‘’ Bir kişi karşısındaki kişiye ‘’ Hoş görü’’ gösteriyorsa bunun anlamı: ‘’Ben insanım ve seninde insan olduğuna inanıyorum ‘’ Demektir, Ben safım gel benim sırtıma bin demek değildir’’
İlişkilerin seviyeli ve ahenkli olması karşılıklı sevgi, saygı ve hoşgörüye bağlıdır, hiç bir ilişki asla karşılıksız değildir. Bu gerek milletlerin aralarındaki diyaloğda, gerekse ailelerin ve fertlerin güncel yaşamında gelecekte daha iyi bir dostluk zemini oluşturmak için insani bir görevdir. İnançlar içinde bu geçerlidir, başka bir kimsenin, zümrenin veya toplumun inanç kriterlerini aşağılamak yada hakaret sadece aşağılık kompleksine haiz olduğunun delilidir.
İnsanlık tarihinde çatışmalar bundan kaynaklanmıştır, kendisi gibi inanmayanları devamlı surette aşağı mertebe de görerek ya kendileri gibi inanmaya yada oradan oraya sürmeye gayret etmişlerdir, aslında iyi bakılırsa dünyada cereyan eden savaşların bir çoğu bu sebeplerden dolayı olmuştur. İnanç kavramı çerçevesinde gizli örgütler, tarikatlar kurulmuş finansmanları üyelerinden yada kutsal saydıkları mabetlerinden karşılanmıştır. Bu tip örgütler misyonerlik faaliyetleri ile devşirdikleri kimseleri zamanla tetikçi olarak saha sürmekteler, bu örgütlenme çok derinlerden bu günlere gelmiştir. Hali hazırda bazen gizli bazen aleni olarak aramızda faaliyetlerine devam etmektedirler, aslında tüm pisliklerin çıkış merkezi buralardır, hükümetler yıkarlar, hükümetler kurdurturlar, karşı çıkanı da hain ilan ederek yaftalarlar. Her kademede mevcutturlar yeri ve zamanı gelince aniden piyasada boy gösterirler vazifeleri örgütlemek, plan yapıb eyleme teşvik etmek, yani toplumun bilmediği varlığından haberdar olmadığı görünmeyen önderler.
Her devirde iktidarlarda görev almış devamlı surette fikirdaşlarını beslemiş, kollamışlardır, teknikte, eğitimde, bürokraside, yerel yönetimlerde boy göstermiş makam sahibi olmuşlardır. Faaliyet gösterilmesi gereken tüm kamuda yerlerini almış istek ve dileklerinin yerine getirilmesi için açıktan arayıp tehdit etmişlerdir. Şehir, şehir kasaba, kasaba her meslekten adam alarak genişlemişlerdir öyle ki mesleklerden iki kişi bir bölgede asla bulundurmazlar, bölüştürürler bu sayede hangisine iş düşerse ona yönlendirmek suretiyle hem iş görürler hemi de güven sağlayarak genişlerler. Bugüne kadar ki iktidarlarda mutlaka bir bakanlık kaptılar, bunların varlığı diğer STK lardan çok farklı yerleri gizli değil aksine aleni, faaliyetleri halkın gözü önünde cereyan etmektedir. 1980 sonrası aşağı yukarı her ilde faaliyetlerde bulundular, milletin beğenisini kazanmak için sanki yardım vakfı edasında kapıları çaldılar ama gerçek aslında hiç de öyle değil gayeleri elbetteki büyük patrona hizmet etmek ve bunlar maalesef yıllarca içimizde, en üst düzey yerleri işgal ettiler. Maskeleri altında birçok kişiyi kendilerine yandaş ettiler bilerek veya bilmeyerek dahil oldular.
Öyle kimseler var ki hayali sukut olacaksınız iktida da, ticarette, mesleki gruplarda, eğitim dünyasında, yazılı ve görsel basında her zaman var oldular tek gayeleri yıkmak başka bir faaliyetleri yok. Ne diyor keçizade Fuat paşa ‘’Siz dıştan, Biz içten yıkmaya çalışıyoruz ama hala dimdik ayakta’’ İster karşı tarafa mesaj versin veya vermesin nihayetinde kafalarında var olan düşünceyi ortaya koymuştur. Topraklarımıza ilk gelişi 1700 lü yıllara dayansa da daha ziyade meşrutiyetin ilanı ile zuhur etmiştir hatta 5. Murat’ı dahi üye yapmışlardır. Bu tip örgütlenmeler aslında Türkiye Cumhuriyetini ele geçirerek hükmetmek ileride teknik yönden gelişimini zaafa uğratmak.
Türk milleti çok hoşgörülü ve merhametli bir toplumdur insani olarak hassasiyete sahiptirler birde buna İslamın getirdiği katma değer daha da büyük hoş görüyü hayat tarzı olarak benimsemiştir, bu bazen zalimliklere dönüşmüş bazen de hayat kurtarmıştır, ancak hiç bir vakit karşı tarafta yer tutanlar asla hoşgörülü, müşvik olmamışlar hatta ve hatta zulüm yapmışlardır. Milletimizin bu hassasiyetinden istifade eden devşirmeler her fırsatta saldırıda bulunmuşlar yapılan güzellikleri yakıp yıkmışlardır. Milattan sonra zuhur eden kiliseye dayalı örgütlenmeler artmış karşımıza tapınak şövalyeleri olarak çıkmıştır. Atalarımız Feth edilen yerlerde asla mağbetlere dokunulmamış insanların dini vecibelerine serbestlik tanınmış, mallarına, mülklerine el uzatmamışlardır, fakat aynı hoş görüyü medeni denilen batı gösterememiştir. Hakimiyeti altına alamadığı ülkeleri STK’ lar ve gizli örgütler vasıtasıyla kendi hükmü doğrultusunda yönlendirme yapmaya zorlamaktalar. Dünyanı her yerinde bu tip örgütler faaliyetlerini sanki masum insani yardım adı altında sürdürmektedir.
Örgütlerin bu sinsi misyonerlik faaliyetleri mercek altına alınmalı devletin mahrem yerlerinde bulunmaları engellenmelidir. Hoş görümüz ve sevecenliğimizden istifade etmeleri engellenmelidir. Dikkatli analiz yapıldığı vakit bunların her sahada olduğu zehirlerini incitmeden zerk ettikleri aşikar olacaktır. Geçmiş yıllarda aleni olanlar şimdi pek adlarından söz ettirmiyorlar, yine fırsatını bulurlarsa pazara çıkacaklardır. Mezhepleri ve inançları kaşıyarak vede adam devşirerek kargaşa çıkartıp toplumu güvensizliğe ve devletin itibarını yerle yeksan etmeye çalışırlar.
Türk milleti tarihin hiç bir devrinde katti surette girdiği topraklarda asimile yapmayıp inançlarda özgürlük tanımıştır, mal ve can emniyeti tesis etmiştir, fakat fırsatını buldukları vakit hoş görü ile kucak açan milleti sırtında hançerlemişlerdir bunların en bariz örneği ermeni çeteleridir. Batı her daim bu tip çalışmaları yapacak isimler değişecek ama faaliyetler aynı olacaktır. Bu ilimde, fende, ticaret, meslek gruplarında devamlı surette boy gösterecektir. İnançlar istismar edilecek çatışmalar körüklenecek provakatif eylemler hat safhaya çıkacaktır.
Bu tip faaliyetlerin olmaması için birlik ve beraberlik içinde sıkı ve kavi olmak, önümüzde yol gösterenlere kayıtsız şartsız güvenmemiz ve inanmamız gelmektedir. Karamsarlıklar ve inançsızlık, irade zayıflığı, aşırı hoş görü millet olma vasıflarımızı törpüleyerek bağlarımızı koparmaya bir birimize düşman etmeye kilitlenmişlerdir. Bunun içinde içimizden devşirdikleri zayıf karakterlileri seçerek onları zafiyetlerinden istifade ederek anarşi yaratmaktadırlar.
Unutmayalım bağımsız Türk devleti demek Asya’da, Balkanlar’da ve dünyanın başka yerlerinde hürriyeti bekleyen ve bu uğurda mücadele edenler bizleri hami olarak görmekte, güç, kuvvet ve inanç aşılamakta kararlılıkla mücadelelerine devam etmektedirler. İstikrarlı, ilimde, fende, sanayideki gelişmelerimiz güçlü ülke demektir etrafımıza şevk ve mücadele azmi veremektedir.
‘’ Edeple Gelen Lütufla Gider’’ (Aziz mahmut Hüdai)
REGAİP KANDİLİNİZ KUTLU OLSUN



Anneler Gününüz Kutlu Olsun
Mehter
Edep Yahu!
İyi İnsan Kimdir?
Toprağın Altındaki Altın mı, Üstündeki Hayat mı?
