Toplumun Refahı

Toplumun Refahı
Son Güncelleme: 4 Ocak 2026 07:53

‘’Devletin bekası için ehil olmayan kimselere iş buyrulmamalıdır.’’
(Nizamülmülk)

Bir toplumu oluşturan bireylerin kendinden emin, mutlu, rahat, kaygısız, ileriye güvenle bakabilmesi için maneviyatın yanında ihtiyaçlarınıda karşılayacak maddi imkanların temini için, hayatını sıkıntısız geçirebilecek gelirin olması şarttır. Sosyal refahın tesisi insanlar arsındaki iletişim, müşvik, saygılı, tavır ve davranışlar sergilenecektir.

Refah; iki kısma ayrılır sosyal ve iktisadi olarak, sosyal refah toplumdaki fertlerin bireylerin tek, tek mutluluk ve huzurunun toplamını ihtiva eder. Ekonomik refahın artışı paralelinde sosyal refahta artacaktır. Gelir dağılımının ve devletin sunduğu imkanların eşit düzeyde olması mutlu, huzurlu toplum yaratacaktır.

Ekonomik yönden rahatlayan fertler, toplumunda ticari sirkülasyonu oluşturacak, her kesimin ihtiyaçları karşılanacak, müreffeh bir toplum açığa çıkacaktır. Malum sosyal refah siyaseti bağlayıcıdır, çalışma hayatında işçi ve işveren ilişkilerini de düzenler, daha geniş alanlarda çalışma gruplarının dışında da matuftur, yani yaşayan tüm kitlelerin seviyesini yükselmektedir.

Doğru, isabetli, uygulanabilir kararlar sosyal ve iktisadi bakımdan rahatlatmalar hasıl olacaktır. Mesele bunun tesisi için tüm kesimlerin özveride bulunmasından geçmektedir. Bu kişilerin menfaatine olduğu gibi, devletin de rahat ilerlemesine sebep olacaktır, banane denilir, taşın altına eliniz koymazsanız maalesef gemi batarken içinde olanlarla birlikte gider. Bir taraf kazanırken diğer tarafın ezilmesi, mağdur olması adalet dengesini sarstığı gibi üretimi de etkileyecektir.

Çalışanların sorunlarının giderilmesi, kafalarında sadece ve sadece yaptığı işin olmasını temin eder. Hayat standartları doğrultusunda dengeli bir politika izlenerek tüm kesimlerin mutlu, müreffeh yaşaması sağlanmalıdır. Üretimin artması, çalışanların ekonomik ve sosyal olarak rahatlaması, üretime katkı sunacaktır. İş güvenliği, sağlık, ekonomik olarak denge unsuru ile insanların sosyalleşmesi temin edilmelidir.

Üretimin hat safhaya geldiği durumda ona katkı sağlayanlarında paralel olarak etkilenmeleri gerekli. Hayat standartlarını analiz ettiğimiz vakit bir tarafın ezildiği diğer tarafın kat kat kazandığı hali hazırda bir gerçek, dolayısı ile insanımızın temel tüketimini baz alarak o meyanda adaletli eşit dağılım yapılmalıdır.  Ekonomik verilerin düşük olması sosyal hayatı etkileyecek, insanların kendilerine olan güvenleri yok olacak, gelecek kaygısı baş gösterecektir. Piyasa araştırmaları reel, devamlı kullanılan ürünler üzerinden hesaplanmalı ki o vakit çıkacak sonuca göre refah seviyesi yükseltilmeli, az kullanılan tüketim malzemeleri bu kategoriye dahil edilmemeli.

 Çalışanların iş hayatında arta kalan zamanda dinlenmeleri gerekirken ikinci bir işe ihtiyaç duymamalılar. İnsanlardan istekte bulunurken sosyal ve ekonomik durumları göz önünde bulundurulmalıdır. Maddiyatın değil maneviyatın ön planda olduğu bir zaman tesis edilmeli, her işin kapitale endekslendiği yerde eğitimden tutun, yaşam, aile hayatı etkilenecek toplumun huzuru bozulacaktır, mutsuz, huzursuz bir kitlenin düşünceleri geçim olacaktır, bu tip hassasiyetler çoğalmayı etkilediği gibi gençlerin yuva kurmasını, aile olmalarında olumsuz düşüncelere gark edecektir.

Kişilerin menfaati değil, tüm kesimin eşit adaletli dağılıma ihtiyacı vardır, zengin daha zengin, fakir daha fakir olmamalı, bu düşünceye genel ve yerel yönetimler sosyalleşme ile çözüme kavuşturmalıdır. Bugün analiz yapıldığı vakit toplumun odaklandığı nokta maddiyat, bu asabiyeti, trafik terörünü, komşuluk ve akrabalık ilişkilerini etkilemekte. Evlilikler yerine daha fazla boşanmaların yaşanmasının asli sebebi de bu, sevmeyi, saygıyı, manevi ahlakı oturtmazsak yakın gelecekte devletin temeli sarsılır. Atalarımız tarihi seyir içerisinde çeşitli argümanlarla sosyal yaşamı tesis ederek refah seviyesini istenilen noktaya getirmiş. Bunun çeşitli yöntemleri mevcut mesele geçmişten ders alarak zamana göre güncellenip bugüne uyarlanarak uygulamalar yapılmalıdır, devlet şefkatli yüzünü göstererek hasıl olan sorunları bertaraf etmelidir. Millet olarak batıda olmayıp bizde olan hasletler gün yüzüne çıkartılarak zaman içerisinde tekrar kurgulanarak insan hayatına dokunacak pozisyona getirilmelidir.

 Milletten bir şeyler istenirken onların sorunları da emin, sağlam adımlarla çözülmeli, endişe ve kaygılar yerini güven almalıdır.

 İnancımızın da gereği adil, müşvik vatansever insan oluşturulmalı, maddiyat ve geçim sıkıntısı geride kalmalı, sorunlar analiz edilerek zamana uygun yeniden yapılandırılarak uygulamaya konmalı, her kesimin katkıda bulunması temin edilmelidir. Gelecek kaygısı bertaraf edilmelidir.

       ‘’ Haksızlık bitmedikçe, adalet asla sağlanamaz.’’ (Hz.Ali)

                                          ALLAH’A EMANET OLUN

                                                                                              Namık GEDİK

YORUM ALANI

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.