‘’Irz ve namustan mahrum olanlar, Millet ve vatan hissi taşımazlar; böylelerinden sakınılmalıdır’’ (Hz. Mevlana)
Bir yerin sağlam ve dayanıklı olması gelecek hücumlara ve sarsıntılara karşı direnebilmesi temelin sağlam olmasına bağlıdır. Temeli sağlam olmayan binaların üzerleri her ne kadar sağlam olsa da ufak bir sarsıntı ile yerle yeksan olur. İnsanların da temelleri vardır, şayet küçükken alması gerekenler verildiyse gelecekte hiç bir sıkıntı çekmez, vakur, sağlam karakterli, kendinden emin, dirayetli davranışlar sergiler. Düzgün psikolojiye sahip olurlar.
Zamanın döngüsünde yaşayan tüm canlılar hayatın akışı içerisinde yaşam standartlarını artırmak ve ileriye dönük hesaplar yapmak için planlar ve programlar hazırlarlar. Her kesimin bakış açısı bir değildir, kimi yarını görür, kimisi de sadece günü kurtarır. Bu hususta elbette aile faktörü büyük rol oynamaktadır, doğum, yetişme ve ebeveyn olma yolunda karakter oluşturmaktadır.
Çevremizde bir çok insan mevcuttur her birinin ayrı ayrı arzu ve istekleri vardır, gerçekleşmesi içinde azami gayret sarf ederler, doğru veya yanlış. Geçmişi süzerken bugünü düşündüğümüz vakit temeli sağlam olanların dimdik vakur bir vaziyette benliğinden zerre taviz vermeden hayatına devam ettiği bariz gözükmektedir. Dün tanıdığımız bazen kendimize idol edindiğimiz ve her kelimesinden feyz aldığımız dostlarımızı gördükçe hedeflediğimiz menzile hayli yol kat ettiğimizi anlıyorum.
Zamanın tüm zorluklarına rağmen direnen ve ileri hamle yapan gönül dostları yalnızca ve yalnızca ALLAH rızasını gözetip, bu uğurda çile çekmeyi dahi göze almış yiğit alperenler, arkalarından gelenlere yön veriyor şevk aldırtıyorlar. Her biri ayrı destana sahip, ayrı hatıraları olan imanlarından zerre taviz vermeyen ülkü devleri. Göğüslerini hainlere siper ederek kapitalizmin ve emperyalizmin oyunlarına ve figuranları geçit vermemişlerdir.
O gün ki mücadele azmi ateşi harlamış kor haline getirmiştir söndürmeye gayret edenler başarılı olamamıştır. Bu duruşun geçmişine baktığınız zaman ne maddiyat hesabı, nede makam mevki hesabı yapılmıştır sadece ve sadece ALLAH rızası gözetmişlerdir. Bu uğurdan şehit dahi olmayı göze almışlardır. Mesele sağlam zemin üzerinde dik duran başlar. ,
Vefa hazretleri çok muhterem ALLAH dostudur, eski zamanlarda sokaklarda kırbalarla su satarlarmış, elde ettikleri kazançla evlerinin ve ailesinin iaşesini temin ederlermiş, vefa Kz nin küçük bir oğlu varmış; her gün şakacı kırbalarıyla sokağa girince öndeki kırbadaki su bitmeden arkadaki eksilir nihayetinde bir iki seferden sonra meseleyi anlaşılır, vefa Hz. nin oğlu elindeki çiviyi arkadaki kırbaya dürterek suyun boşa akmasına sebep olur, bu bir kaç kez tekrar eder.
Canına tak eden saka destur diyerek vefa hz. nin huzuruna çıkar meseleyi izah eder hazret, İçin rahat olsun bir daha olmayacak der, bir hafta düşünür ve nihayetinde sorunun kaynağını bulur. Hanımını çağırır ‘’ düşündüm kendimde bir hata bulamadım, sende düşün bak bakalım der’’ kadın tekrar huzura çıkar ve anlatır ‘’ efendi ben bu çocuğa hamile iken komşuya gitmiştim masanın üzerinde limonu gördüm isteyemedin, toplu iğneyi batırıp emdim’’ Vefa Hazretleri hemen git o komşudan helallik dile, kadın gider helalliği diler, komşuda hakkını helal eder.
Ertesi sabah kırbacı ürkek bir vaziyette sokakta gözükür, şeyh oğlunu çağırır, buyur efendi baba ‘’ al şu çiviyi arkadaki kırbaya dürt der- çocuk efendi baba o adam sattığı su ile evinin ve ailesinin rızkını temin etmektedir ve çiviyi dürtmez. Ne demişler kabahat ararsan kendinde ara başkasına çamur atma. Bir insanın karakterinin nasıl şekil ve vücut bulduğunun işaretidir. Toplum içerisinde itibar kazanmış ve önder olmuş veya insanların etrafına toplanması aslında geçmişin o şahsa vermiş olduğu liyakat, şahsiyet, his ve duygulardır ve onların dışa yansımasıdır.
Mevcut yaşam içerisinde bir çok insanla haşır, neşir oluyoruz kimisi ayağının ucunu göremiyor, kimisi de yanı başında atılan narayı. Duyarsızlık, duygusuzluk insanı yaratılış gayesinden saptırıyor olmadık işlere tevessül ettiriyor. Toplum üzerinde büyük bir ahlaki çöküntü mevcut töreler, gelenek ve ananeler bozulmuş iman zayıflamış haldedir. Hiç bir gençlik hareketinde biri hariç ahlakçılık diye bir kavram yok, sadece 9 ışıkta mevcut, onu da içine iyi sindiren önce alp sonra alperen oluyor. İnsana şahsiyet ve karakter oluşmasına aradığını bulmasına sebebiyet teşkil ediyor, oturmuş bir karakter ve şahsiyet vakur, liyakatli güzel ahlaklı insanların toplum içerisinde yer almasını ve yön vermesini sağlıyor. Gençliğin sağlam zemin üzerinde inşa edilebilmesi için bu vasıfların gelecek nesillere aktarılması milletlerin geleceği için büyük önem arz etmektedir.
Bu konularda girişimlerde bulunulmuş gençliğin yetişmesi için bir çok okul açılmış ancak yanlış eğitimler neticesinde özünden saparak yerini sosyalist yaşantı almıştır, milletin töresini, inançlarını hiçe sayarak topluma aykırı davranışlar sergilemişler ve nihayetinde kapatılmıştır. Elimizde mevcut bulunan teknik bir aleti yanlış kullanırsak elde etmemiz gereken ürünleri defolu olmasına sebep oluruz.
‘’ Çömlekçi çok hoş kaseler, tabaklar yapar yanında birde çırağı vardır gel zaman git zaman çırak ustalaşır ve azlini ister, usta henüz sen o mertebeye gelmedin, fakat diretince gönderir öyle ya teklif var ısrar yok, gider bir beldede dükkanı açar, oda ne yaptığı bütün ürünlerin tam merkezinde çatlaklar olur, bir iki derken işin içinden çıkamaz ustasına varır destur der, meramını anlatır usta ey oğul ben sana henüz bu işin püf noktasını öğrenmedin dedim itiraz ettin ve yeniden yanında çalıştırmaya başlar, göz ucuyla ustayı takip eder usta; fırından çıkan her ürünün tam ortasına üfürür ve hiç biri çatlamaz’’ Yeniden azlini isteyen çırak artık işin püf noktasını öğrenmiş derhal uygulamaya başlar ve işi çözer.
İnsanlıktan nasibini alamamış geçmiş olaylardan ders almamış kimseler manayı değil maddeyi ön plana çıkartırlar. Defolu insan olmasın şuurlu, karakterli, ilim irfan bilen liyakatli milletler oluşsun diye bir taraf çaba sarf ederken başka birileri o yapılanları sabote etmek için yaratılmış sanki. yılmadan, bozulmadan günün sıkıntı ve zorluklarına rağmen bugünlere gelebilmek başlı başına büyük bir hadisedir seyrekte olsa halen mevcuttur. İnanmak ve iman etmek ALLAH’a tevekkül ederek sabırla gergef gergef işleyerek zorları kolay ederek yarının ümitlerine büyük miras bırakılmış olur.
Benliklerini yitiren topluluklar abuk, subuk yaşam sürmeye başlayınca helak olmadan kurtulamamışlar. Örnek davranışlar sergileyen insanlarla hasbihal etmek onların anlattıklarından kıssalar çıkartarak ders almak en büyük erdemlilik ve hakka hizmettir. Her insan vazifesini tam yaparsa meseleler kendiliğinden çözülür.
Talipli değilim şöhrete, şana,
Makamı, rütbeyi yük etmem cana.
Dostluk, sevgi, şefkat yetişir bana,
Dövüşü, kavgayı size bıraktım. (A.Karakoç)
ALLAH’A EMANET OLUN /Namık Gedik



Anneler Gününüz Kutlu Olsun
Mehter
Edep Yahu!
İyi İnsan Kimdir?
Toprağın Altındaki Altın mı, Üstündeki Hayat mı?
