“İnsan sözü ile söver ve dili ile acıtırsa, bu kemiğe sızı ve gönle ateş olur.”
Dili yönlendiren, talimat veren beyindir, ona talimat verende canlının kendisidir. Kem söz, yalan, ipe sapa gelmez, abuk sabuk sözler dilin değil canlının nefsi ve akli melekeleridir.
Ne konuştuğunu bilmiyorsa, düzgün telafuz edemiyorsa, dün söylediğini unutup inkar ediyorsa, dilini iyi kullanamıyorsa, bu canlı varlıkta tıp ilmi ile tarifi elbette mümkün, mesele onu idrak edip yanlıştan dönmektir. Toplum önünde olan insanların uslubuna, davranışına ve hareketlerine özen göstermesi hayatın olağan akışıdır.
Psikolojisi bozuk bir kişinin her gün başka sözlerle insanların huzuruna çıkması, saat başı değişen beyanatları ona olan güveni sarstığı gibi toplumda karşılığı olan albeniyi tüketir, artık inandırıcılığı kalmamıştır, kirli enfarmasyon yapmaktadır.
‘’ Hangi Tip İnsanlar Tutarsız Hareket Ediyor?
(Fırsatçı-Faydacı) Bu tip kişiliğe sahip olanlar için asıl önemli olan kendi çıkarlarıdır. Çıkarları neyi gerektiriyorsa onu söyler ve onu yaparlar. Dolayısıyla söylediklerinin tersini iddia ettikleri günler de olur taban tabana zıt davranış sergiledikleri günler de. Zaten bu kişilerin tutarlı olmak gibi bir çabaları yoktur. Önemli olan tutarlı olmak değil durumdan kendisine pay çıkarmaktır.’’
Şimdi irdeleyelim ve analiz edelim duyarsız ve tutarsızlığın yarattığı kaosu gözler önüne serelim, serelim ki sizlerde kendinize pay çıkartın.
Dün söylediklerini çabuk unutup çark eden, yalan üstüne, yalan üreten kimseler ya yaptıklarının farkında, şark kurnazlığı yapıyor, yada bilinç altında sakladığı asıl maksadını dışa yansıtıyor. Dün verdikleri rakamla, bugün verdikleri rakamlar bir biri ile çelişmektedir.
Bu çelişki sıradan bir kişi, tarafından yapılmış olsa belki bu kadar dikkat celp etmez ama toplum ileri gelenlerince dillendirilince ve yalan çıkınca toplumda hezimetler meydana gelir. Aslında varmak istediği noktaya olan mesafeyi uzatmakta, yakınlaştığını sandığı noktadan geriye gittiğinin farkında değil. Yalan üstüne yalan üreten birisinin toplum nazarındaki yeri o kadar parlak olmaz, her ne kadar toplum duyarsızmış gibi gözükse de aslında yeri ve zamanı gelince gereğini yapar, söyledikleri yalanları bir bir yüzüne vurduğu gibi afişe eder. Ülkemizde elbette yabancı istemeyiz ama uluslararası antlaşmalar ve globalleşme neticesinde gerek ticari, gerekse insani ilişkiler söz konusu olunca mecburen kabulleniliyor. Aşırı yapılan tepkiler birazda ırkçılığı çağrıştırmaktadır. Elbette milliyetçiyiz ama asla ırkçı değiliz, bizim milliyetçilik anlayışımızda ırkçılık yer almaz.
2011 de vukuu bulan Suriye iç savaşı beraberinde göçü de getirdi ve çeşitli ülkelere sığındılar, bunlardan biriside elbette ülkemiz. O dönemin iktidarının o gün ki yanlış politikaları ve uygulamaları bizleri bugünlere getirdi. Ancak dün bir birlerine kurşun sıkanlar şimdi aynı masada havanda su dövüyorlar, eleştirilerin en büyük aslan payı bu avarellerin. Muhalefet devamlı vatandaşlık verilen Suriyeliler, Afganlar var hezayanı kopardı rakamlar devamlı değişti, ilk etapta denge kurulamadı, tertip ve düzen olmadan her gelen buyur edildi resmi verilerde 3.762.686 geldiği tespit edilmiştir.
Suriye harekatı ile biz kısmı ülkelerine geri döndü rakam (462000) elbette geri kalanı da gidecek yeri ve zamanı gelince. Muhalefet ne hikmetse yanlış beyanatlarla aslında var olan güçlerini heba ediyorlar, oysa el birliği ile gereken tek celsede yapılırdı, uyacak adam, uygulamaya destek verecek muhalefet önemli. Yanlış beyanatlar, abartılı rakamlar yersiz hezayanlar toplum mühendisliği işlenerek halkın bilhassa gençliğin isyan etmesi temel esas olarak kabul etmişlerdir. Sığınmacılar sınavsız okul, karşılıksız maaş, bedava konut, sosyal yardımlar saymakla bitiremeyiz ve sonra hepsi balon, peki amaç ne sadece ve sadece kendi ikballeri.
Bu güne kadar söyledikleri ne doğru çıktı. Cumhur ittifakı kurulduğunda efendim cb yardımcısı olacak, bakanlık alacak, bürokraside ülkücüler yer alacak. Hangisi doğru, birisi çıkıp şu söyledikleriniz yanlış muhalefet doğru söyledi desin.
Yanlış enfarmasyon halkı devlete karşı isyana teşviktir, bununda yasal karşılığı anayasada mevcuttur. Hani ne derler ‘’kedi uzanamadığı ciğere murdar’’ dermiş çünkü girdiği her seçimi kaybetmiş, bu hezayanın hırçınlığıdır.
Toplumun zamanı ve yeri gelince bu tip insanları tarihin çöplüğüne yollayacağı aşikardır ne yalancı alimler gördük ne dümenci hilekar bozguncular ama hepsi unutulup gitti tek bir şeyleri kaldı verdikleri zararlar. Batı hiç bir dönem güçlü olmamızı, dik durmamızı haz edemedi, devamlı huzursuzluklar çıkartarak ilerlememiz engellenmeye gayret ettiler ve bunu yaparken de içimizdeki uşaklarını kullandılar ülke menfaatine değil aleyhine, her yapılana karşı oldular, dün olduğu gibi bugünde aynılar.
İktidar olamamanın yarattığı psikolojik travmada bu söylediklerimize dahil olunca aşağılık kompleksinin vermiş olduğu ruh halini siz düşünün, yani buna dikkat edilmeli her an saldırabilir manası çıkartabiliriz, tehlikelidir.
Bu milleti seven onun uğruna ölümü göze alan ancak mensubiyet duygusu ile hareket eden karakterli, kişilik sahibi insanlar milletine zarar vermez, bu tanıma uyanlar psikolojileri düzgün karakterli insanlardır, düzgün ahlak, müşvik, merhametli dosta güven veren, düşmana korku salan iman erleridir, onlar ülkücülerdir.
‘’ Başkalarına zulmeden ve Allah’a isyan eden kimselere ihsan ve ikram edilmez. Çünkü zalime ihsanda mazluma haksızlık vardır. Mazlumun hakkına riayet daha mühimdir.’’ Gazâlî
ALLAH’A EMANET OLUN / Namık Gedik



Anneler Gününüz Kutlu Olsun
Mehter
Edep Yahu!
İyi İnsan Kimdir?
Toprağın Altındaki Altın mı, Üstündeki Hayat mı?
