‘’ALLAH,ım; bizi delinin bayram anlayışından kurtarıp mustaribin şevk ölçüsüne kavuşturman için tecelli bekliyoruz’’(NFK)
Büyük, büyük yerlerden, adamlardan yetki almak onların istek ve taleplerini karşılamaktır. Ziyarete gitmek sofrasından bir tas su içmek, biraz ezilip bükülüp arzu ve isteklerde bulunmak, verilmesi için kapı önünde el oğuşturarak olur beklemek zor ve zahmetli bir iş. Bencil İnsanın gayesi aslında lider olmak, hükmetmek daha, daha fazlasını istemek ve o uğurda her yolu mübah görerek hiç bir engeli tanımadan arzu ve isteklerine ulaşmak. Elbette yaradılışına tezat. Onun içinde el etek öpmek gayet normal.
Elbette her canlının bir hedefi vardır, hayvanlar günlük yaşantısı av avlamak, karın doyurmak, kimin kime gücü yeterse onu boğazlamak, onlara verilen vazife, dengeyi sağlamak. Bu iç güdü bazı insanlarda da mevcut ve yer yüzünün şekillenmesi canlıların halk olması ile başlamış, her ne kadar ilim ve fen ilerlemiş, yaradan ikaz için nebilerini ve peygamberlerini göndermiş olsada yine de sapkınlık, nefsi arzular insanın yaratılış gayesinin tersine gelişmiştir. Elbette kötü olacak ki iyi bilinsin, aksi takdirde subjektif niyetleri okumamız zorlaşır, belki de kendi celladımızı yanımızda taşırdık. Kibir ve nefis insanı olduğu yerden daha yukarıda imiş gibi gösterir, kendini alemin üzerinde görenler etrafındakileri avanesi, kulu, kölesi olarak benimserler ve bu zamanla ne mal olduğu icraatları ile aşikar olur, toplum üzerinde ki inandırıcılığı tepkilere sebep olur albenisi yok olur. Tarihin derinliklerin de benzeri kişileri görebiliriz fakat sonları hepsinin de hüsranla bitmiştir.
Muhterem seyahate çıkmış ve giderken kimi peygamber soyundan, hacılığından, hocalığından pir olduğundan bahsetmekte. Gidişi dünyanın en kapitalist sömürgesi, üçüncü dünya ülkelerindeki kaosların, anarşinin, kargaşanın sebebi. Yanı başımızda zuhur eden ayrılıkçı maşaların patronu, yönlendiricisi.
Kendi menfaatlerine aykırı ve ilimde, sanayide ilerleyen onlara olan muhtaçlığı azaltan, sömürgelerinden kurtulanları sevmez, ellerinden geldiği kadar her gelişmeye çomak sokmak ve sabote etmek için kendisinin yada maşalarının vasıtasıyla anarşi yaratarak engellemeye çalışır. Bunun örnekleri mevcut. Elbette savaşlar olamasın ilişkiler insani değerler üzerinden gelişsin fakat kapitalizim asla kendinden başkasını düşünmez, hep ben, hep ben der ve onun içinde geri kalmışlıkların devam etmesini temin etmeye çalışır.
Arzu ve isteklerinin baskı unsuru olarak gelişmesi için iç ve dış unsurları kullanarak gerçekleşmesine gayret eder, bunun içinde maşalar kullanır. ‘’ Yardım almaya alışanlar, Emir almaya da alışır’’ ne güzel söylemiş tam tarifini yapmış. Efendileri çağırdığı vakit kulları mecburen gitmek, el etek öper, emirleri aldıktan sonra asli vazifesine döner. Yıllarca kahrolsun ABD diyenlerin kıblesi olması çok manidar, fikir ve düşüncelerine ters olan her fırsatta boykot ettikleri emperyalist olarak nitelendirdikleri ülkeye gitmek keşif olmasa gerek.
İnsan aslında düşünerek akli melekelerini işletirse işin boyutunu görebilme imkanına haizdir, ama gözleri kör kulakları sağır ise yapacak bir husus yoktur o artık onların malıdır. Maneviyatı zayıf yada hiç olmayanların yanında ve etrafındakilere bakışı rahmani değil batınidir. Her davranışı bir istek ve arzunun mahsulüdür. ABD düne kadar beslediği teröristleri sözünün geçmediği ülkelere yönelik kullanılan o ülkeleri dize getirme gayretindedir.
İnsanlar nerden geldiklerini unuttukları gibi, neye kime hizmet ettiklerinin farkında değiller ancak kazık yiyince akılları başlarına geliyor.
‘’ Bir cevizin üzerinde ufak bir delikten kurt girer rahattır, yiyecek bol, dış saldırılardan korunmakta ve düşünür ben buradan ancak yaz gelince çıkarım rahatına bakar, fakat yedikçe şişer zaman gelince çıkmak ister artık girdiği delik dar gelir, cevizin içerisinde ölür’’ Atalarımız kıssalarla aslında bizlere yol göstermiş ancak görmek, duymak ve hissetmek gerek. Aç gözlülük insanı baştan çıkartır ne yaptığını hangi bataklığa saplandığını hissedemez taki sonucu görene kadar. Emirleri direk olarak vermez yani düşünce kuruluşları veya STK’lar vasıtası ile iletilir, tabiki sonunda miat dolduğu vakit çöpe atarlar. Bugüne kadar birçok terör örgütü zuhur etmiştir ancak belli bir zaman diliminde desteği olmadığı için silinip yok olmuştur, arkasında kapitalist süper gücün olduğu örgütler hayatlarına devam etmektedir taki hizmet zamanları dolana kadar. El kaide ve DEAŞ verilen vazifeyi ifa ettikten sonra ve sahipleri tarafından tavsiye edilerek faaliyetlerine son verilmiştir.
İncili kaftanı hepimiz biliriz elçi olarak gider ancak yer gösterilmez aşağılanır bunun üzerine kendi parası ile aldığı atlas incili kaftanı yere sererek oturur, her kez hayretle bakar kaftan atlas ve incilerle işlidir, devletini aşağılayan oturmak için yer dahi göstermeyenlere ibretlik ders verir, işte TÜRK’ün devlet terbiyesi budur icazet almaya değil ders vermeye gider. Her ne olursa olsun asla devleti batıya şikayet etmez ancak nesebi bozuk olanlar bu yola baş vurur, maşa olur.
Kapitalist ülkeler kendi menfaatlerine aykırı davranan, kontrolleri dışında hareket edenleri sevmez o yüzden yıkılmaları için ellerinden gelen alavere dala vereleri sahneye sürerler, içleri iktidar hırsıyla yanan gözü kör olanları piş pişleyerek sanki arkalarındalarmış gibi destek sözleri verip sonra sıkıyı görünce çark edenler suçu maşaların üzerine atarlar.
Görmeyen gözden, Duymayan kulaktan kork, zira robot gibi ona verilenleri işler sonucu düşünmez, nihayetin de itlaf olacağını bilemez. Bunların en güzel örneği canlı bombalardır. Temennim icazetçi seyyahların canlı bomba olarak ülkemize dönmemesidir. Geçmişinden hiç ibret almayanlar söz konusu iktidar olmaksa sövdüklerini, saydıklarını unutup sıkı sıkıya sarılmışlar, el etek öpmeye koşmuşlar.
‘’Bir seni avutana bak, Birde seni avuttuğuna’’
Dünyada ne kurnaz nede manyak biter.
Ne adi eksilir, nede alçak biter.
Yorulma boş yere toprak bozuksa,
İlim irfan eksen dangalak biter. (A.Karakoç)
ALLAH’ A EMANET OLUN / Namık Gedik



Anneler Gününüz Kutlu Olsun
Mehter
Edep Yahu!
İyi İnsan Kimdir?
Toprağın Altındaki Altın mı, Üstündeki Hayat mı?
