El sırtında yiyip içip kananlar,
Saray deyip viraneye konanlar.
Atılan pisliği rahmet sananlar,
Yüz içinde yüz sormaya hakkı yok.
Akıl; insana verilmiş en büyük nimetlerden birisidir. İnsanı diğer canlılardan ayıran bir vasıftır. İnsanın idrak etmesini, iyiyi, kötüyü, doğruyu, yanlışı ayırt edebilme düşünme ve muhakeme yapma kabiliyetidir, geçmişten ders çıkartarak tecrübelerle ile değerlendirme ilmidir. Olgunlaştıkça ileriyi görme, zararın ve tehlikenin geleceğini okuma yeteneğidir.
Akıl tüm insanlarda mevcuttur yeter ki kullanmasını bilsin, olayları ve zamanı düşünce süzgecinden geçirerek istikamet çize bilsin. Devamlı yazılarımızda bahsediyoruz insan mutlaka meydana gelen hadiseleri dünü irdeleyerek kendini güncelleyerek şimdiki zamanı değerlendirmelidir.
Ne nedir, ne değildir, ortaya atılan her kelamın doğruluğu incelenmeden onaylanmamalıdır. Zamanın akışını nefsin arzu ve isteklerine göre değil, akıl yolu ile sonuçlar elde edilmelidir, zira nefis idrakı ortadan kaldırıp kör ve sağır bir durum zuhur ettirir ki bu insanı içinden çıkılamaz bir hale sokar. Hareket ve kabiliyet aklın yol göstermesi ile vücut bulursa nefsin önüne set çekmiş olur, aksi halde pusulası şaşmış serseri mayına benzer.
Yaptığımız hatalar bir gün bir hadise ile önümüze konur ve telafisi mümkün olmaz. 2013 yılında CHP’li Özgür Özel ve Veli Ağbaba’ nın düzenlediği tutuklu gazeteciler raporunda ‘’ görüştüğümüz gazeteciler arsında ne hırsız, ne tecavüzcü, ne çete mensubu nede eli silahlı terörist görmedik, bulamadık. Ceza evinde tutulan gazetecilik mesleğinin ta kendisidir’’ Şimdi mersinde meydana gelen terör olayında şehit edilen polisimize kast eden bunların listesinde yer alan sözüm ona gazeteci ‘’Dilşah Ercan’’ ın neden tutuklandığı ellerindeki belgede mevcut, dünde, bugünde bu teröristleri baş tacı yapan yine bunlar sözde özgürlük, hürriyet istiyorlar, peki şehit edilenlerin çocuklarına eşlerine baba verebilecekmisiniz, onların hürriyet haklarını ellerinden almıyormusunuz?
Bunları gündeme getirerek teröre ve teröriste cesaret vermiyormusunuz?
Kimin safındasınız?
Menemende isyan çıkınca başbuğ ATATÜRK Milli savunma bakanı Kazım Özalp’i köşke çağırarak hiddetli bir şekilde ‘’ Derhal menemeni haritadan silin’’ isyanı çıkartanları meydanda sallandırın, müdahale etmeye halka vilmodit (başka bir yerde ikamet etme) uygulanmasını emretmiş ama ilerleyen zamanlarda bir daha bahsetmemiştir.
Ne isyancıları övmüş, nede onlara cesaret vermiş, aksine korku salmıştır. Nerde bir eylem olsa bu silahşörler en ön safta yer alıyor, hükümete diye halkı devlete karşı isyana teşvik ediyorlar. Bunları akıl süzgecinden geçirmek çok mu zor, dün ile bugünü kıyaslarsak doğruyu bulmak zor olmayacak yeter ki sakin kafa ile düşünüp ona göre karar vermeyelim.
Dün terörist gazeteciyi savunanların yarın iktidar olduklarında neler yapacağını düşünmek dahi istemiyor. Sonuçlanmış bir mahkuma ‘’ yattığı süreyi şeref madalyası olarak taşıyacaktır’’ demesi tüm şehitlere ve onların yakınlarına Türk milletine hakarettir. Dünyanın neresinde teröristliği tescillenmiş birine muhalefet lideri böyle bir söz sarf etmiş, bir örneği var mı siz söyleyin. Bunun hürriyetle, hümanizimle bağdaştırılması o gözle bakılması abesle iştikaldir.
Hürriyeti birine isterken öbür tarafta bir başkasının elinden hürriyetinin alınması, çocukların yetim bırakılması ne zamandır hürriyet, özgürlük oldu.
Canilere, insanlığını unutmuş çocuk katillerine bu sıfatı layık göreceksin ama senin rahatın için her an ölümle burun buruna gelenleri yok sayacaksın, pisi, pisine gitti diyeceksin sonrada pişkin, pişkin şehide baş sağlığı dileyeceksin bu takiyyenin ta kendisidir. Ya dürüstçe biz terörü destekliyoruz diyeceksin yada lanetleyeceksin maalesef ikisini de söylemiyor tam ortada durarak bir yerlere mesaj veriyor, o vakitte tarafını seçmiş oluyor.
Akıl meydana gelen hadiseleri zihnin bir köşesine atar mesele onu zamanı gelince o izbe köşeden gün yüzüne çıkartarak riyakarlığa dur diyerek halkı ikaz etmek vatanseverlik vazifesidir. Olan hadiseyi dün yapılmış o artık geçmişte kalmış demek yarının daha büyük hatalara olmasına sebebiyettir, Konu devlet ve millet meselesi olunca daha da önem arz etmekdir.
Zihnimizin köşesinde kalan bu hadiselerin aşikar edilmesi gelecekte tedbirler alınmasına yol açar ve düşmanımızı tanır yarın ne gibi hamlelerde bulunabileceğini tahmin edip o meyanda alınan kararları güncelleyip onların hareket kabiliyeti kısıtlanır. Dün yapılan hataların bugün ülkemizi bir takım hadiselerde müşgül duruma düşürdüğünü görürsek, aynı hataları tekrarına müsaade etmeyiz. Mümbiç’te türbenin apar topar kaçırılması hareket kabiliyetimizi daralttı oysa getirilmeyip aynı yerde dursaydı ve orası toprağımız diyerek girmiş olsaydık bugün o bölgede teröristler olmayacaktı. Yapılan bir hata stratejimizi bozdu o bölgede müdahaleyi zora soktu. Yanlış adamların hükümet etmesi yada bir yerlere ilintili robotların olması dış politikada ve askeri alanda dar mecraya girmemize neden oldu.
Yapılan yanlışları idrak edip akıl süzgecinden geçirip doğru tespitlere geçmişi telafi edersek bir daha yanlışlara düşmeyiz, alel acele verilen karalar sonra sukutu hayle uğratır bazen telafisi mümkün olmayan zararlar meydana gelir.
‘’Akıl, izan, zeka; bu üçü bir arada olunca kalıcı değer üretir; zeka genetikdir, akıl tecrübeyle oluşur ve zekayı yönetir. İzan ise dengedir yani nerde nasıl davranmak gerektiğini bilmek. Eğer izandan yoksunsan; zeka da, akıl da sonuca götürmez’’(Prof.R.Ersoy)
‘’ Bir insanın nasıl güldüğünden Terbiyesini, Neye güldüğünden Akıl seviyesini anlarsın’’( Mevlana)



Anneler Gününüz Kutlu Olsun
Mehter
Edep Yahu!
İyi İnsan Kimdir?
Toprağın Altındaki Altın mı, Üstündeki Hayat mı?
