsurları takviye etmek maksadıyla çeşitli eylemler yapma yönünde hazırlık içinde olduklarını bildirdi.

    Ancak yapılan etkili hava harekatı sonucunda grubun tamamı bu hain emellerine kavuşamadan öldürüldü.İHA

  • ‘Suçlulardan Olayların Hesabı Sorulsun’

    ‘Suçlulardan Olayların Hesabı Sorulsun’

    Cihan Sendikaları Konfederasyonu İl Temsilcisi, Aktif Eğitimciler Sendikası Çorum Temsilcilik Başkanı Adem Yücel, Ankara’da ki terör olayını kınayarak konu ile ilgili açıklama yaptı.

    Yücel, yaptığı açıklamada şunlara yer verdi; “ Ankara’daki patlama ve Diyarbakır’ da tekrar şehit haberleri ile yine sarsıldık ve onlarca vatandaşımız askerimiz hayatını kaybederken milletimizin yüreğine yine ateş düştü.

    Kandan ve kinden beslenen canavarların, kişisel hırs ve çıkarları uğruna tüm memleketi ve kendi “değerleri” dışındaki herkesi fedaya hazır açgözlülerin ve kaostan beslenen iç ve dış mihrakların durmak bilmeyen kanlı eylemleri devam ettikçe hüznümüz artmakta.

    Aylardır devam eden bu ve benzeri saldırılar , Birlik ve beraberlik içinde huzurlu bir hayat sürmek isteyen milyonlara, Cumhuriyetimize ve demokrasimize sahip çıkmak isteyen aziz milletimizin her bir ferdine karşı yapılmıştır.

    Benzer acılar artık yaşanmasın diyoruz, bunun için devlet ve hükümet yetkilileri ile etkin siyasi aktörlerden Yaşanan karanlık saldırıları bir an önce aydınlatmak üzere gerekli çalışmaları samimi ve şeffaf bir biçimde yapmaya, Devletimizin bekasına, milletimizin huzur ve saadetine karşı düzenlenmiş hain saldırılarda ihmali olanlardan hesap sormaya davet ediyoruz.

    Cennet vatanın dört bir yanında asker, polis ve sair vatandaşlarımızın şahsında “barış ve kardeşliğimizi hedef alan” kanlı terör saldırılarını, faillerini, gizli-açık, doğrudan-dolaylı destekçilerini kınıyor, hayatını kaybedenlere Allah’tan (cc) rahmet, milletimize başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyoruz.

    Aziz milletimiz yüksek ferasetiyle, birlik ve beraberliğimizi zedeleyecek söylem ve eylemlere fırsat vermeyeceği gibi kin ve nefret strateji ve söylemleriyle halkımızı kutuplaştırmaya çalışanlara gerekli cevapları demokratik ortamlarda verecektir. Terörü ve terörden beslenenleri lanetliyoruz.Allah milletimize ve insanlığa benzer acıları bir daha yaşatmasın.”

  • ‘Saldırıyı Lanetliyoruz’

    ‘Saldırıyı Lanetliyoruz’

    Eğitim Sen Yürütme Kurulu Çorum Şubesi, Ankara’da gerçekleştirilen saldırıyı kınayarak konu ile ilgili açıklamada bulunuldu.

    Yapılan açıklamada “17 Şubat akşamı Ankara’nın merkezinde yer alan Devlet Mahallesi’nde gerçekleştirilen acımasız saldırı sonucunda resmi rakamlara göre 28 kişi hayatını kaybetmiş, 61 kişi yaralanmıştır. Eğitim Sen olarak Ankara’da gerçekleştirilen bu saldırıyı lanetliyor, yakınlarını kaybedenlere başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyoruz.

    Daha önce olduğu gibi, son Ankara saldırısı sonrasında da “jet hızıyla” yayın yasağı getirilmesi dikkat çekicidir. Geçmişte yaşanan benzer saldırı ve katliamlar dikkate alındığında, bu saldırının neden, nasıl ve kimler tarafından gerçekleştirildiğine ilişkin bilgilerin iktidar tarafından kamuoyundan gizlenmeye çalışıldığı açıktır. Ankara’da yaşanan saldırının üzerindeki sis perdesi henüz net bir şekilde aralanmamışken, iktidarın 10 Ekim Ankara katliamı sonrasında yaptığı gibi asıl failleri koruyan bir tutum benimsemesi, yaşananları iç ve dış politikada yeni saldırı hazırlıklarının gerekçesi yapması şaşırtıcı olmayacaktır. Saldırıyla ilgili gerçekler tüm açıklığıyla ortaya çıkarılmalı, sorumlular, saldırının arkasındaki güçler ve bu saldırıya neden olanlar hesap vermelidir.

    10 Ekim’de Ankara’nın orta yerinde göz göre göre gerçekleşen katliam ve sonrasında yaşananlar dikkate alındığında, önce İstanbul Sultanahmet’te, son olarak Ankara’da yaşanan saldırının arkasında yatan nedenlerin ve gerçek faillerin belirlenmesinin ne kadar mümkün olacağı tartışmalıdır.

    Bu ve benzeri saldırıların sonuçları kadar, nedenleri de sorgulanmalıdır. Siyasi iktidarın ‘Ya başkanlık ya kaos’ anlayışı doğrultusunda başlatmış olduğu ‘İçeride savaş, dışarıda savaş’ politikası, Türkiye’yi böylesi saldırı ve katliamların hedefi haline getirmiştir.

    Yapılması gereken, iç ve dış politikada ayrıştırıcı ve kutuplaştırıcı söylem ve uygulamalardan uzak durmaktır. Aylardır ısrarla sürdürülen savaş ve şiddet politikalarındaki ısrar Türkiye’nin daha büyük saldırıların hedefi haline gelmesinden başka bir sonuç vermeyecektir.

    19 Şubat Cuma günü Ankara’da yaşanan saldırıyı protesto etmek için işyerimize siyah kıyafetler giyerek gidiyor ve siyah kurdele takıyoruz. Eğitim Sen olarak saldırıda hayatını kaybedenlerin yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyoruz.” ifadeleri kullanıldı.