‘’ Zalimin köpeği olacağına garibin aslanı ol ki, öldüğünde mezar taşına it değil yiğit yazsınalar.’’ (Ertuğrul gazi)
Yaşam, prensipler olursa hayat bulur ve yaşar, aksi takdirde gelişi güzel nizamsız, intizamsız, dağınık bir hal alır ve zamanla yok olur gider. Ailenin, toplumun ve milletlerin birliktelikleri nizam ve intizamdan, yani disiplinli yaşamla başarılı olur. Tüm canlıların dahi kendi aralarında kural ve kaideleri mevcuttur, uyum sağlanırsa o topluluğun üyesi olur, olmazsa dışlanır.
Tarih bizlere bir takım konularda daima ışık tutar, geçmişte yaşanılan hadiseler bugünlere ders alma niteliği taşır, yeter ki bizler anlayalım, duyalım, hissedelim ve inceleyelim.
Milletlerin hayat bulması için en önemli unsuru silahlı kuvvetleri, savunmasıdır, bulunduğun bölgede, yada yaşadığın topraklarda ebedi kalman ve gelecek nesillere aktarabilmem için gücünün olması zorunludur, zira kin ve düşmanlıklara karşı caydırıcı olması tamamen buna bağlıdır. Savunma güçlerinin nizam ve intizam içerisinde, emir komuta zinciri ile hareketi her alanda, zaman içerisinde daima başarıyı, zaferi getirecektir, başıbozukluk, kendi başına hareket, her alanda mağlubiyeti tattıracak ve zamanla yok olup, silinecektir.
Yeryüzünde hangi millet olursa olsun töresi, geleneği, kuralları vardır ve o doğrultuda hayat bulur, onun dışında yapılan hareketler düzeni bozar, geleceği sekteye uğratır. Metehan kara kuvvetlerini kurmuş ve bugünlere bozulmadan gelmiştir, talim yapılırken öyle bir disiplinle eğitmiş ki, hiç bir kimse emri dışında aksi harekette bulunmamıştır. Böyle yetişen bir ordunun temelleri günümüze kadar gelmiş ve başarıdan, başarıya koşmaktadır, bu disiplini, emir komuta zincirini bilen emperyalistler, milletler mücadelesinde zayıf düşmesi için kışkırttıkları bir takım aklı evvelleri aksi davranışlarla düzeni bozup kargaşa ve kaosa sebebiyet verme peşindeler, ancak bilemedikleri, yada hafife aldıkları ordu kolay lokma olmadığını 15 Temmuz’da göstermiş, ancak ne hikmettir ders almayanlar yine bir kışkırtıcılığa kalkışmalara teşebbüs etmiş, ancak çabuk afişe olmuşlardır. Bunlar kendilerini akıllı sanan gafiller, deve kuşu gibi kafaları kumda, ancak gövdelerinin dışarıda olduğunun farkında değiller, dolayısı ile asıl maksadın ne olduğu ayan, beyan belli oldu, her ne kadar objektif olarak görüntü verseler de, subjektif olarak içlerinde besledikleri gizli maksadı açığa vurdular.
Aslında bu kılıç sallayan gençler piyon, asıl mesaj vermek isteyenin tespiti gerekli, işlemin beklemeksizin yapılması gelecek zaman dilimde teşebbüs edeceklere de örnek teşkil edecektir, hali hazırda içimizde devşirilmiş işgüzarlar mevcut. 15 Temmuz öncesi yaşananları bir hatırlayalım, kendilerini gizlemek için kapılarının önlerine içki şişeleri koyanlar, başörtüsü zulmünü körükleyen ve karşı eylem yapanların birçoğu bunlardan ibaretti. Dün Atatürk’ü maske yapıp her bölücü sosyalist sloganın altına bir sözünü yazıp kendilerini şirin gösterenler, bugün bir bir itiraf etmekteler. Görünüşte bizden, ancak gizli düşmanlık besleyen gafiller. Önce masum gözüken ancak derinlemesine düşünüldüğü vakit aba altından sopa gösterildiği aşikar, sadece gençler buna alet olmuştur, buda şunu göstermektedir, bunların iradelerine pranga vurulmuş, eğriyi doğruyu irdeleme kabiliyetinden yoksunlar dolayası ile kendi başlarına idare ve sevk, komuta edemezler. Komutan liderdir, ani kararlar alıp uygulama yapabilir. Türk ordusu iradesi dışarıdan kumandalı idareci ve yöneticiyi kabul edemez geleneğine aykırıdır. Bu iş hafife alınacak veya geçiştirilecek bir hal ve hareket değildir, çok yönlü analiz yapılıp enlemesine ve boylamasına köküne kadar inilmeli asıl müsebbip ortaya çıkartılıp cezası kesilmelidir ve böyle düşünenlere de ibret olmalı ki bir daha böyle densizlikler yaşanmasın.
Tarihte bu tip hadiseler çok olmuş ancak asiler her daima kaybetmiştir başarılı olamamışlardır, Sultan Fatih’in İstanbul’un fethine karşı çıkanlar, Yavuz’un Çaldıran seferinde Erzincan yakınlarında çadırına ok atanlar, Sultan Abdülhamit’e suikast düzenleyenler ve Başbuğ Atatürk’e 19 Mayıs 1919’a Havza’da Stilo isimli Rum, İzmir ziyaretinde Ziya Hurşit’in başını çektiği suikastçiler Kemeraltı karakolu önünde ateş edeceklerdi ancak paşanın bir gün geç gelmesi ve Giritli Şevki’nin ihbarı onları yakalatmıştır.
Düşman uyumaz normal yollardan yenemeyeceğini anladığı an hileye müracaat edecek başarılı olunursa, yapanlar taltiflendirilecek, yok kaybederlerse tanınmayacaklar, meydanda sahipsiz kalacaklar. Bu ülke muz cumhuriyeti değil evet demokrasi ile idare ve sevk edilmektedir, ancak bunu sindiremeyen gafiller dışarıdan güdümlü, halkın iradesine pranga vurmak istiyorlar yani çoğunluğun seçimini dahi kabul etmiyorlar, oysa yerel seçimlerde halkın kararını iktidar ve seçmeni kabul ediyor. Bu farklı konjöktürde kendilerine rol arıyorlar ve sahnelerde güzel tiyatro oynuyorlar.
Sahnelenen oyun aslında biz halen varız ve ne vakit istersek harekete geçeriz, gözdağı verilmek isteniyor ancak bu arada olan gençlere oluyor birilerinin nefsine oyuncak oluyorlar, gelecekleri karartılıyor.
‘’ Münafığı alameti üçtür: konuştuğu zaman yalan söyler, vaat ettiği zaman sözünde durmaz, emanete hıyanet eder’’(Hz. Muhammed
S.A.S)
ALLAH’A EMANMET OLUN.
Namık GEDİK



Anneler Gününüz Kutlu Olsun
Mehter
Edep Yahu!
İyi İnsan Kimdir?
Toprağın Altındaki Altın mı, Üstündeki Hayat mı?
