Blog

  • Amatör Balıkçılara Yönelik Sıkı Denetim

    Amatör Balıkçılara Yönelik Sıkı Denetim

    Çorum Tarım ve Orman İl Müdürlüğü teknik personelleri, hafta sonu mesaisini Çorum Barajı’nda geçirerek amatör amaçlı su ürünleri avcılığı yapan vatandaşlara yönelik kapsamlı bir denetim ve bilgilendirme faaliyeti gerçekleştirdi.

    Kurallar Hatırlatıldı, Çevre Temizliğine Dikkat Çekildi

    Sahada yapılan titiz kontrollerde, amatör balıkçılık faaliyetinde bulunan vatandaşların yasal avlanma kurallarına uygun hareket edip etmedikleri incelendi. Denetimlerin yanı sıra personeller tarafından balıkçılara; av yasağı olan dönemler, avlanabilir asgari boy limitleri, kullanılmasına izin verilen av araç ve gereçleri ile çevre temizliği gibi kritik konularda önemli bilgilendirmelerde bulunuldu.

    Hedef: Gelecek Nesillere Sağlıklı Su Kaynakları Bırakmak

    Sürdürülebilir su ürünleri kaynaklarının korunması ve bilinçli avcılığın teşvik edilmesi amacıyla gerçekleştirilen denetimlerde, doğal yaşamın devamlılığına vurgu yapıldı. Ekipler, gelecek nesillere daha sağlıklı ve verimli su kaynakları bırakılmasının herkesin ortak sorumluluğu olduğuna dikkat çekti.

    İl Müdürlüğü yetkilileri, su ürünleri kaynaklarımızın korunmasına ve ekosistemin dengesinin sağlanmasına yönelik denetim ile bilinçlendirme faaliyetlerinin il genelinde aralıksız olarak sürdürüleceğini belirtti.

  • İskilip’te Akşemseddin Hazretleri’nin Emanetine Sahip Çıkılıyor

    İskilip’te Akşemseddin Hazretleri’nin Emanetine Sahip Çıkılıyor

    İskilip Belediye Başkanı İsmail Çizikci ve beraberindeki heyet, Akşemseddin Hazretleri’nin manevi izlerini taşıyan Dereseki Köyü Evlik mevkiindeki ecdat yadigarı tarihi mekanlarda yürütülen peyzaj çalışmalarını yerinde inceledi.

    Manevi İklime Uygun Çevre Düzenlemesi

    Belediye Başkanı İsmail Çizikci’ye incelemeleri sırasında; İl Genel Meclis Başkanı Duran Bıyık, AK Parti İlçe Başkanı Mehmet Demirci ve İl Genel Meclis Üyesi Selahattin Erden eşlik etti. Heyet, İskilip Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü tarafından Evlik’in manevi dokusuna uygun olarak yürütülen peyzaj ve çevre düzenlemelerini denetleyerek yetkililerden bilgi aldı.

    Çivisiz Mabet ve Asırlık Maneviyat

    İncelemeler sırasında bölgenin tarihi ve manevi önemine dikkat çeken Başkan Çizikci, Evlik mevkiinin ilçenin en müstesna inanç merkezlerinden biri olduğunu vurguladı. Tamamen çivi kullanılmadan, birbirine geçmeli ahşap teknikle (çantı) inşa edilen tarihi caminin asırlardır maneviyatın merkezi olduğunu belirten Çizikci, mekanın önemini şu sözlerle anlattı:

    “Dereseki Köyü Evlik mevkiimiz, Akşemseddin Hazretleri’nin manevi izlerini taşıyan bir merkez. Tarihi camimiz; Hadım Sinan Paşa’nın kitabesi, Akşemseddin Hazretleri’nin çilehanesi ve Nurul Hüda’nın asasıyla asırlardır maneviyatın merkezi olmayı sürdürüyor. Yine çivi kullanılmadan yapılan ve Akşemseddin Hazretleri’nin torunları ile müritlerinin sandukalarının yer aldığı türbemiz, her yıl yüzlerce gönlü ağırlıyor.”

    “Amacımız Huzurlu Bir Ziyaret Ortamı Sağlamak”

    Bu kıymetli tarihi ve kültürel mirasın en güzel haliyle korunarak gelecek nesillere aktarılmasının asli görevleri olduğunu belirten Başkan Çizikci, yürütülen çalışmaların amacını şu sözlerle özetledi:

    “Bu eşsiz manevi mirasa yakışır bir çevre oluşturmak amacıyla Park ve Bahçeler Müdürlüğümüz tarafından yürütülen peyzaj düzenleme çalışmalarını yerinde inceledik. Amacımız, bu mukaddes mekanı ziyaret eden hemşehrilerimizin ve misafirlerimizin, buranın ruhuna uygun bir huzur içerisinde ziyaretlerini gerçekleştirmeleridir.”

  • Oğuzlar’da Ceviz İç Kurdu İle Mücadele Başladı

    Oğuzlar’da Ceviz İç Kurdu İle Mücadele Başladı

    Oğuzlar İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, ilçenin en önemli tarımsal değeri olan cevizde verim ve kalite kaybına yol açan ‘ceviz iç kurdu’ zararlısına karşı etkin bir mücadele çalışması başlattı.

    Zararlının Takibi İçin Tuzaklar Yerleştirildi

    Ceviz üretiminde ciddi ekonomik kayıplara yol açan; meyvede iç kararması, erken dökülme ve kalite düşüklüğüne neden olan ceviz iç kurdu ile mücadelede modern tarım yöntemleri kullanılıyor. Zararlının bahçelerdeki popülasyon yoğunluğunu yakından takip etmek ve ilaçlama için en doğru zamanı belirlemek amacıyla üretim alanlarına feromon tuzaklar yerleştirildi.

    Feromon Tuzakların Sağladığı Avantajlar

    Çevre dostu bir uygulama olan feromon tuzak yöntemi sayesinde sağlanan başlıca faydalar şunlar:

    Zararlının doğaya çıkış zamanı kesin olarak belirleniyor.

    Popülasyon yoğunluğu anlık olarak takip ediliyor.

    Doğru zamanda müdahale edilerek gereksiz zirai ilaç kullanımının önüne geçiliyor.

    Çevre, doğa ve insan sağlığı korunuyor.

    Hastalıksız, daha kaliteli ve yüksek verimli üretim hedefleniyor.

    Entegre Mücadele İle Sürdürülebilir Tarım

    İlçe genelinde sürdürülen saha çalışmaları kapsamında, İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’ne bağlı teknik personeller tarafından üreticilere entegre mücadele yöntemlerinin önemi hakkında kapsamlı bilgilendirmeler yapıldı. Yetkililer, doğru zamanda ve doğru yöntemle yapılan zirai mücadelenin hem ürün kaybını en aza indirdiğini hem de sürdürülebilir tarıma büyük katkı sağladığını vurguladı.

    Oğuzlar’da bereketli, sağlıklı ve kaliteli bir ceviz sezonu geçirilmesi için sahada yürütülen takip ve bilgilendirme çalışmalarının aralıksız devam edeceği belirtildi.

  • Çiftçilere Kritik ‘Hububat Hastalığı’ Uyarısı!

    Çiftçilere Kritik ‘Hububat Hastalığı’ Uyarısı!

    Çorum İl Tarım ve Orman Müdürlüğü teknik personelleri, hububat ekili alanlarda rekolte ve kalite kaybını önlemek amacıyla hastalık kontrolü saha çalışmalarına aralıksız devam ediyor. Ekiplerin sahada yürüttüğü incelemelerin ardından, üreticilere yönelik hayati önem taşıyan uyarılarda bulunuldu.

    “Nemli Havalar Hastalığı Bir Gecede Yayabilir”

    Bölgede etkili olan hava koşullarına dikkat çekilen açıklamada; Sarı Pas, Septorya Yaprak Lekesi ve Külleme gibi hububat hastalıklarının en büyük tetikleyicisinin yüksek nem olduğu vurgulandı. Özellikle 10°C ile 25°C arasındaki sıcaklıklarda seyreden nemli hava koşullarının, hastalığın tarlada sadece bir gece içerisinde hızla yayılmasına zemin hazırladığı belirtildi.

    Yağış Sonrası Tarlanın ‘İç Kısımları’ Kontrol Edilmeli

    Üreticilerin vakit kaybetmeden önlem alması gerektiğinin altını çizen uzmanlar, çiftçilere şu önemli tavsiyelerde bulundu:

    Yağışlı havaların hemen ardından tarlalarınızın sadece kenarlarını değil, mutlaka “iç kısımlarını” da detaylıca kontrol edin.

    Bitkiler üzerinde ilk leke veya püstülleri gördüğünüz an, vakit kaybetmeden uzmanlarca tavsiye edilen uygun zirai ilaçlarla mücadeleye başlayın.

    Hastalık tarlayı tamamen sardıktan sonra yapılacak ilaçlamanın, erken dönem koruyucu ilaçlamaya göre çok daha pahalı ve etkisinin sınırlı olacağını unutmayın.

    “Vaktinde Müdahale Mahsulü Besler”

    Hastalıkların ve yanlış ekim uygulamalarının sadece bitkinin görselini bozmakla kalmayıp, çiftçinin kazancını ve emeğini doğrudan yok ettiği hatırlatıldı. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün uyarısı, üreticilere yönelik şu anlamlı mesajla son buldu:

    “Unutmayın: Tarladaki nem hastalığı, vaktinde müdahale ise mahsulü besler.”

  • Büyükanneler ve Torunlar Aynı Mutfakta

    Büyükanneler ve Torunlar Aynı Mutfakta

    Hitit Üniversitesi İletişim Ofisi, İskilip Meslek Yüksekokulu ve Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu iş birliğiyle Anneler Günü kapsamında yürekleri ısıtan anlamlı bir etkinliğe imza atıldı. “Bilim Kafe” konseptiyle düzenlenen “Nesillerin Tatlı Buluşması: Anneler Günü Mutfağı” etkinliğinde, anneanneler ve babaanneler torunlarıyla aynı mutfağı paylaştı.

    Kuşaklar Arası Sevgi ve Deneyim Köprüsü

    İskilip Meslek Yüksekokulu’ndan Dr. Öğretim Üyesi Ayşe Çalmaz ile Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu Öğretim Elemanı Öğr. Gör. Ahmet Can Göksun’un rehberliğinde gerçekleştirilen program, kuşaklar arası sevgi ve tecrübe paylaşımı adına örnek bir tablo oluşturdu. Yıllar boyunca çocuklarını sevgi ve emekle büyüten büyükanneler, evlatlarının en kıymetli hediyesi olan torunlarıyla bir araya gelerek mutfak önlüklerini giydi. Yıllarca çocuklarına hazırladıkları lezzetli tarifleri bu kez torunlarının küçük elleriyle birlikte yapan büyükanneler, oldukça duygu dolu anlar yaşadı.

    Gelenekler Tatlı Bir Tarifte Geleceğe Aktarıldı

    Etkinlik boyunca mutfakta yükselen neşeli sesler eşliğinde torunlar ve büyükanneler birlikte kek çırparak fırına verdi. Özenle hazırlanan bu kekler, sadece tatlı bir atıştırmalık olmanın çok ötesine geçerek; köklü aile geleneklerinin, zengin mutfak kültürünün ve paha biçilemez yaşam deneyimlerinin kuşaktan kuşağa sevgiyle aktarılmasına vesile oldu.

  • Korkmazoğlu, “Bir Şehrin Kaderiyle Oynayamazsınız”

    Korkmazoğlu, “Bir Şehrin Kaderiyle Oynayamazsınız”

    Arca Çorum FK Başkanı Baran Korkmazoğlu, Trendyol 1. Lig play-off yarı final ilk maçında Bodrum FK’ya deplasmanda 1-0 mağlup oldukları karşılaşmanın ardından hakem kararlarına sert tepki gösterdi.

    Karşılaşmayı yöneticilerle birlikte tribünden takip eden Başkan Korkmazoğlu, maç sonrası sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, özellikle tartışmalı pozisyonlara dikkat çekerek hakem yönetimine tepki gösterdi.

    Korkmazoğlu paylaşımında, “Top rakibin eline temas etmesine rağmen pozisyon devam ediyor, sonrasında karar penaltı olarak veriliyor, VAR müdahale etmiyor. Bir şehrin kaderiyle oynayamazsınız! Yazıklar olsun!” ifadelerini kullandı.

    Karşılaşmada verilen kararların Çorum FK camiasında büyük tepki oluşturduğu görülürken, Başkan Korkmazoğlu’nun açıklaması kısa sürede taraftarlar arasında geniş yankı uyandırdı.

    Arca Çorum FK cephesinde gözler şimdi Çorum’da oynanacak rövanş mücadelesine çevrilirken, şehirde finale yükselme inancı sürüyor.

  • Belediyenin TSM Topluluğu’ndan Unutulmaz Gece

    Belediyenin TSM Topluluğu’ndan Unutulmaz Gece

    “İçimizi Isıtan Şarkılar” Konseri Büyük Beğeni Topladı

    Çorum Belediyesi Türk Sanat Müziği Topluluğu, “İçimizi Isıtan Şarkılar” konseriyle sanatseverlere müzik dolu unutulmaz bir gece yaşattı. Devlet Tiyatro Salonu’nda gerçekleştirilen konsere Belediye Başkan Yardımcısı Ünsal Yeter, Düvenci Belediye Başkanı Necmettin Yalçın ve çok sayıda vatandaş katıldı.

    Çorum Belediyesi Kültür-Sanat etkinlikleri kapsamında düzenlenen konserde, Türk sanat müziğinin sevilen ve seçkin eserleri seslendirildi. Konser hazırlıklarını Şef Atakan Tetik yönetiminde tamamlayan koro, şefin babasının vefatı nedeniyle sahneye Melike Kaya yönetiminde çıktı.

    Duygusal ve hareketli eserlerin harmanlandığı gecede dinleyiciler zaman zaman şarkılara eşlik ederek coşku dolu anlar yaşadı. Salonun yoğun ilgi gösterdiği konser, izleyicilerden büyük beğeni topladı.

    Programın sonunda sahneye çıkan Belediye Başkan Yardımcısı Ünsal Yeter, koroyu yöneten Melike Kaya’ya çiçek takdim ederken, geceye emek verenlere teşekkür belgelerini sundu.

    Yeter konuşmasında, “Bizleri bu muhteşem eserlerle buluşturan, gecemizi güzelleştiren Çorum Belediyesi Türk Sanat Müziği Topluluğu’muza, emeği geçen herkese ve salonu dolduran kıymetli hemşehrilerimize teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı.

  • Belediye Anneleri Bowlıng Etkinliğinde Ağırladı

    Belediye Anneleri Bowlıng Etkinliğinde Ağırladı

    Çorum Belediyesi tarafından Anneler Günü kapsamında düzenlenen “Anneler Günü’ne Özel Bowling Etkinliği” yoğun katılımla gerçekleştirildi.

    Buhara Kültür Merkezi Bowling Salonu’nda düzenlenen etkinlikte anneler, hem spor yapma hem de keyifli vakit geçirme fırsatı buldu. Gün boyu devam eden ve renkli görüntülere sahne olan organizasyonda katılımcılar bowling oynayarak stres atarken, aileleriyle birlikte eğlenceli anlar yaşadı.

    Anneler Günü’ne özel gerçekleştirilen etkinlikte samimi ve neşeli anlar yaşanırken, katılımcılar organizasyondan duydukları memnuniyeti dile getirerek Çorum Belediyesi’ne teşekkür etti.

  • Yaşam ve Ölüm

    Yaşam ve Ölüm

    Yaşam, insana tüm olumlu duyguları hissettirirken; ölüm, tüm olumsuz duygularını hissettirir.

    Hissettirmeyi bırakın resmen yaşatır.

    Yaşam, hayatta var olduğunu; ölüm, dünyadan göçüp gittiğini ifade eder.

    Kimse yaşam ve ölümü konuşmak istemese de ölüm de yaşam kadar gerçektir.

    Mesele yaşamı ölümü konuşmak değil, yaşamın, ölümün kişiye ne hissettirdiğidir.

    Kişi yaşamdan, ölümden ne anlıyor?

    Önemli olan budur!

    Ölüm, bir yok oluştur.

    Peki yaşam nedir?

    Bu soruya nasıl cevap verebiliriz?

    Yaşam ve ölüm burada önemli hale geliyor.

    Çoğu insan yaşamın, ölümün ne demek olduğunu bilmeden bu dünyadan göçüp gidiyor.

    Yaşam ve ölüm yeterli derecede sorgulansa dünya bu kadar yaşanmaz hale gelmezdi.

    Bu iki kavram sorgulanmadığı için bu haldeyiz.

    Mesele bu!

    Yoksa ne derdimiz var yaşam ve ölüm üzerine yazıp çizmeye, kendimize dert etmeye.

    Her ölüm, yaşayanlar için büyük ders niteliğindedir.

    Ölüm bir uyarandır.

    Ölüm bir çalar saattir.

    Ölüm okunan bir ezandır.

    Çocuklar, gençler; yaşları gereği ölümün ve yaşamın çok farkında olmazlar.

    Olmaları da beklenmez.

    Çocukluğumda ölümler, camide okunan saladan başka bir şey değildi.

    Sala verildikten sonra, imam bir isim zikreder, “Allah rahmet eylesin” der, geçerdi.

    Ne zaman yaşım ilerledi, yakınlarımı kaybetmeye başladım, işte o zaman ölümün ne demek olduğunu anladım.

    Yaşamı ve ölümü sorguladım.

    Şunu fark ettim: Ölen kişi bu dünyadan göçüp gidiyor ve onun için yaşam sonlanıyordu.

    Ölen için yaşam da bitiyordu.

    Her ölen kişi ile sen de biraz ölüyordun.

    Yaşanmışlıkların azalıyor.

    Eksiliyorsun…

    Ölen kişi için yapılan tüm işler aslında yaşayanlar içindi.

    Ölenin ardından yaşayan kişi ya da kişiler; inançları, gelenekleri, görenekleri; örf, adetleri gereği bin yıllardır devam ettirdikleri ritüelleri yerine getirmekteydi.

    Ritüellerden birisinin eksik yapılması yaşayanın ya da yaşayanların vicdanlarını rahatsız etmekteydi.

    Her şey eksiksiz yapılmalıydı.

    Benim için ritüeller değil ölümün bende bıraktığı etki çok önemliydi.

    Sözlü iletişimde çok kullanılan bir söz vardır: “Söylediklerimde çok samimiyim.” diye.

    Her ölen kişi ruhumda derin yaralar açıyor, “niye yaşıyorum, niye bu yaşam var?” demiyorum; “nasıl yaşamalıyım, iyi yaşamak için ne yapmalıyım?” diyorum.

    Yaşamı anlamlı hale getirmenin yollarını arıyorum.

    Evet evet…

    Yaşam nasıl anlamlı hale gelir?

    Ne yaparsam yaşamı doğru yaşamış olurum?

    Ve iyi insan olmanın ne kadar kıymetli olduğunu, iyi insan olmanın da bilinçli, bilgili insan olmaktan geçtiğini kavrıyorum.

    İyi insan olayım, demekle iyi insan olunmaz, maalesef…  

    Neyse…

    Bu dünyada bir ölüm gerçeği var ve ne kadar yaşarsan yaşa yaşamın sonu ölümdür.

    Ölümsüzlük Allah’a mahsustur.

    Yaşamın sonu ölüm ve yok olup gitmekse niye bu hırsızlık, kirlilik, kötülük, düşmanlık, husumet, kırgınlık, adaletsizlik, kul hakkı…

    Yazık taşıdığımız bu bedene.

    Ne götürebilirsin öteki dünyaya…

    Bir hoş seda bırakmak tüm çaba…

    Gerisi boş ve gereksiz bir çaba…

    Yaşamı ve ölümü anlamlı kılmak biz insanlara…

    Daha ne diyebilirim!

  • Elll Bizim Başımızı Yedi

    Elll Bizim Başımızı Yedi

    Ellll ne der!?
    Bu söz basit bir söz değil..Hayatımızı esir alan bir söz…Belki de Müslüman toplumların içine düştüğü ahlaki çıkmazın en büyük sebeplerinden biri…
    Her anımıza karışır bu söz…Ta küçüklükten başlar…
    “Aaa oğlum, kızım el ne der sonra…”
    Daha çocukken öğretiyorlar bize;kendin gibi olmayı değil, el gibi olmayı…
    Kendi aklınla düşünmeyi değil,elin gözüyle yaşamayı…
    Bak daha çocuksun…Oyuncağınla oynuyorsun…Bir anda biri çıkıyor:
    “Görmüyon mu elin oğlu neler yapıyor?”
    İşte orada başlıyor kıyas cehennemi…
    Bir çocuğun karakteri büyümüyor artık;başkasının çocuğuyla yarıştırılan ezik bir ruh büyüyor içinde.
    Sonra okul yılları…
    “Elin oğlu üniversite kazanmış…”“Elin kızı ne güzel iş bulmuş…”
    Kimse çocuğun neye yeteneği var diye bakmıyor.Ne olmak istiyor diye sormuyor.Ruhu ne istiyor umursanmıyor.
    Mühim olan şu:Elll ne diyecek…
    Ve insanlar hayatı boyunca kendi yolunu değil,başkalarının alkışlayacağı yolları seçiyor.
    Sonra iş hayatı geliyor…
    “Elin çocukları nerelere geldi…”“Bak adam ne kadar kazanıyor…”
    Artık insan çalışmak için değil, yarışmak için yaşamaya başlıyor.Huzur kayboluyor…Şükür kayboluyor…İnsan kendi ekmeğine bile utanarak bakıyor.
    Çünkü hep birileri daha yukarıda gösteriliyor ona…
    Sonra evlilik meselesi…
    “Elin kızları kimlerle evleniyor…”“Elin oğulları karısına neler alıyor…”“Elin evlerinde neler var…”
    Bir bakıyorsun insanlar sevdiği için değil,gösteriş için evleniyor.
    Borçla düğünler…Gösteriş için alınan eşyalar…Millete hava atmak için girilen ömürlük borçlar…
    Çünkü artık yuva bile elin gözüne kuruluyor.
    Sonra başlıyor kıyaslar…
    “Elin kocası karısına şunu almış…”“Elin karısı şöyleymiş…”
    Bir süre sonra insanlar eşine değil,başkasının hayatına bakarak kendi yuvasından nefret etmeye başlıyor.
    Ve bugün birçok boşanmanın altında sadece geçimsizlik değil;başkalarının hayatıyla zehirlenmiş zihinler var.
    Ama işin daha korkunç tarafı şu…
    Bazıları sırf “el ne der” diye boşanamıyor bile.
    Ev cehennem olmuş…Sevgi bitmiş…Saygı bitmiş…Ruhlar çürümüş…
    Ama yok…
    “El boşandı demesin…”
    İnsanlar bazen ömür boyu mutsuzluğu yaşıyor;yeter ki mahalle konuşmasın…
    Daha da trajik olanı şu:
    İki insan medeni şekilde ayrılmış…Hayat bitmiş…Herkes yoluna gitmiş…
    Ama el rahat durmuyor.
    “Oğlum senin eski karın var ya…”“Kızım senin eski kocan şöyle olmuş…”“Lan senin karı seni boynuzluyo…”
    Bitmiş ilişkiyi bile mezardan çıkarıp insanların önüne atıyorlar.
    Sonra niye eski eş cinayetleri artıyor diye şaşırıyoruz…
    Çünkü bazı insanlar ayrılığı değil,elin dilini kaldıramıyor.
    Ve mesele sadece aile de değil…
    Siyasette de aynı…
    “Sadece sen mi torpil yapıyorsun…”“Öncekiler de yaptı…”“Diğer parti daha çok götürdü…”
    Bakın felakete…
    İnsanlar artık doğruyu yanlış olduğu için değil;herkes yaptığı için normal görüyor.
    Vicdanın yerini kalabalık almış durumda.
    Adam devlet malına çöküyor ama kendini şöyle savunuyor:
    “Ben mi götürüyorum sadece, millet neler götürüyor…”
    Yani kötülük bile “el referansı” ile meşrulaştırılıyor.
    Bu yüzden bu toplumda birçok insan ne tam ahlaklı olabiliyor ne tam özgür…
    Çünkü herkes birbirine göre şekil alıyor.
    “O kadar da aşırı gitme…”“El gibi cumaya git yeter…”“Kızım sen de el gibi yaşa…”


    AMA HANGİ ELE UYAYIM?
    Birinin normal dediğine öbürü sapkın diyor.Birinin ayıp dediğine öbürü özgürlük diyor.
    Ortada kalan insan ise kendi ruhunu kaybediyor.
    Bugün insanların çoğu gerçekten yaşamıyor aslında…Rol yapıyor.
    El için inanıyor…El için giyiniyor…El için çalışıyor…El için evleniyor…El için mutlu taklidi yapıyor…
    Bu yüzden herkes birbirine benziyor ama kimse kendisi olamıyor.
    Ve belki de bu çağın en büyük trajedisi şu:
    İnsanlar Allah’tan çok birbirinden utanıyor artık…
    Eyyyy ellll…Yeter artık…
    Özgür bırak insanları…Özgür bırak ki insan gibi düşünüp insan gibi yaşayabilsinler…