‘’İnsan vardır fark edilmez süsünden. Kimi farksızdır koyun sürüsünden… Ama her gördüğün şekle kapılma, insan anlaşılmaz görüntüsünden.’’ (Ö.Hayyam)
Söz ve yazı ile kendini ifade edemeyen, devamlı surette hor görülen, reddedilen, aşağılanan veya dışlanan kişilerin kendilerini ispat edebilme yoludur, psikolojik travmadır, Kin, nefret, içine kapanıklık, aile ilgisizliği, intikam hırsı, gizliden yapılan planlarla icra aşamasına gelir.
Kişilerin şiddete iten faktörler;
Çocukların ilk eğitimi aile içerisinde başlar, ebeveynler rol model olarak görünürler. Aile içerisinde ters davranışlar, öteleme, fiziksel ve duygusal şiddet, ilgisizlik, çocukların dışarıda agresif davranışlar sergilemelerine sebebiyet verir, olumlu veya olumsuz hiç bir olaydan zevk almazlar, devamlı surette aykırı hareket ederler.
Biyolojik ve norolojik etkenler;
Beyin bölgesindeki limbik sistem, frontal lob ve temporal lob bölgelerindeki işlevsel farklılıklar saldırgan davranışlarla ilişkilidir. Serontonin metabolizmasındaki düzensizlikler ve 5- hidrosiindolastikasit maddenin azalması şiddet eğilimini artırır.
(Şiddet eğilimini, saldırganlığa ve dürtüselliği artırması)
Sosyal ve çevresel etkenler;
Yoksulluk, elde edememe duygusu, işsizlik, ekonomik sıkıntılar, haklı iken haksız olma, hasıl olan belirsizlikler, aile içerisindeki düzensizlikler, sosyal stres kişilerde şiddete eğilimine sebep olur.
Medyatik ve dijital etkenler;
Malum dijital çağdayız, yazı veya sözle izah edilemeyen, etkileşim olmayan zamanlarda görseller en büyük silahtır, bu doğru katalize edilirse amenna, ancak aksi durumlarda yakıcı ve yıkıcı sonuçlara sebebiyet verebilir.
Şiddetin dozajını normalden 10 kat daha artırabilir. Her zaman bahsettiğimiz gibi milli kültüre dayalı yayınlar şart ve gece geç vakit değil erken saatlerde konulması, genç ve yaşlıların dimağlarında kalıcı olacaktır.
Duygu ve düşünceleri izah edememe, açık ve net iletişim kuramama, kendi ifade edememe, kışkırtıcı hal ve durum ezikliği ve akabinde şiddeti getirmektedir. 17 şehirde yapılan bir araştırmada şiddeti aile ve kitle iletişim araçlarından öğrenmektedir, 1850 lise öğrencisi ile yapılan araştırmada %74 aileden şiddet gördüğünü, aynı öğrencilerden %65 şiddeti başkalarına uyguladıkları belirtilmiştir. Bunların yapılan haberleri de olumsuz etkilemektedir.
Bu eğilimler kriz, gerginlik, asabiyet, aşağılanma, bahaneler, pişmanlıklar tekrarlanabilir, işin özüne inerek çözüm üretmek, olması muhtemel sorunların filizlenmeden, eyleme dönüşmeden engellenmesi olabilecek tüm hadiseleri önler.
Nemelazımcılık, duyarsızlık, takip etmeme, bencil davranışlar etrafımızda olan biten durumlardan bi haber olunur ki bu çevrede ve ailede büyük sıkıntılara sebep teşkil eder. Gerek okullarda gerekse cemiyet hayatında mutlaka kişilerin hal ve hareketleri, davranışları gözlemlenmeli, eyleme yatkın, kişilik bozukluğu olan kimselerin kısa süre de tedavileri toplum yararına olacaktır. Okullarda rehberlik öğretmenleri, idarecileri, cemiyetlerde idareciler, ailede ebeveynler mutlaka ilgilenmeli, sorunlarda yardımcı olmalıdırlar, erken teşhis birçok hadisenin başlamadan bitmesi manasına gelir. Günümüzde anne ve babalar ne yazık ki çocuk ağlar ağlamaz hemen eline bir tablet, telefon veya çizgi film açmak sureti ile başlarından atmaktadır, oysa yeni yetişen neslin ilgi ve alakaya, sevgiye ihtiyacı vardır. Hani derle rya herkes kapısının önünü temiz tutarsa tüm mahallede temiz olur.
Unutmayalım ‘’çocuk ailenin aynasıdır.’’ Eğitim önce ailede, okulda, camilerde beraber başlar yetkililer üzerine düşen sorumluluğu layıkı ile ifa ederse çok az pürüzler olur, onlarda zaman içerisinde düzelir, vaktinde müdahale etmeyip geç kalınırsa yara müzminleşir, kangren olur, telafisi olmaz.
Öğretmenin ilgili ve bilgili olması, ailenin çocuğun karakteristik özelliklerini bilmesi, o doğrultuda tutum ve davranış sergileyerek eğitimcileri ile iletişim halinde olması, milli ve manevi kültüre yönelik yayınların sık sık yapılması, topluma aykırı, aileyi hedef alan yayınların vizyondan kaldırılması önem arz etmektedir.
‘’ Sorunun kendinde olduğunu anlamayan insanlar, çözümü başkalarının huzurunu bozmakta bulurlar.’’ (Mevlana)
ALLAH’A EMANET OLUN
Namık GEDİK



Toprağın Altındaki Altın mı, Üstündeki Hayat mı?
Bazı Zenginlikler Toprağın Altında Değil, Üstündedir
Bu Hikayenin Sonunda Herkes Toprak Sahibi Olacak!
Postmodernizm
Erken Seçim
