‘’Hiç bir feryat sizi uyandıramıyor, tehlikeyi anlamanızı temin etmiyor. Yaklaşan düşmanın ara sıra yumruğunu yiyor, hassas bir yerinize iğne batırılmış gibi şöyle bir sıçrıyor, şaşkın şaşkın bakıyor ve sonra sayın başınızı yastığa gömüyorsunuz.’’ (G.Erdem)
Bir nesnenin, canlının, eşyanın beğenilip beğenilmemesi, yada aşırı ısrara türlü bahaneler uydurarak olumsuz cevaplarlar verilmesi. Beğenmediği bir durumda karşı tarafa açık ve net itiraz etme yerine yumurtaya kulp takarcasına türlü bahanelerle reddetmek.
İnsanoğlu canlıların en zekisidir, melekte olabilir, şeytanda bu vasıf hiç bir başka canlıda yoktur, ancak tabii ki insanı kamil olabilmesi için ahlaklı, dürüst, liyakatli olması onun müspet insan olduğunu yani melekler sınıfına girdiğinin ispatıdır. Bir olayda niçinler, nedenler, sebepler sorulur, şayet karşıdakinin kafasına yatmazsa kırılacak, birilerini üzmeden tatlı yalanlarla kendini kurtarmaya çalışır.
Günümüzde alim, bilgili, toplum üzeri bir çok kişilik türedi, bir araya gelince hükümet kuruyorlar yıkıyorlar, konuşmalarına delillerle karşı cevap verildiği vakit seninle tartışmaktan kaçınıyorlar, aslında gerçeklerden kaçarak akıllarına yerleştirdikleri kurgulamaları doğru olarak görüyorlar ve muhalefet edilmesinden rahatsızlar.
Hadiseleri araştırmak ve savunmak, insanlara iletmek asli vazifemizdir, bunlar devleti idare eden makam sahipleri sanki hesap yapmasını bilmiyormuş hissiyatı vererek kendilerini onlardan üstün görüyorlar. Bir cemiyette iki kişi konuşuyor aralarında hükümetin icraatlarını en üst perdeden konuşarak hiç olmayacak kelimeler sarf ediyorlar. Efendim hükümet tehdit edilmiş, cumhur ittifakı bileşenleri bölücü başından korkmuş, dışarıdan yapılan baskılar sebebi ile bu süreci başlatmışlar. Hey hat bilgisiz alim olmak bu olsa gerek, gelişen teknolojik veriler bir tuşla bizlere neyin ne olduğunu dökümanları ile önümüze sermektedir, yeter ki bizler üşenmeyelim araştırarak doğruya bulalım.
Bir soru üzerine belgelerle açıklama yapınca siz doğrusunu bilirsiniz cevabını vermekteler, o vakit neden bilgi ve belgesi olanlara itibar edilmiyor. Bu tip kişiler toplum içerisinde şizofren hastalığı olarak tanımlanır. Ülkemizin bulunduğu coğrafya, çevremizdeki komşular ve cereyan eden hadiselerin sonuçlarını okumak ancak akil insanların işidir, gündemi takip edip o doğrultuda hareket eden idareciler devlet adamı sıfatına haiz olur, meydana gelen hadiselerden bi haber olmak dünya ile irtibatını kesmek demektir. 1963-64 yıllarında malum Kıbrıs’ta patlak veren terör oradaki soydaşlarımızın canını çok yaktı, Türkiye neden hemen müdahale edemedi?
Tam 10 yıl beklendi öyle ya askeri gönderirsin savaşır, düz mantık olarak bu evet doğru, ancak lojistik, teçhizat buna uygun muydu, bu meseleyi yıllar sonra bizlere izah ettiler, gerekli donanım olmadığı için sadece hava unsurları ile kısıtlı müdahale edildi ancak 10 yıl sonra çıkartma yapılarak zulme son verildi, çünkü ordu savaş kabiliyetini artırmış eksiklerini gidermişti.
Bugün bazı hadiselerin cereyan etmesi gelecekte muhtemel saldırılara hazırlık niteliği taşımaktadır, terörsüz Türkiye bu sebepten önem arz etmektedir, iç cephenin tesisi çok önemlidir.
Tarihin derinliklerine bakalım Orta Asya’dan Anadolu’ya kadar gelebilmek ve tutunmak iç cephenin bir ve beraber olmasından kaynaklanmıştır. Fetret devrinde dağılan birliğin sağlanması çevredeki düşman unsurların bertaraf edilmesi ile batıya yöneliş başlamıştır, daha öncesi iç karışıklık seferlere mani olacağından önce doğu sonra batı planlanmış ve başarılı olunmuştur. Terörsüz Türkiye belki birilerini rahatsız edebilir mesele oy kaygısı, devletin geleceği, ileriki yıllarda payidar olabilmesi ancak iç huzurun tesisinden geçer. Daha fazla kan dökülmesin, ekonomik yönden rahatlama, doğudaki vatandaşların rahat hareketi, bu planın doğru uygulamasından geçmektedir. Yanlış olanı birlikte haykıralım, doğruyu da savunalım nihayetinde Türk milletinin beka sorunudur.
Çarşıda pazarda, sağda, solda ahkam kesenler önce okumayı, araştırmayı daha sonra muhakeme yapmayı öğrenmeleri şarttır, gerçek vatanseverlikte budur.
Dün köprülere, barajlara, bugün üretilen füzelere ve denemelerine karşı çıkanlar acaba hiç fırlatma yapılırken gözlemde bulundular mı, bunu söyleyen birde siyasetçi olunca insan düşünmeden edemiyor, acaba yarın iktidar olursa gerçekten kafalarında kurguladıkları ve söyleme döktükleri düşünceleri uygulayacaklar mı?
Bugün halkın arasına trollerini yayıp dezenformasyon yapanlar, ülke zor durumda kaldığında cepheye gidecekler mi?
Asla, beyinlerinde vatan sevgisi taşıyanların işidir bu. Çevremizi kurtlar sofrası olarak algılayalım, duygusal düşüncelerden sıyrılalım, reel gerçekleri görelim, bu doğrultuda atılan adımları destekleyelim, bahaneler uydurarak, muhalefet etmeyelim.
Doğru tekdir, kim söylerse söylesin, istediğimiz kadar asparagas haber üretelim, bir gün mutlaka bu durumla yüzleşeceğiz, zaman varken devletin ve iktidarın doğrularına bahanesiz destek verelim ki ileriki zamanlarda eyvah demeyelim, yumurtaya kulp takanlar, sonra acı biberi bal diye yerler.
‘’ Her gördüğün insana karakter yüklemeyin, bırakın karakterini kendi belli etsin! Küpü kırıp içine bakmaya gerek yok, mutlak bir yerden sızıntı verecektir.’’ (S.Şirazi)
ALLAH’A EMANET OLUN
Namık GEDİK



Anneler Gününüz Kutlu Olsun
Mehter
Edep Yahu!
İyi İnsan Kimdir?
Toprağın Altındaki Altın mı, Üstündeki Hayat mı?
