İçeriğe geç

Heri Haber

  • BURÇLAR
  • YAZARLAR
  • GAZETELER
  • HABER GÖNDER
  • SİTENE EKLE
  • KÜNYE
  • İLETİŞİM

Kategori: Yaşam

  • Hem Ev Alıp, Hem Evlenene Müjde

    Hem Ev Alıp, Hem Evlenene Müjde

    Bireysel emeklilik, konut ve çeyiz yardımlarıyla tasarrufu artırmayı hedefleyen devletin, yeni konut alacaklara yönelik yapacağı desteğin ayrıntıları netleşti.

    Buna göre, konut hesabı açıp asgari 3 yıl para biriktirenlere 15 bin TL’ye kadar devlet destek verecek

    Tasarruf oranı dünya ortalamasının gerisinde olan Türkiye’de, devlet vatandaşın birikimlerini artırmak için son yıllarda çeşitli tasarruf araçları sunmaya başladı. Bireysel Emeklilik Sistemi’yle (BES) başlayan süreç geçen yıl yürürlüğe giren; evlenme, konut ve doğum yardımlarıyla yeni bir boyut kazandı. BES, konut ve evlenme yardımları vatandaşların bankada para biriktirmesini teşvik ettiği için üzerinde önemle duruluyor. Kendisine ait bir konutu olmayan Türk vatandaşlarının yurt içinde ilk ve tek konut satın alımlarına destek olmayı amaçlayan “Konut Hesabı ve Devlet Katkısına Dair Yönetmelik” Resmi Gazete’de yayımlandı. 6 ay sonra yürürlüğe girecek yönetmeliğe göre, konut hesabı bankaların yurt içi şubelerinde Türk lirası cinsinden mevduat veya katılım fonu hesabı olarak açılabilecek. Konut hesabı ortak hesap olamayacak. Katılımcı birden fazla konut hesabı açtıramayacak. Konut hesabı katılımcı tarafından başka bir bankaya taşınamayacak. Konut hesabının açıldığı tarihte tamamı kendi adına kayıtlı kat mülkiyeti, kat irtifakı ve yapı kullanma izin belgesini haiz müstakil tapu sahipleri adına konut hesabı açılamayacak. Banka, başvuru hesabının konut hesabı açılmasına engel bir durumun bulunmadığını Tapu ve Kadastro Paylaşım sistemi üzerinden tespit edecek. 18 yaşından küçükler adına veli veya vasisi tarafından konut hesabı açılabilecek. Konut hesabına bir defaya mahsus olmak üzere açılış tarihinde üst sınırı aşan bir tutar yatırılabilecek ve bu tutar 30 bin lirayı geçemeyecek.

    1. DERECE AKRABADAN ALINAN KONUTA KATKI ÖDENMEYECEK
    Katılımcının devlet katkısına hak kazanabilmesi için “Türk vatandaşı olması, 7 Nisan 2015 tarihi itibarıyla tamamı kendi adına kayıtlı konut sahibi olmaması, konut edinim tarihine kadar asgari 3 yıl konut hesabına düzenli ödeme yapmış olması” gerekiyor. Katılımcının devlet katkısı almak için başvurduğu konut dışında 7 Nisan 2015 tarihinden itibaren başka bir konut edinmemiş olması ve konut edinim tarihini müteakip 6 ay içerisinde gerekli belgeler ile konut hesabının bulunduğu bankaya başvurma gerekliliği de şartlar arasında yer alıyor. Devlet katkısı tutarı, konut edinim tarihindeki birikimin yüzde 20’sini ve azami 15 bin liraya geçemeyecek. Katılımcının eşinden ve birinci derece kan hısımlarından satın aldığı konutlara devlet katkısı ödenmeyecek.

    Ödeme planı nasıl olacak?

    Konut hesabına ilişkin ödemeler, aylık veya üç aylık olarak düzenli ödeme şeklinde yapılacak. Düzenli aylık ödemelere ilişkin alt sınır 250 lira, üst sınır 2 bin 500 lira olacak. Ödemelerin üç aylık ödeme planına göre yapılması durumunda aylık alt ve üst sınırların üç katı geçerli olacak. Katılımcılar ilgili ay veya üç aylık dönem içerisinde toplamda üst sınırı geçmeyecek şekilde birden fazla ödeme yapabilecek. Bir dönem içerisinde konut hesabından en fazla iki defa çekim hakkı tanınacak. Şartların ihlali durumunda konut hesabına devlet katkısı ödenmeyecek ve hesap konut hesabı statüsünden çıkartılacak.

    Hangi evleri kapsıyor?

    Kat mülkiyeti tapusu olan, kat irtifakı tapusu olan ve yapı kullanma için belgesi bulunan konutlar ile konut nitelikli yapı kullanma için belgesi bulunan müstakil taşınmazlar devlet katkısına konu olabilecek. Devre mülklere devlet katkısı ödenmeyecek. Konut edinim tarihi, katılımcı tarafından yurt içinde ilk ve tek konutu olması koşuluyla, tamamı kendi adına kayıtlı; kat mülkiyeti tapusu olan konut için konutun satış yoluyla tapuya tescil tarihi olarak belirlenecek.

    Çeyiz ve BES’e devlet desteği
    Evlenecek olanlara verilecek destek için bankada TL cinsinden çeyiz hesabı açılması ve asgari 3 yıl sistemde kalınması gerekiyor. 27 yaşını doldurmadan ilk evliliklerini yapan çiftlerin alacakları çeyiz yardımında devlet katkısı ödemesi, hesapta biriken toplam tutarın yüzde 20’sini ve azami 5.000 Türk Lirası’nı geçemiyor. Bireysel Emeklilik Sistemi’nde (BES) ise 1 Ocak 2013’ten itibaren yapılan değişiklikle devlet, katılımcılara yüzde 25 katkı yapmaya başladı. Buna göre, katılımcıların yatırdığı her 100 TL katkı payı için devlet de 25 TL katkı payı yatırıyor.(türkiyegazetesi)

    28 Şubat 2016
  • Annelere Avantajlar Geliyor

    Annelere Avantajlar Geliyor

    Doğum yapan kadınlar çocuk sayısına göre Aile Bakanlığı’ndan 600 liraya kadar doğum parası, Çalışma Bakanlığı’ndan ise 122 lira emzirme ödeneği alıyor

    Son dönemde kadın çalışanlar ve anneler için çok önemli avantajlar getirildi. Özellikle anneler için getirilen yarı zamanlı çalışma bir devrim niteliğinde. Bunun yanında doğum yapan kadınlara ödenen paralar var. Anneler geçtiğimiz yıl başlayan bir uygulama ile çocuklarının ilk altınını devletten alıyor. İlk çocuk için 300, ikinci için 400 ve üçüncü için 600 lira ödeniyor. Eğer daha önce iki çocuğunuz varsa ve şimdi yeni bir çocuğunuz olmuşsa 600 lira alıyorsunuz. İkiz doğumlarda ise ikinci çocuk için 400 lira olmak üzere toplam 700 lira alınıyor.

    HER YIL MİKTAR ARTIYOR

    Çoğunlukla ihmal edilen ikinci bir ödeme daha var. Bu da süt parası. Her yıl değişen miktarlarda doğum yapan annelere veriliyor. Bu da 2016 için 122 lira olarak belirlendi. Bu da diğer ödemeyle birlikte alınabiliyor. Böylece doğum yapan bir kadın hem Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’ndan hem de Çalışma Bakanlığı’ndan (SGK) iki ayrı ödeme alıyor. Gelin kısaca bu 2 ödemenin şartlarını da hatırlayalım.

    ÖDEME ANNEYE YAPILIYOR

    15 Mayıs 2015 tarihinden sonraki doğumlarda yukarıda belirttiğimiz gibi ilk çocuk için 300 ikincisi için 400 ve üçüncü çocuk için 600 lira ödeniyor. Bu tarihten sonra üç çocuk sahibi olanlar 1.300 lira alıyor. Bazı şartlar şöyle:

    Çocuğun canlı doğması gerekiyor.

    Kaçıncı çocuk olduğu 15 Mayıs öncesi çocuklar da sayılarak belirleniyor.

    Yardım, sağ ve Türk vatandaşı ise anneye yapılıyor.

    Anne veya babadan birinin Türk vatandaşı olması gerekiyor.

    Başvurular Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı il ve ilçe müdürlüklerine (kaymakamlıklar valilikler) yapılıyor.

    Memurlar çalıştıkları kuruma başvuru yapıyor.

    Yurtdışındaki vatandaşlar ve mavi kartlılar da yararlanıyor. Başvurular büyükelçilik ve konsolosluklara yapılıyor.

    ÇALIŞMAYAN DA ALIYOR

    Süt parası ödemesi sigortalı olarak çalışanlara ve onların eşlerine yapılıyor. Çocuğun kaydı alındığında SGK bu ödemeyi yapıyor. Her yıl değişen bir rakam ödeniyor. 2015’te 112 lira olan ödeme bu yıl 122 lira olarak belirlendi. Bazı şartları ise şöyle:

    Ödeme sigortalı kadına ya da sigortalı olmayan eşinin doğum yapması üzerine kocaya yapılıyor.

    Çocukların canlı doğması gerekiyor.

    Sigortalının sigortasız eşi için ödeme yapılmasında resmi nikah gerekiyor.

    Hem SSK hem de Bağ- Kur’lular için doğumdan önceki 1 yıl içinde en az 120 gün sigorta priminin ödenmesi gerekiyor.

    İşten ayrılanlar 300 gün içinde doğum yaparsa doğumdan önce 15 ay içinde 120 gün sigorta varsa ödeme yapılıyor.

    Ödemeler otomatik yapılıyor.(gazetekamu.com)

    28 Şubat 2016
  • Milyonlarca Kişiye 3 Büyük Müjde

    Milyonlarca Kişiye 3 Büyük Müjde

    Milyonlarca kişiye 3 büyük müjde geldi.

    1- EV ALANA 15 BİN LİRA

    Ev sahibi olmak kolaylaşıyor. Hükümet’in hayata geçirdiği konut hesabı uygulaması ile ev alanlara devlet de maddi katkı yapacak. Konut hesabı açıp asgari 3 yıl hesaba düzenli ödeme yapanlara konut edinim tarihindeki birikimin yüzde 20’sine kadar devlet katkısı ödenecek. Devlet katkısı en fazla 15 bin lira olacak. 6 ay sonra yürürlüğe girecek yönetmelik ile konut desteği şöyle işleyecek:

    * Konut hesabı bankaların yurt içi şubelerinde TL cinsinden mevduat veya katılım fonu hesabı olarak açılabilecek.

    * Aileler 18 yaşından küçük çocaukları için konut hesabı açabilecek.

    * Hesaba bir defaya mahsus 30 bin liraya kadar topu ödeme yapılabilecek.

    * Konut hesabına ilişkin ödemeler, aylık veya 3 aylık olarak düzenli ödeme şeklinde yapılacak. Düzenli aylık ödemelere ilişkin alt sınır 250 lira, üst sınır 2 bin 500 lira olacak.

    * Katılımcı aylık ödeme planını seçerse bir dönem içerisinde en fazla 3 defa, 3 aylık ödeme planını seçerse 1 dönem içerisinde en fazla 1 defa ödemeyi yapmayabilecek.

    * Düzenli ödeme süresi 36 – 47 ay olanlar konut hesabındaki birikim tutarının yüzde 15’i48 – 59 ay olanlar yüzde 18’i; 60 ay ve üzeri olanlar yüzde 20’si kadar katkı alacak.

    * Devlet katkısı, konut edinim tarihindeki birikim esas alınarak hesaplanacak.

    İLK EVİ OLMALI
    Katılımcının devlet katkısına hak kazanabilmesi için ‘Türk vatandaşı olması, 7 Nisan 2015 tarihi itibarıyla tamamı kendi adına kayıtlı konut sahibi olmaması, konut edinim tarihine kadar asgari 3 yıl konut hesabına düzenli ödeme yapmış olması’ gerekiyor.

    Katılımcının devlet katkısı almak için başvurduğu konut dışında 7 Nisan 2015’ten itibaren başka bir konut almaması isteniyor.

    2- GENÇ ÇİFTÇİLERE 30 BİN LİRA HİBE
    Refahı Türkiye’nin dört bir yanına dengeli yaymak için tüm olanakları seferber eden hükümet, kırsal kalkınma için de kesenin ağzını açtı. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, kırsal alanda refahın iyileştirilmesi, üretimin artırılması için karşılıksız ve nakitolarak verilen tarımsal destek miktarının 78.6 milyar lira olduğunu söyledi. Bakan Çelik, bu yıl da 11.6 milyar lira nakit hibe desteği vereceklerini anlattı. Kırsal kalkınma destekleri kapsamında genç çiftçi projeleri için 30 bin liraya kadar hibe sağlanacak. Kırsalda yaşayan gençlere 1 Ocak 2016- 31 Aralık 2018 arasında, bitkisel, hayvansal, yöresel tarım ürünleri ile tıbbi ve aromatik bitki üretimine yönelik projelerine 30 bin lirayakadar hibe verilecek.

    3- GİRİŞİMCİYE 150 BİN LİRA

    Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, “Kendi işini kurmak isteyen girişimcilerimize uygulamalı girişimcilik eğitiminin ardından 50 bin lira hibe, 100 bin lira faizsiz kredi imkanı getirdik. Bu sayede de Türkiye’de 30 bin insanımız kendi işini kurmuş oldu” dedi. Yatırım ve istihdama ilişkin düzenlemeleri içeren 5084 sayılı yasayla ilgili esnafın beklentilerinin bulunduğunu aktaran Işık, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun bu konuda bir talimatının olduğunu hatırlatarak, gereken çalışmaların sürdüğünü bildirdi.(gazetekamu.com

    28 Şubat 2016
  • ’28 Şubat Ahlak ve Maneviyatı hedef aldı’

    ’28 Şubat Ahlak ve Maneviyatı hedef aldı’

    Eğitim Bir Sen Çorum 1 Nolu Şube Başkanı Tahir Eşkil 28 Şubat postmodern darbesi hakkında yazılı bir açıklamada bulundu.

    Eğitim Bir Sen Çorum 1 Nolu Şube Başkanı Tahir Eşkil, “Türkiye’nin yakın tarihinde siyasal ve sosyo-ekonomik bakımdan en acımasız sonuçlar doğuran olaylardan biri olan ‘28 Şubat postmodern darbesinin üzerinden 19. yıl geçti. Siyasi geçmişimizde ve literatürümüzde eşsiz acılar ve zulüm karşılığıyla yer alan 28 Şubat, aklımızı, ruhumuzu donduran soğuğuyla hatırlanacaktır.” dedi.

    Eşkil, 28 Şubat, asıl operasyon merkezi dışarıda olan odakların hainlik ve alçaklıkta sınır tanımayan ahlaksız, acımasız, duygusuz yerli iş birlikçileri aracılığıyla millet iradesine yapılan iğrenç bir darbe olduğunu söyledi.

    28 Şubat darbesinin Millete kurulan tuzak, yapılan komplo ve kuşatma doğrudan maddi-manevi varlığımızı, ilim ve irfanımızı, ahlâk ve maneviyatımızı, yaşama tarzımızı hedef aldığını belirten Eşkil açıklamasına şöyle devam etti;

    “Devleti ve milletiyle ülkemiz, tüm hatlardan uçuruma itilmiştir. Halk iradesiyle iktidar olamayanlar, 60, 71 ve 80 darbelerinde olduğu gibi, kirli planlarını uygulamak için yönetimi silah zoruyla gasp etme yolunu denemiş, emellerine ulaşmada bir ölçüde başarılı da olmuştur. Atatürkçülük, ilericilik, çağdaşlık yalanı ve perdesi arkasından sürdürdükleri planlarıyla bir şekilde halkını susturdukları, siyasetçisini sindirdikleri ülkeyi yağmalamışlardır.
    28 Şubat süreciyle, milletin özgür iradesinin iş başına getirdiği 54. Hükümet, irtica gibi kaba, sıradan, gülünç bir gerekçe ve militarist baskıyla görevden uzaklaştırılmıştır. Denk bütçe, havuz sistemi, değişen pozisyonlara göre emekçi ve emeklilere yüzde 100’lerden yüzde 300’lere varan zam, yatırım programları gibi konularda hızlı atılımlar yapılıyorken önü kesilen Türkiye, hızla siyasi, ekonomik kriz ortamına sokulmuş, kısa zamanda bankaların içi boşaltılmış, çalışanların maaşını bile ödeyemeyecek duruma gelmesi gibi sebeplerle IMF’den borç ve kredi istemek durumunda bırakılmıştır. Kimi yüksek rütbeli paşalar, batırılan ya da hortumlanan bankaların, holdinglerin yönetim kurullarında yüklü maaşlarla istihdam edilmiş, yerli sermaye hızla yurt dışına çıkmaya başlamış; ekonomi, para, faiz, döviz, enflasyon ve zam sarmalında savrulmuş, reel anlamda yüzde 100’leri aşan devalüasyonla ülke zenginliği bir gecede yarıya inmiştir. Gecelik yüzde 7500’lere varan faiz oranları, hızla artan ve toplanan tüm vergi gelirler ödense bile karşılanamayan borç stokları, bunaltan zamlar, üretimde ve piyasalarda durgunluk, iflaslar, esnaf yürüyüşleri, Türkiye’nin peş peşe ortalama yüzde 10 seviyelerinde küçülmesi, tamtakır bırakılan hazine… Bütün bu olanlar ‘Çağdaş Türkiye’ göz boyamasıyla yapılan 28 Şubat askeri vesayet rejiminin sonuçlarından sadece birkaçı.

    Siyasi, sosyal, kültürel alanda yapılan tahribat daha derin ve yıkıcı olmuştur. Hükümet düşürülmüş, siyasi partiler kapatılmış, dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan başta olmak üzere, birçok siyasetçinin siyaset yapması yasaklanmış, hâkim ve savcılar hizaya sokulmuş, andıçlarla gazeteciler, yazarlar fişlenmiş, gazetelerin haber ve manşetleri darbe karargâhında üretilmiştir, ‘Batı Çalışma Grubu’ ile gerçek bir toplum mühendisliği yapılmış, oluşturulan algılarla toplum yönetilmek ve yönlendirilmek istenmiştir. İnsanlar hedef gösterilmiş, faili meçhuller artmış, kılık ve kıyafete yönelik yasaklarla genç kızların eğitim umudu turnikelere sıkıştırılmış, namaz ve oruç gibi doğrudan İslâmi hayatın asıl ritüellerine izin verilmemiş, bu gerekçelerle insanlar işlerinden, okullarından sorgusuz sualsiz atılmış, kazanılmış hakları gasp edilmiş, Kur’an kursları kapatılmış, yaş sınırlamasıyla hafızlık çalışmaları fiilen imkânsız hale getirilmiş, daha da önemlisi, kesintisiz sekiz yıllık zorunlu eğitime ve korkunç haksızlıklara yol açacak katsayı uygulamasına geçilerek, imam hatipler ve meslek liseleri neredeyse bütünüyle kapanacak duruma getirilmiştir.

    Yüz binlerce insanımızı mağdur eden 28 Şubat postmodern darbesi, her eve ateş, her göze yaş düşürmüştür. Milletin, servetinden de önce umudu, hayali, amacı çalınmıştır. Ve bu çağdaş Türkiye tablosunun bin yıl süreceği söylenmiştir. Yaşanan bunca kâbus ve kaos, yapanlar için sevinç ve mutluluk kaynağı olabilmiştir. Onun için, söz konusu süreçte zulüm yapanları, bedel ödetenleri, insanların umutlarını çalanları, haklarını gasbedenleri hiçbir zaman unutmayacak ve unutturmayacağız.

    İnanç ve özgürlüğü temel karakter edinmiş milletimizin sabır ve kararlılıkla gösterdiği direnç sonrasında, bin yıl sürmesi planlanan kuşatma, daha on yıl bile geçmeden paramparça olmuş, planlar, yapanların başına geçirilmiştir.
    Bütün acı tecrübelere, yıkımlara rağmen bugün bile aynı jakobenliğin değişik versiyonlarını sahneleme heveslilerinin olması demokratik kazanımlar adına talihsizliktir. Bazı siyasetçilerin ve aydınların hâlâ darbeleri iyi ve kötü diye ayırma bahtsızlığından zihnini kurtaramadıklarını gözlemlemek üzücüdür. Oysa darbe, anayasal suçtur. Millet iradesine haksızlıktır, zulümdür.

    İrademize sahip çıkmak, teslim olmamanın, özgür kalmanın ve kendimize saygının ilk aşamasıdır. İradesinin çalınmasına göz yuman toplum, haksızlıklardan yakınma imkânını kendi eli ve isteğiyle terk etmiş demektir.
    Bu vesileyle bir kez daha, ne olursa olsun, demokratik kazanımlardan taviz vermemek gerektiğini değere dönüştürmek durumdayız.

    Gelinen noktada, demokratik, sivil ve özgürlükçü yeni anayasanın daha fazla zaman geçirilmeden yapılması elzemdir. Çerçevesini temel insan hak ve özgürlüklerinin çizdiği, ideolojik ön kabullerden arındırılmış, en geniş toplumsal uzlaşmayı temsil edecek ve bireyin devlete karşı özgürlüklerinin genişletilmesini sağlayacak yeni bir anayasa yazılmalıdır.

    Eğitim-Bir-Sen Çorum 1 Nolu Şube olarak, milletimizin ve ülkemizin gelişmesini ve kalkınmasını geciktiren, her alanda mağduriyetlere ve travmalara neden olan 28 Şubat sürecinde rol alanları kınıyor, tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyenleri, masum insanlara zulmedenleri lanetliyor; her konuda evrensel standartlara ulaşmış bir ülke ve gelecek diliyoruz” şeklinde açıklamada bulundu.

    27 Şubat 2016
  • ‘Herkesin Sustuğu Yerde, Yiğit Adam Konuştu’

    ‘Herkesin Sustuğu Yerde, Yiğit Adam Konuştu’

    Çorum Alperen Ocakları Şube Başkanı Fatih Yücel, 28 Şubat darbesiyle ilgili yazılı açıklama yaptı.

    Yücel, 28 Şubat post modern darbesinin memleketin makus talihinde kara bir gün olduğunu söyledi.

    Yücel açıklamasını şöyle sürdürdü;

    “Yüksek bürokrasi, sermaye, basın ve cuntanın uluslararası taşeronlarının yıllardır yaptıkları, Türkiye için öngördükleri statükoyu bozdurmamak ve taşeronlukla kazandıkları imtiyazları kaybetmemek adına irtica tehdidini bahane ederek, Türk milletine, onun maddi ve manevi değerlerine karşı yapılan alçakça bir saldırıdır.

    Hukukun ve en temel insan haklarının ayaklar altına alınıp çiğnendiği, yıllardır Anadolu sermayesi olarak Anadolu insanının birikimlerinin küresel emperyalist sermayeye kurban edildiği bir gün… Bu tarihin aktörlerini ve bunun arkasında hangi alçaklıkların tertip edildiğini gayet iyi biliyor ve asla unutmuyoruz, unutturmuyoruz.

    Devletin sırtına yapışmış, devletten beslenen, devletin kanını emen asalak sermayenin efendilerinin emrinde, büyük patronlarının kılıcını kuşandığı ve büyük patronlarının kılıcını salladığı bir “demokrasiyle savaş” ın adıdır.

    Millî irâdenin tecellîgâhı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni saf dışı bırakan, varlığını hiçe sayan bir müdahalenin seyredildiği bir korku ve baskı kurma filminin sahnesidir.

    Türk milletinin oyları ile yetki verip, iktidar yaptıklarının susturulduğu o dönemde, darbecilere, cuntacılara, post moderncilere, küresel emperyalistlere, velhasılı milletin aleyhinde olan tüm şer odaklara karşı meydan okuyan, millet hukukunu yiğitçe savunan, bir koca yürek vardı meydanlarda. “Ben milletim uğruna adamışım kendimi” diyerek Allah’tan başka hiçbir şeyden korkusu olmayan, “Zulüm Azrail olsa hep hakkı tutacağım” sözüyle imanından şüphe ettirmeyen, meydanlarda ki tavrı net olan, DİK duruşun ismi Şehid Liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu’nun bu süreçteki tavrı olabildiğince yerinde ve anlamlı olmasıyla birlikte net bir tavırdır.

    “Namlusu milletine çevrilmiş bir tanka selam durmam” diyen liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu “Türkiye Cezayir olmaz, İran olmaz, Suriye olmasına da biz müsaade etmeyiz.” diyerek, kirli mahfillerin karanlıkta kalan necis suretlerini ifşa eden Türklük ve İslam sevdalısı Yiğit Adam, herkesin sustuğu yerde o haykırdı, mağdur edeninden mağdur olanına kadar herkesin hesap yaptığı o dönemde o hesap yapmadı ve yapılan kirli hesapları o bozdu.

    Ülkeyi kaosa götürmek için her dönemde rol oynayan bütün demokrasi dışı odaklar hukuk önünde hesap vermelidir” şeklinde açıklamada bulundu.

    27 Şubat 2016
  • Kolaylı: ‘Tahliyeler sevindirici’

    Kolaylı: ‘Tahliyeler sevindirici’

    Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu (TGK) Genel Başkanı M. Nuri Kolaylı, Anayasa Mahkemesi’nin Can Dündar ve Erdem Gül hakkındaki kararını, “basın özgürlüğü açısından sevindirici ve umut veren bir gelişme” olarak nitelendirdi.

    Anayasa Mahkemesi’nin, Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ile Ankara Temsilcisi Erdem Gül’ün, “kişi hürriyeti ve güvenliği”, “düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” ve “basın hürriyeti” haklarının ihlal edildiğine karar vermesinin ardından yazılı bir açıklama yapan TGK Genel Başkanı Nuri Kolaylı, “Basın özgürlüğünün ülkemizde gerçek anlamda sağlanması açısından tarihi bir karar alındı” dedi.

    Türk basınının uzun yıllar baskı altında tutulduğunu ve özellikle 12 Eylül döneminde gazetecilerin mesleklerini yapamaz hale geldiğini ifade eden Nuri Kolaylı, açıklamasında şu görüşlere yer verdi:

    “Basın ve ifade özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılması, Türkiye’nin demokratik gelişimi açısından acilen atılması gerekli adımların başında gelmektedir. Dileğimiz, Türkiye genelinde örgütlü en üst çatı basın meslek kuruluşu olan Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu temsilcilerinin de aralarında bulunduğu siyasetçiler, akademisyenler, bürokratlar, hukukçular ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinden oluşan bir komisyon kurulmalı, basınla ilgili mevcut yasalar ele alınarak, basın özgürlüğünü ve kişilerin temel hak ve özgürlüklerini güvence altına alan düzenlemeler yapılmalıdır.”

    27 Şubat 2016
  • BİKTUDER AB SİVİL DÜŞÜN 5. DANIŞMA KURULUNA KATILDI

    BİKTUDER AB SİVİL DÜŞÜN 5. DANIŞMA KURULUNA KATILDI

    Bilgi Kültür ve Turizmi Geliştirme Destekleme Derneği (BİKTUDER) Başkanı Hayati Çam Sivil Düşün AB Programı 5. Danışma Kurulu Toplantısı katıldı.

    Yapılan açıklamaya göre, geçtiğimiz günlerde Ankara ODTÜ Vişnelik Sosyal tesislerinde yapılan toplantıya ülkenin değişik illerinden 200 Sivil Toplum Kuruluşu ve aktivistler katıldı. Toplantıda Avrupa Birliği Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Hansjörg Haber’in bir konuşma yaptığı, ayrıca sivil toplum kuruluşlarının görüşleri ve değerlendirmeler yapıldığı belirtildi.

    Yapılan toplantıda şu konuların yer aldığı belirtildi; “Sivil Toplum Kuruluşları için Sosyal Medya ve Görselleştirme için uygulamalı olarak araçlar anlatıldığı atölye sırasında Techsoup Türkiye ve Raklet programları hakkında bilgilendirmenin yapıldığı Sivil Toplum Kuruluşları İçin Sosyal Medya ve Görselleştirme Araçları Atölyesinde, İnternette ve sosyal medya platformlarında iletişimin güvenliği gittikçe önemi artan bir konu. Spam mesajlar, hesabı ele geçirmeye yönelik phishing saldırıları ve dahasından korunmak için temel güvelik önlemlerinin anlatıldığı İnternet ve Sosyal Medya Güvenliği Atölyesinde, hak temelli görsel sanat örneklerine bakılacak, stratejilerinden konuşulacaktır. Kendi sivil toplum örgütlerinin amaçlarına ulaşabilmesi için görsel sanatı kullanmak isteyen aktivistlere yönelik bir atölye ise Deborah Semel Demirtaş; küçük resimler ve aktivist sanat yerleştirmeleri yapan bir görsel sanatçıdır. “Osmanlı Prensesi olarak Fotoğraf Çektirin” adlı en son aktivist sanat projesi, kadına karşı şiddeti ve Türk hukuk sisteminin, aile içi şiddete karşıyı gösterdiği yanlış ve yetersiz uygulamalar hakkında bilinçlendirme ve farklı sosyal ve kültürel düzeydeki kadınların bu konuda, birbirleri ile empati kurabilmesini amaçlamış, Görsel Sanat ve Tasarım Yoluyla Aktivizm: Örnekler ve Stratejiler Atölyesinde, İçerik üretimi ve doğru kanallardan paylaşılması artık ücretsiz teknoloji çözümleri ile daha da kolay. Youtube, Slideshare gibi platformlar google arama sonuçlarını olumlu yönde etkilerken, ücretsiz bülten hazırlama programları (mailchimp) ile daha çok kişiye erişilebilmektedir. Geniş bir kitleye hitap eden sivil toplum gönüllüleri için ise kontak kişi ve gönüllülerle ilişkilerin yönetilebilmesi için ücretsiz CRM sistemleri mevcut. Atölye çalışması sırasında ücretsiz teknoloji çözümlerinden ve bunları uygulama aşamasında nasıl kullanılabileceği konuşulacak. Aktivistler için Görünürlük Atölyeleri gerçekleştirilmiştir.”

    26 Şubat 2016
  • ‘Kurumların Günlerinde Çalışanlarda Hatırlansın’

    ‘Kurumların Günlerinde Çalışanlarda Hatırlansın’

    Türk Büro-Sen Çorum Şube Başkanı Sami Çam vergi haftası nedeniyle bir yazılı açıklama yaptı.

    Her yıl şubat ayının son haftası vergi haftası olarak kutlandığını söyleyen Çam, “Ülkemizde yaklaşık her kurumunun buna bezer haftaları ve günleri mevcuttur. Bu günlerde ve haftalarda konun tarafları çeşitli kutlama  etkinliklerle kurumlarının tanıtımı ve  vatandaşla mükelleflerle buluşmalar devlet vatandaş işbirliği veya kaynaşması sağlanmaktadır. Ancak işin mutfağında olan hazırlayıcıları göz ününde olmamakta ve hep arka planda kalmaktadır” dedi.

    Sami Çam, sendika olarak,  işi  hazırlayan servis eden kamu çalışanlarının da bu haftalar ve günlerde unutulmaması onların sorunların ve çözüm yollarının da konuşulması gerektiğini ifade etti.

    “Bilgi birikimi ve her türlü donanıma sahip olan Maliye Bakanlığı ve Gelir İdaresi çalışanları bütün olumsuz şartlara rağmen vatandaşa hizmetin en iyisini vermeye çalışmaktadır.” Diyen Çam açıklamasını şöyle sürdürdü:

    “Çalışanların birikmiş sorunları çözülmeden vergi sistemi arzu edilen verimliliğe kavuşamaz.

    Maliye Bakanlığı ve Gelir İdaresi Başkanlığı’nda personel yetersizliği dolayısı ile her bir çalışan iki kişilik iş yapmak zorundadır. Kurumda boş kadrolara atama yapılmadığı için çalışanların çalışma koşulları oldukça ağır hale gelmiştir. Mesai kavramı unutulmuş, yoğun çalışma temposundan dolayı sosyal yaşantısı olmayan çalışanların, kişisel ve ailevi sorunları gittikçe artmıştır.

    Kanunları uygulayan, verginin tahakkuk ve tahsilatını gerçekleştiren yani, devlet bütçesinin her kademesinde katkı sağlayan, bu işin asıl yükünü çeken çalışanların sorunları çözüme kavuşmadığı gibi, gün geçtikçe sorunlar yumak halini almıştır. Çalışanlar mutsuz, motivasyonları yok denecek kadar azalmış ve çalışma barışı bozulmuştur.

    Hangi işin, hangi işe eşit olduğu belirlenmeden (iş tanımı yapılmadan ) çıkarılan 666 sayılı KHK ile aynı işi yapanlar arasında önemli ölçüde ücret farklılıkları ortaya çıkmıştır. Maliye ve GİB çalışanlarının özel hizmet tazminatları artırılarak diğer kamu kurumlarıyla eşitlenmeli ve adaletsizlik giderilmelidir. Kurumda aynı işi yapanlar arasında ücret adaletsizliği ve fırsat eşitsizliği devam etmektedir.

    ÇÖZÜME KAVUŞTURULMASI GEREKEN DİĞER SORUNLAR İSE ŞÖYLEDİR:

    -657 sayılı kanunda mali hizmetler sınıfının oluşturulması,

    -Ek ödemelerin emekli keseneğine dahil edilerek emekliliğe yansıtılması,

    -Aynı iş yerinde aynı işi yapan çalışanlar arasındaki ücret adaletsizliğinin giderilmesi

    -Personelin görev tanımları yeniden yapılması ve Personelin, görevi dışında çalıştırılmaması,

    – Maliye Bakanlığı ve GİB’de özel uzmanlık sınavlarının açılması ve sınavların sürekli hale getirilmesi

    -Vergi haftasında Maliye Bakanlığı çalışanlarına asgari ücret tutarında ikramiye ödenmesi,

    -Denetim, yoklama icra ve tahsildarlık görevlerini ifa eden personelin ulaşım, yemek ve güvenliklerine ilişkin yaşadığı aksaklıkların giderilmesi,

    -Gelir ve Defterdarlık uzmanlığı sınavlarına müracaatta, halen çalışan personel için aranan KPSS şartı ve uzmanlık sınavlarına girişlerdeki, sınırlamaların kaldırılarak sürekli hale getirilmesi, ve tüm çalışanlara uzman yardımcılığı kadrosunun verilmesi,

    -Personelin yer değiştirmeye ilişkin atama taleplerine kıstas getirilerek boş kadroların bulunduğu birimlerin ve illerin internet ortamından duyurulması,

    -Genel idari Hizmetler sınıfına dâhil koruma ve güvenlik görevlisi ile şoförlerin talepleri halinde V.H.K.İ. kadrolarına atanması,

    -Engelli, teknisyen yardımcısı, yardımcı hizmetliler sınıfı ve diğer personel için görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavının açılması,

    -666 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kaldırılan  Fazla çalışma uygulamasının yeniden başlatılması, resmi ve dini bayramlarda ve idari izinlerde çalışan personele fazla çalışma ücreti ödenmesi,

    -Maliye Bakanlığına bağlı birimlerde açılacak görevde yükselme ve özel sınavlara tüm personelin birim farkı gözetilmeksizin katılabilmesinin sağlanması,

    -Kamudaki uzmanların özlük haklarının eşitlenmesi konusunda yapılan düzenlemeye Bakanlığın merkez ve taşra teşkilatında çalışan tüm uzmanlar dahil edilerek merkez taşra ayrımına son verilmesi,

    -4/C’li olarak istihdam edilen personelin kadroya geçirilmesi,

    -Yardımcı hizmetler sınıfındaki personelin (teknisyen yardımcısı, aşçı, bekçi, kaloriferci vb.) belirlenecek kriterler çerçevesinde memuriyet kadrolarına atanması,

    -657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 102. maddesi gereğince çalışanlara verilen yol izinlerinin maliye çalışanları içinde diğer kamu kurumlarında uygulandığı gibi uygulanması,

    -657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125. maddesi kapsamında verilen disiplin cezalarına sicil affı getirilmesi,

    -K.H.K. ile uzmanlığa atanan kontrolör ve denetmenlerin, denetim elemanlığı statülerinin iade edilmesi,

    -Kamu kurumlarında ki son yönetmelikler dikkate alınarak, Maliye Bakanlığı ve Gelir İdaresi personeline belirlenecek kriterlere göre Müfettiş Yardımcılığı hakkının verilmesi,

    -Çalışanlara (yardımcı hizmetli, güvenlik görevlisi, şoför, veznedar, memur, icra memuru, V.H.K.İ , şef, uzman, müdür yardımcısı, vergi dairesi müdürü, vb.) ödenen özel hizmet tazminatların aynı  orana yükseltilmesi, maaşı oluşturan tüm kalemlerin emekli keseneğine yansıtılması,

    -Maliye Bakanlığı, Gelir İdaresi Başkanlığı merkez ve taşra teşkilatı çalışanlarına servis hizmeti verilmesi, hizmet verilemeyen yerlerde çalışanlara bedelinin ödenmesi,

    -Mükeffel memurlardan kesilen kefalet tutarının nemalandırılması

    -Görevlendirmelerde Vergi Daireleri Vergi Daireleri Kuruluş ve Görev Yönetmeliği hükümlerine  titizlikle uyulması konusunda taşra teşkilatının uyarılması,

    -Güvenlik görevlilerimiz ve Personelin 657 sayılı kanunda belirtilen çalışma sürelerine riayet edilmesi, çalışma sürelerinin aşılması halinde izin verilmesi,

    -Yardımcı Hizmetler sınıfına dahil kadro unvanlarında görev yapan personele ek gösterge verilmesi,

    -Maliye Bakanlığı ve Gelir İdaresi Başkanlık merkez ve taşra teşkilatı çalışanlarının çocuklarına kreş imkanı sağlanması,

    -6639 sayılı yasa ile görevden alınan veya görev süresi dolan idareciler, kurumların merkez teşkilatlarına ait çeşitli unvanlara atanabiliyor. (Maliye Uzmanlığı, Devlet Gelir Uzmanlığı gibi..) Çalışanlara da sınavla bu hak verilerek, moral motivasyonun artırılmasını,

    -Tüm çalışanlara uzmanlığa girme hakkının verilmesini,

    çalışanlar adına vergi haftasında talep ediyoruz.
    Hükümetin, dünyanın en büyük ekonomilerinden biri olmakla övündüğü ekonomimiz, yüksek orandaki vergiler ve sıcak para ile ayakta durabilmektedir. Verginin ülke kalkınmasında önemli bir ivme olduğu hepimiz tarafından bilinmekte, ancak vergi oranlarının yüksek olması ve tabana yayılmamasından kaynaklanan vergi kaçakçılığı özendirilmektedir.

    Vergi politikaları oluşturulurken, vergi çalışanlarının öneri ve teklifleri alınmamaktadır. Maliye’de örgütlü Sendika ve Sivil Toplum Kuruluşları yok sayılmaktadır. Maliye çalışanları af uygulamalarının başlatıldığı süreçte, adeta köle muamelesine tabi tutularak, mesai mefhumu tanınmadan çalıştırılmaktadır. Kurum çalışanlarının ağır iş temposuna, vergi aflarıyla gelen yeni bir iş yükü binmekte, personel mükelleflerle karşı karşıya gelmektedir. Vergi Haftası kapsamında bir dizi etkinlik ve yarışma düzenlenmekte, fakat bu etkinliklerde Maliye Bakanlığı ve Gelir İdaresi çalışanlarının sorunlarına değinilmemektedir.

    Gece-gündüz, hafta sonu demeden bayram tatillerinde dahi çalışarak Devlet hazinesini parayla doldurma görevini yürüten fedakar vergi memurlarının sorunları çözülmeden kutlamaların kabul edilmesi mümkün değildir.

    Türk Büro-Sen olarak, ekonomimizin ayakta kalması için canla başla çalışan Maliye Bakanlığı ve Gelir İdaresi çalışanlarının ekonomik, sosyal ve özlük haklarının insan onuruna yakışır şekilde yeniden düzenlenmesi gerektiğini kamuoyuna saygı ile duyururuz” şeklinde açıklamada bulundu.

    26 Şubat 2016
  • Survivor 2016’da kim elendi?

    Survivor 2016’da kim elendi?

    Milyonların merakla izlediği Survivor 2016’da kim elendi? Acun Ilıcalı yapımı TV8’in en sevilen programlarından olan Survivor’da dün akşam eleme gecesi yaşandı. Tüm izleyenlerin merakla beklediği; ‘Survivor 2016’da kim elendi?’ sorusu dün akşam belli oldu.

    Survivor’da ünlüler takımından Yağmur adaya veda eden ilk isim oldu. Eleme adayları Yılmaz Morgül ve Tuğba Özay’ın yanına üçüncü kişi olarak belli olacak kişi, Survivor SMS oylamalarıyla birinci seçilen Atakan tarafından belirlendi. Üç aday arasında yapılan oylama sonucunda Survivor’a veda eden isim Yağmur oldu.

    YAĞMUR SURVIVOR’A NASIL KATILDI?
    Yarışmada ünlüler takımına ödül olarak seçilen 4 adaydan 2 kişi seçileceketi. SMS oylaması sonucu yarışmaya dahil olan isimlerden biri Yağmur Özdemir olmuştu. Diğer yarışmacıların sakatlık yaşamasıyla beraber Yağmur Özdemir Survivor’a katılmaya hak kazandı ve yarışmaya katılan son isim oldu.

    Yağmur Özdemir, Survivor 2016’a İzmir’den katılıyor. 20 yaşında olan ve aslen Bursa’lı olan Yağmur Özdemir, Celal Bayar Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü 2. sınıfta eğitim görüyor. Kendini tanıtırken hızına ve hırsına güvendiğini belirtti.İHA

    34920_untitled-2

    24 Şubat 2016
  • Çorum’da 2016 Ocak Ayında 557 Konut Satıldı

    Çorum’da 2016 Ocak Ayında 557 Konut Satıldı

    Türkiye’de 2016 Ocak ayında 84 556 konut satıldı

    Türkiye genelinde konut satışları 2016 Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %1,9 oranında azalarak 84 556 oldu. Konut satışlarında, İstanbul 15 526 konut satışı ile en yüksek paya (%18,4) sahip oldu. Satış sayılarına göre İstanbul’u, 9 012 konut satışı (%10,7) ile Ankara, 5 243 konut satışı (%6,2) ile İzmir izledi. Konut satış sayısının düşük olduğu iller sırasıyla 6 konut ile Şırnak, 7 konut ile Ardahan ve 11 konut ile Hakkari oldu.

    İpotekli konut satışları 2016 Ocak ayında 26 584 olarak gerçekleşti

    Türkiye genelinde ipotekli konut satışları bir önceki yılın aynı ayına göre %19,9 oranında azalış göstererek 26 584 oldu. Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı %31,4 olarak gerçekleşti. İpotekli satışlarda İstanbul 5 685 konut satışı ve %21,4 pay ile ilk sırayı aldı. Toplam konut satışları içerisinde ipotekli satış payının en yüksek olduğu il %47,8 ile Artvin oldu.

    Diğer satış türleri sonucunda 57 972 konut el değiştirdi

    Diğer konut satışları Türkiye genelinde bir önceki yılın aynı ayına göre %9,4 oranında artarak 57 972 oldu. Diğer konut satışlarında İstanbul 9 841 konut satışı ve %17 pay ile ilk sıraya yerleşti. İstanbul’daki toplam konut satışları içinde diğer satışların payı %63,4 oldu. Ankara 5 628 diğer konut satışı ile ikinci sırada yer aldı. Ankara’yı 3 300 konut satışı ile İzmir izledi. Diğer konut satışının en az olduğu il 4 konut ile Ardahan oldu.

    Konut satışlarında 40 077 konut ilk defa satıldı

    Türkiye genelinde ilk defa satılan konut sayısı bir önceki yılın aynı ayına göre %5,5 artarak 40 077 oldu. Toplam konut satışları içinde ilk satışın payı %47,4 oldu. İlk satışlarda İstanbul 7 036 konut satışı ile en yüksek paya (%17,6) sahip olurken, İstanbul’u 3 642 konut satışı ile Ankara ve 2 493 konut satışı ile Van izledi.

    İkinci el konut satışlarında 44 479 konut el değiştirdi

    Türkiye genelinde ikinci el konut satışları bir önceki yılın aynı ayına göre %7,7 azalış göstererek 44_479 oldu. İkinci el konut satışlarında da İstanbul 8 490 konut satışı ve %19,1 pay ile ilk sıraya yerleşti. İstanbul’daki toplam konut satışları içinde ikinci el satışların payı %54,7 oldu. Ankara 5 370 konut satışı ile ikinci sırada yer aldı. Ankara’yı 3 042 konut satışı ile İzmir izledi.

    Yabancılara 2016 yılı Ocak ayında 1 462 konut satışı gerçekleşti

    Yabancılara yapılan konut satışları bir önceki yılın aynı ayına göre %13,4 artarak 1 462 oldu. Yabancılara yapılan konut satışlarında, Ocak 2016’da ilk sırayı 498 konut satışı ile İstanbul aldı. İstanbul ilini sırasıyla 315 konut satışı ile Antalya, 129 konut satışı ile Bursa, 84 konut satışı ile Yalova, 68 konut satışı ile Ankara ve 65 konut satışı ile Aydın izledi.

    Ülke uyruklarına göre en çok konut satışı Irak vatandaşlarına yapıldı

    Ocak ayında Irak vatandaşları Türkiye’den 308 konut satın aldı. Irak’ı sırasıyla, 136 konut ile Suudi Arabistan, 134 konut ile Kuveyt, 106 konut ile Rusya Federasyonu ve 104 konut ile Afganistan izledi.

    24 Şubat 2016
←Önceki sayfa
1 … 399 400 401 402 403 … 405
Sonraki sayfa→

Heri Haber

Çorum Heri Haber

  • Blog
  • About
  • FAQs
  • Authors
  • Events
  • Shop
  • Patterns
  • Themes

Twenty Twenty-Five

Designed with WordPress

Yorumlar Yükleniyor...