‘’Her sözü söz diye ağzından çıkarma. Lüzumlu olan sözü düşünerek ve ihtiyatla söyle’’ (Y.H.Hacib)
Mana itibarı ile; temel olarak alınan kararlara, düşünce ve kurallara uygun biçimde davranmak, bu kuralların dışına çıkmamak, verilen sözlerin arkasında durmak, ciddiyeti asla elden bırakmamak, insani ilişkiler de güven vermek, toplumun albenisi almak ve şahsiyetçiliği tesis etmektir. Tersi bir durumda riyakar olmak ve güvensizlik oluşturmaktır, kendinden emin olmamaktır.
İnsan fıtratında temel ilkeleri yerleştirirsek sorunların rahatlıkla çözülmesini ve hayata tutunmayı temin etmiş oluruz, aksi durumda içinden çıkılmaz bir hal oluşur ki bu çözümsüzlüğü beraberinde getir. Bakış açımızın tecrübe ile ilkelerimizi bir hizada tutarsak hedefe rahatlıkla ulaşırız. Karar verme yeteneği eksik olan ve yarının ne getireceğini hesap etmeden atılacak adımlar ilkesizliğin ürünü olarak karşımıza çıkacaktır.
İnsani ilişkilerde güven en önemli husustur, hayatın her merhalesinde bu önümüze çıkacaktır, aslında oturmuş karakterdir, şayet bunu tesis edemezsek toplumsal ilişkilerde başarılı olamayız, bu siyasi terminolijide çok önemli bir yer oluşturmaktadır, iktidar olmak, devlet idare etmek çok ciddiyet ister, zaafiyete ve rehavete yer yoktur, böyle bir durumda verilecek kararlar, atılacak adımlar istikrar açısından olmazsa olmazdır. Kendine güvenemeyen insanlar ilkesiz ve cehalet içindedir, yaptığı hareketler psikolojikmen de değişkenlik gösterir, zafiyetler oluşturur sonunda bitkin, yorgun kendinden geçmiş birisi olarak hayata devam eder. Ülke yönetimleri zayıf ve ilkesiz kişilerin elinde yürütmeye hükmedemez, yasamayı kavrayamayız, kaos yaratır, sorunları bir birine karıştırıp içinden çıkılmaz hale sokar. Gerek içeride gerekse dışarıda itibar kaybeder, varlığını sorgulatır hale getirir.
Son günlerde siyaset arenasında baş döndürücü hareketler oldu, demeçler, gidip gelmeler, hakaretler, rest çekmeler netice itibarı ile bir boşluk oluştu, fakat araya girenler ve ağ babaların devreye girmesi ile iki gün yaşanan olaylar duruldu, ancak çekilen kılıçlar yaptığı tahribat millet nezdinde güvensizlik tesisi etti, şimdi yolun başında kavga edilirse yarın iktidar oldukları vakit nasıl anlaşacaklar. Başlarken ilkelerini koymuş olsalardı bu sorunların hiçbirisi yaşanmazdı. Birbirlerine attıkları kurşunlar elbette isabet etti, bir yara açtı, bu komşular arasında olsa gelir geçer lakin siyaset öyle değil.
Amaçları aynı olmayan, hedefleri farklı kişilerin ortak noktası, ülküleri olmaz olsa olsa menfaat birliği olur, hani atalarımız ne demiş ‘’ öküz öldü, ortaklık bitti’’ ilkeler menfaat üzere değil tam aksine belli bir hedefe doğrudur, bu ülke geleceği ve insan olunca büyük önem arzetmektedir, mesele bu iki kavramı iyi anlayıp ona göre karar vermek gerekir, çünkü ülke yönetimi krize ve kaosa kapalıdır atılacak yanlış bir adım bir çok sorunu beraberinde getirecek, büyük sıkıntılara ve tahribata yol açacaktır. Birlikteliklerin çıkar ve makam odaklı olmaması önce insan denmesi gerekir lakin görünen manzara maalesef makam ve kaç vekil alırım hesabından kaynaklanmaktadır. Ülke meseleleri bir tarafa kişisel kaygılar ve nefsi arzular depreşerek objektif bir hal almıştır.
Bu olayları görmemek ve analiz etmemek ancak kör ve sağır olmaya delalettir, ehil olmayanlara idare teslim edilemez, bu bilakis iktidar olursa. Bu hususta kaprise, eneye, kibire ve bencil olmaya müsait yer değildir, vazife verildiğinde bun sıfatların tümünü elinin tersiyle iterek alicenap olmak zorundadır ve ateşten gömlektir hata yapıldığı an ayrım yapmadan yakar zira bu devletin temelinde kan ve göz yaşı vardır şahsi ihtiraslara yer yoktur.
Bir yıldır süregelen zaman içerisinde ilkeleri konuşmamaları mümkün değildir şayet konuşulmayıp zapturap altına alınmadı ise şimdi isyan çıkması çok normaldir, peki bunlar şimdi anlaşamıyorlar yarın iktidar olurlarsa nasıl anlaşacaklar? Bu soru oy verecek olanlara gelsin. Türlü bahaneler uydurarak gece geç saatlere kadar yurt dışı baskıları ile gündemden düşürmeye çalışmak, o olursa olurum, olmazsa olmam dayatmaları aslında buz dağının görünen kısmı asıl arkasına objektif değil, subjektif bakalım sanırım gizlenen asıl amacı görme imkanımız olacaktır.
Devlet idaresi parsellenerek yönetilmez verilen vazife kutsal denir layıkı ile ifa edilir. Siz masayı bahis ve kumar masası olarak nitelendirseniz bu iktidar değil şahsi ihtiraslarınızı tatmin ediyorsunuz demektir ve sonra. ‘’ Dayatmaya boyun eğmeyeceğiz, ölüm ve sıtma arasında bir tercihe zorlanmıştır, elbette buna boyun eğmeyeceğiz, kişisel hırsla Türkiye’ye tercih edildi, altılı masa artık millet iradesini temsil etmiyor, tek bir adayın tastiki için noter masasına dönmüştür ’’ Rabbim böyle bir duruma hiç bir kitleyi ve lideri düşürmesin, ne oldu da bu sözler unutuldu sonra çark edildi, dediklerinin hangisi kabul gördü? Yukarıda dedik ya devlet idaresi kişisel ihtiraslara kurban edilecek bir makam değildir aslı olan ‘’ önce ülkem ve milletim sonra partim ve ben’’ şimdi bu söz daha net anlaşılır oldu. İnsanın duruşu, hal ve hareketleri kişinin karakterini ortaya koyar ‘’ insanın sevdası duruşunun ve asaletinin yansımasıdır’’.
Hayatın hiç bir evresinde, zaman dilimi içerisinde ehli sünnetten asla taviz vermeden ok gibi doğru olup riya ve desideden uzak durup sana ve avanene itibar eden insanları hayal kırıklığına uğratma, üç günlük dünyada fırıldak olmaya gerek yok.
‘’ Arslan köpeklere baş olursa, köpeklerin her biri karşısındakine arslan kesilir. Eğer arslanlara köpek baş olursa, o arslanların hepsi köpek gibi olur’’ (Y.H.Hacib)



Anneler Gününüz Kutlu Olsun
Mehter
Edep Yahu!
İyi İnsan Kimdir?
Toprağın Altındaki Altın mı, Üstündeki Hayat mı?
