Kategori: Yaşam

  • ‘Danışman Öğretmen Seçimleri Yanlış Yapıldı’

    ‘Danışman Öğretmen Seçimleri Yanlış Yapıldı’

    Eğitim Sen Çorum Şubesi Yürütme Kurulu adına Başkan Mehmet Öztürk, danışman öğretmen seçimleri konusunda yanlış yapıldığını ifade ederek konu ile ilgili açıklama yaptı.

    Milli Eğitim Bakanlığının hemen hemen bütün uygulamalarında olduğu gibi Danışman Öğretmenlik uygulaması da yüz binlerce eğitim emekçisi açısından tartışma konusu olduğunu ifade eden Öztürk, açıklamasına şöyle devam etti;

    “Bu uygulama daha şimdiden karaya vurarak, “Yanlışlıklar Komedyası”nda bir perde daha açmıştır. Danışman Öğretmen seçilme sürecindeki mevzuat eksiklikleri ve yanlış yaklaşımlar bir araya gelince binlerce öğretmen birkez daha mutsuz edilmiş, yapılan işlem tartışma konusu olmuştur. Bakanlık birkez daha eğitimciler açısından sınıfta kalmıştır.

    Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğü Şubat ayında ilk ataması yapılacak öğretmenlerin adaylık süreçlerinde danışman öğretmen görevlendirilmesine yönelik il milli eğitim müdürlüklerine 30.12.2015 gün ve 13492368 sayılı bir yazı düzenlenmiştir. Bu yazıda adaylık dahil en az 10 yıl hizmet süresine sahip öğretmenler arasından ulusal veya uluslar arası projelerde koordinatör, danışman veya katılımcı öğretmen olarak görev almış olan, sosyal ve kültürel faaliyetlere(tiyatro gösterisi, şiir dinletisi, okul gazetesi, okul dergisi, okul gezileri, spor müsabakaları vb. etkinlikler) katılım sağlayan, iletişim beceresi ve temsil yeteneği güçlü ve mesleğinde temayüz etmiş öğretmenlerin bilgilerinin yazının ekinde yer alan forma işlenerek 8 Ocak 2016 tarihine kadar bildirilmesi istenmişti.

    Bakanlık Belirlediği Kriterlere Kendisi Uymadı!

    Danışma Öğretmenlik duyuru yazısından bir çok öğretmenin haberi olmamıştır. Kimi okul müdürleri kendi kafalarına göre öğretmen isimlerin İl Milli Eğitim Müdürlüklerine bildirmişlerdir. Bu konu ile ilgili Çorum İl Milli Eğitim Müdürlüğünü Eğitim Sen olarak uyarmış, yanlışlıkların giderilmesi yönünde talepte bulunmuştuk. Ne yazık ki bu yanlışlıklar giderilmemiştir.

    Biliyoruz ki ilimiz dâhil Türkiye’nin bütün illerinde bakanlığının belirlediği kriterlere uyulmadan Danışman Öğretmen seçimi yapılmıştır. Bakanlık ve il milli eğitim müdürlükleri bu kriterlere uymamıştır. Ulusal ve uluslar arası projelerde koordinatör ve danışman olarak görev alan öğretmenlerimiz Danışman Öğretmen olarak belirlenmemiş, alanında başarı sağlayan bir çok meslektaşımız dışlanmıştır. İlimizde Danışman Öğretmen olarak görevledirilen 212 öğretmen arkadaşımızın bir çoğu objektif olarak belirlenmemiştir. Sendikal aidiyetler ön planda tutulmuştur. İlimizde 10 yılını dolduran öğretmenler arasında kendisi istemediği halde Danışman Öğretmen olarak görevlendirilenler olmuştur. Kimi okullarda yalnızca Eğitim Bir Sen sendikasına üye olanlardan Danışman Öğretmen olarak belirlenmesi öğretmenler açısından kuşku ve güvensizlik kaynağı oluşturmuştur.

    MEB’te Kervan Yolda Düzülür

    Bu yanlışlığın üzerine bir de Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın 21 Şubat tarihinde açıklamalarında, “Danışman Öğretmenlerin uzman öğretmen olabilecekleri, ek hizmet puanı verilerek köyden kente gelme kolaylığı sağlanacağını belirtmesi” varolan sıkıntıları daha da derinleştirmiştir. MEB’in dinmeyen yarası olan Uzman Öğretmenlik, Başöğretmenlik uygulamalarında ki başarısızlık ve eşitsizlikler göz önüne alındığında bu yaklaşımında yeni sorunlar ortaya çıkaracağı şimdiden belli olmuştur. MEB’nın uygulamaları “kervan yolda dizilir” yaklaşımından öte bir anlam taşımamaktadır.

    Danışman Öğretmenlik uygulamaları için öncelikle yasal altyapının düzenlenmesi ve başvuruların günülülük esasına göre belirlenmesi gerekiyor. Deneyim ve günüllülük olmaksızın , yanlı ve yanlış uygulamalar eğitim sistemini bozguna uğratmaktadır. “Kervan yolda düzülür” mantığı ile yapılan iş ve eylemler eğitimi içinden çıkılmaz sorunlara, öğretmenlerimizi güvensizliğe iteceği açıktır. Yol yakınken bu yanlıştan dönülmeli, demokratik, şeffaf, katılımcı süreçler işletilmelidir.”

  • ‘Cansel Buse İntihar Etmedi, Katledildi’

    ‘Cansel Buse İntihar Etmedi, Katledildi’

    Eğitim Sen Çorum Şubesi Kadın Sekreteri Evrim Gülez, öğretmeni tarafından tecavüz edildikten sonra intihar eden Cansel Buse için basın açıklamasında bulundu.

    Okul iaderesinin ve yetkililerinin bu olaya duyarsız kaldığını belirten Evrim Gülez,“Bir kez daha gördük ki erk zihniyet okulda, sokakta her yerde… 12’nci sınıf öğrencisi Cansel Buse aslında intihar etmedi, devlet aklının kadına bakış açısıyla sergilediği duyarsızlık ve suskunlukla katledildi.” dedi.

    “Türkiye’de kadına yönelik şiddet ve ölüm istatistikleri her geçen gün daha korkunç bir hal alıyor.”diyen Gülez, açıklamasına şöyle devam etti;

    “2016 yılının ilk ayında 36 kadın erkekler tarafından öldürüldü. Türkiye’nin geneline baktığımızda kadın düşmanlığı, Diyanet fetvalarının örnek olmasıyla artıyor. Kadınların çalışma hakkına saldırılar gerçekleşmekte, cinsel saldırılar artarak devam etmektedir. Ayrıca savaş nedeniyle toplumun genelinde şiddetin yükseldiği bir durum yaşanıyor ve tüm bu nedenlerden ötürü kadın cinayetleri artıyor.

    Kadınların yaşamları iktidar sahipleri tarafından kuşatılmaktayken, sadece cinsiyetlerinden dolayı en temel hak olan “yaşam hakkı” ellerinden alınmaktadır. Kadına yönelik her türlü şiddetin failleri adalet sistemi  içindeki boşluklardan faydalanmakta, mahkemelerde kolayca iyi hal indirimi almaktadır. Şiddetin faillerinin “cezasız” kalması, şiddete uğrayan kadınların ruhsal iyileşmelerinin önünde büyük bir engel olarak durmaktadır. Cinsiyetçiliğin körüklendiği bir ortamda, kadınların kamusal yaşamdan uzaklaştırılması ve kadın cinayetlerine ‘iyi hal indirimi veren’, tecavüzcüleri ‘aklayan’, tacizde ‘kadının beyanını esas almayan’ sistem kadınları tehdit etmeye devam etmektedir. Bu indirimler verilmeye devam ettikçe, kadınlar bu saldırılara uğramaya devam ediyor.

    Eğitim Sen olarak, sadece “kadın” oldukları için öldürülen Özgecan Aslan ve yüzlerce kadının katlinden sorumlu olan cinsiyetçi ve cinsel saldırıları körükleyen zihniyetin değişmesi için her alanda mücadele etmeye devam edeceğiz. Öldürülen, saldırıya uğrayan, can güvenliği olmayan, şiddet gören tüm kadınlar için sesimizi yükseltmeyi sürdüreceğiz.”

  • 2015 Yılında Mutlu Olanlar Arttı

    2015 Yılında Mutlu Olanlar Arttı

    Ülkemizde mutlu olduğunu beyan eden bireylerin oranı %56,6 oldu.

    Mutlu olduğunu beyan eden bireylerin oranı 2014 yılında %56,3 iken 2015 yılında %56,6 oldu. Mutsuz olduğunu beyan eden bireylerin oranı ise %11,7’den %11,4’e düştü.

    Kadınlarda mutluluk oranı, 2014 yılında %60,4 iken 2015 yılında %60,2’ye düştü, erkeklerde bu oran %52’den %52,9’a yükseldi.

    Yaş gruplarına göre mutluluk düzeyine bakıldığında, en yüksek mutluluk oranı %63,8 ile 18-24 yaş grubunda, en düşük mutluluk oranı ise %51,7 ile 45-54 yaş grubunda gerçekleşti.

    Evli bireylerin, evli olmayanlara göre daha mutlu olduğu görüldü. Evli bireylerin 2015 yılında %59,6’sı mutlu iken, evli olmayanlarda bu oran %49,5 olarak gerçekleşti.

    Bireyleri en çok aileleri mutlu etti

    Kendilerini en çok ailelerinin mutlu ettiğini ifade edenlerin oranı %72,3 olurken, bunu sırasıyla; %13,1 ile çocuklar, %5,3 ile eş, %2,8 ile anne/baba, %2,7 ile kendisi, %1,9 ile torunlar ve %1,9 ile diğer kişiler takip etti.

    Mutluluk kaynağı olan değerlerde sağlık ilk sırayı aldı

    Kendilerini en çok sağlıklı olmanın mutlu ettiğini ifade edenlerin oranı %68,8 olurken, bunu sırasıyla; %15,8 ile sevgi, %8,6 ile başarı, %3,9 ile para, %2 ile iş ve %1 ile diğer değerler takip etti.

    Eğitimli insanlarda mutluluk düzeyi daha fazla

    Yükseköğretim mezunu olanlarda mutluluk oranı %59,5 iken, bunu sırasıyla; %58 ile ilköğretim veya ortaokul mezunu, %57,8 ile bir okul bitirmeyenler, %56,5 ile lise ve dengi okul mezunu, %54 ile ilkokul mezunu takip etti.

    Ulaştırma ve sağlık hizmetlerinden genel memnuniyet düzeyleri arttı

    Bireylerin kamu hizmetlerinden genel memnuniyet düzeylerine bakıldığında, 2014 yılı sonuçlarına göre en yüksek artış 2,2 puan ile ulaştırma hizmetlerinde gerçekleşti. En yüksek memnuniyet oranı 2015 yılında %74 ile ulaştırma hizmetlerinde gerçekleşirken bunu sırasıyla; %72,3 ile sağlık, %69,8 ile asayiş, %59 ile eğitim, %58,7 ile Sosyal Güvenlik Kurumu ve %50,4 ile adli hizmetlerden memnuniyet takip etti.

    Bireylerin %74,4’ü kendi geleceklerinden umutlu

    Kendi geleceklerinden umutlu olduğunu beyan eden bireylerin oranı, 2014 yılında %73,8 iken 2015 yılında %74,4’e yükseldi. Kendi geleceklerinden umutlu olan kadınların oranı, 2014 yılında %74,7 iken 2015 yılında %74’e düştü, erkeklerde ise bu oran %72,9’dan %74,7’e yükseldi.

  • MİT’ten Memurlara Uyarı!

    MİT’ten Memurlara Uyarı!

    Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), bir genelge ile kamu kurumları çalışanlarını sosyal paylaşım sitelerine girmemeleri konusunda uyardı.

    Ankara’da 28 vatandaşımızın yaşamını yitirdiği 17 Şubat bombalı saldırısının yankıları, yeni güvenlik yaklaşımları ve önlemler tartışılırken, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), yeni yasadan aldığı yetkiyle, stratejik ve hayati önem taşıyan kamu kurumlarını, özel sektör kuruluşlarını bilgilendirme, uyarma, eğitme ve önleme faaliyetlerine başladı. Bir genelge ile kamu kurumları çalışanlarını sosyal paylaşım sitelerine girmemeleri konusunda uyaran MİT, tespit ettiği güvenlik açıkları konusunda havacılık firmalarının da dikkatini çekti.

    TBMM’de Nisan 2014’te kabul edilen yeni yasayla, MİT’in görev alanı netleştirilip bazı konularda daha operasyonel hale getirilmişti. Yasayla teşkilat, ağırlıklı olarak dış güvenlik ve istihbarat, savunma, terörle mücadele ve kontrespiyonaj (casusluğa karşı koyma) faaliyetlerine odaklanmıştı. Yeni yasa; MİT’in, dış güvenlik, terörle mücadele ve milli güvenliğe ilişkin konularda Bakanlar Kurulu’nca verilen görevleri yerine getirmesini öngörüyordu. İşte o tarihten bu yana MİT, stratejik kamu kurumlarının ve özel kuruluşların güvenlik açıklarının giderilmesi konusunda çalışmalara başladı. İşte Milli İstihbarat Teşkilatı’nın yeni dönem stratejileri ve iç güvenlikte önleyici çalışmaları:

    BİLGİLENDİRME: İstihbari görevlerin ve çalışmaların yanı sıra kurum ve kuruluşlar uyarılıyor, bilgilendiriliyor, aktif bir politika izleniyor. Güvenlik zaafı tespit edilen her konuda MİT devreye giriyor. Bunun için özel bir birim ve ekipler kuruldu. Gerektiğinde ilgili kurum personeline eğitimler veriliyor, kriz durumlarında yapılacaklar anlatılıyor.

    UÇUŞ GÜVENLİĞİ: 31 Ekim’de Mısır’ın Sina Yarımadası’nda, Şarm El Şeyh’ten kalkan bir Rus yolcu uçağı, teröristlerin yerleştirdiği bombayla düşürülmüş, 224 kişi hayatını kaybetmişti. Bu ve benzeri olaylardan yola çıkılarak tespit edilen güvenlik açıkları havayolu şirketlerine iletilip alınması gereken ilave tedbirler anlatılıyor.

    BELGE GÜVENLİĞİ: Kablolama sistemi, iletişim, haberleşme, bilgi ve belge güvenliği konusunda tespit edilen açıklar ve alınacak tedbirler muhatap kurumlara anında iletiliyor, kısa sürede önlem almaları sağlanıyor, sonuçları kontrol ediliyor. Stratejik bilgilerin yer aldığı gizli belgelerin güvenliği, sınıflandırılması ve gizlilik kodlarının düzenlenmesi konusunda danışmanlık ve eğitim hizmeti veriliyor.

    SİBER GÜVENLİK: Ulaştırma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin de görevleri arasında yer alan siber güvenlik ve siber savunma alanında çok önemli çalışmalar yürütülüyor. MİT, stratejik tüm kurumlara gönderdiği genelge ile Facebook ve Twitter gibi sosyal paylaşım sitelerine kurumlara ait bilgisayarlardan girilmemesini, bu ağları kullananların kendi özel bilgisayarlarını ya da akıllı telefonlarını tercih etmelerini istedi. Birçok kurum, sosyal paylaşım siteleri ve ağlara kamu bilgisayarlarından girilmesini engelledi.

    SİBER SALDIRILAR YOĞUNLAŞTI
    Son dönemde sosyal paylaşım siteleri ve ağlar üzerinden Türkiye’deki kurumlara yönelik yüz binlerce siber saldırı tespit edildi. Bu ağlar üzerinden kurumların stratejik bilgi ve belgelerinin elde edilmeye çalışıldığı saptandı. Gelen saldırılarda özellikle iki yönteme dikkat çekildi. Korsanlar, Türkiye’de yemleme olarak bilinen, siber dünyada uzun zamandır kullanılan ve İngilizce password (şifre) ve fishing (balık avlamak) sözcüklerinin birleşmesiyle oluşturulan “phishing” tekniğiyle kullanıcının tüm bilgilerine ulaşıyor. Burada kurumlar da politikacılar da hedef alınabiliyor. İkinci yöntem ise solucanlar… Korsanlar, Truva atları (trojanlar), virüsler, solucanlar, mantık bombaları, DDOS, sosyal mühendislik atakları ve oltalama saldırıları ile sızdıkları bilgisayar ya da ağlarına değiştirici, yıkıcı, hizmet aksatıcı ya da verileri sızdırma gibi zararlar verebiliyor. Bunlar, casusluk faaliyeti dışında maddi kayıplara yol açan, itibar sarsan eylemler de olabiliyor.İHA

  • 4 Bin Polis Memuru Alınacak

    4 Bin Polis Memuru Alınacak

    Emniyet Genel Müdürlüğünce Polis Meslek Eğitim Merkezlerine (POMEM) 17’nci dönem polis meslek eğitimi için özel harekat branşlı polis memuru adayı alımı yapılacak.

    Emniyet Genel Müdürlüğünce Polis Meslek Eğitim Merkezlerine (POMEM) 17’nci dönem polis meslek eğitimi için özel harekat branşlı 4 bin erkek polis memuru adayı alımı yapılacak. Ön başvurular Polis Akademisi Başkanlığına ait www.pa.edu.tr adresinden on-line olarak gerçekleştirilecek.

    17’nci dönem polis meslek eğitimi için adaylarda aranacak şartlar;

    En az dört yıllık lisans seviyesindeki bir yükseköğretim programından veya bunlara denkliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarından mezun olmak,

    31 Aralık 2016 tarihi itibari ile 30 yaşından gün almamış olmak,

    2014 veya 2015 yıllarında yapılan KPSS lisans P3 Puan türünden en az 50,00 taban puanı almış olmak. (Emniyet Teşkilatı personeli şehit veya vazife malulü eş veya çocuklarından KPSS lisans P3 puanı en az 40,00 taban puan şartı aranacak.)

    Öğrencilerin yemek, barınma ve sağlık giderleri Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından karşılanacak. Eğitim sonunda başarılı olanlar özel harekat branşlı polis memuru olarak göreve başlayacak. Sınava giriş koşulları, sınav takvimi ve diğer hususlarhttp://www.pa.edu.tr/ resmi internet sitesinden ilan edilecek.

    Kamuoyuna saygı ile duyurulur.(Kaynak:gazetekamu.com)

  • Suriye’de ateşkes tarihi belli oldu

    Suriye’de ateşkes tarihi belli oldu

    ABD ve Rusya, Suriye’de 27 Şubat tarihi itibariyle ateşkes ilan edilmesi konusunda anlaştı.

    Yabancı kaynaklara göre, ABD ve Rusya, ateşkes konusunda hazırlanan taslak üzerinde anlaştı. Anlaşma, Suriye’de 27 Şubat tarihi itibariyle ateşkes sağlanmasını öngörüyor. Ateşkese IŞİD ve El Nusra Cephesinin dahil olmadığı da belirtildi.İHA

  • Esra Erol isyan etti!

    Esra Erol isyan etti!

    Kayseri’de yaşayan lise öğrencisi Cansel K. öğretmeninin cinsel istismarına uğramasının ardından ünlü sunucu Esra Erol isyan sosyal medya hesabından isyan etti.

    Kayseri’de geçtiğimiz hafta çarşamba günü Mimarsinan Demokrasi Mahallesi Emniyet 1. Cadde Görgülü apartmanında meydana gelen olayda, Mustafa Eminoğlu Anadolu Lisesi 4. sınıf öğrencisi C.K. (18), polis olan babasının silahıyla başına ateş etmiş ve ağır yaralı olarak Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi acil servisinde hayatını kaybetmişti.

    Ünlü sunucu Esra Erol bu haberin ardından sosyal medya hesabından adeta açtı ağzını yumdu gözünü.Erol “Okul itibarını bir candan daha önemli tutan idareciler! Orada ki insancıklar! Sözde eğitimciler! Tecavüz edenin kendini akladığı,  tecavüze uğrayanın büyük utancını yaşatan zihniyet! Vicdan var mı? Sizde?” diyerek isyan etti.İHA

    38523_esra-eroll

  • Müge Anlı’dan gelin adaylarına sert eleştiri!

    Müge Anlı’dan gelin adaylarına sert eleştiri!

    Müge Anlı bugünkü programında, izdivaç programına katılan gelin adaylarının kriterleri sert bir dille eleştirerek ‘Saçımı başımı yolmak istiyorum’ dedi.

    ATV ekranlarında yayınlanan Müge Anlı’nın sunduğu Tatlı Sert programında ünlü sunucu çileden çıktı.Gelin adaylarını çok sert bir dille eleştiren Anlı “Kim ne derse desin aslında izleyip bir hayatı da görmek lazım .İnanılmaz hayat var saçımı başımı yolmak istiyorum” diyerek 45 yaşında 5 çocuklu bir annenin 35- 40 yaşlarında biriyle evlenmek istemesine ve bunun gibi birçok gelin adayının saçma isteklerine canlı yayında isyan etti.İHA

  • Diyanet Vakfı, yaraları sarmaya devam ediyor

    Diyanet Vakfı, yaraları sarmaya devam ediyor

    Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı’nın başlattığı “Şimdi Yaraları Sarma Zamanı” yardım kampanyası kapsamında toplanan yardımlar Bayırbucak Türkmenleri ve Terör Mağduru ailelere ulaşmaya devam ediyor.

    Türkiye Diyanet Vakfı Mütevelli Heyeti İkinci Başkanı Mazhar Bilgin, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı’nın “Şimdi Yaraları Sarma Zamanı” yardım kampanyası ile binlerce aileye yardımların ulaştığını söyledi.

    Ülkelerinde yaşadıkları savaş nedeniyle Hatay, Kilis ve sınır ötesinde bulunan kamplarda yaşayan Bayırbucak Türkmenlerine şu ana kadar 10 bin adet gıda kolisi ve battaniye yardımı gönderildiğini vurgulayan Bilgin, bölgeye yardımların devam edeceğini kaydetti.

    “Sınır ötesinde ekmek dağıtımına başladık”

    Bilgin “Bölgeye giden ekiplerimiz sınır ötesinde bulunan kamplarda ekmek dağıtımına başladı. Sıcak yemek dağıtımı için de çalışmalar yapıyoruz. Ailelerin acil barınma ihtiyacını karşılayacak bin adet çadır, 4 bin adet tüketime hazır gıda kolisi ve 8 bin adet su yardımı Türkmen ailelere ulaştıracağız ” dedi. Bilgin, bölgede alışveriş yardım kartı dağıtımı da yapacaklarını kaydetti.

    Yardımları yaparken Peygamber Efendimiz zamanındaki Ensar-Muhacir kardeşliğini esas aldıklarını vurgulayan Bilgin, “Ensar ve Muhacirin birbirlerine nasıl kardeş olduklarını biliyoruz. O zaman nasıl evlerin kapısı sonuna kadar açılmışsa ülkemize gelen Türkmen kardeşlerimize de gönül kapımızı sonuna kadar açtık.” diye konuştu.

    Güneydoğu’ da terör hadisesinden dolayı evlerini terk etmek zorunda kalan ve mağduriyet yaşayan ailelere yardımların ulaşmaya devam ettiğini kaydeden Bilgin, bölgede il ve ilçe müftülerince tespit edilen terör mağduru ailelerin yaralarını sardıklarını vurguladı.

    Bilgin “ Güneydoğu’ da Diyarbakır’ın Sur ve Silvan ilçelerinde, Mardin’in Artuklu, Kızıltepe, Nusaybin, Midyat ve Dargeçit ilçelerinde, Şırnak’ın Cizre, Silopi ve İdil ilçelerinde ki terör mağduru ailelere şu ana kadar toplam 30 bin gıda kolisi ve battaniye gönderdik ” dedi.

    TDV olarak ülkemizin kuzeyi, güneyi, doğusu ve batısında ümmet ve kardeşlik bilincinin hakim olması için gayret gösterdiklerini ifade eden Bilgin “Yaraları sarma zamanı dedik ve kampanya kapsamında ülkemizin dört bir tarafından yardım seferberliği başlatıldı, mazlum ve mağdur insanlarımıza destek olundu. Milletimizin verdiği bu destek, ümmet ve kardeşlik bilincinin bu toprakların ayrılmaz unsurları olduğunu ve bunun böyle devam edeceğini göstermektedir” diye konuştu.

     

  • ‘Kanlı Oyunlara Boyun Eğmeyeceğiz’

    ‘Kanlı Oyunlara Boyun Eğmeyeceğiz’

    Memur-Sen İl Temsilcisi ve Sağlık-Sen Çorum Şubesi Başkanı Ahmet Saatcı gündemi değerlendirerek açıklamalarda bulundu.

    Saatcı, yaptığı açıklamada şunları ifade etti; ”Tüm karanlık plan ve senaryolar; Türkiye’nin ortak tasavvurunu yıkmak, İdeallerinin önünü geçmek, Yeniden Büyük Türkiye’nin kurulmasını engellemek, Adil Bir Dünyanın oluşumunda Türkiye’nin rol almasına taş koymak için yapılmaktadır. Terör saldırıları mazlumların ve mağdurların huzura kavuşmasını istemeyen lobilerin eseridir.Bu tohumdan maki çıkmaz, ot olmaz. Bu tohumdan yine büyük bir çınar olur, çünkü bu çınarın tohumunda imparatorluk geni vardır, üç kıtayı yönetmiş bir irade ve küresel aktörlük DNA’sı gizlidir. Bu genetik kodların gelişimini engellemek isteyen, Türkiye üzerinde hesabı olan yabancı güçler, iç bünyemizdeki zaaflarımızdan da yararlanarak Türkiye’yi bölgesinde itibarsızlaştırmak, hezimete uğratmak istemektedirler. Yerli ve milli düşüncenin temsilcileri olarak, emperyalizmin kanlı oyunlarına boyun eğmeyeceğiz.”Türkiye’yi yeniden büyük dünya devleti kılacak temel dinamik 78 milyonun birlik ve beraberliğidir. Bu kardeşliği tesis edecek ise komisyonlarımızla birlikte Memur-Sen’dir. Türkiye’nin çatı kuruluşu olarak, düşünce, hedef ve hayal birlikteliğini birlikte sağlayacağız. Türkiye için en büyük tehdit karamsarlık, moral çöküntü, yarınlara ilişkin güven kaybı, gelecek endişesidir. Gelecek kaygısını artırmak, umutsuzluğu pompalamak, toplumu karamsarlığa itmek isteyen lobiler var. Bu lobilere inat, sizler Türkiye’nin geleceğine yönelik umutları artıracaksınız. 2000 yıllık bir tarihsel geçmişe, büyük bir medeniyet birikimine, güçlü devlet geleneğine sahip bir milletiz. Türkiye’yi umutsuzluğun, güvensizliğin, karamsarlığın ülkesi yaptırmayacağız, yaptırmayacaksınız.

    Yeniden Büyük Türkiye’ye ve İslam’ın adaleti ve ahlakı ile donanmış Adil Bir Dünyayı hep birlikte kurucağız. ‘Yeniden Büyük Türkiye’, ‘Güçlü Türkiye’ adı her ne olursa olsun hedeflediğimiz Türkiye’nin asli öznesi gençler, engelliler, kadınlar ve emeklilerdir. Türkiye’nin yeniden kuruluşunda olmalısınız. Bu yüzden yeni anayasa noktasında ‘siyasiler yapsın, biz uyalım, meclis yazsın biz uygulayalım’ pozisyonu almamalıyız. Yeni anayasanın yapım ve yazım sürecinde aktif sorumluluk almalı, alanı dinamik tutmalıyız. Bu tarihi bir görev ve sorumluluktur. Bu sorumluluğu hakkıyla yerine getirmek zorundayız.

    Dünyada ve Türkiye’de kayıp nesillerin ortaya çıkmaması, yaşatmak için yaşama duygusuna sahip nesillerin küresel dünyanın her yerinde söz sahibi olması için Anadolu’yu karış karış dolaşarak toplumun değişik kesimlerine ulaşmaya, tecrübe paylaşımı yapmaya devam edelim. Menzilimizi genişletelim.”