Blog

  • Başkan Aşgın Pirbaba Parkı’nda Vatandaşlarla Buluştu

    Başkan Aşgın Pirbaba Parkı’nda Vatandaşlarla Buluştu

    Çorum Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın, “Vatandaş Soruyor, Başkan Cevaplıyor” programı kapsamında Pirbaba Parkı’nda vatandaşlarla bir araya geldi. Yoğun katılımla gerçekleşen buluşmada vatandaşların talep, öneri ve sorunlarını dinleyen Başkan Aşgın, belediyenin yürüttüğü çalışmalar ve planlanan projeler hakkında kapsamlı bilgiler verdi.

    Samimi bir ortamda gerçekleştirilen programda söz alan vatandaşlar, ihtiyaç ve beklentilerini doğrudan Başkan Aşgın’a iletme fırsatı buldu. Belediye başkan yardımcıları, birim müdürleri ve ilgili teknik ekiplerin de hazır bulunduğu toplantıda iletilen talepler tek tek not alınırken, çözüm süreçleri ve yürütülen çalışmalar hakkında vatandaşlara bilgilendirmelerde bulunuldu.

    Programda konuşan Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın, göreve geldikleri günden bu yana vatandaşlarla doğrudan iletişime büyük önem verdiklerini belirterek, “Şehrimizi ortak akıl anlayışıyla yönetmeye devam ediyoruz. Hemşehrilerimizin görüş ve önerileri, hizmetlerimize yön veren en önemli unsurlardan biridir. Bu buluşmalar sayesinde vatandaşlarımızın beklentilerini yerinde dinliyor, çözüm odaklı bir yaklaşımla çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” dedi.

    Şehrin ihtiyaçlarını yakından takip ettiklerini belirten Başkan Aşgın, Çorum’un her mahallesine eşit ve kaliteli hizmet ulaştırmak için yoğun gayret gösterdiklerini söyledi.  Aşgın, devam eden yatırımların yanı sıra planlama aşamasındaki projeler hakkında da değerlendirmelerde bulundu.

    Pirbaba Parkı’nda gerçekleştirilen programa AK Parti İl Başkanvekili Osman Fatih Gümüş, Merkez İlçe Başkanı Mustafa Alagöz, Kadın Kolları Başkanı Semra Akyüz Özdağ, Gençlik Kolları Başkanvekili Kemal Özdoğan, Bahçelievler Mahallesi Muhtarı Aziz Önal, Belediye Başkan Yardımcıları, Belediye Meclis Üyeleri ve çok sayıda vatandaş katıldı.

  • Babam ve Als Farkındalık Günü

    Babam ve Als Farkındalık Günü

    Babalar günü bu sene 21 Haziran’a denk geldi. Bugün aynı zamanda nadir hastalıklardan olan ALS Farkındalık Günü’dür. Ben babamı ALS hastalığından erken yaşta kaybettim.

    21 Haziran Dünya ALS Günü yaz gündönümüne denk geldiği için sembolik bir anlam taşır. En uzun gün ve en kısa geceyi temsil eden bu tarih, ALS hastaları için “yaşamın uzaması” ve “zor günlerin daha hızlı aşılması” mesajını simgeler.

    ALS (Amiyotrofik Lateral Skleroz); kasları durduran zor bir hastalıktır. Hastalar yürüme, yutma ve solunum güçlüğü çekerler. Bazıları sesini kaybedebilir. Hastalık ilerlediğinde de yatağa bağımlı hale gelirler.

    Ülkemizde eski futbolcu Sedat Balkanlı’nın, dünyada da ünlü fizikçi Stephen Hawking’in hastalığı olarak bilinir.

    Hakkında yazılacak çok şey olan, nedeni ve kesin tedavisi henüz bilinmeyen yetim bir hastalıktır.

    Babalar günü ile ALS Farkındalık Günü’nün aynı güne denk gelmesi beni babamla yaşadığımız günlere götürdü.

    Babam hastalığın belirtilerini yaşamış ama biz fark edinceye kadar bize söylemedi. Ne zaman ki konuşma bozukluğu başladı bizler o zaman fark ettik.

    Meğer güç kaybı, kas ağrıları yaşamış, acı çekmiş, ağrı kesicilerle geçiştirmiş.

    Galiba babalık böyle bir şey; hep ailesi için yaşamak, kendini ikinci plana atmaktır. Babam bu zorlu süreçlerde hiç nazlanmadı, bir kez olsun öf bile demedi.

    Babam aydın bir insandı. Bizim okumamızı çok istedi, kendisi de azimliydi, ileri görüşlüydü, biz kızlarının okumasını çok destekledi.

    Kız ve erkek kardeşlerimle hepimiz okuduk, öğretmen olduk. Bugün hayatta başardığımız ne varsa önce babamıza sonra annemize borçluyuz.

    Yaşar Kemal misali Çukurova’nın küçük bir köyünden Adana’ya uzanan hayat yolculuğumuzda güzel olan ne varsa babam sayesindedir.

    Sesi çok güzeldi. Çok güzel türküler söylerdi. Bugün yanık türkülere olan sevdam çocukluğumdan kalmadır.

    Kimin ne derdi varsa yardımcı olurdu. Küsleri barıştırır, işsizlere iş bulur, düğünler onsuz olmazdı, taziyeleri kaçırmazdı. Yediden yetmişe herkesle bir olurdu. Torunlarını sırtında gezdirir bir dediklerini iki etmezdi, çocukla çocuk olurdu. Kızları ayrı sever, daha çok şımartırdı.

    Diyeceksiniz ki çok var böyle babalar evet olabilir ama benim babam bir taneydi. Babamdan bir tane vardı.

    Babam karşılıksız iyilik yapardı. “İyilik iyidir” düsturunun hayata geçmiş haliydi. Hiç tanımadığı insanlara da iyilik yapar, karıncayı incitmezdi.

    Köyden bir hasta mı gelecek karşılar, doktora götürür, karnını doyurur, yol parasını da verir evine öyle yollardı.

    Hastalığı ilerledikçe etrafında ne kadar pervane olsak da elimizden bir şey gelmedi. Ne istiyorsa yapmaya çalıştık, sevgimizi gösterdik. Gezmeyi çok severdi gezdirdik. Hoş bizden çok da bir şey istemezdi. Kıyamazdı zor kazanıyorsunuz der, kendisi için para harcamamızı istemezdi. Ama kaçınılmaz son geldiğinde bir şey yapamadık.

    Belki bizim yaşadığımızın daha ağırını da yaşayanlar vardır. ALS gibi zorlu hastalıklarda hastalar kadar hasta yakınları da zorluk çekerler.

    Bakım işi hasta yakınlarına maddi manevi yük bindirir. Bu konuda profesyonel destek yetersizdir. Tedavi masrafları altından kalkılamayacak kadar çoktur.

    Konuşmasını kaybeden hastalar için göz bilgisayarları vardır. Ama hastalar kendileri almak zorundadır. Eğer maddi gücü yoksa alamazlar, tamamen sessizliğe mahkum olurlar.

    Hastalar son ana kadar bilincini kaybetmezler, her şeyin farkındadırlar.

    İstanbul merkezli ALS MNH Derneği hastalara ve hasta yakınlarına yardımcı olmaya çalışır. Dernek gönüllülerin desteği ile ayakta kalmaktadır.

    Maalesef ülkemizde her yıl 2500 kişi ALS tanısı almaktadır.

    Babalar Günü ile ALS Farkındalık Günü aynı güne denk gelince babamı yazmak istedim.

    Sizde çevrenizde zor durumda olan hastalar ve aileleri için uzanacak bir el olabilirseniz,  ALS’nin farkında olun.

             Babam CELAL TOĞRUL’un Anısına Sevgi ve Özlemle…

             “BABALAR GÜNÜN KUTLU OLSUN BABA”

                                                                         Kızın

                                                              MUAZZEZ TOĞRUL

  • Recep Gür, “Borçlar Anapara Üzerinden Yapılandırılmalı!”

    Recep Gür, “Borçlar Anapara Üzerinden Yapılandırılmalı!”

    Çorum Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (ÇESOB) Başkanı Recep Gür, vergi ve SGK borçlarına yönelik taksitlendirmelerin esnafı bir nebze olsun rahatlatacağını ancak taksitlendirme için uygulanan faiz oranının ise yük getireceğini söyledi.

    ÇESOB Başkanı Gür, vergi ve SGK borçlarına yönelik yapılandırmalarda faiz yükünün kaldırılmasını istedi. Gür, borçların anapara üzerinden faizsiz şekilde yapılandırılması gerektiğini belirtti.

    Maliye Bakanlığı’nın yapılandırmalarda faiz oranını yüzde 39’dan yüzde 29’a düşürmesini olumlu bulduklarını dile getiren Recep Gür, esnafın beklentisinin faizsiz bir ödeme planı olduğunu aktardı.

    Vergi ve SGK borcu olan esnaf ve sanatkarların temel beklentisinin anapara borcunu ödemek olduğunu vurgulayan Başkan Gür, faiz yükünün yapılandırmanın amacına uygun olmadığını söyledi.

    Borç taksitlendirmesinin esnaf açısından önemli olduğunu belirten Gür, ancak ticari hayatın devam ettiği için esnafın hem taksitlerini ödemek hem de yeni vergi ve SSK borcu altına gireceğini hatırlattı.

    Esnafın son yıllarda yaşanan ekonomik koşullar nedeniyle faaliyetlerini sürdürmekte zorlandığını dile getiren Gür, uzun vadeli ve faizsiz bir ödeme planının esnafın borçlarını kapatmasına katkı sağlayacağını sözlerine ekledi.

  • Toplum Nasıl Duyarsızlaştırılır?

    Toplum Nasıl Duyarsızlaştırılır?

    Bir toplumu yönetmenin en kolay yolu onu ikna etmek değildir.
    Çünkü ikna edilen insan yarın fikrini değiştirebilir.
    Korkutmak da değildir.
    Çünkü korkan insan bir gün korkusunu yenebilir.
    Asıl maharet, bir toplumu alıştırabilmektir.
    Çünkü alışan insan, bir süre sonra neye alıştığını bile unutmaya başlar.
    Tarih boyunca birçok iktidar, birçok otorite ve birçok güç merkezi bunun farkında olmuştur.
    İnsanlara bir anda büyük yanlışlar kabul ettirilmez.
    Önce küçük yanlışlar yapılır.
    Sonra biraz daha büyüğü…
    Sonra biraz daha büyüğü…
    Her seferinde toplumun vicdanı biraz daha geri çekilir.
    Ahlaki sınırlar biraz daha esnetilir.
    İnsanlar ilk gün tepki gösterir.
    İkinci gün tartışır.
    Üçüncü gün alışır.
    Dördüncü gün unuturlar.
    İşte duyarsızlaşma böyle başlar.
    Bir toplumun çöküşü, yanlışların yapılmasıyla değil; yanlışların normalleşmesiyle başlar.
    Bugün ülkemizde yaşanan birçok olayda bunu görmek mümkündür.
    Örneğin geçtiğimiz günlerde TBMM’de yapılan bir oylama sırasında, Genel Kurul’da bulunmayan çok sayıda milletvekili adına pusula verildiğinin ortaya çıkması üzerine toplantı yeter sayısının sağlanamadığı anlaşıldı ve oylama gerçekleştirilemedi.
    Normal şartlarda bu olayın günlerce tartışılması gerekirdi.
    Çünkü mesele sadece birkaç pusula değildir.
    Mesele, temsil yetkisidir.
    Mesele, Meclis’in ciddiyetidir.
    Mesele, millet adına kullanılan yetkinin nasıl kullanıldığıdır.
    Fakat daha dikkat çekici olan şey, olayın kendisinden çok toplumun verdiği tepkidir.
    Bir zamanlar ülkeyi ayağa kaldırabilecek gelişmeler artık birkaç saatlik siyasi tartışmanın ardından gündemden düşüyor.
    İnsanlar şaşırmıyor.
    Öfkelenmiyor.
    Sorgulamıyor.
    Çünkü sürekli tekrarlanan usulsüzlükler, sürekli yaşanan skandallar ve sürekli ihlal edilen ilkeler zamanla olağanlaşmaya başlıyor.
    İnsan zihni böyledir.
    Sürekli maruz kaldığı şeyi normal kabul eder.
    İlk gün kabul edilemez görünen şey, yüzüncü gün sıradanlaşır.
    İşte siyasetin en tehlikeli oyunlarından biri budur.
    Toplumun ahlaki eşiğini yavaş yavaş aşağı çekmek.
    Öyle ki insanlar bir süre sonra doğru ile yanlışı tartışmayı bırakır.
    Sadece kimin yaptığıyla ilgilenmeye başlar.
    Yanlış bizim taraftan geliyorsa mazur görülür.
    Aynı yanlış karşı taraftan geliyorsa suç sayılır.
    Böylece ahlak evrensel bir ölçü olmaktan çıkar.
    Siyasi aidiyetlerin hizmetine girer.
    Oysa gelişmiş ve insan medeniyetini büyük ölçüde kurabilmiş toplumlara baktığımızda farklı bir manzara görürüz.
    Bu toplumların bir kısmı dindar değildir.
    Hatta bazıları dine oldukça mesafelidir.
    Fakat buna rağmen hukuk, hesap verebilirlik ve kamu ahlakı konusunda birçok toplumdan daha ileri bir noktadadır.
    Çünkü oralarda toplumun en üstünde siyasetçiler yoktur.
    Devlet görevlileri yoktur.
    Liderler yoktur.
    Şeyhler, hocalar, imamlar veya başka otorite figürleri yoktur.
    En üstte ilke vardır.
    Hukuk vardır.
    İnsan onuru vardır.
    Siyasetçi de sıradan bir vatandaştır.
    Bakan da…
    Milletvekili de…
    Din adamı da…
    Onları ayrıcalıklı yapan şey makamları değil, üstlendikleri sorumluluktur.
    Bu nedenle bir siyasetçi hata yaptığında insanlar önce onun kim olduğuna değil, ne yaptığına bakar.
    Bizim gibi toplumlarda ise çoğu zaman tam tersi yaşanır.
    İnsanlar yapılan eylemi değil, eylemi yapan kişiyi değerlendirir.
    Bu yüzden aynı davranış bir gün alkışlanırken başka bir gün lanetlenebilir.
    Aynı yanlış, farklı kişiler tarafından yapıldığında farklı muamele görebilir.
    İşte toplumsal çürümenin başladığı yer tam olarak burasıdır.
    Çünkü bir toplumun ahlaki pusulası bozulduğunda artık haklı ile haksız arasındaki çizgi silinmeye başlar.
    Yerine “bizden olan” ve “bizden olmayan” ayrımı gelir.
    Bir süre sonra insanlar hakkı mı savunduklarının, haksızlığı mı savunduklarının farkına bile varamaz hâle gelir.
    Çünkü mesele adalet olmaktan çıkmıştır.
    Mesele taraf olmaya dönüşmüştür.
    Ve sistem böylece işlemeye devam eder.
    Ta ki bir gün aynı sistem kendi destekçisinin kapısını çalana kadar…
    O gün insanlar ilk kez canları yandığı için itiraz eder.
    Fakat çoğu zaman artık çok geçtir.
    Çünkü daha önce başkalarının hakkı ihlal edilirken gösterilmeyen tepki, sonunda dönüp herkesi bulur.
    Bu yüzden bir toplumun geleceğini belirleyen şey ekonomik büyüklüğü değildir.
    Ne kadar bina yaptığı da değildir.
    Ne kadar yol yaptığı da değildir.
    Asıl belirleyici olan, yanlış karşısında gösterebildiği ahlaki reflekstir.
    Çünkü toplumlar baskıyla yıkılmaz.
    Toplumlar önce vicdanlarını kaybeder.
    Sonra ilkelerini.
    Sonra hukuklarını.
    Ve en sonunda, bütün bunları kaybettiklerini fark edecek duyarlılıklarını…
    Belki de bu yüzden asıl soru şudur:
    Bir ülkede kaç kişinin sustuğu değil…
    Kaç kişinin hâlâ şaşırabildiği.
    Çünkü bir toplum için umut, herkesin aynı şeyi düşünmesi değildir.
    Hâlâ yanlış karşısında rahatsızlık duyabilen insanların var olmasıdır.
    Zira bir milletin çöküşü, yanlışların yapılmasıyla başlamaz.
    Yanlışlara alışılmasıyla başlar.
    Ve bir gün insanlar dönüp geriye baktıklarında, kaybettikleri şeyin özgürlükleri, refahları ya da hakları olmadığını fark ederler.
    Asıl kaybettikleri şey;
    yanlış karşısında “Bu kabul edilemez!” diyebilme cesaretidir.
    Çünkü bir toplumun sonunu, kötü insanların çoğalması getirmez.
    İyi insanların şaşırmayı bırakması getirir.
    O cesaret kaybolduğunda ise artık hiçbir zincire ihtiyaç kalmaz.
    Çünkü insanı en güçlü şekilde tutsak eden şey korku değil,
    alışkanlıktır.
    İbrahim KÜÇÜKER

  • Rehber Öğretmenlere “Psikolojik İyi Oluş” Konferansı Düzenlendi

    Rehber Öğretmenlere “Psikolojik İyi Oluş” Konferansı Düzenlendi

    Çorum’da görev yapan psikolojik danışman ve rehber öğretmenlere yönelik “Psikolojik İyi Oluş: Yardım Edene Yardım” konulu konferans düzenlendi. Programda, öğrencilerin gelişiminde önemli rol üstlenen eğitimcilerin kendi psikolojik iyi oluşlarının korunmasının önemine dikkat çekildi.

    Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin insanı merkeze alan, erdemli ve bütüncül gelişimi esas alan yaklaşımı doğrultusunda gerçekleştirilen etkinlikte, eğitimcilerin hem mesleki hem de kişisel anlamda güçlendirilmesi hedeflendi.

    Eğitim Neferlerine Destek Mesajı

    İl Millî Eğitim Müdür Yardımcısı Tahir Demir’in katılımıyla gerçekleştirilen programda, rehber öğretmenlerin öğrencilerin hayatlarına dokunan önemli eğitim neferleri olduğu vurgulandı.

    Konferansta; öğrencilere rehberlik eden eğitimcilerin, mesleklerinin getirdiği sorumlulukların yanı sıra karşılaştıkları zorluklar karşısında psikolojik dayanıklılıklarını korumaları, tükenmişlik riskini azaltmaları ve iç dengelerini güçlendirmeleri ele alındı.

    Prof. Dr. Şerife Işık’tan Önemli Paylaşımlar

    Alanında yaptığı çalışmalarla tanınan Prof. Dr. Şerife Işık tarafından gerçekleştirilen sunumlarda, “yardım eden kişinin de zaman zaman desteğe ihtiyaç duyabileceği” gerçeği üzerinde duruldu.

    Program kapsamında psikolojik iyi oluşun bireysel yaşam, mesleki verimlilik ve eğitim ortamları üzerindeki etkileri farklı yönleriyle değerlendirildi.

    “Güçlü Bireyler, Güçlü Nesiller İnşa Eder”

    Konferansta, öğrencilerin gönül dünyalarına rehberlik eden psikolojik danışmanların kendi iç dünyalarını da ihmal etmeden geliştirmelerinin gerekliliği ifade edildi.

    Eğitim ortamlarının yalnızca akademik başarıya değil; ruhsal sağlık, değerler eğitimi ve insani gelişime katkı sağlayan alanlar olması gerektiği vurgulandı.

    İl Milli Eğitim Müdürü Cemil Çağlar’dan Teşekkür

    Çorum İl Milli Eğitim Müdürü Cemil Çağlar, programın sonunda yaptığı değerlendirmede psikolojik danışman ve rehber öğretmenlere özverili çalışmalarından dolayı teşekkür etti.

    Çağlar, Prof. Dr. Şerife Işık’a da katkılarından dolayı teşekkür ederek, insan ruhunun güçlenmesine yönelik her çalışmanın geleceğin teminatı olan çocukların daha huzurlu ve umutlu yarınlara ulaşmasına katkı sağlayacağını ifade etti.

  • Çorum’da “Anne Dostu Şehir” İçin Güç Birliği

    Çorum’da “Anne Dostu Şehir” İçin Güç Birliği

    Çorum Belediyesi ile İl Sağlık Müdürlüğü arasında imzalanacak iş birliği protokolüyle, çocuk sahibi olmaya karar veren ailelerden yeni doğum yapan annelere kadar uzanan süreçte kapsamlı çalışmalar yapılacak. Ev ziyaretlerinden ebe desteğine, aile eğitimlerinden emzirme danışmanlığına kadar birçok hizmet ortaklaşa yürütülecek.

    Çorum Belediyesi tarafından yürütülen “Anne Dostu Şehir” uygulamaları kapsamında, Çorum Belediyesi ile Çorum İl Sağlık Müdürlüğü arasında iş birliği protokolü imzalandı. İmza törenine Çorum Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın ve Çorum İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Sinan Zehir katıldı.

    Protokol kapsamında, ailelerin çocuk sahibi olmaya karar verdikleri andan itibaren ihtiyaç duyabilecekleri eğitim, danışmanlık ve rehberlik hizmetleri ortak çalışmayla yürütülecek. Çorum Belediyesi bünyesinde oluşturulan Aile Akademisi ve Anne Ağı çalışmaları, İl Sağlık Müdürlüğünün uzman personel desteğiyle güçlendirilecek.

    Protokolün en önemli uygulamalarından biri yeni çocuk sahibi olan ailelere yönelik ev ziyaretleri olacak. Belediye ekipleri tarafından gerçekleştirilecek ziyaretlere İl Sağlık Müdürlüğü tarafından görevlendirilecek ebeler de katılacak. Gerektiğinde uzman sağlık personeli ailelere yerinde destek verecek.

    Ayrıca gebelik, doğum, bebek bakımı, çocuk gelişimi ve aile yaşamına ilişkin eğitim ve danışmanlık programları düzenlenecek.

    Çorum genelinde emzirme alanları ve bebek bakım odalarının yaygınlaştırılması için çalışmalar yapılacak. Sağlık Bakanlığının “Bebek Dostu” kriterleri ile Çorum Belediyesinin “Anne Dostu Şehir” yaklaşımı doğrultusunda ortak standartlar geliştirilecek.

    Protokol ile Çorum’da anne, bebek ve aile odaklı hizmetlerin güçlendirilmesi, ailelerin yaşam kalitesinin artırılması ve sağlıklı nesillerin yetişmesine katkı sunulması amaçlanıyor.

    Protokolün imza törende konuşan Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın, “Anne Dostu Şehir” vizyonu doğrultusunda önemli çalışmalar yürüttüklerini belirterek, sürecin yalnızca yerel düzeyde değil, ulusal ve uluslararası paydaşların katkılarıyla desteklendiğini ifade etti.

    Çorum’u aile, anne ve çocuk dostu uygulamaların öncü şehirlerinden biri haline getirmeyi amaçladıklarını vurgulayan Başkan Aşgın, “Anne Dostu Şehir unvanını almak için kararlılıkla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Gerçekleştirdiğimiz çalıştaylar ve oluşturduğumuz iş birlikleriyle bu hedefe adım adım ilerliyoruz. Amacımız, Çorum’u hem Türkiye’de hem de uluslararası alanda örnek gösterilen bir şehir konumuna taşımaktır.” dedi.

    İmzalanan protokolün yürütülen çalışmalara önemli katkılar sağlayacağını belirten Aşgın, İl Sağlık Müdürlüğü’nün teknik bilgi ve içerik desteğiyle sürecin daha da güçleneceğini ifade etti. Belediye hizmetlerinin Sağlık Bakanlığı kriterleri doğrultusunda geliştirildiğini kaydeden Aşgın, “Bebek Dostu Destekleyici Kuruluş” belgesini alarak hizmet kalitesini ulusal standartlarda tescillemeyi hedeflediklerini söyledi.

    Başkan Aşgın, belediye hizmet binasında Sağlık Bakanlığı kriterlerine uygun emzirme ve bebek bakım alanlarının oluşturulduğunu, belediye personeline yönelik “Emzirme Danışmanlığı” eğitimlerinin tamamlanarak sertifikalandırma sürecinin başarıyla gerçekleştirildiğini belirtti. Ayrıca belediye bünyesinde sunulan hizmetlerin, Sağlık Bakanlığı’nın “Bebek Dostu Sağlık Kuruluşları Rehberi” doğrultusunda yeniden düzenlendiğini ifade etti.

    Çorum İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Sinan Zehir de Çorum Belediyesi’nin projeyi sahiplenmesinin son derece kıymetli olduğunu belirterek, anne ve bebek sağlığını önceleyen çalışmalara verilen destekten dolayı Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın’a teşekkür etti.

  • Yazma Eserler Kütüphanesinde Anlamlı Buluşma

    Yazma Eserler Kütüphanesinde Anlamlı Buluşma

    Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin hedefleri doğrultusunda öğrencilerin okuma kültürünü geliştirmek, eleştirel düşünme becerilerini artırmak ve milli-manevi değerlerle donanımlı bireyler olarak yetişmelerine katkı sağlamak amacıyla anlamlı bir etkinlik gerçekleştirildi.

    Yıldırım Beyazıt İmam Hatip Ortaokulu Türkçe Öğretmeni Nazik Cüce’nin rehberliğinde ve Türk Dili ve Edebiyatı Derneğinin katkılarıyla Tarihi Yazma Eserler Kütüphanesi’nde “Eleştirel Kitap Okuma” programı düzenlendi.

    Öğrenciler Kitap Üzerine Fikirlerini Paylaştı

    Programa Çorum İl Millî Eğitim Müdürü Cemil Çağlar, Belediye Başkan Yardımcısı ve Türk Dili ve Edebiyatı Derneği Başkanı Turhan Candan ile Şube Müdürü Kutluhan Cüce katıldı.

    Etkinlikte öğrenciler, Çorumlu yazar Esra Tandoğan’ın “Saklı Tohum” adlı eseri üzerine değerlendirmelerde bulunarak kitapla ilgili duygu, düşünce ve analizlerini paylaştı. Öğrencilerin gerçekleştirdiği müzakereler, eleştirel düşünme becerilerinin gelişmesine katkı sundu.

    Öğrencilerin Hazırladığı Çalışmalar Büyük Beğeni Topladı

    Program kapsamında öğrenciler tarafından hazırlanan kitap kapağı tasarımları, özgün ayraçlar, kelime bulutları ve eğitici oyun çalışmaları katılımcıların beğenisine sunuldu.

    Ayrıca akran zorbalığına karşı farkındalık oluşturmak amacıyla öğrencilerin sahnelediği drama gösterisi de büyük ilgi gördü. Öğrencilerin hazırladığı gösteri, katılımcılardan takdir topladı.

    Yazar Esra Tandoğan’dan Söyleşi ve İmza Etkinliği

    Etkinlikte öğrencilerle bir araya gelen yazar Esra Tandoğan, ata tohumu ve yazarlık serüveni üzerine bir söyleşi gerçekleştirdi. Söyleşi ve imza programı, öğrencilerin edebiyata olan ilgisini artırırken hayal dünyalarına da katkı sundu.

    “Bu Etkinlik Büyük Bir İftihar Vesilesidir”

    Çorum İl Millî Eğitim Müdürü Cemil Çağlar, programın ardından yaptığı değerlendirmede, teorik bilginin sanatsal ve sosyal farkındalıkla birleştiğinde ortaya değerli çalışmalar çıktığını ifade etti.

    Çağlar, öğrencilerin hazırladığı eserlerin ve gerçekleştirdikleri drama çalışmasının önemli bir bilinç oluşturduğunu belirterek, “Evlatlarımızın yüreğindeki cevheri keşfeden, onlara okumanın ve tefekkürün aydınlık yolunda rehberlik eden idarecilerimize, öğretmenlerimize, Türk Dili ve Edebiyatı Derneğine ve desteklerini esirgemeyen velilerimize teşekkür ediyoruz” dedi.

    Etkinlik, öğrencilerin medeniyet mirası, estetik duyarlılık, ahlaki değerler ve düşünme becerileriyle geleceğe hazırlanmasına yönelik örnek bir çalışma olarak değerlendirildi.

  • Çorum’da İş Yerine Tüfekli Saldırı

    Çorum’da İş Yerine Tüfekli Saldırı

    Çorum’da Sanayi Sitesi Caddesi üzerinde bulunan bir iş yerine kimliği belirsiz kişi ya da kişiler tarafından tüfekle ateş açıldı. Saldırıda şans eseri yaralanan olmazken, iş yerinde maddi hasar meydana geldi.

    Gece Saatlerinde Silah Sesleri Duyuldu

    Edinilen bilgilere göre olay, Çorum Sanayi Sitesi Caddesi’nde meydana geldi. Henüz kimliği belirlenemeyen şüpheli ya da şüpheliler, cadde üzerinde bulunan bir iş yerine tüfekle ateş açtı.

    Silah seslerinin ardından çevrede kısa süreli panik yaşanırken, saldırıyı gerçekleştiren kişi veya kişiler olay yerinden hızla uzaklaştı.

    Polis Ekipleri İnceleme Başlattı

    İhbar üzerine olay yerine polis ekipleri sevk edildi. Ekipler, iş yerinde ve çevrede inceleme yaparak saldırıya ilişkin delil topladı.

    Saldırı sonucu iş yerinde maddi hasar meydana gelirken, olayda herhangi bir kişinin yaralanmadığı öğrenildi.

    Şüphelilerin Yakalanması İçin Çalışma Başlatıldı

    Polis ekipleri, kaçan şüpheli ya da şüphelilerin kimliklerinin belirlenmesi ve yakalanması için çalışma başlattı.

    Olayla ilgili soruşturmanın devam ettiği bildirildi.

  • Apartman Bahçesine Giren 13 Yaşındaki Çocuk Yakalandı

    Apartman Bahçesine Giren 13 Yaşındaki Çocuk Yakalandı

    Çorum’un Gülabibey Mahallesi Ata Caddesi üzerinde meydana gelen olayda, bir binanın bahçesine giren 13 yaşındaki H.E., görevli çarşı ve mahalle bekçisinin dikkati sayesinde yakalandı.

    Bekçinin Dikkati Olayı Ortaya Çıkardı

    Edinilen bilgilere göre olay, Mert Pide civarında bulunan bir binanın bahçesinde yaşandı. İddiaya göre H.E., yanında abisi olduğu belirtilen E.M.E. ile birlikte bina bahçesine girdi.

    Durumu fark eden izinli çarşı ve mahalle bekçisi, olay yerine müdahale etti. Bekçinin dikkati sayesinde H.E. kısa sürede yakalanırken, E.M.E. ise olay yerinden kaçarak uzaklaştı.

    Polis Ekipleri İşlem Başlattı

    İhbar üzerine bölgeye polis ekipleri sevk edildi. Ekipler tarafından teslim alınan 13 yaşındaki H.E. hakkında gerekli işlemlerin başlatıldığı öğrenildi.

    Olay sırasında herhangi bir olumsuzluk yaşanmadığı, ekiplerin müdahalesinin sakin şekilde gerçekleştiği belirtildi.

    Kaçan Şüpheli İçin Çalışma Başlatıldı

    Polis ekiplerinin, olay yerinden kaçan E.M.E.’nin yakalanması için çalışmalarını sürdürdüğü bildirildi.

  • Milletvekili Kaya, Kargılı Öğrencileri Gazi Meclis’te Ağırladı

    Milletvekili Kaya, Kargılı Öğrencileri Gazi Meclis’te Ağırladı

    AK Parti Çorum Milletvekili Av. Oğuzhan Kaya, Kargı İmam Hatip Ortaokulu öğrencilerini Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) misafir ederek gençlerle bir araya geldi.

    Geleceğin Teminatı Gençlerle Meclis’te Sohbet

    Millet iradesinin tecelligâhı olan Gazi Meclis’te öğrencileri ağırlamaktan büyük bir mutluluk duyduğunu ifade eden Milletvekili Kaya, geleceğin teminatı olan çocuklarla ülkenin yarınları üzerine samimi bir sohbet gerçekleştirdi. Meclis atmosferini yakından soluyan öğrenciler, ziyaretten duydukları memnuniyeti dile getirdiler.

    “Türkiye Yüzyılı’nı Sizler İnşa Edeceksiniz”

    Ziyaret sırasında gençlere yönelik önemli mesajlar veren Kaya, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Bir ülkenin, bir milletin en büyük gücü gençleridir” sözünü hatırlatarak gençlere olan güvenini vurguladı. Milletvekili Kaya, “İnanıyoruz ki bugün Meclis sıralarını gezen bu genç kardeşlerimiz; yarının öğretmenleri, mühendisleri, doktorları, bilim insanları ve devlet adamları olarak Türkiye Yüzyılı’nın inşasında önemli görevler üstleneceklerdir” ifadelerini kullandı.