‘’ Açılıp saçılmak medeniyetse; desene hayvanlar bizden daha medeni’’ (N.F.K)
Eskiden kültürümüze ve inançlarımıza uygun ramazan kutlamaları, iftarlar, sahurlar yapar, aç olanı doyurur, eşi, dostu ağırlardık, bölüşme, bütünleşme vardı. Ramazanın muhteviyatına uygun karşılar üzüntü ile yolcu ederdik. İftar sofraları artık zengin sofrası oldu, o zaman yardımlar gerçekten ihtiyaç sahiplerine sesiz afişe etmeden, gönülleri incitmeden verilirdi. Sıkıntılar paylaşılırdı.
Minarelerde mahyalar yanar, sahura kadar eğlenceler tertip edilirdi, davul zurna ile mahalleli halay tutardı. Şimdi bunlar yozlaşmış, kimin oruçlu, kimin değil belli dahi olmamakta, eskiden saygı vardı aleni hareket eden kınanır, onlarda tutmazsa dahi gizli yer içerdi. İnsanlığımızı maddede kaybettik, adeta laf ebesi olduk, nerede ne şekilde davranacağımızı düşüncelerimizde kaybettik.
Tv ler ekranlarda Hacıvat, Karagöz oynatır, dümbüllü orta oyunu sunar, toplu birlikte yemekler yenir, terafiler kılınırdı. Şimdi modernleşiyoruz diye gelenekler unutturuluyor veya azınlığın istekleri çoğunluğa galip geliyor, mesela davul ve zurna ile sahura kalkma haftada bir güne indirgenmiş, inançlarımızdan, ehli sünnetten ve diğer gelenek ve göreneklerden birileri rahatsız oluyor diye vaz mı geçelim, aman onlar incinmesin, rahatsız olmasın. Bugün bunlardan rahatsız olup istekleri yerine gelenler yarın daha fazla arzu ve talepte bulunacaklar, belki de nevar canım namaz kılmayın, oruç tutmayın derlerse şaşırmayın, çünkü bugün zorluğu aşanlar yarın daha rahat konuşacaklar.
Davulcu gecenin bir yarısında güm, güm geldi yurt dışından gelen bir kişi camdan dışarı sarktı- hey davulcu- buyur- bu ne gürültü kardeşim uyuyamıyoruz, bundan sonra gelme buraya- davulcuyu çağırdım al şu parayı her akşam gel o köşede davul çal dedim, talebin kabul gördü ve bir daha çıkıp rahatsızlık beyanında bulunmadı. Sahil kenarlarında bilhassa sabah ezanından rahatsız oluyorlar ellerinden gelse minareyi yıkar, imamı döverler o derece kin besliyorlar. Oysa biliyoruz ki yurt dışında çalışanlara patronları ibadetlerini yapma izni veriyorlar, ne hikmettir onların bu tutum ve davranışlarından bizim gurbetçiler kıssa almıyorlar. Orada çalan çandan asla rahatsız değiller, yurda dönünce bu şekilde davranışla medeni olduklarını zannediyorlar. Medeniyetin geleneklerimize ters davranarak çağ atlayacaklarını sananlar Japonya ve Çin’i incelsinler, medeniyet başkalaşmak değildir, eksik yanlarını tamamlayarak kendini günün şart ve ehemmiyetine binaen güncellemektir.
Avrupa’yı düşünelim hali hazırda monarşinin devam ettiği ülkeler var, krallarına sadakatle bağlılar, bizde ise maalesef 20 yıldır aynı iktidar idare etmekte halen ülkenin Afganistan veya İran olacağını dillerine dolayanlar mevcut, bunların gözleri kapalı kulakları sağır. Geçmişte ramazan günlerinde sigarasını yüzümüze üfleyenler, aleni inkar edip kötü söz sarf edenler vardı, günümüzde daha tehlikeli hal aldı, toplumu yozlaştırmaya çalışan gerek görsel gerekse yazılı basın bunlara çanak tutmakta. Bu tip düşünceler akabinde eylemler ülkenin birliğine dirliğine zarar vermektedir.
Ramazan kardeşlik bağlarının daha pekiştirdiği hayırlı bir ay ama görünen o ki durumdan benim diyenler vaziyet çıkartmamış, adeta kaçmaktalar. Bir milletin gelecek nesillere aktarılması ve varlık mücadelesi vermesi töre, anane, inanç kavramlarına sıkı sıkıya bağlamaktan geçer, bunun aksi yozlaşan belli olmayan, kimliğini yitirmiş bir toplum olur çıkarız. Düşünce itibarı ile bize şirin gözüken batı dün hangi zihniyetle bizlere yaklaştı ise bugünde aynı noktadalar.
Bir milletin bozulması dili ve kültürü üzerinde ki asimilasyonla sağlanır, batı kendi düşünce dünyasında ki fikirleri gerek görsel gerekse yazılı basınla yayarak kamuoyu oluşturarak tartışmalar meydana getirmektedir. Düşüncelerini hayata geçirebilmek için içimizde mevcut karnı yumuşak olanları tercih ederek, önce onların istek ve dileklerine cevap verip sonra gerçek niyetlerini aşikar etmekteler.
Cevahir otelde STK toplantısı tertip edildi, 450 STK iştirak etti, sohbetleri dinledim bir çoğu AB müfredatı normlarına uyarak maddi destek aldıklarını itiraf ettiler, bize de teklif geldi ancak AB istek ve dileklerine harfiyen uyacaksınız, yönetimimiz ret etti, sebebine gelince bir kuruma veya kuruluşa bağlı olmak, onların istek ve taleplerine boyun eğmek anlamı ifade ettiği için kabul görmedi, oysa bol euoro gelecekti ama bize ait, bizim olan, iksirimiz vürüslenecek bu sebepler onların ışığı altında bağımsız olmamız imkansızlaşırdı.
Modernleşeceğiz diye kendi benliğimizden kopmak millet olma vasfını yitirmek anlamını ifade eder bunun başka izahı mümkün değildir. Üç kıtaya hükmetmiş bir medeniyetin kendi içinde dahi adil olamayan batıyı taklit etmek veya onların kültürüne körü körüne bağlanmak sadece ve sadece köleleri oluruz, başkalaşırız. Bunun misali Bulgarlardır.
‘’İhtiyar amcanı dinlermisin, oğlum. Nevruz? Ne büyük söyle, ne çok söyle; yiğit işte gerek, lafı bol, karnı geniş soyları taklit etme; sözü sağlam, özü sağlam adam ol, ırkına çek’’ (M.A.ERSOY)
ALLAH’A EMANET OLUN
Namık GEDİK



Anneler Gününüz Kutlu Olsun
Mehter
Edep Yahu!
İyi İnsan Kimdir?
Toprağın Altındaki Altın mı, Üstündeki Hayat mı?
