İnsanlar yaşadıkları vatanlarını elbette sever, sevmiyorum diyenler o milletin milli kimliğine sahip değil demektir.
Görünüşte yanlış anlaşmalara sebebiyet vermemek ve kendi hem cinslerinden olanları koltukları altına alıp, her türlü saldırıdan, yapılan yanlışlardan korumak için var güçleri ile çaba sarf ederler.
Gerçek yüzleri ifşa olsa, kişi hain çıksa dahi onu el üstünde tutarlar. Bu bir tek bizim ülkemizde mevcuttur, milli olanı değil küfredeni, gayri müslümü el üstünde tutarlar.
Şimdi
Trabzon’dan bir motor açılıyor
Sa-hil-de-ka-la-ba-lık!
Motoru taşlıyorlar
Son perdeye başlıyorlar!
Burjuva Kemal’in omuzuna binmiş
Kemal kumandanın kordonuna
Kumandan kahyanın cebine inmiş
Kahya adamlarının donuna
Uluyorlar.
Şiir kimin biliyormusunuz?
Hani şu her açılışta solun dilinden düşürmediği, Sovyetlerde işkence gören, oraya güllerle karşılanacağı zannıyla özgürlük aramaya giden ve Moskova’da defnedilen asli olarak leh olan Polonyalı Nazım’a ait.
Bunu vatan şairi, büyük üstat olarak gören kesim acaba bu şiiri okudu mu?
Mesele gerçek yüzü görmek acaba sahiden vatan sevdalısımıydı sorusu akla gelmiyor mu?
Genelde solun bu tip riyakar şahıslardanhaberdar olmaması mümkünmü?
İnsanları yalan, yanlış bilgilerle ikna ediyorlardı, bugün teknolojinin gelişimi ile birçok gizli hadise kendiliğinden ifşa oldu, saklamak nafile.
Orhan Pamuk’a Nobel ödülü niçin verildi?
“Türkler, bu topraklarda 30 bin Kürdü ve 1 milyon Ermeni’yi öldürdü. Türkiye’de hiç kimse bunu dile getirmeye cesaret edemiyor. Ben ediyorum” demişti.
İşte bunun için ödül aldı.
Yanlış olanı millete doğru olarak yansıtmak, toplum önderlerine devamlı zikrettirmek ve tescillemek aslında bu millete yapılmış en büyük ihanettir.
Bugün yaşanan fikir teatilerinin 1967-69 yıllarında aynen vukuu bulduğu araştırılınca ortaya çıkıyor, söylemler dahi aynı hiç bir değişiklik yok ‘’ Hiç durmayın sosyalist olun, her şey size mübah, her şey size serbest olur.Bir birine zıt fikirleri rahatça söyler, yek diğerini yok eden fiiller rahatça işlersiniz.
Mesela ‘’ Tam Bağımsız Türkiye’’ diye her gün bağırır çağırır, kıyameti koparırsınız.
Epeyce kimse de sizden etkilenir.
Üç gazetenin ikinci sayfasından beslenen 150 kuruşluk aydınlar ciddi, ciddi kelimelerinizi tekrar ederler. Röleve şapkası, kaşkolu, paltosu, yeleği, getri tamam, şemsiyesiz sokağa çıkmayan ağır başlı mütefekkir efendiler sizi delil gösterip bağımsızlık nutukları verirler’’ ( Mesle 25 aralık 1969 S.114 D.Taşer) Dün böyle idi, ya bugün aynı değilmi?
Siyaset bataklığa saplanmış çıkmak için yol arıyor, ararken de yılana sarılıyor, elbette yılan zehrini akıtacak. Çünkü ona bu görev olarak verilmiş, hani derler ya ‘’ Katranı kaynatsam olur mu şeker, cinsine tükürdüğüm, cinsine çeker’’
Bizde ne yapılırsa yapılsın mutlaka, bir kulp bulup takarlar şairin dediği gibi ‘’dünyada biter bizde bitmez denize atsan balık olurlar.’’
Engin Altay ne diyor ‘’ Bu hükümet dünyanın en doğru işini yapsa bile, bizim bu hükümeti alkışlayacak halimiz yok, millet bize verdiği görev bu, kaldı ki bu hükümet çok yanlış işler yapıyor’’
Elbette doğrular olduğu kadar yanlışlarda olacaktır. Bu eşyanın tabiatında vardır ancak yıkıcı, yıpratıcı, zarar verir nitelikte olmasın ama her yapılana da muhalefet etmek siyasetin gidişatına aykırı.
Dün yapılanlara karşı duruş sergileyenler bugünde aynı noktadalar. İnsan olarak sormadan edemiyoruz yapılanların hiç birisi bu milletin yararına değil de zararına mı?
İyi olanı takdir etmek bir erdemliliktir yanlışı söylemekte aynı derecededir, nihayetinde asli unsur millettir onun yararına, menfaatine işler yapılmalıdır, iktidar takdiri demokrasi gereği milletin takdiridir.
Demokraside çoğunluğun kararı nihayettir, ondan ötesi yoktur. Suriye ve ırak teskerelerine verilen evetler ve hayırlar neden, niçin izahı edilmesi şarttır. ‘’ Hükümet, teskereyi iktidarın süresini uzatmak için kullanıyor. Bunu kabul edemeyiz ‘’partimizin hayır oyu vermesi gerek parti tabanında gerek ülkede çok ciddi olumlu tepki aldı.
Acaba gerçekten dedikleri gibimi yani millete doğru olarak aksettirdikleri propaganda perde gerisinde neyi ihtiva ediyor, bunu anlamayacak kadar beyinsiz değiliz düne kadar evet diyenler şimdi niye işte cevabı HDP ye şirin gözükmek, gizli ittifak. İp evet kullandık diyor basına da öyle yansıtıldı ancak işin rengi öyle değil, çok az bir vekille temsil edildi adı evet dedi diye afişe oldu diğerleri katılmadı. Oylamaya katılmamak hayır anlamı taşır, yani CHP ve HDP’ nin istek ve arzularına cevap verdiler ama topluma evet oyu verdik dediler.
Demokrasi dileyen hayır der, dileyen de evet der ancak bunun elbette sonucu olacak. Bir bedel ödeyecekler belki kahvaltı yaparak telafi ederler.
Asıl olan milletin menfaatine olan her türlü kanun, karar ve hizmet konularında iktidarı muhalefeti aynı çizgi doğrultusunda buluşarak hizmet etmeli, edene de yardımcı olunmalı, nihayetinde bu ülke hepimizin incinecek yer bizde derin yaralar açar kapanmasıda bayağı sürer.
Milletin refahı, huzuru, ilimde, fende, teknoloji de ileri gitmesi iktidarı ve muhalefeti ile yapılanlara destek vermek, yanlış olana da itiraz etmek milli bir meseledir. Vatandaş olarak güzellikleri alkışlamak çirkinlikleri ortadan kaldırmak asli vazifemizdir.
‘’ Ya göründüğün gibi ol yada olduğun gibi görün.’’
ALLAH’A EMANET OLUN. Namık Gedik



Anneler Gününüz Kutlu Olsun
Mehter
Edep Yahu!
İyi İnsan Kimdir?
Toprağın Altındaki Altın mı, Üstündeki Hayat mı?
