‘’Tehdidin ne kadar yaklaştığını ve acımasızlığını görmek beka düzeyinde aciliyet gerektirir.’’ (Dr. D.Bahçeli)
Ülkeler diken üzerinde, sanki satranç tahtasında karşılıklı hamleler yapılmakta, olmayacakları olmuş gibi planlamak, asparagas haberler ve paralı militer güçleri saha sürerek aksiyonel faaliyetlerde kullanarak kendi silahlı güçlerini sütre gerisinde tutarak zayiatı önleme peşinde.
Emperyalist güçler, hiç bir devirde kendi güvenlik güçlerini en ön saflarda asla görev vermezler, genellikle istihbarat örgütlerinin kurdurduğu terör örgütleri kullanılır. Malum ABD ve Siyonist zihniyet İran’a askeri harekat yapıyor, ancak bunun öncesinde muhtemel destek verecek devletleri devre dışı bırakması gerek ki tek başına kalsın, Pakistan elbette İran’a destek verecektir fakat Afganistan’da bulunan CIA güdümlü Taliban sahibinin talimatı ile Pakistan’a saldırdı böylece İran destekten yoksun bırakıldı, ilgi ve alaka tamamen başka yere yönlendirildi. Kendisi kara harekatı için Irak’ta ve İran’da bulunan Kürt gurupları hazırlamaktadır, dün Suriye’de kullanılan terör örgütü bugün muhtemel kara harekatında devlet kurdurma vaadiyle cepheye sürecek ve ne gariptir telef olacaklar.
Batının stratejisi daima böyle, liderler değişir ama uygulamalar asla, bu Roma’da da böyleydi, bugünde aynı, kiralık taşeron örgütler, tapınak şövalyeleri gibi emir erleri.
Tarih asla yalan söylemez, ama gerçeği okunduğunda sanırım bugün yaşanan olayları bire bir olmazsa dahi benzer yönleri çoktur, nihayetinde çıkış merkezleri kiliselerdir.
İran elbette tarihi vesikalardan da anlaşılacağı üzere yayılmacı bir politika izlemekte, bugünde birçok İslam ülkesinde iç karışıklıklara sebep olmuştur, yemen, Suriye, Lübnan gibi ülkelerde güdümlü teröristler faaliyet göstermekte, ancak bundan İslam ülkeleri de, Siyonist lobisine de rahatsızlık vermekte, elbette hiç bir ülke, başka bir ülkenin iç işlerine karışmamalı, bu doğru bir davranış değildir.
Dün PKK ve topraklarında faaliyetine müsaade ettiği PJAK şimdilerde onu kurduran sahibinin talimatları ile kapitalist ve Siyonistlerin kara unsuru olarak cepheye sürülecek, kendi askerinin zayiata uğramasını istemeyen güruh, harlanan ateşin elinin yakmaması için maşa kullandığı gibi, bu unsurları sırtlarını sıvazlayarak cepheye sürecek.
Geçmişten ders almayan İran’ın dün PJAK’I bize karşı kullanıldıklarının farkında dahi değiller, Karabağ savaşında Ermenistan’ı desteklediği gün gibi aşikar.
Bir ülke düşünün üst düzey yetkililerini korumadan aciz, ülke içerisinde istihbarat toplayan yabancı ajanlara karşı henüz bir hamleleri olmadı.
Devletin üst düzey yetkilileri toplantı yapacağı sırada bulundukları mekanda katlediliyorlar, daha öncede devrim muhafızları komutanı Kasım Süleymani, İbrahim reisi, dış işleri bakanı Hüseyin Amir Abdullahıyan, hain içeride olunca kapı kilit tutmaz.
Devletin güvenliği önce, üst düzey yöneticilerin emniyetinden geçer, kırıldığı vakit arkası çorap söküğü gibi gelir, önce içeride istihbarat sızdıran hainler tespit edilerek gereği yapılmalı, aksi takdirde bu hadiseler tekerrür eder, ancak kapitalist emperyalistler şunu da iyi bilmeli kişilerin makamlardan azledilmesi ortada bulunan sorunları çözmez, zira gidenin yerine yenisi gelir bu asla iktidar veya rejim değiştirmez, suni gündem yaratır.
Devleti idare edenler çevremizde olup bitenleri anında analiz edip o meyanda tedbir almak zorundalar, işte bugünleri gören milletin temsilcileri terörsüz Türkiye sloganı ile yola çıktılar, sebebi hikmeti bugünlerdir, şimdi sanırım daha iyi anlaşıldı, afaki konuşmak, ileriyi görmemek cehalet değil de nedir?
Hiç bir kuvvet kendi uhdesinin dışında göz koydukları topraklarda bağımsız devlet kurdurmaz, bu sadece oyalamaktır, hani bayramlarda çocuklara akide şekeri verirler, ona çok sevinirler, bunlarında ağızlarına bal sürüyorlar sevinçten havalara uçuyorlar, oysa daha dün Suriye’de desteğini çekince ağlayanlar, yalvaranlar oldu, o günü unutmak ne mümkün, hani Afganistan’ olduğu gibi uçak tekerlerine sarılanlar.
Bu tiyatroda rol alanlar, dökülen kandan elbette mesul, maşalarda aynı, taraf olmuş demektir. Ortaya çıkan kaos elbette hoş değil bunu İslam ülkeleri içlerinde rahatlıkla çözebilir, mesela İran’ın yayılmacılığına dur diyebilirler, ancak onlarda suya sabuna dokunmadan emperyalistlerden medet ummaktalar, ancak onların gayeleri ile Arap ülkelerinin düşünceleri bir değil.
Ukrayna Rusya savaşının harlanması, Pakistan Taliban çatışmaları aslında dikkatlerin başka yöne çevrilmesine ve o tarafa meşgul olarak İran’a saldırması adete bir oyunu andırıyor.
Çin’in ekonomik olarak büyümesi ABD’ yi rahatsız ediyor, Çin’in en çok ithalat yaptığı İran, dolayısı ile petrolüne çökmek, büyümenin önünü kesmek.
Bölgemizde cereyan eden hadiselerin başlamasından önce öngürüde bulunmak, tedbir almak devleti idare edenlerin ve liderlerin asli vazifesidir, dolayısı ile 22 Ekim’de yapılan çağrının ne kadar isabetli ve zamanlamasının doğru olduğunun delili değilmidir.
Ülke bütünlüğünü düşünen herkesin bu konuda hem fikir olması olmazsa olmazdır.
‘’ Dağı taşıyan, nasıl tanımaz uçurumu? Mademki yükseliş var, iniş olmaz olurmu?’’ (N.F.Kısakürek)
ALLAH’A EMANET OLUN
Namık GEDİK
Değerli Dostum İsmail Çabuk’un vefatını üzütü ile öğrendim, başımız sağolsun, Rabbim mekanını cennet etsin. Amin.



Karadeniz’de Bir Gönül Coğrafyası: Aybastı
At Eti Haram mı?
Görgü
Gösteriş mi, Yalınlık mı?
Bir Öğretmen Öldürüldü
