‘’ Düşman, her ne kadar dostça söylese de, her ne kadar taneden, yemden bahsetse de, sen onu tuzak bil’’ ( Mevlana)
İnsanların hayat tarzlarını değiştirmek, emir almalarını temin etmek, kendilerine muhtaç bırakmak ve ileri gitmelerini, gelişmelerini engellemek için süper güçler hissettirmeden ülkelerin yaşantılarına müdahil olabilmek için insani yardım adı altında hayatlarına girerek dokunmakta ve bağımlı yapmaktalar. Bazen gizli, bazense aleni faaliyetlerini sürdürmektedirler. Toplum yararına imiş gibi gözüküp altını oymaktadır.
Bu faaliyetleri gösterenler dışarıdan adam ithal etmeyip ülke sınırları içerisinde maneviyatı zayıf parayı ve makamı sevenleri ağlarına düşürerek onlar vasıtası ile faaliyetlerini sürdürmektedirler.
Toplum içerisinde seçkin, liyakatli fakat kendini henüz ispat edememişlerin önünü açarak onları minnet duygusu ile vurmaktadırlar. Gelişmekte olan ülkeleri seçerek sanki sanayide, endüstride gelişmelere hizmet edecek halkın eksiklerini tamamlayacak adımlar atacaklarını vaat ederek hayatlarına yön vermek istemektedirler. Cumhuriyetimizin ilk yıllarında bu tip kuruluşlar dernekler vasfıyla faaliyetlerini sürdürmüş, içlerinden milletvekili ve hatta bakanlar çıkmıştır.
Durumun vahametini gören Başbuğ Atatürk el koymuş ve 1935 de içişleri bakanına ( şükrü kaya mason) emir vererek kapatılmasını istemiş, grup başkan vekili Mahmut Esat Bozkurt, a talimat vererek gruptan karar çıkartılmasını istemiş ‘’ seninde bu işte şeref payın olsun’’ demiş ve grupta kararın çıkması temin edilmiş ve kapatılmıştır.
Mason olan şükrü kaya, Dr. Mim Kemal mecliste bulunan masonları önüne katarak Atatürk, ün huzuruna çıkarlar efendim biz sizlerin etrafında pervane oluruz yeter ki kapatmayın, paşa; bir soru soracağım siz Avrupa’da hangi locaya bağlısınız? Cenovaya tabiyiz, reisimiz Barca Mişon cevabını veririler. Paşa ; ‘’ Haydi defolun gidin buradan cehennem olun gidin Yahudi uşakları’’ Benim milletim bana kahraman sıfatı verdi ben sizin gibi bir çift Yahudiye uşakmı olacağım’’ Bu gece Türkiye’de ki bütün locaları kapatmadığınız takdirde yarın teşkil edeceğim divan-ı örfiye hepinizi veririm astırırım’’ haydi şimdi defolun karşımdan’’ Bütün localar kapatılır ( Tarihi hakikatler İbrahim Arvas- s.71-72) 1938 den sonra faaliyet göstermek istenmiş ancak ikinci dünya savaşının patlak vermesi faaliyetlerini engellemiş taki 1946 çok partili hayat geçmekle tekrar canlanmıştır. Bu ülkemiz sınırları içerisinde kurulan başı dışarıda piyonları içeride olan STK lar, çoğalmış değişik isimler altında amaçları aynı birçok örgütlenme hali hazırda mevcuttur.
Emperyalist ülkeler elbette gelişime açık olan devletleri hem engellemek, aynı zamanda kendi eksenleri etrafında uydu olmalarını istemektedirler. Bu gün güney doğumuzda kurulmak istenen görünürde terör devleti ama içtihatta büyük Yahudi emelleri yatmaktadır. Geçmişte nasıl devlet kurdurdularsa yine sinsi bir şekilde sanki müşvik, merhametli yardım severlik görüntüsü altında faaliyetlerini sürdürmektedirler.
STK ların uluslararası statü kazana bilmesi için elbette yasaya ihtiyaç vardır, aksi takdirde kökü dışarıda olan bu kuruluşlar merkezleri ile bağ kuramazlar. Görüntü itibarı ile masum rolü üstlenen bu kuruluşlara (rotary) ‘’Tc. Bakanlar kurulu 11.02.1955 gün ve 4/4445 merkezi yurt dışında olan yabancı teşekküllerle iş birliği yapma izni verilmiştir’’ böylece kulüp ABD’ de ki merkezine bağlanmış faaliyetlerini oradan aldığı talimatlarla yürütmüştür.
Yine aynı amaca hizmet eden lions kulübünün de 01-04-1963 de bakanlar kurulu kararı ile resmen başlamıştır. Örgüt yapıları her ne kadar bir birine benzese de aslında faaliyet sahaları farklılık arz etmektedir. Bu iki kuruluşa birçok ünlü ve iş adamı öncü olmuş kuruluşlarında ve faaliyetlerinde etkin rol oynamıştır. ( Sakıp Sabancı, TRT yön. Kur. Üyesi. Mukbil Özyörük) Bilerek veya bilmeyerek bunlara tabi olanlar memleket için olumlu bir bakış açısı sağlamayacak her hizmetlerinde hainlik yapılacaktır.
Merkezi dışarıda olan bu derneklerin emirleri yurt dışından gelmekte dolayısı ile hayırlı bir yaklaşım beklemek abesle iştigal olur. Sağlam bir teşkilat ile örgütlenen bu örgütler yapılanmalarında üstün meziyetler aramakta ve üye olacakların mesleki yeterliliklerine bakılarak kayıt yapmaktadır. İşin içine uluslara arası iletişim ve işbirliğine girince elbette albenisi fazla olacaktır.
1984 ten bugünlere kadar birçok yüksek bürokrat ve resmi görevliler kadroları oluşturmuştur. İçtihatları çok farklılık arz etmektedir bu sayede çok başarılı olmaktadırlar. Asıl gayeleri ‘’Yeryüzündeki devletlerin yıkılıp yerine tek bir dünya devleti kurarak değişik kavimlere ve dinlere mensup insanların dünya devletinin vatandaşları haline getirtmektir.’’
Bu hususta 1954 yılında Garry Davis ABD vatandaşlığından istifa ederek Dünya servisi kurumunu kurmuş ve Vatikan dünya pasaportunu desteklemektedir.’’ Thomas Paine ‘’Dünya vatanım, tüm insanlar kardeşim ve iyilik yapma dinimdir.’’ Çıkan sonuçları bir birleri ile analiz edelim sonuç ne çıkacak ve devletleri, milliyetleri ve inançları nasıl tasviye etme planları olduğu aşikar olacaktır. Bu kuruluşlara, kulüplere adı her ne olursa olsun STK lara üye olup faaliyetlerine katkıda bulunanların bu hususlardan haberdar olmamaları mümkün değildir, peki bugüne kadar bizlerin içinde gerek idareci, bürokrat ve vekil, bakan olanlar elbette mevcut bunları biliyormuyuz?
Cumhuriyetin kuruluş yıllarında bu tip örgütlere ve mensubu olanları dernekleri ile birlikte tasviye edildi anacak yıllar sonra tekrar türediler 1980 ile 2000 arasında açıktan faaliyet gösteriyorlardı ancak şu an sanki yokmuş gibi yeraltı faaliyeti gösteriyorlar. Bunların Fetö den bir farkı yok amaçları bir, statükoları farklı, hani rahmetli Necip Fazıl’ın kitabı vardı ‘’ Doğru yolun sapık kolları’’ Hedef aynı fakat örgütler, izlenen yol farklı, yani her yol Vatikan ve büyük İsrail’dir.
Kökü dışarıda olan bizim gözlerimizi kuklaları ile boyayan bu sahte insan müsvettelerine müsaade edilmemeli hattı zatında hiç bir görev verilmemelidir, olanlarda tecrit edilerek etkinlikleri bir an önce durdurulmalıdır. Bu gün faaliyet gösteren bu derneklere üye olan bürokrat, belediye başkanı, milletvekili kim varsa millete duyurulmalı ki bir daha hainlik yapacak fırsat verilmesin.
Bu konu çok su götürür bir konu, kimler niçin, neden hangi akılla nerelere hizmet etmekteler belge ve bilgilerle ortaya çıkacaktır, desteklenen kimselerin iç yüzleri bir bir sergilenecek hangi zihniyetin kuklaları veya piyonları aşikar olacaktır. Hiç bir soru karanlıkta kalmaz elbette cevabını bulacak taşlar yerli yerine oturacaktır. ( Bilgi, Görünmeyen Önderler. Ali Uğur)
‘’ Saptırıcı karanlıklar dikkatinizi ne yöne çekmiş öyle? Halbuki (Peşinden koştuğunuz) yalancı önderler sizleri kandırıp durmada!’’ ( Hz.Ali)



Anneler Gününüz Kutlu Olsun
Mehter
Edep Yahu!
İyi İnsan Kimdir?
Toprağın Altındaki Altın mı, Üstündeki Hayat mı?
