Mersin Büyükşehir Belediyesi aşevinde dağıtılan yemekten koşu atına ait bir çip çıkması, Türkiye’de yeni bir tartışmayı başlattı.
“Millete at eti yedirdiler!”
Peki gerçekten sorun bu mu?
Önce açık konuşalım.
İslam fıkhına göre at eti haram mı?
Mezheplere bakalım:
Şafi mezhebi: Helal
Hanbeli mezhebi: Helal
Maliki mezhebi: Helal
Hanefi mezhebi: Haram değil, mekruh
Yani fıkıh kitaplarına baktığınızda açık bir gerçek var:
At eti haram değildir.
Bugün Türkiye’de fetva kaynaklarının büyük kısmı da aynı görüşü dile getirir.
Diyanet’in açıklamalarında da at etinin haram olmadığı ifade edilir.
Ama işte burada büyük bir çelişki başlıyor.
Eğer at eti helalse,
kasapta, mezbahada veya bir yemekte at eti çıktığında neden kıyamet kopuyor?
Niye insanlar bir anda panik oluyor?
“Eyvah! At eti yemişiz!”
Peki madem haram değil,
neden bu kadar korkuyorsunuz?
İşin başka bir boyutu daha var.
Orta Asya’daki Türk toplulukları — Kırgızlar, Kazaklar, Özbekler —
yüzyıllardır at eti yer.
Hatta onlar için at eti sıradan bir yemek değil,
misafire sunulan saygın bir ikramdır.
Türk dünyasının bazı sofralarında en değerli yemeklerden biri at etidir.
Şimdi insan ister istemez şu soruyu soruyor:
Acaba biz bugün at etine “helal” derken gerçekten fıkhın hükmünü mü söylüyoruz,
yoksa Türk dünyasındaki kardeşlerimiz alınmasın diye mi bu kadar rahat konuşuyoruz?
Eğer gerçekten helalse,
o zaman Türkiye’de at eti skandalı diye bir şey neden var?
Helal olan bir gıda nasıl oluyor da skandal sayılıyor?
Daha acısı şu:
Türkiye’de zaman zaman ele geçirilen tonlarca at eti imha ediliyor.
Yani helal denilen bir nimet toprağa gömülüyor.
Şimdi burada daha açık bir soru sormak gerekiyor:
Eğer at eti helalse, onu israf etmeyin; insanlara helalinden yedirin. Helal bir şeyi israf etmek haramdır…
Yok eğer haramsa, o zaman Türk kardeşlerimiz olan Kırgızlara ve Kazaklara da açıkça söyleyin: “Bu haramdır, yemeyin.”
Ama görünen o ki biz ikisini de yapmıyoruz.
Ne net bir şekilde helal diyebiliyoruz,
ne de haram diyebiliyoruz.
Bir yanda fetvalar…
Öte yanda toplumsal refleksler…
Bir yanda “helal” diyenler…
Öte yanda “skandal” diye ayağa kalkanlar…
Sonuçta ortaya çıkan şey ise büyük bir zihinsel çelişki.
O halde soruyu açık soralım:
At eti mi problem?
Yoksa
bizim kendi inancımızla yüzleşemememiz mi?
Şimdi cevap verme sırası sizde:
Ey Diyanet…
Ey fetva makamları…
Ey müminler…



Karadeniz’de Bir Gönül Coğrafyası: Aybastı
Görgü
Gösteriş mi, Yalınlık mı?
Bir Öğretmen Öldürüldü
Siyasi Aksiyon
