Türkiye cumhuriyeti vatandaşı olan her kez ülke sınırları içerisinde sorgusuz sualsiz seyahat edebilir.
Geçmişte demir perde ülkelerinde seyahat kısıtlaması vardı, bir yerden başka bir yere giderken izin almak zaruri idi ama oda geride kaldı yani çöplük oldu. Bir takım kişiler eski özleminin vermiş olduğu heyecanla gidemezsin, gelemezsin söylemi ile kendini avutmakta.
Bir zamanlar ülkemizin bazı bölgelerine rahat seyahatlerde bulunamıyordu, başı boş, şımartılmış, birilerinin maşası olmuş sözde o bölgenin sözde özgürlükçü militanları önüne gelene aleni baskı uygulardı. Bunların silahlanmasına da göz yumulunca terörizm doğmuş oldu ve o bölgede yaşayan sosyal yapısı henüz tam manası ile oturmamış insanları tahakküm altına aldı. Bu hadiselerin en büyük müsebbibi elbette siyaset kurumu, yapmak değil yıkmak, iktidar için her yol mubah zihniyeti kırk yıldır ülkeyi içinden çıkılmaz hale getirdi.
Bunun tasfiye edilmesi, önlenmesi için hem candan hem de maldan olduk, bir çok yuvalar tarumar oldu, çocuklar yetim, eşleri dul kaldı. Bölge insanının aydınlatılması çağın gereklerine adapte olması için devletin görevlendirdiği memurlar görev ifa edemez olduğu gibi şehit edildiler, insanların cahil kalmaları sağlandı.
Devletin kurduğu fabrikalar kundaklandı bölgenin gelişimi sabote edildi. Gelinen noktada artık şehirlerde bombalar patlamıyor, araçlar kundaklanmıyor, iş yerleri yağma edilmiyor, dün yaylaya çıkamayanlar şimdi rahat çıka biliyor.
İleri tarihlerde bölge daha huzurlu ve istikrarlı olacak, dileyen dilediği yere gidecek. İzmir’de ne denildiyse Diyabakır’da aynısı söylenecek.
Fırıldak ne diyor ‘’Türkiye’nin her yerine giderim, ama sen gidemezsin’’ hayırdır suçlumuyuz, milletin tepkisinden dolayı yumruk mu yedik, şehit ailesine küfür mü ettik, teröristlerle iş birliğimi yaptık, teşkilatlarda terörist mi sakladık, istiklal marşı yerine enternasyonal marşımı söyledik, teröristleri meclise taşıyıp Kürtçe yemin mi ettirdik, bir oy HDP ye iki oy bize mi dedik?
Bunları sıralarız çoğaltmak mümkün. Biz bu ülkenin her karışına gideriz hiçbir kuvvet bunu engelleyemez.
‘’İDRAK-İ MAALİ BU KÜÇÜK AKLA GEREKMEZ ZİRA BU TERAZİ BU KADAR SİKLETİ ÇEKMEZ’’
Anlamak ve anlaşılmak aslında gayet basit fakat idrak etmek gerek. Milletin menfaatine olan her ne olursa olsun evet demek, desteklemek gelişmesinde fikirler beyan etmek asli vazifedir, ancak bunu unutup gayri milli davranılırsa buna hainlik denir.
Kişi ya vatan sever, imanlı kimsedir, art niyetli ise vatan hainidir, bunlarla iş birliği yapanda aynı kefededir.
Vatan millet diyeceksin fakat gizli kapaklı pazarlıklar yapacaksın. ‘’Biz kuvay-i milliyeyiz ‘’ diyor peki Kuva-İ Milliye teröristlerle pazarlık yapmış mı ?
Onları meclise taşımış mı?
Avukatlığını yapmış mı?
Hainlere özgürlük demiş mi?
İnsanların akılları ile alay etmeyin, Kuvay-i milliye bayrak yakanlar, hain emelleri olanlara savaş açmış vatan topraklarından temizlemiştir. Bu ülke topraklarında isteyen istediği yere rahatlıkla gider bırakın etnik siyaseti bütünleyici, birleştirici uzlaştırıcı olun zira yaptığınız siyaset ülke ve milletin menfaatlerine ters, milletin huzur ve refahını düşünüyorsanız bölerek değil birleştirerek meydanlara çıkın, bu vatan severliktir, zorunluluktur.
Bu aslında bir sevdadır tarifi olmayan, karşılığı bulunmayan fakat mukafat büyük olan bir aşktır. Basit söylemlerle olan değil bedeller ödenerek vücut bulmuş, her karışında aşk ve şevk olan, kan ile bedel ödenmiş mukaddes vatan toprağıdır.
Bu vatanın tapusu TÜRK MİLLETİ’ nin dir,
Kendisini TÜRK hisseden her kez bu sınırlar içerisinde dileği yere gider, istediği yerde iskan eder.
Vatanperver gözüküp gizli kapaklı kuytu köşelerde neyin nasıl pazarlığı yapıldı, bir seçmen olarak bunları bilme hakkına sahibiz, madem milletten destek istiyorsunuz gerçeği anlatacaksınız, demokrasinin gereği de budur.
Söylemler objektif görünüm vatan sever fakat sübjektif baktığımızda hiç de öyle değil.
Mesele elif gibi olmak, eğri, kıvırtan, zikzaklar yapan, aldatan bir gün mutlaka gerçek yüzleri afişe olacak.
Mesele milletin uyanması, eğriyi görüp rest çekmesi, yalanları yüzlerine çarpması artık şart oldu.
Bir ayakta kırk yalan söyleyen gözlerimizin içine bakarak söylem tatlı, icraat farklı, göz boyayanlar yağmur yağınca yüzü, kaşı, gözü şaşı olacak.
Şu üçü güç sayan hesap uzmanı;
Şu fabrika küpü,sinek kovanı;
Şu yalan ustası, laf pehlivanı;
‘’Hadis, ayet benim’’ diyor, doğrumu?
ALLAH, A EMANET OLUN.
Namık GEDİK



Sabah Olup Uyanınca
Okulda Şiddet
Bir Çocuk Neden “Yalnızım” Der?
Söyle Bana: Hayallerimi Kim Çaldı?
Niçin Kitap Okunur!
