‘’Görgüsüzle dost olma; yol bilmez, yordam bilmez, kural bilmez; üzülürsün.’’ (Şeyh Edebalı)
Toplumun, millet olma hasletlerini oluşturan, gelenek, görenek, töre ve inanç sisteminin içerisinde barındıran uyulması, insanlık gereği olan ince kural ve kaidelerin tamamı, saygı duyulması gereken ortak yaşam değerleridir. Edebin, adabın ve ahlakın bütünleştiği birlik ve beraberliğin vücut bulduğu hayat felsefesi, demokrasi anlayışı.
Türk milleti tarihin derinliklerinde İslam’la şereflenmeden önce töre (dini) ve geleneklere dayalı yaşam felsefesi çerçevesinde birliğini ve beraberliğin tesis etmiş, İslam’la tanıştıktan sonra kural ve kaidelerini yüzyıllarca taşıyacak hal almıştır. Milleti ayakta tutan hasletler, yani kiriş ve kolonları mevcut, dolayısı ile bunlara sabotaj yapmak, milli birliğe balta vurmaktır.
Böyle bir toplumun içerisinde yaşayan zatı muhteremler, bu görgü kurallarını benimsemeseler dahi uymak, saygı göstermek zorundadırlar. STK önderleri, siyasi figürler genelin benimsediği, yaşattığı ve o doğrultuda ki hayat felsefelerine saygı göstermesi gerekmektedir. Her nedense bazı kendini bilmezler aykırı hareket ederek, ters davranışlarla sinir uçlarına dokunmakta, kavgaya varan durumlar zuhur ettirilmektedir.
Aile içi bozgunlar, birbirine düşürmeler, birliğin bozularak iletişimin sekteye uğratılması millet olma hasletlerinin yozlaşmasına sebep olmaktadır.
Bazı görgü kuralları var ki insani değerleri oluşturur mesela yemek adabı bunun bir parçasıdır, sofradan önce ellerin yıkanması, besmele ile oturulması, bitiminde hamt ederek kalkılması ve el ve ağızın yıkanması, sofranın altının temizlenmesi, edep ve adap gereğidir, yani kısacası temizlik, büyüklere saygı ve muhabbet, yaşlılara olan ilgi ve alaka, maddi değil manevi olarak zikredilmektedir.
Ne gariptir bugün batının uyguladığı yaşlılara olan duyarsızlık bizlerde de hasıl olmakta, en güzel hasletlerinden birisi anaya, babaya olan sevgi, saygı ve incitici hal ve hareketlerden mümkün mertebe kaçınmak, onları hoşnut etmektir.
Çevremize ve akrabalara ahlaki ölçülerle davranmak, her ne surette olursa olsun edebi elden bırakmamak gerek. Alacaklı, alacağını isteyeceği vakit, kapıyı çaldıktan sonra üç adım geri çekilerek nazik ve nezaketli bir hal üzeri kelam ederek talepte bulunmalıdır. Şöyle eskiyi bir düşünelim avlu kapılarında bir tokmak, birde halka bulunurdu manası nedir?
Erkek tokmağı, bayan halkayı vurur, gelenin kim olduğunu sesten bilen o meyanda kapıyı açar. Sofra adabında büyükler oturmadan kaşık sallanmazdı, hiç bir kişi kimsenin malına tasallut etmez, ev ve dükkan kapıları kitlenmezdi, cami avlularında sadaka taşı bulunur, koyanla alan asla karşılaşmazdı, bugün olsa acaba gerçekten ihtiyaç sahiplerimi, yoksa durumu müsait olanlar mı alır?
Bulunduğumuz bölgelerin analizini yapalım göz önünde olan dilenenleri gözlemleyelim, gerçekten ihtiyaç sahip mi değil mi?
Bu tipler hasletten mazlum ve masum garibanların haklarını gasbedilmiyormu?
Öyle bir devirdeyiz ki kim ihtiyaç sahibi, kim değil bilemiyoruz. Milletin var olan müşvik ve merhametini suiistimal etmekteler.
Kimi gidiyor mezar başında rakı kadehi tokuşturuyor, kimisi inancımıza ortaçağ zihniyeti diyor, başörtüsüne karşı çıkıyor, anayasa mahkemesine götürüyor, sonrada takiyye yaparak bir başörtülüyü kürsüde sanki karşı değilmiş gibi konuşturuyor, toplumun aklıyla alay ediyorlar, elbette her toplumun içerisinde mutlaka bu tiplerden olacak buna şüphe yok, fakat baskı ve zulüm yapmayacak, saygılı olacak.
İnsanların yeryüzüne teşrifi ile bir birleri ile olan rekabet ölümle sonuçlanmış, günümüze kadar gelmiştir, Kabil’in Habil’i katletmesi. Öyle bir hal üzereyiz ki suçlu sanki galipmiş gibi, caka satmakta, krallar gibi dolaşmakta, gece hırsızlık, gündüz bey olup sahnede ki yerini almaktalar.
Ehlisünnet terk edilmiş, yerini batıni düşünceler sokulmuştur, ne edep, nede adap kalmıştır. Birçoğu bu hususta namaz sünnetleri sanar, oysa toplum içerisindeki saygı ve sevgiden bahsediyoruz, çevremizdeki insanları rahatsız edecek hal ve davranışlar, rahatsız edici her türlü nesneler ahenk ve düzeni bozmakta, bencilliği tesis etmektedir. İnanç istismarı, ahlakın yozlaşması, taciz, tecavüz, hırsızlık, terazide sahtekarlık, ölçüde hile ne gariptir sanki doğru imiş gibi yapanlar başları dik dolaşmaktalar.
Toplumun düzen ve ahlakının bozulması, kavramların değişmesine, millet olma hasletlerinin yok olmasına sebep teşkil eder. Emperyalizm her türlü cepheden saldırmakta, gerek yazılı, gerekse görsel basında işlenmekte, milli kültürü nakşedecek hiç bir girişim ve program yapılmakta, yapılanlarda gece yarısı sunulmakta. Devletin geleceği genç nesillere tabidir, o doğrultuda hareket elzemdir.
‘’ İnsanın cemali sözünün güzelliğidir.’’ (Hacı Bayram Veli)
ALLAH’A EMANET OLUN
Namık GEDİK
Kadir geceniz ve 18 Mart Çanakkale zaferi kutlu olsun.



Karadeniz’de Bir Gönül Coğrafyası: Aybastı
At Eti Haram mı?
Gösteriş mi, Yalınlık mı?
Bir Öğretmen Öldürüldü
Siyasi Aksiyon
