İnsan yaratılırken ona diğer canlılardan ayrı bir takım özellikler vermiş, nasıl kullanacağını da izah etmiş bunun içinde kullanma kılavuzu göndermiş, bunları yine insanların içinden seçtiği kimseler vasıtası ile duyurmuş, ancak ne hikmetse o yoldan çıkmış, bu yoldan ayrılmayacaksın denildiği halde, verilenlerin tam aksine hareket etmekte.
Kısa vadede kazançlı gözükse de ilerledikçe yaptığı yanlışları görecektir, ama bazen geri dönüşü yani telafisi mümkün olmaya biliyor, mesele yerinde ve zamanında müdahale olası hataları önlemiş olur.
Bazen tüm doğrulara isyan eden, kendi şuurunda oluşturduğu düşüncelere zaman içerisinde hayata dizayn etmeye çalışır, doğruluğu veya yanlışlığı irdelenmez, çünkü kafasındaki onun için doğru olandır. Bu tiplerin toplum içerisinde yer tutmaları veya kalabalık yerlerde bulunmaları o toplum için büyük tehlike arz etmektedir, birde ileri gelen olursa işte o vakit vay haline o toplumun. Bilse de bilmese de ahkam keser her konuya vakıftır sohbetin ortasına dalar. Bileni susturur, bilmeyene anlattıkları doğru imiş gibi konferans verir. Malum dünyada mevcut bir kriz var bu ülkenin iç dinamiği ile ilgili değil tamamen global, dolayısı ile bundan tüm kesimler etkilenmekte.
Pandeminin de vuku bulması, akabinde Rusya, Ukrayna savaşı bir takım kısıtlamalara ve ihtiyaçlara ulaşımı zorlaştırdı, krizi fırsata dönüştürmek isteyen yerli stokçular arz talep dengesini bozarak yok kelimesini sık kullanır hale geldiler ve stokçuluk başladı. Devletin eli elbette uzun, her yere yetişir öylede oldu hükümet Tarım Kredi marketleri devreye soktu, istenilen düzeyde olmasa da diğer marketlere nazaran çok iyi, ürünleri kaliteli ve güvenli. Bugün sevkiyat gelmiş millet sıraya girmiş alışveriş yapıyor, sıradan birisi
–milleti kuyruklara mahkum ettiler zamlar olmasa idi kuyruk olmazdı
– vatandaş kardeşim madem kızıyorsun, istemiyorsun çık sıradan meşgul etme alanları da engelleme, vargit kemal versin sana.
-dışarıda bir bayan kuyrukta bekleyene soruyor ne satıyorlar?
– yağ ve şeker, yağ kalmadı, şeker var.
-şekerin kilosu ne kadar?
Bir bayan üç paket almış, cevaben diğer marketlerle aynı.
Teyzeciğim o zaman neden bu kadar aldın fiyat aynı ise bak karşıda diğer market bırak bunları git oradan al, ne memnun edildiniz nede mesut, efendim kuyruk var
– hiç olmamasından yeğdir dedim.
Elbette insan zamanın her halinde adil olmak zorundadır, bu sadece dil ile veya davranışla değil, alım satımda, ölçüp biçmede ve dahası insanın haklarına rıza göstermek, hakkına razı olmak bir diğerine de şans tanımak insanın yaratılış gayesinde mevcuttur.
Kendi vicdanın da muhakeme yapamayanlar haris, bencil, kendilerinden başkasını düşünmezler düşüncelerinde devamlı ben vardır. Bu tiplerin ailesi, eşi, çocuğu ve akrabası olmaz herkesi yolunacak kaz gideceği yere yürüyecek vasıta olarak görür, ALLAH rızası olmaz. Yaptıkları her işin sonunda mutlaka karşılığı alınır, işin nevine göre talep edilir yüksek sesle de dillendirilir ki ima yoluyla bağış adı altında fatura kesilir.
Elbette dünyası cennettir lakin yarınının pekte parlak olacağı söylenemez.
Kibir ve tepeden bakma, sanki dünyayı yaratmış gibi çaka satanlar paranın vermiş olduğu rahatlıkla etrafına saygısız ve pervasızca davranır. Toplumda kin ve nefret oluşur, tolum içerisindeki itibarını siler. Maddiyatı ön plana çıkartanlar kazanımlarını harcayacak bir vatan bulamaya bilirler, maneviyatın yok oluşu insanın adalet terazisinden çıkışı huzur ve sükuneti bozduğu gibi artık vatan sevgisi kavramı para sevgisine dönüşür, terazi tartmaz, hakkaniyet kaybolur, muhakeme benlik yaparak fevri davranışlar ortaya koyar.
Ölçünün deforme olduğu bir yerde insanlıktan, vicdandan, haktan, hukuktan bahsetmek abesle iştikaldir, eşyanın tabiatına aykırıdır. Çok şaşalı şatafatlı yaşam sürenler varlıklarının sebeplerini ve ona sebep olanı anlayınca dünya malından vaz geçer.
Mesele idrak edebilmek olan hadiselerden hisse kapmak.
“Sultânım! Bizim işimiz ashâb-ı gurur ve gaflet olanları nasihat ve vaaz ile îkaz ve irşâd eylemektir. Takvâ yoluna girip amel-i sâlih işlemeye teşviktir. Böylece ıslâh edici sâlihlerden olmak, Cenâb-ı Allah’tan murâdımızdır. Müfsid ve müstedriclerden olmaktan Allâh’a sığınırız.” Tarihin derinliklerinde hakkın ve hukukun tesisi ve çiğnenmesi devamlı surette ola gelmiştir, dün olduğu gibi bugünde kişisel menfaatlerin ön planda olması adaletin tesisini zorlaştırmaktadır. Kişilik haklarına tecavüz, aşağılamak, yok saymak, demokrasinin getirdiği çoğunluğun kararını tanımamak nefsin ve bencilliğin dışa yansımasıdır.
‘’ Adalet, bütün ülkelerin temel taşlarından biridir ve adalete dayanmayan hiçbir temel dayanıklı yapı inşa edemez’’.
Toplumun gelişmesi hasıl olan eksiklerin giderilmesi maddenin değil mananın önemsenmesi ancak kişilerin eğitilmesi ile mümkündür, bilgi hazinesi ne kadar güçlü olursa menfaat düşüncesi yerini maneviyata vatan sevgisine bırakır oda beraberinde adil olmayı hukuku getirir.
Bencillikten sıyrılarak mananın hizmetine girmek asıl arananı orada bulmak en büyük mertebedir. Benlikten sıyrılarak biz olmak birlik ve beraberliğin tesisidir. Makamlar gelir geçer, baki olan insanın karakteridir, toplum nazarında bırakacağı izdir.
Kişisel değil millet menfaati göz önünde tutulursa gelecek olan tüm zorluklar rahatlıkla aşılır zaferden zafere koşulur, tam tersi olursa büyük yıkım ve harabe oluşur.
Çalmak kolaydır, onu harcamak daha da kolaydır ama kazanılanı harcamak, har vurup harman savurmak çok daha zordur çünkü nihayetinde emek vardır.
ALLAH’A EMANET OLUN/Namık Gedik



Anneler Gününüz Kutlu Olsun
Mehter
Edep Yahu!
İyi İnsan Kimdir?
Toprağın Altındaki Altın mı, Üstündeki Hayat mı?
