Bir video düşünün…
Kamera açık.
Sokak “samimi”.
Siyaset “halkın içinde”.
Belediye başkanı gülümsüyor.
Sosyal medya için içerik çekiliyor.
Ve o an…
Kalabalığın içinden yaşlı bir adam çıkıyor.
27 yıl kepçe operatörlüğü yapmış bir emekli.
Ne makam istiyor…
Ne torpil…
Ne ayrıcalık…
Sadece tek bir cümle:
“Bana bir iş verir misiniz?”
Bu cümle, bir iş talebi değil.
Bu cümle, bir ülkenin özeti.
Bir maaşın yetmediği, bir ömrün yetmediği, bir emekliliğin “dinlenme” değil “yeniden başlama” olduğu gerçeği.
Ve cevap geliyor…
Sosyal medya kamerasının önünde, halkın içinde, gülümseyen bir yüzle:
“Artık senin vaktin geçmiş… Umre’ye git… Ulu Camii’nin şadırvanında otur…”
Durun.
Bir saniye burada duralım.
Çünkü mesele bir söz değil artık.
Mesele bir bakış biçimi.
Tokun aça nasihati
Tasavvuf bize “sabır” der…
Ama aynı tasavvuf bize şunu da fısıldar:
Açın karnı doymadan gönlü açılmaz.
Yunus Emre’nin diliyle:
“Bir açın karnı doymadan, bin hutbe etmez tesir.”
Çünkü boş midede hikmet ağır gelir.
Faturası ödenmemiş bir evde nasihat yankı yapmaz.
Emekli pazarda fiyat hesaplıyorsa…
O adamın zihni şadırvanda değil, raftaki etikettedir.
Sosyal devlet mi, sosyal video mu?
Bugün siyaset biraz değişti.
Hizmet üretmek kadar, “görünmek” de önemli.
Belediye başkanları artık sadece yönetmiyor…
Aynı zamanda içerik üretiyor.
Ama sokak bazen senaryoyu bozuyor.
Bir emekli çıkıyor…
Ve tüm kurguyu tek cümlede yıkıyor.
Asıl kırılma burada başlıyor
Çünkü mesele şu değil:
“Umre kötü mü?”
“Cami yanlış mı?”
Hayır.
Asıl mesele şu:
Aç insana önce ekmek mi veriyorsun, öğüt mü?
Çünkü açlık, öğüt dinlemez.
Yoksulluk, metafor kaldırmaz.
Hayat, reel yaşanır.
Devletin hafızası nerede başlar?
Hz. Ömer’in adalet anlayışı hâlâ burada yankılanır:
“Fırat kıyısında bir koyun aç kalsa hesabı benden sorulur.”
Bugün ise…
Bir emekli iş istiyor.
Ama karşısına “manevi tavsiye” çıkıyor.
İşte burada siyaset değil, vicdan konuşur.
Kapanış
O video bir gün silinecek.
Algoritmalar unutacak.
Sosyal medya akışı onu aşağıya itecek.
Ama o cümle kalacak:
“Bana bir iş verir misiniz?”
Ve ona verilen cevap da…
Bu toplumun aynasında uzun süre duracak.
Çünkü bazı cümleler konuşulmaz…
Tarihe kazınır.
— İbrahim Küçüker



Kaderin Geri Vermediği Şeyler
Küçük İnsanlar
Babam ve Als Farkındalık Günü
Toplum Nasıl Duyarsızlaştırılır?
Parazit
