Blog

  • Erol Başaran Son Yolculuğuna Uğurlandı

    Erol Başaran Son Yolculuğuna Uğurlandı

    Çorum’un tanınan esnaflarından Ekol Et İşletmecisi Engin Başaran’ın babası Erol Başaran, dualarla son yolculuğuna uğurlandı.

    73 yaşında hayatını kaybeden Erol Başaran’ın vefatı ailesi, yakınları ve sevenlerini derin üzüntüye boğdu.

    Merhum Erol Başaran, Akşemseddin Camii’nde ikindi namazına müteakip kılınan cenaze namazının ardından Ulu Mezarlık’ta toprağa verildi.

    Cenaze namazına çok sayıda vatandaş katıldı. Merhuma Allah’tan rahmet, başta ailesi olmak üzere tüm sevenlerine başsağlığı dileriz.

  • CHP–Muhafazakâr Geriliminin Görünmeyen Sebebi

    CHP–Muhafazakâr Geriliminin Görünmeyen Sebebi

    Türkiye siyasetinde bazı tartışmalar yıllardır değişmiyor; değişmeyen şeylerden biri de toplumun farklı kesimlerinin birbirini okuma biçimi.

    CHP’nin yıllardır kıramadığı en büyük algılardan biri belki de budur: Dindar insanı anlamaya çalışmak yerine, zaman zaman onu “geri kalmışlığın temsilcisi” gibi gören üstenci dil…

    Türkiye’de milyonlarca muhafazakâr seçmen bugün sadece ekonomiyle, liyakatle ya da adaletle oy vermiyor. Aynı zamanda kendi yaşam tarzının aşağılanıp aşağılanmayacağına da bakıyor. Ve ne yazık ki CHP içerisinden zaman zaman yükselen bazı söylemler, dini hassasiyetleri olan insanlarda şu korkuyu diri tutuyor: “Bunlar iktidara gelirse bizi yine hor görürler mi?”

    İşte tam da bu korku, AK Parti’nin yıllardır en büyük siyasi sigortası oluyor. Çünkü insanlar bazen yanlış olduğunu düşündüğü bir iktidara bile, kendisine yabancı gördüğü bir zihniyetten daha yakın hissedebiliyor.

    Bu yüzden birçok muhafazakâr seçmen şunu söylüyor:
    “Evet, siyasette riyakârlık var… Evet, dini kullananlar var… Ama en azından bize tepeden bakmıyorlar.”
    CHP ise hâlâ bazı konularda toplumun inanç reflekslerini okumakta zorlanıyor. Başörtüsü meselesinden dini sembollere, imam hatiplerden muhafazakâr aile yapısına kadar birçok konuda geçmişin gölgesi hâlâ tam anlamıyla silinmiş değil.

    Oysa Türkiye değişti. Artık insanlar ne baskıcı bir laiklik anlayışı istiyor ne de dini siyasete malzeme yapan bir düzen… Toplumun önemli bir kısmı, inancına saygı duyulan ama dinin de siyasete kalkan yapılmadığı bir denge arıyor.

    CHP bu algı duvarını aşamadığı sürece, AK Parti sadece kendi performansıyla değil, muhalefetin ürettiği korkular sayesinde de güçlü kalmaya devam eder. Çünkü siyasette bazen insanlar en doğru olana değil, kendini en az tehdit altında hissettiği yere yönelir.

    Tam da bu noktada aslında CHP’nin içinden bir türlü yıllardır çıkamadığı temel mesele ortaya çıkıyor: Bir taraf “burası Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu laik Türkiye” derken, diğer taraf yani azımsanmayacak bir toplumsal kesim ise “biz bu topraklarda bin yıldır varız; Alparslan’dan, Fatih Sultan Mehmet’ten, Yavuz Sultan Selim’den, Sultan Vahdettin’den miras kalan bir ülkede Müslüman olarak yaşadık ve yaşamaya devam edeceğiz” diyor.

    Sorun, bu iki hissiyatın bir arada var olması değil; birbirine karşıt kimlikler gibi sunulması. Kültürel miras ve tarihsel aidiyetler ortak bir zemin üretmek yerine bir rekabet alanına dönüştüğünde, her “ceddimiz” vurgusu bir tartışmaya, her tarih referansı bir gerilime dönüşüyor. Bir kesim yok sayılma endişesine sürüklenirken, diğer kesim laikliğin aşındırıldığı kaygısına kapılıyor.

    Oysa bu topraklar, tek katmanlı bir hikâyeye değil, üst üste birikmiş bir tarihe sahip. Farklı dönemler, farklı devlet gelenekleri ve farklı kültürel hafızalar aynı coğrafyada yaşıyor. Bunu bir çatışma alanı değil, ortak bir vatandaşlık bilinci içinde okumak gerekiyor.

    Bugün artık insanlar birbirine “sen laiksin, sen dindarsın” diye ayrıştırılmak istemiyor. Toplumun önemli bir kısmı, bu etiketlerin üstüne çıkan daha geniş bir saygı dili arıyor. Çünkü mesele kimlikleri yarıştırmak değil, birlikte yaşayabilmek.

    Bu yüzden yapılması gereken şey, geçmişin travmalarını bugünün siyasetine taşımamak. Ne inanç üzerinden dışlayıcı bir dil, ne de tarih üzerinden küçümseyici bir yaklaşım… İkisi de toplumu ileri götürmüyor.

    Sonuçta bu ülkenin insanı aynı sokaklarda yaşıyor, aynı acılara üzülüyor, aynı umutlara tutunuyor. Ayrı sandığımız hayatlar, aslında aynı kaderin içinde akıyor.

    Ve en temel gerçek şu: Allah ile kul arasına siyaset de girmez, ideoloji de girmez, kimlik etiketleri de…
    Giren her şey, sadece insanı insandan uzaklaştırır.

    Bu toprakların ihtiyacı yeni bir ayrışma değil, yeniden hatırlamaktır: Farklılıklarımızla birlikte bu ülkenin sahibi olduğumuzu…
    İbrahim Küçüker

  • Teori Pratik İlişkisi

    Teori Pratik İlişkisi

    Okuduğumuz kitaplar, büyüklerimiz bize hep şunu demiştir: teori, pratiksiz; pratik, teorisiz olmaz.

    Nedense bu sözü bugüne kadar hiç sorgulamamış, hep doğru kabul etmişimdir.

    Teori nedir: Gözlemlenebilir olayları ya da olguları sistematik bir şekilde açıklayan ve güçlü kanıtlarla destekleyen bir düşünce sistemidir.

    Pratik nedir: Teorik bilgilerin günlük yaşamda kolaylıkla uygulanabilmesi, işlevsel olmasıdır. Zaman ve enerji tasarrufu sağlayarak sorunlara hızlı ve etkili çözümler üretme yeteneğidir.

    Teori, pratik meselesini daha anlaşılır ifade etmek istersek: Düşüncenin, hayata geçirilme durumudur.

    Şunu fark ettim: insanların yüzde doksanı teoriyi pratiğe geçiremiyor.

    Düşüncede başka, yaşamda başka…

    Örneğin kadın hakları konusunda konuşmaya başlandığında mangalda kül bırakılmıyor, eve gidince kadına bir sürü iş buyruluyor; ev işleri kadından sorulurmuş gibi yemek, temizlik, hizmet kadından bekleniyor.

    Kadın, erkek eşit deniliyor.

    Kadın haklarından bahsediliyor.

    Hepsi teoride…

    Başka konularda da hep böyle…

    Bir sürü büyük laflar, tespitler, ilkeler falan, filan…

    Pratikte bunların hiçbirisinin esamesi okunmaz…

    Hiç düşünmeden, sorgulamadan çok büyük önem atfettiğim bu özlü söz hikayeymiş.

    İçi boşmuş…

    Öyle kişiler var ki, hayatında hiç kitap okumamış ama o kadar büyük laflar eder ki aklınız şaşar.

    Sanırsınız ki ülkenin en bilgilisi en bilmişi…

    Bu iş teori ile de oluyor maazallah…

    Teorik bilgi ile dopdolu kişiler, karılarını dövüyorlar, kendilerinden beklenmedik davranışlar sergiliyorlar.

    İnsanı hayal kırıklığına uğratıyorlar.

    Hani pratiğin gücü teoriydi.

    Yok kardeşim, ağız dolusu konuşanlar, iş pratiğe gelince ortalıkta yoklar.

    Ülkemizde teori-pratik uyumsuzluğu, içki sofralarının bile konusu olmuştur.

    “Hükümet yıkıp kurmak” deyimi boşa değildir.

    Teoride ayrı, pratikte ayrı…

    Anlaşılan teori ile pratik öyle kolay kolay bir araya getirilemiyor.

    Ülke için ölenler, vatan, millet, sakarya diyenler…

    “Ülken için ne yaptın?” sorusuna verebilecekleri doğru dürüst cevapları yoktur.

    Yerdeki çöpü alıp çöp kutusuna atamayan bir ülke sevgisi gerçeğini, en derin şekilde yaşayan bir kesim var maalesef…

    İnanç meselemiz de farklı değil…

    İslami bilgimiz çok yüksektir, bilmediğimiz dini konu yoktur ama iş Müslüman gibi yaşama meselesine gelince sınıfta kalırız.

    Komşusu açken tok yatan bizden değildir.

    Kul hakkı yiyen cenneti göremeyecektir.

    İyilik, yardımlaşma, dayanışma, hoşgörü; sevgi, saygı…

    Mevlâna, Yunus Emre, Hacı Bektaş…

    Ne güzel değil mi?

    Komşumuz aç mı tok mu diye hiç düşünmemişizdir.

    İnsani değerleri yüksek bir vatandaş olmak, kendimizi insanlığa adamak şöyle dursun, yakınından bile geçmek istememişizdir.

    Gemisini kurtaran kaptandır bizim memlekette…

    Ne komşusundan bahsediyorsunuz.

    Miras kavgaları en büyük ayrışmaları beraberinde getirmez mi?

    Kardeş kardeşi düşünmez, düşman kesilir kardeş kardeşe…

    Nerede teori pratiksiz, pratik teorisiz olmaz yalanı…

    İkisi de birbirinden çok uzak şeyler bizde.

    Sözün kendi içinde doğruluğu tabii ki var.

    Teori pratiği besler, pratik, teorisiz olmaz.

    Uygulayana…

    Ama nerede bizde…

    Teori bir yerde pratik bir yerde…

  • Yetkinin Ve Başarının Tek Adresi Çorum Sağlık-Sen

    Yetkinin Ve Başarının Tek Adresi Çorum Sağlık-Sen

    Sağlık-Sen Genel Merkez Disiplin Kurulu ve Sağlık-Sen Çorum Şube Başkanı Ahmet Saatcı yayınladığı mesajında; Sağlık-Sen Çorum Şubesi olarak, 15 Mayıs 2026 tarihinde gerçekleştirilen üye tespit çalışmaları sonucunda; merkez ve tüm ilçelerde, kamu kurum ve kuruluşlarında açık ara yetkili sendika olmanın gururunu yaşıyoruz.

    Bu önemli başarı; alın teriyle çalışan sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının güveninin, birlik ve beraberliğimizin en somut göstergesidir. Aynı zamanda bu sonuç; sürekli sahada olmanın, çalışanlarımızla birebir temas kurmanın, her an üyelerimizin yanında olarak onların talep ve beklentilerine dokunmanın bir karşılığıdır.

    Sahada büyük bir özveriyle çalışan teşkilatımızın, temsilcilerimizin ve üyelerimizin katkısı bu sonucun en temel dayanağı olmuştur. Başta bizlere güvenerek sendikamızı tercih eden kıymetli üyelerimize, gece gündüz demeden emek veren işyeri temsilcilerimize, yönetim kurulu üyelerimize ve bu süreçte katkı sunan herkese gönülden teşekkür ediyoruz.

    Elde edilen bu yetki; sadece bir sonuç değil, aynı zamanda daha fazla sorumluluk anlamına gelmektedir. Sağlık-Sen olarak; çalışanlarımızın özlük haklarını geliştirmek, çalışma koşullarını iyileştirmek ve hak mücadelesini daha ileriye taşımak için kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz.

    Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da sahada aktif, çözüm odaklı, yapıcı ve güçlü sendikacılık anlayışımızla sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur. 

  • Destici’den İsbir’e Anlamlı Teşekkür!

    Destici’den İsbir’e Anlamlı Teşekkür!

    Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, Adalet Bakan Yardımcısı Ramazan Can’ın kızının düğün töreninde Ortaköy Belediye Başkanı Taner İsbir ile bir araya geldi.

    Destici, Ortaköy’de yeni yapılan parka Şehit Lider Muhsin Yazıcıoğlu’nun adının verilmesinden büyük memnuniyet duyduğunu belirterek Başkan İsbir’e teşekkür etti.

    Başkan İsbir ise “Mayamızın ve ahde vefamızın gereği olarak şehit liderimizin ismini yaşatmayı bir görev bildik” dedi. Destici, İsbir’e çalışmalarında başarılar dileyerek tebriklerini iletti.

  • “Kurbanlarımız Çorumlu Kardeşlerimize” Kampanyası Sürüyor

    “Kurbanlarımız Çorumlu Kardeşlerimize” Kampanyası Sürüyor

    Çorum Belediyesi’nin geçtiğimiz yıllarda “Kurbanlarımız Çorumlu Kardeşlerimize” sloganıyla başlattığı Kurban Bağış Kampanyası bu yıl da devam ediyor.

    “Online Kurban Bağışı” yapmak isteyen vatandaşlar, kurban bağışlarını https://bagis.corum.bel.tr/ web adresi üzerinden vekâlet yoluyla kolayca gerçekleştirebiliyor.

    Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Belediye Başkan Yardımcısı Lemzi Çöplü, “Kurban bağışında bulunan vatandaşlarımızın kurbanlıkları, Kurban Bayramının 3. Günü Çorum Belediyesi Halk Et Kombinamızda kesimi yapılacak ve yine Çorum Belediyesi Sosyal Hizmetler Müdürlüğümüz aracılığıyla da şehrimizdeki ihtiyaç sahibi kardeşlerimize, taze et olarak ulaştırılacaktır.” dedi.

    Bu yıl kurban bağış bedelinin 19 bin 500 TL olarak belirlendiğini açıklayan Çöplü; “Üç yıldır düzenlediğimiz “Kurbanlarımız Çorumlu Kardeşlerimize” sloganıyla başlayan kampanyamız, taze et olarak belediyemizin sistemine kayıtlı olan Çorum’daki ihtiyaç sahibi ailelerin sofrasında yerini aldı. Bu hayır işine bizleri vesile kılarak, kampanyamıza katılıp kurban bağışında bulunan tüm hemşehrilerimize de katılımlarından ötürü teşekkür ediyoruz.

    Hemşehrilerimiz dilerlerse vekâleten kesilmesini istedikleri kurban bağışlarını, https://bagis.corum.bel.tr/ web adresi üzerinden başvuruda bulunarak bu hayra ortak olabilirler. Sisteme girdiklerinde kurban bağış adetini, kendi belirledikleri sayıda seçerek, birden fazla kurban bağışında da bulunabilirler. Allah’ım yapmış olduğunuz ve yapacağınız tüm hayırları kabul etsin. Kurban Bayramınız şimdiden mübarek olsun.” dedi.

    Bağış yapmak için: https://bagis.corum.bel.tr/

    Banka Hesap Bilgileri: TR29 0001 2009 3120 0045 0000 11 (HalkBankası)

    Çorum Beltaş Enerji Ulaşım Eğitim Spor ve İnşaat Hizmetleri Anonim Şirketi

    NOT : (Banka ödemelerinizde açıklama kısmına, sisteme kayıt olunan “İsim, Soyisim ve TC kimlik numaranızı yazmayı unutmayınız!”)

    Detaylı Bilgi İçin: 0552 723 42 42

  • Yarayı Kaşıyanlar

    Yarayı Kaşıyanlar

    İnsanların görünmeyen yaraları vardır. Bu yaralar sonradan oluşur. Yani yaralarımızı doğuştan getirmiyoruz.

    Yaş aldıkça, yaşanmışlıklar bazen iyi bazen kötü izler bırakır. Bu yaşanmışlıklara anı hatıra da denilebilir.

    Yaralar soyuttur elle tutulup gözle görülmeyebilir. Yaraların görülebilmesi için zaman gerekebilir.

    İlk tanıştığınız insanlar sizin yaralarınızı göremeyebilir. Zaman geçtikçe ve paylaşım arttıkça yaralar görünür olur.

    Evlisinizdir çocuğunuz olmayabilir. Bu toplumda yara olarak kabul edilir. Çocuk lafı geçince bakışlar, imalar kişileri üzebilir.

    Okul bitmiştir. İşe giremeyip kendinize bir gelecek kurmanız gereken yaşta hala ailenizle yaşıyor olabilirsiniz. Böyle bir durumda ailenizin” Bir iş bulamadın mı?” sorusu bile can yakabilir.

    Yolunda gitmeyen bir evlilik biter. Konu, komşu, eş, dost bunu bir eksiklik gibi görebilir. Çevrenizdekiler kendi evliliği mükemmelmiş gibi nispet yapabilirler.

    Bir de parası, pulu, malı, mülkü, makamı ile üstünlük taslamaya çalışan grup vardır. Bu görgüsüzlüğe söylenecek söz bile yoktur.

    Benim anlatmaya çalıştığım bilerek yara kaşıyanlardır. Hassasiyetlerinizi bile bile imada bulunanlardır.

    Bir arkadaşım hayatımın önemli bir dönemecinden geçerken bana şöyle demişti:

    “Yakından gelen taş daha çok acıtır.”

    Çok doğru bir söz. Çünkü en yakınlarınız sizin yaralarınızı bilir ve onlar daha çok can yakabilir.

    Burada şunu hatırlatmakta fayda var, yazdıklarım toplumda edindiğim gözlemlerime dayanmaktadır. Yazdıklarımdan kimse kendine pay çıkarmasın ya da herkes kendine pay çıkarabilir. Yani hiç kimseye gönderme yapmıyorum. Gönderme yapanları da basit buluyorum.

    İnsan bazen farkında olmadan bir yaraya dokunabilir.

    Asıl benim kastettiklerim bile bile yarayı kaşıyanlaradır. Bunu huy edinmiş düşük seviyeli çok insan vardır. Kendi kafasında üstünlük kurabilmek için sözüm ona zor zamanlarda falan ortaya çıkıp destek olmaya kalkarlar. Bunlara sahte dost denebilir. Zor zamanlardan geçerken gelenler kendi egosunun peşindedirler. Bunun başka açıklaması var mıdır?

    Bırakın kardeşim başkalarıyla uğraşmayı; herkes kendine baksın. Kendiyle barışık insanın başkasıyla derdi olmaz.

    Kitap okuyun, müzik dinleyin, film izleyin, yürüyün, koşun ne bileyim kendi işinize bakın.

    Etrafınızdaki insanları rahat bırakın. Bizim toplumumuz birbiriyle uğraştığı sürece gelişemez.

    Haberlere bakın koca koca bürokratlar ülkenin ekonomisini falan bırakıp birbirlerinin özel yaşantısıyla uğraşıyorlar. Herkes kendi işine gücüne baksa toplum gelişir ülke bambaşka yerlere gelir.

    Küçücük çocuklar bile yetişkinleri taklit ede ede büyümüş de küçülmüş gibiler. Ebeveynleri kadar olmasa bile onlarda birbirlerine karşı çok acımasız olabiliyorlar.

    Öğretmenliğimin ilk yıllarında sınıf başkanı konuşanları tahtaya yazardı. Adının karşısına eksi konulur. Eksiler de ders içi performans notunu etkilerdi. Bir kere günah keçisi olundu mu, sınıfta bir olay olsa hemen akla eksiyi alanlar gelirdi.

    İnsan enerjisini kendine vermelidir. Mevcut enerjimizi de kendimizi geliştirmeye harcasak fena mı olur?

    Yunus Emre ne güzel demiş” Ben gelmedim dava için, benim işim sevi için, dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmaya geldim.”

                                                          MUAZZEZ TOĞRUL

  • Finalde Rakibimiz Esenler Erokspor

    Finalde Rakibimiz Esenler Erokspor

    Trendyol 1. Lig play-off 2. tur rövanş maçında Sipay Bodrum FK’ye üstünlük kurarak rakibini saf dışı bırakan Arca Çorum FK, tarihinde ilk kez finale yükselme başarısı göstererek Süper Lig hayaline çok yaklaştı.

    Tarihinde İlk Kez Final Heyecanı

    Kırmızı-siyahlı temsilcimiz, Bodrum FK karşısında sergilediği üstün mücadele ile adını finale yazdırarak Çorum futbol tarihine altın harflerle geçti. Süper Lig’in kapısına dayanan Arca Çorum FK, şehre ve taraftarına büyük bir gurur yaşatırken, yıllardır süren en üst lig hasretini dindirmeye artık sadece doksan dakika uzaklıkta bulunuyor.

    Gözler Konya’daki Büyük Finalde

    Süper Lig biletini alacak son takımın belirleneceği dev finalde Arca Çorum FK’nın rakibi Esenler Erokspor oldu. Tüm Çorum’un nefesini tutarak beklediği bu tarihi final karşılaşması, 24 Mayıs Pazar günü MEDAŞ Konya Büyükşehir Belediye Stadyumu’nda oynanacak.

    Saat 19:00’da başlayacak olan şampiyonluk mücadelesinde Çorum temsilcisi, sahadan zaferle ayrılarak adını Süper Lig’e yazdırmak ve kupayı Çorum’a getirmek için ter dökecek. Binlerce taraftarın Konya’ya akın etmesi bekleniyor.

  • Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nden Personele Teşekkür

    Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nden Personele Teşekkür

    Çorum Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, Arca Çorum FK’nın kendi seyircisi önünde çıktığı sezonun son iç saha müsabakası olan kritik Play-Off maçının ardından, stadyumda ve organizasyonlarda görev alan tüm personeli için anlamlı bir teşekkür mesajı yayımladı.

    “Sezon Başından Bu Yana Büyük Özveri”

    Zorlu lig maratonunun son iç saha maçının geride bırakılmasıyla birlikte kurumun resmi hesaplarından yapılan açıklamada, personel ordusunun emeklerine dikkat çekildi. Sezon başından bu yana mesai mefhumu gözetmeksizin, büyük bir özveri ve fedakârlıkla görev yapan ekibin, elde edilen başarılardaki ve organizasyonların sorunsuz atlatılmasındaki payının çok büyük olduğu vurgulandı.

    “Final Sürecinde Aynı Disiplin ve Gayret”

    Arca Çorum FK’nın sahasındaki son maçında da kusursuz bir işleyiş için ter döken personele teşekkür edilen açıklamada, birlik ve beraberlik vurgusu yapılarak şu ifadelere yer verildi:

    “Final sürecinde de aynı disiplin, gayret ve sorumluluk anlayışıyla çalışmalarını sürdüren tüm ekip arkadaşlarımıza şükranlarımızı sunarız. Birlik, emek ve inançla daha nice başarılara…”

  • Farkındalık Yaratan Tiyatro Gösterisi

    Farkındalık Yaratan Tiyatro Gösterisi

    Engelliler Haftası etkinlikleri kapsamında Çorum İl Millî Eğitim Müdürlüğü tarafından sahnelenen tiyatro oyunu, izleyicilere duygu dolu anlar yaşatırken toplumsal farkındalık adına çok önemli mesajlar verdi.

    Acıma ve Dışlama Reflekslerine Ayna Tutuldu

    Toplumda engelli bireylere yönelik sergilenen acıma veya dışlama gibi hatalı refleksleri kırmayı hedefleyen oyun, izleyicileri kendi önyargılarıyla yüzleşmeye davet etti. Sahnelenen eser, hayattaki asıl engelin fiziksel farklılıklar değil, zihinlerdeki önyargılar olduğunu güçlü ve sarsıcı bir dille ortaya koydu.

    Gündelik Yaşamdan Çarpıcı Kesitler

    Engelli bireylerin hayatın her alanında eşit, bağımsız ve aktif bireyler olarak var olma mücadelesini gündelik yaşamdan alınan kesitlerle sahneye taşıyan tiyatro oyunu, seyircileri derin bir empati kurmaya yöneltti. İzleyenleri hem düşündüren hem de duygulandıran performanslar, görünmez duvarların artık yıkılması gerektiğinin altını çizdi.

    “Kapsayıcı ve Engelsiz Bir Dünya Mümkün”

    Tüm farklılıkların adeta bir senfoninin notaları gibi uyum içinde birleştiği, kapsayıcı ve engelsiz bir dünyanın mümkün olduğu mesajını veren anlamlı gösteri, izleyicilerden büyük alkış ve beğeni topladı. Etkinlik, Engelliler Haftası’nın ruhuna yakışır bir şekilde zihinlerde derin bir iz bıraktı.