‘’ Cahil kişi Gülün Güzelliğini Görmez gider Dikenine takılır’’(Mevlana)
Gezmek, çevreyi tanımak, yeni yerler keşfetmek insan hayatında çok güzel hadiselerdir, yeter ki bir amaç ve gaye uğruna yapılsın. Zira çok insan gezmekte değişik yerler görmekte lakin bakar kör oldu mu hele birde sağır işte o vakit gezmenin ne manası nede faydası olur. Görmek, hissetmek ders çıkartmak insanın beyninde başka yeni fikirlerin türemesine sebep olacaktır, gelişen bu durum karşısında oluşan fikir ve düşünceleri kendi kültürümüz içerisinde yoğurursak bir anlam ifade eder.
Her olayda ders çıkartmayan topluluklar ileride kılavuzsuz kalarak tökezler ve bir daha ayağa kalkamaz. Kırsal kesimden büyük şehirlere gidenler şayet kendi benlikleri ve karakterleri oturmamışsa gittiği yerin varoşlarında kaybolur gider. Sağlam ve dik duranlar o toplulukta kendilerini gösterir ve saygı duyulan kişiler olarak söz sahibi olurlar. Adam vardır bakar göremez, adam vardır söylenenleri duyamaz ve yaşanan olaylardan asla ders çıkartamaz. Hissetmek zamanı okumak ruhen duymak her kişinin vasfı değildir, hangi makamda olursa olsun var olanın nasip etmesi gerek.
‘’ Yahya Efendi’nin Hızır ile buluşup görüştüğünü bilen Kanuni Sultan Süleyman, Yahya Efendi’den sürekli kendisini Hızır ile tanıştırmasını ister. Bir gün Yahya Efendi ve Kanuni, kayıkla Boğaz’da gezmeye çıkmışlar. Yahya Efendi yanında bir ahbabı ile gelip kayığa binmiş. Birlikte giderlerken, Yahya Efendi ahbabı ile sürekli dini sohbet etmiş. Durumdan sıkılan Kanuni ise sürekli elindeki değerli yüzüğü ile oynuyormuş. Şeytanın işi yok ya, yüzük birden elinden fırlayıp Marmara’nın serin sularına gömülmüş. Kanuni duruma sıkılmış ama padişah olduğu için de bir şey belli etmek istememiş. Yüzüğünün denize düşmesini adamın can sıkıcı konuşmalarına yormuş.
Adam sürekli olarak Kanuni’ye bakıyormuş…
Bir müddet gittikten sonra, o zat inmek istediğini bildirince, kayık kıyıya yanaşmış. O zat ineceği sırada denizden bir avuç su alıp Sultan’a uzatmış. Avucundaki suda, biraz önce denize düşürdüğü yüzük varmış.
Yahya Efendi hariç, kayıkta bulunan herkes çok hayrete düşmüşler.
Kanuni elini uzatıp yüzüğü alınca, adam birdenbire gözden kayboluvermiş.
Kanuni, Yahya Efendi’ye dönerek:
-Ağabey, neler oluyor?” diye sormuş.
-O gördüğünüz Hızır Aleyhisselam idi, cevabını vermiş Yahya Efendi.
Kanuni bunun üzerine:
-Bizi niye tanıştırmadınız? diye sorunca, Yahya Efendi şöyle cevap vermiş:
-O kendini tanıttı; ama siz tanımakta geç kaldınız..
Kişi her olayı ve çevresindekileri görecek diye bir kural yok, insan ancak kendisine verilen kadar duyar ve görür, bazen yanı başında meydana gelen hadiseleri ve şahsiyetleri fark edemez ancak çok etkileyici bir durum zuhur edecek ki vakıf olsun. Ne kadar uyanık olursa olsun gaflet ve dalalet maalesef insan kulaklarını sağır, gözlerini kör ediyor. Nefis sadece duymak ve görmek istediğine odaklanıyor dolayısı ile akli değil nefsi düşünüyor. Devlet adamlığı zamanın her anını dolu dolu geçirmek meselelere hakim olmak ve anında çözüm üretmektir, bu ilim, bilgi ve beceri ile mümkündür, sayının ehemmiyeti yoktur mesele çevrede etki ve tepki yaratarak oluşan kuvveti kendi lehine çevirme maharetidir.
Tarih bir takım olayları ve şahsiyetleri hasıl olan hadiseler üzerinden değerlendirir, her ne kadar bazı asparagas tarihçiler abartsalarda gerçekler gizlenemez. Birçok devlet adamı değişik ülkeleri ziyaret etmiş ama asla turistik gezi yapmamıştır, o ülkenin endüstri, sanayisi, ekonomisi velhasıl gelişimi ile ilgili bilgi almış ve uygun olanları hayata geçirmiştir. Ülke sorunlarını mecrasında değil de dışarıda ararsak çözüm değil taklitçilik olur oda uluslararası düzeyde rağbet görmez. Elbette ilim nerede olursa olsun almamız şart fakat taklit değil ülkemizin hayat tarzına uygun güncellemeler yaparak daha ileri safhalara aktarmamız gerekir.
Uluslararası düzeyde varlığını yitirmiş etkisini kaybetmiş ülkelere yapılacak seyahatler gelişme değil geri gitme, tökezleme manasına gelir, yıllar önce havacılık sanayiinde büyük atılım yapan ülkemiz maalesef emperyalistler tarafından baltalanmış ve gelişimi engellenmiştir. Bu 1960 yıllarda devrim arabalarında da sahneye çıkmış yerli uşakları vasıtasıyla sabote edilmiştir. Tarih bizlere büyük dersler vermiş onlardan istifade ederek geçmişte yapılan hataları bir daha tekerrür ettirmeden eksik kalanı tam etmeliyiz, bu yüzden benliğimizi Almanya, İngiltere velhasıl batıda aramamalıyız hele hele kara listede olan bir ülkede ekonomi dersi hiç almamalıyız. Kendi sorunlarına çözüm üretemeyenler yıllarca bağımlı yaşayanlar ne vakit başka ülkelere ders verir oldu. Batı yıllarca bağımlı olmuş fakat bugün ki kadar aşikar olmamıştı.
Şimdi geçmişte yapılan hataların bedelini halklarına ödetmektedirler, gece sokak aydınlatmaları kısıtlanır, ısınma belli derecenin üzerine çıkamaz, öyle ki banyo dahi yapmayın diyecek kadar ileri gitmektedirler ee bizim seyyah buralara gezi düzenleyerek birifinkler almakta, sormak lazım kendi meselelerini çözemeyenler başkalarının derdine merhem olabilir mi?
Aklı olanlar düşüne bilen canlılar bu hususu görmeden geçemez. Gezi düzenlersin ancak hangi sıfatla ve neye göre, devleti ali makamınız yok iktidar olma şansınız hiç yok, neyi nasıl neden çözeceksin bunların hepsi hayali. Bu seyahatin iktidar olduktan sonra vücut bulması aslında doğru olanı ama ne hikmettir mübarek sanki iktidar olmuş edasıyla ülke ülke geziyor.
Her zaman hatırlatırım bugün söylediklerin yarın senin karşına kurşun gibi gelir nerede ne söyleyeceğini hesap edeceksin aksi takdirde sözlerin altında kalırsın. Topluma yön verenlerin huzura çıktıkları vakit laf olsun beri gelsin tarzında hareket etmemeli yada başka bir deyimle günü kurtarma telaşına kapılmamalı.
Bugün yapacağınız her hareket ve olay yarın mutlaka önünüze müsbet veya menfi olarak çıkacaktır, yapacağınız faaliyetleri özenle ve itina ile seçerek bilgi aldıktan sonra icraata dökmelisiniz aksi takdirde saraya gidiyorum derken başka bir yerde soluk alırsınız .
Hadiselere objektif değil subjektif gözle bakmak devlet adamlığı vasfıdır aksi görüntüye aldanıp arkasındaki tehlikeye görememek ve tedbir almamak sadece bakar kördür. Batının desteğine muhtaç olmak onlardan isteklerde bulunmak acziyetin ta kendisidir, bu devlet adamlığına yakışmayan bir husustur. Bu gün sana yardım edenler yarın emirde verir.
‘’ İnsana, aradığı şeye bakarak değer biçilir’’
ALLAH’A EMANET OLUN/ Namık Gedik



Anneler Gününüz Kutlu Olsun
Mehter
Edep Yahu!
İyi İnsan Kimdir?
Toprağın Altındaki Altın mı, Üstündeki Hayat mı?
