Heri Haber

Mavi Marmara”da Yaşananlar Anlatıldı

Çorum İHH Mavi Marmara Katliamınmın yıldönümünde bir konferans tertip etti.

Mavi Marmara”da Yaşananlar Anlatıldı
185 views
30 Mayıs 2016 - 7:23

Son Güncelleme: 30 Mayıs 2016 07:23 Çorum İHH Mavi Marmara Katliamınmın yıldönümünde bir konferans tertip etti.

Çorum İHH Mavi Marmara Konferans Salonundaki programı Hafız Yusuf Demirel ve Çorum İHH Başkanı Mavi Marmara Gazisi Selim Özkabakçı Sundu.

Dün saat:20.30’da başlayan program yaklaşık iki saat sürdü. Program soru cevapların ardından misafirlere çay ikramı ile program sona erdi.

Çorum Genç İHH Üniversite Başkanı Umut Ekrem Yazıcı’nın sunumunu yaptığı programda Hafız Yusuf Demirel Kudüsün Müslümanlar açısından önemini, Selim Özkabakçı’da Mavi Marmarada yaşadıklarını ve onu unutmamanın önemini anlattı.

Mavi Marmara İnsanlık için yola çıktığını ifade eden Selim Özkabakçı, “Onu vuran İsrail ise gemiyi vururken aslında insanlığı vurmuştur.”dedi.

Bunu sadece insanların anladığını belirten Özkabakçı,konuşmasına şöyle devam etti; “İnsani değerlerini yitiren insan müsvetteleri elbetteki bu durumu anlamada zorlanmışlardır.

Mavi Marmara da yaşadığım olayların bazılarından bahsedeceğim.

Aslında yaşananlar çok da sürpriz değildi. Biz bir müdahale bekliyorduk. Ama boyutunun bu noktaya varacağını tahmin etmiyorduk açıkçası. Her şeye rağmen, bizim silahsız olduğumuzu bildikleri halde saldırdılar. Biz silahsız olduğumuzu defalarca deklare ettik. Gerçek mermi kullanarak bir müdahale beklemiyorduk. Benim düşüncem şu: Büyük ihtimalle bunlar, bir grup sivil, basit insan olarak gördüler bizi. Yani, ‘biz donanmamızın yarısıyla geldik, operasyonu 15 dakikada bitiririz, ele geçiririz’ diye düşündüler. Hiç de öyle olmadı.

Defalarla denemelerine rağmen gemiye çıkamadılar. Zodiac botlarla etrafımızı sardılar, atmıştan fazla zodiac bot vardı. Tekbir getirdiğimiz zaman korkuyorlardı, sapan taşı attığımız zaman korkuyorlardı. İsrail ordusunu bana sorarsanız eğer, şöyle söyleyebilirim: Teknikleri var ama yürekleri yok. Böyle bir tablo var. Bu noktada da paniklediler, gemiyi ele geçiremeyeceklerini anladılar. Daha sonra helikopterle indirme yaparken hakiki mermi kullanarak indirmeyi gerçekleştirdiler. O sırada zaten birçok arkadaşımız vuruldu, şehit oldu. İndirmeyi gerçekleştirdiler fakat bu sefer de gemiye sızamadılar, geminin içinde varlık gösteremediler, üst tarafta kaldılar. Daha sonra bizim bulunduğumuz yerlere ateş etmeye başladılar. O sırada, ilk ateşi aldığımızda biz ön güvertedeydik. Hiçbir yere gitmedik. Daha sonra ses bombaları, sis bombaları, bir sürü şey attılar. Direnişi çözemediler. Sonra, bizim bulunduğumuz bölüme bir atış daha yaptılar. Atıştan sonra durduk, arkadaşlarımıza baktık. ‘Bir şeyi olan var mı?’ derken, bir anda gömlekler kırmızıya boyanmaya başladı. Kiminin omuzu parçalanmıştı biz ilk anda fark edemedik kan fışkırmaya başladı, kimini ayağından vuruldu… Bir anda geminin güvertesi kan gölü oldu. Biz o anda anladık ki; bunlar gerçek mermi kullanıyor. Benim kanaatim şu: Normal şartlarda gemiyi alamayacaklarını anladılar ve kendi üstünlüklerini öyle ortaya koymaya çalıştılar.

Hiçbirimizde kesinlikle bir korku, endişe, şüphe yoktu. Herkes hazır bekliyordu. Gerçek mermilerle ateş edilmesine rağmen, şehit kardeşlerimiz yanımızda düştüler, öldüler, buna rağmen, en ufak bir korku, panik yoktu. Herkes görevini yaptı. Sağlıkcılar görevini yaptı… Adeta, ölümün yok olduğu bir andı, o an. Bir daha böyle bir şey yaşar mıyım bilmiyorum. Ben bile bu kadarını beklemiyordum.

Siz inanıyor musunuz, soda şişeleriyle İsrail donanmasının yarısına saldırılabileceğine? Bizim gemide yaptığımız tamamen meşru müdafaaydı. Yani birisi geliyor, sizin evinize girmek istiyor, kapıyı zorluyor. İster istemez kapıyı tutarsınız, değil mi? Bizim yaptığımız da buydu. Birisi geldi, bizim insani yardım taşıyan gemilerimize müdahale etmeye çalıştı. Üstelik uluslararası sularda… Yani hiçbir şekilde onların sularına girmiş de değiliz. Biz de savunmamızı yaptık. Savunma dediğimiz nedir? Tahta sopalar, soda şişeleri, sapanlar, bir de çıplak ellerimiz. Bunun dışında hiçbir şeyimiz yoktu. Biz bu şekilde gidip onlara sataşmışız diyorsunuz, öyle mi?

Bu kocaman bir yalan. Çünkü İsrail yalan üzerine kurulmuş, alçak bir devlet. Her şeyi yalan üzerine kurmuş.

Biz 40 kişilik bir kadroyla, İstanbul’dan gemiye bindik. Bu ekip yolculuğun motorunu oluşturdu. Bu yolculuk Antalya’ya kadar sürdü. Üç günlük bir yolculuktu. Üç gün içerisinde birçok istişarelerimiz oldu. Daha sonra gelen misafirlerimizi Antalya’da bir iki gün bekledikten sonra onları da alarak yola çıktık. Gemide harika dostluklar kuruldu. Gazeteci arkadaşlarımız vardı, sanatçı dostlarımız vardı. Kur’an-ı Kerim okuyanlar, meal dersleri yapanlar… O anları anlatmak mümkün değil. Üstelik bu grubun üçte biri de yabacı. İngilizce konuşan insanlar. Bir kısmı Müslüman, bir kısmı Hıristiyan. Yahudiler vardı mesela… Olağanüstü bir birliktelik ve dostluk havası oluştu. Bu dostluğu, daha önce araçlarla yaptığımız konvoyda da yaşamıştık. Zaten birçoğu, daha önceden tanıdığımız dostlardı. Hem Türkiye’den he de Avrupa’dan katılanların birçoğuyla tanışıyorduk.

Geminin bütününü kimsenin görme şansı yoktu. Herkes kendi bulunduğu alanı ya da saldırı anında müdahaleye gittiği yerleri görmüştür. Bizim doktorlarımızın gemide yaptıkları ilk müdahaleden sonra yaralılara İsraillilerin ciddi bir müdahale yaptığınada inanmıyorum. Çünkü İsrailli askerlerin gözünü kin bürümüştü. Korkunç bir şeydi bu. Hem dünyaya rezil olmanın verdiği sıkıntıları vardı, hem de ‘one minute’i unutmamışlardı. Yaralıları ve tutukladıkları gönüllüleri tekmelerken ‘one minute’ diyerek tekmeliyorlardı. Ben buna şahit oldum. Ya da İngilizce olarak küfrederek dövüyorlardı. Yani yaptıkları işten zevk alıyorlardı. Çünkü yıllardır Filistinli kardeşlerimize bu uygulamaları gerçekleştirmişler, bu noktada amatör değiller. Gayet profesyonellerdi; bize nasıl davranacaklarını, nasıl götüreceklerini, nasıl arayacaklarını, nasıl sorgulayacaklarını, nasıl işkence yapacaklarını çok iyi biliyorlardı. Tabi herkes bundan nasibini aldı. Bizi de birçok noktada sorguya çektiler. Defalarca gece götürüp sorguladılar. Darp izi bırakmayacak şekilde işkenceler yaptılar. Psikolojik işkenceye tabi tuttular.

Mesela, gemide bizi tutukladılar, ellerimizi bağladılar; arama yaptıktan sonra güvertede dizlerimizin üstüne birer sıra oturttular. Üstümüzde çok büyük bir helikopter çalıştırdılar. Saatlerce o helikopterin sesini dinlemek zorunda kaldık, ta ki Tel Aviv’e kadar. O helikopter sürekli çalıştı ve denizden çektiği suyu üstümüze atarak bize eziyet ettiler. Yanınızdakinin gözüne bile bakma şansınız yoktu. Böyle sıkıntılı bir durumda bizi Tel Aviv’e getirdiler. Daha sonra sorgu odalarına aldılar. Herkesi tek tek sorguya çektiler. İlgimi çeken şeylerden biri şu oldu: Bizi sorguya çekenler çok iyi Türkçe konuşuyorlardı. Sanki Çorum’dan biriyle konuşuyormuş gibiydim ben, harika bir Türkçesi vardı adamların. Kesinlikle bu Türk müdür, yabancı mıdır anlayamazsınız. İkincisi; sorgu sırasında, yüzleri maskeli ve hiç konuşmayan insanlar vardı. Sorguları onlar yönetiyorlardı fakat hiç konuşmuyorlardı. Sadece işaret ediyorlardı, bir şeyler yazıp bizi sorgulayanlara gösteriyorlardı. Benim kanaatim şu: Büyük ihtimalle bunlar Türkiye’de görev yapan ajanlardı. Tanınmamak için yüzlerini saklıyorlardı. Diğerleri de,’Biz elçilikten, size yardım etmek için geldik’ gibi şeyler söylüyorlardı. Tabi biz kimliklerini sorduk onların, kimlik filan gösteremediler. Zaten elçilikten gelmediklerini de sonradan anladık.

‘Size verdiğimiz kağıtları imzalayın, 72 saat içinde ülkenize gideceksiniz’ diyorlardı. Tabi biz, daha önce almış olduğumuz bir karar itibariyle hiçbir kağıdı imzalamadık. ‘O zaman’ dediler, ‘sizi 15 gün hapiste tutacağız, daha sonra mahkemeye çıkacaksınız. Mahkeme hakkınızda nasıl karar verirse ona razı olacaksınız.’ diye tehdit savurdular. Biz de, ‘İstediğinizi yapın ama hiçbir şey imzalamayacağız’ dedik.

Sorgudan sonra, ‘15 gün burada kalacağız, mahkemeye çıkacağız’ diye düşünüyorduk tabi. Türkiye’den de tepkilerin olacağını düşünüyordum ama bu boyutta olacağını tahmin etmiyordum. Tabii ki hükümetin, devletin devreye gireceğini tahmin ediyorduk ama biliyorsunuz İsrail ciddiye almıyor bu tür şeyleri. Ne kadar etkili olabileceğiyle ilgili endişelerimiz vardı. Biz, talep edilenleri reddettik ve ‘on beş gün hücre hapsinde yatıp daha sonra mahkemeye çıkacağız’ duygusuyla gittik oraya. Türkiye’de olan gelişmelerden hiç haberimiz olmadı. Bu kadar çabuk dönebileceğimizi hiç tahmin etmiyordum doğrusu. Bir süre, belki bir iki ay tutarlar, belki de burada bizi öldürürler diye düşünüyordum. Çünkü bir enjeksiyon yapar, öldü deyip cesedinizi verebilirler. Kısa sürece çıkacağımızdan ümidimiz yoktu.

İsrail insanlık suçu işleme konusunda profesyonel bir ülke. Bir Müslüman’ın yapamayacağı, bizim yapamayacağımız şeyler bunlar. Biz onlardan üç tane esir aldık. İstesek orada bu çocuklara her şeyi yapabilirdik. Onların bize yaptığı her şeyi yapabilirdik. Silahlarını alıp onlara karşı kullanabilirdik. Biz bunları yapmadık. Biz Müslüman’ız sonuçta. Müslüman gibi davranmak zorundaydık ve bunları yapmadık. Ama onların hiçbir kriteri yok. Her şeyi yapabilir. Sayıyı 40 verir, kırk kişiyi öldürüp ölü teslim edebilir. Ya da işine gelen tipleri öldürebilir. Hatta gemiyi bastıklarında ellerinde listelerle geldiklerini fark ettik, ellerinde öldürecekleri kişilerin isim listesi vardı.

Gece sorguya çıkarıyorlardı, hiç uyutmuyorlardı. Mesela bir sudan bahsediliyor. O sudan biz de içtik. Herkese içirdiler o suyu. Sizi hücrelere kapatıyorlar, bir saat sonra hücreden çıkartıyorlardı. Tabi kafanız dağılmış vaziyette, hiçbir şey anlamıyorsunuz. Bizi yirmişer kişilik gruplara böldüler, herkes bir arada değil. Yirmi kişiyi, ikişer kişilik hücrelerden dışarı çıkarıyor, oturuyorsunuz. Otururken gayri ihtiyari bir şeyler konuşuyorsunuz. Konuşurken de sizi dinleyen birileri var. Onları sonradan fark ettim ben. Onları bile görmüyor gözüm. Siz zannediyorsunuz ki ‘her şeyin farkındayım, her şeyi kontrol ediyorum’ zannediyorsunuz. Sonradan baktım, adamlar ellerinde kağıtlarla bekliyorlar. Sanki araştırma yapıyormuş gibi bekliyor yanınızdan, sizi dinliyor. O anda, gayri ihtiyari olarak gemide yaptıklarınızı konuşuyorsunuz çünkü arkadaşlarınızla.

Daha önce gitmiş olduğunuz ülkelerle ilgili sorular soruyorlar. Diyor ki, ‘Şu ülkeye neden gittin’ Pasaportunuzda var çünkü. Mesela benim Gazze vizem vardı, daha önce Gazze’ye giriş-çıkışım vardı. ‘Sen Filistin’e neden geldin, Hamas’la bağlantın nedir?’ Sürekli bunları tekrar ediyorlar. ‘Ben işadamıyım. Ben bütün ülkelere giderim. Bütün ülkelerde iş yapmak istiyorum’ Tabi siz kafanızda bir şey oluşturuyorsunuz, onları söylüyorsunuz ama bir yerde tıkanıyorsunuz. Artık ondan sonrasını anlıyorlar zaten. Sorgu esnasında eziyet veriyorlar. Kollarınızı büküyorlar, hakaret ediyorlar… Tarif edilmez bir şey…

Gardiyanlara Hasta olduğumu söylememe, ilaçlarımı istememe rağmen ilaçlarımı vermediler. Daha sonra ‘Çıkıyorsunuz’ dediler. Biz anlamadık tabi, herhalde başka bir yere nakledecekler diye düşünüyoruz. Hepimizi topladılar, araçlara bindirdiler, havaalanına getirdiler. Ellerimiz kelepçeli tabi. Havaalanına geldiğimizde sinirlerimiz iyice gerilmişti. Hava alanında serbest bölgeye geçiş esnasında Askerin biri pet şişeyle beni itekledi. Ben de sert bir hareket yaptım, pet şişe elinden düştü. On tane asker üstüme atladı, tekme-tokat saldırdılar. Daha sonra arkadaşlar anlattılar, hepsi silahlarını doğrultmuşlar. Düşünebiliyor musunuz? Silahsız bir adam bir tane yumruk sallıyor, on tane asker üstünüze atlıyor, diğerleri de otomatik silahlarını üstüne doğrultuyor. Böyle bir korku psikolojileri var onlarda. Ben ne yapabilirim ki onlara? Ellerim bağlı, yerdeyim zaten… Bunun ötesinde kinleri de var. Dertleri sadece güvenliği sağlamak değil. Amaçları gösteri yapmak ve size eziyet ederek intikam almak.

Sonra havaalanının bir köşesine çektiler, tekrar kelepçe taktılar. Havaalanını yaklaşık on kilometre dışında bir yere götürdüler, soğuk bir odaya attılar. Biraz bekledikten sonra tekrar sorgulamaya götürdüler. Filistin askısı dedikleri bir şey var, ellerinizi arkadan yukarıya kaldırıp, kafanıza basıyorlar. Müthiş bir acı veriyor… Sanki daha önce sormamışlar gibi aynı soruları tekrar soruyorlar. İşkence yapmak, acı çektirmek için bahane uyduruyorlar. Yaklaşık iki saat sürdü bu durum. Daha sonra havaalanındaki arkadaşlarımız ayaklanmışlar, ‘O gelmeden gitmeyeceğiz’ demişler. İki, iki buçuk saat sonra beni çıkardılar, arabaya bindirdiler. Arabada tek kişilik kabinler var. Yani sizin hiçbir hareketiniz yok. Küçük mazgallar var, sadece oradan dışarıyı görebiliyorsunuz. Araba trafik ışıklarında durdu. Önümüzde T yol var, yol sağa ve sola ayrılıyor. Kenardan bakıyorum; sola ayrılan yoldaki, tabelada havaalanı işareti var. Sağa ayrılanda ‘şehir merkezi’ diyor. Kendi kendime, ‘araba eğer sağa dönerse havaalanına gitmiyoruz, başka bir yere götürüyorlar demektir. Ama sola dönerse tamam.’ diyorum. Ama ışık yanmak bilmiyor. O süre bana çok uzun geldi. Heyecan var ama en ufak bir korku yok, Allah şahittir buna. Gemiye bindiğimizden Türkiye’ye inene kadarki zaman zarfından en ufak bir korku olmadı. Çünkü biz biliyorduk ki, orada alacağımız yaralar bizi gazi yapacaktır, eğer ölürsek şehit olacağız. Başka bir ihtimal yok. Sonra araba sola doğru döndü. Havaalanına doğru gittiğimizi anladım.

Tabi yirmişerlik gruplar havaalanında biriktikçe sesler de yükselmeye başladı. Herkes birbirini görüyor, konuşuyor filan… Bize dediler ki ‘Uçaklara binin, orada bekleyin.’ Uçak biraz daha güvenli oradan. Çünkü orada hâlâ askerin menzili içerisindesiniz. Biz daha sonra uçaklara geçtik. 18 saat uçakta bekledik. Bütün gönüllülerin gelmesi 18 saat sürdü. Uçakta Türkiye’den bir tane gazete gelmiş, o gazeteyi okuduk. O zaman bazı şeyleri görmeye başladık. Türkiye’de gelişen olaylardan, Türkiye’deki havadan haberdar olduk. O ana kadar hiçbir şeyden haberimiz yoktu. Tepkiler -Allah razı olsun- çok üst seviyede olmuş. Biz bu kadarını beklemiyorduk. Dünyanın bu olayla ayağa kalkacağını tahmin etmiyorduk. Tabi bir şeyler bekliyorduk yine de. Türkiye’deki arkadaşlarımız, dostlarımız bizi yalnız bırakmazlar diye düşünüyordum ama olayın dünyayı bu kadar sarsacağı ve İsrail’i bu kadar köşeye sıkıştıracağı hiç aklımızdan geçmiyordu açıkçası. Türkiye’ye indiğimizde gece yarısını geçmişti: Çok büyük bir karşılama yapmışlar, İstanbullular ayaktaydı. Daha sonra Adli Tıp Kurumu’na gittik. Orada da çok güzel bir karşılama yapmışlardı. Sağlık kontrolleri, tahliller yapıldı. Benim sol omzumda kas yırtığı var, ayağımda şarapnel vardı… Şu ana kadar ki hasarımız bu. Ama bundan sonra başka şeyler çıkar mı bilmiyorum.

‘Otoriteden izin alınsaydı’ diyenlere bir ayeti kerime ile cevap vermek istiyorum. Allah-u Teâlâ, Al-i İmran Suresi 168. ayeti kerimede şöyle buyuruyor: ‘Oturdukları yerden kardeşleri için ‘eğer bize uysalardı öldürülmezlerdi’ diyenlere de; eğer gerçekten doğru söylüyorsanız siz ölümü kendinizden savın bakalım.’ Ve Al-i İmran 173. ayeti kerime: ‘Bazı kimseler onlara, ‘bir takım insanlar size karşı savaşmak için ordu toplamışlar; onlardan korkun’ dediler. Bu onların sadece imanını artırdı ve ‘Allah bize yeter. O ne mükemmel bir koruyucudur’ diye cevap verdiler.’ Ben de bu cevabı veriyorum.

Önce şunu söyleyeyim: Hiç pişman değilim. Şu an tekrar böyle bir organizasyon olsun, hiç çekinmeden adımı yazdırırım ve giderim. Mavi Marmara hedefine ulaştı. İsmail Haniye de bunu söyledi. ‘Şehitlerimizin kanı Gazze’ye ulaşmıştır.’ dedi. Ayrıca İsrail, gemilerdeki malzemeleri Gazze’ye vermeyi teklif etti. Gazze bunu reddetti, ‘Biz kardeşlerimizin elinden istiyoruz, senden istemiyoruz’ dediler. Mısır, kapıları açtı, ‘Kapıları kullanmıyoruz’ dediler. Bu çok gururlu, çok kaliteli bir davranış. Siz Gazze halkını yok sayamazsınız. Bu davranışları yok sayamayız kesinlikle. Ben inanıyorum ki Mavi Marmara rotasına ulaştı, Gazze’ye girdi. Ve bundan sonraki sürecin İsrail için çok sıkıntılı olacağını düşünüyorum. Filistin’in özgürlük meşalesinin kıvılcımının yakıldığını düşünüyorum. İnşallah bundan sonraki süreç Gazze’deki ablukanın kalkması yönünde olacaktır. Filistin’in özgürleşmesi yolunda olacaktır. Allah nasip ederse İsrail’in de yok olması yolunda olacaktır. Mavi Marmara gemisi bence Filistin’in miladı. Artık ‘gemiden önce’ ya da ‘gemiden sonra’ diye konuşulacak.”

Daha sonra Hafız Yusuf Demirel’in Kudüs’ün önemi adlı konuşmasıyla sona erdi.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
PİYASALARDA SON DURUM
  • DOLAR
    -
    -
    -
  • EURO
    -
    -
    -
  • ALTIN
    -
    -
    -
  • BIST 100
    -
    -
    -
Hava durumu
-
-
-
Nem Oranı: -
Basınç: -
Rüzgar Hızı: -
Rüzgar Yönü: -
Hava durumu
İMSAK-
GÜNEŞ-
ÖĞLE-
İKİNDİ-
AKŞAM-
YATSI-

Pendik Escortbuy tiktok followersPendik EscortKadıköy Escortpostegro girişAnadolu Yakası Escortbuy followers twitterDeneme Bonusu Veren SitelerDeneme Bonusu Veren SitelerDeneme Bonusu Veren Sitelergrandpashabetgrandpashabetslotograndpashabetramadabet güncel girişramadabetgrandpashabetdeneme bonusupalazzobethttps://sweethomemedical.com/funbahistümbetbetosferdeneme bonusubonus veren sitelerCasitapCasitorosCasino Spinotaraftarium24silvercrestgolf.comgüngören escortradyoenerji.com.tr1xbetjojobet1windeneme bonusudeneme bonusubahis sitelerideneme bonusu veren sitelerdeneme bonusu veren sitelerdeneme bonusu veren sitelerdeneme bonusu veren sitelergrandpashabet1win girişcasinoroyalsonbahis girişimajbetbahiscasinocasinowon girişgrandpashabet girişcasinowon resmi girişmarsbahis girişbetasuscasibomistanbul escortJojobetjojobetcasibomMavibetimajbetMerit-kngrestbetbullbahisjojobetperabet girişbetgaranti girişcasibomcasibomiptv satın alcasibommatadorbetbahis forumyağyakmatadorbethiltonbetcasibominterbahismatbet girişpusulabet girişgrandpashabetsweet bonanzagrandpashabetjojobetramadabetromabet girişwbahis girişmatbetgrandpashabet girişmatbetimajbetligobetimajbetradissonbetmatbet girişromabetjojobetjojobet girişbetcioamgbahisamgbahiscasinolevantcasinoroyalbahiscasinoromabetgameofbetradissonbetgameofbetsekabetimajbetgrandpashabetvdcasinosekabetgrandpashabetsonbahismersobahismercurecasinobetbeycasinowonromabet güncel girişcasinomilyongameofbetgrandpashabetradissonbet resmi girişgrandpashabetgameofbetcasinowongrandpashabet girişamgbahis girişmarsbahismanavgat escortmeritbetjojobet girişjojobetsavoycasinoGrandpashabetjokerbetganobetcasibommarsbahis girişcasibom girişmatbetmeritkingperabetyeni deneme bonusu veren sitelergalabetJojobetJojobetHoliganbetHoliganbet GirişMarsbahisJojobetJojobetJojobetJojobetJojobetKavbetKavbet girişbahiscasinotimebetgrandpashabetjojobetradissonbet girişGrandpashabet Güncel Giriş