‘’Hiç bir işte gereğinden fazla acele etme; dikkatli olanlar kendilerini zor duruma düşmekten korurlar.’’ (Hz. Ali)
Kendini yükseklerde görenler, kazanacakları umudu ile erken seçim isterler, yanlış yönlendirmeler, gelecekte etkileyecek olayların gün yüzüne çıkması ile sarsılacağından, henüz güneş doğmadan, ortalık aydınlanıp gecenin örttüğü çer, çöp ayen beyan olmadan, bir an evvel halkın bilinmesinden korkanlar erken seçim isterler.
Erken seçim şartları; Anayasanın 116. Maddesine göre, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tam sayısının beşte üç çoğunluğu ile seçimlerin yenilenmesine karar verilebilir. Bu halde Türkiye Büyük Millet Meclisi genel seçimi ile Cumhurbaşkanlığı seçimi aynı anda yapılır (F1).
Cumhurbaşkanının seçimleri yenilenmesine karar vermesi halinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi genel seçimi ile Cumhurbaşkanlığı seçimi birlikte yapılır (F1). Beşte üç çoğunlukla, Cumhurbaşkanı tek başına herhangi bir koşul aranmadan seçimler yenilenmesine karar verebilir.’’
Ara seçim; ( Milletvekili seçim kanunu 7.Maddesi) Anayasa gereği, ara seçim her seçim döneminde bir defa yapılır ve genel seçimden 30 ay geçmedikçe ve genel seçimlere 1 yıl kala ara seçime gidilemez.
Ancak, bir ilin veya seçim çevresinin TBMM de üyesi kalmaması halinde boşalmayı takiben 90 günden sonraki ilk Pazar günü o seçim bölgesinde ara seçime gidilir, ancak boşalan üyeliklerin sayısı, üye tam sayısının yüzde beşini bulduğu hallerde, ara seçimlerinin üç ay içinde yapılmasına Türkiye Büyük Millet Meclisince karar verilir. ’’
Yukarıdaki anayasa maddelerinin zuhur etmesi gerekir ki genel seçim veya ara seçim olsun, şartlar malum, ya Cumhurbaşkanı fesih yetkisini kullanacak, ya da sayısal çoğunlukla hallolacak, ara seçim adı üstünde belli bir bölgenin vekillerinin kalmaması durumunda temsil edilmesi gayesi ile ilgili olarak sadece o bölgeyi kapsar. Her ne olursa olsun mutlaka meclisin çoğunluk onayı gerekli, ben istedim olacak demekle olmuyor, demokrasi gereği çoğunluğun kararına bağlı, havanda su dövmeyelim.
Şayet 30 vekili istifa ettirebilirse o vakit olay gerçekleşir, istifaların yine mecliste onaylanması gerekiyor, onları ikna edecek bir beyin gerek, ya seçilemezse korkusu olayın gerçekleşmesinde ki en büyük engel.
Hani hatırlayalım 15 vekili partisinden istifa ettirip ip e gönderdikleri gibi, ağlayarak gitmişlerdi. Erken seçim istenmesinin altında yatan gerçek icra edilen yolsuzluk, taciz, tecavüz olaylarının daha fazla çıkması endişesi yatmaktadır, gün geçmiyor ki bir yerden patlak versin, bu olaylar toplum nezdinde pekte itibar görmüyor, aksine tepkilere sebep oluyor.
Bu endişe ve fevri hareketler aceleciliğe dönüşüyor, hani bataklığa batan, hareket ettikçe daha da batar, o düzeye gelindi. Daha önce belediyelerle ilgili mahkemeler ortada yokken erken seçim istenmişti, ancak yine kabul görmemişti, olayların bu evreye geleceği biliniyordu. Operasyon olacağının haberi alınmış, kimi yurt dışına, kimisi de banknotları kurtarma telaşına düşmüş ancak, nafile yine de yakalandılar. Yapılan tüm yolsuzlukları kamufle etmek arzusu ile hareket ettiler, fakat adalet tecelli etti.
Bu arzu ve isteklerin altında sadece yolsuzluk değil taciz, tecavüz ve sevgililerin birden fazla olup işe gitmeden muhtelif belediyelerden maaş almalarının somut olarak aşikar olması da önemli faktör, insan beraber gezdiği, aynı yolun yolcusu olan dostlarının ne halt ettiğini bilmeyecek kadar cahil olamaz, zira toplum huzurunda siyaset yapılıyor, ayküsü düşük bir kişiliğin yapması mümkün değil. Toplum hezeyanını bertaraf etmek, oluşacak tepkileri minimize ederek, başarı grafiğini üst çıtalara çıkartmak için olaylar dallanmadan, budaklanmadan üzerinin seçimle örtülmesi düşüncesi maalesef pekte kabul görmedi.
Çevremiz ateş çemberi iken, her yer yangın yerine dönmüşken, böyle bir istekte bulunmak, maddi ve manevi bir çok tahribatında hasıl olacağını iyi hesap etmek gerek, önce ben demekle olmuyor, zira olması muhtemel savaşların biz girmezsek dahi ekonomik olarak etkileyeceği malumdur, dünya artık sadece kendi başına hareket edecek bir düzeyde değil, her ne kadar ihtiyaçlarımızı karşılasakta bir takım teknolojik ürünleri dışarıdan temin etmekteyiz, yani global bir durum ortadadır.
Bu bilinç ile hareket etmek ülkemizin menfaatleri gereğidir, ben kazanayım millete ne olursa olsun anlayışı ekonomiyi sarsacak düzeltilmesi yılları alacaktır.
Herkes sorumluluk bilinci içerisinde hareket ederek, kendi arzu ve isteklerimizi değil ülke menfaati gereği ne yapılması gerekiyorsa o icra edilmeli, elbette ekonomik sorunlar mevcutta var, bunu lehine çevirerek kendine paye biçmek akıllıca bir iş değil, kaptı kaçtı olur, zira olası bir iktidarda bu sorunlarla baş edeceksiniz.
‘’ Geçmişler geleceğe, suyun suya benzemesinden daha benzer.’’
(İbni Haldun. Süreçlerin yavaş işlediğini ve aceleci çıkarların yanıltıcı olacağı)
ALLAH’A EMANET OLUN
Namık GEDİK



Böbürlenenler
Sabah Olup Uyanınca
Okulda Şiddet
Bir Çocuk Neden “Yalnızım” Der?
Söyle Bana: Hayallerimi Kim Çaldı?
