Türkçülük

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

‘’Türklük bedenimiz İslamiyet ruhumuzdur, ruhsuz beden cesettir.’’ (A.Türkeş )

 Nedir, ne değildir, kimler Türkçüdür, bu vasıfları taşıyanlar hangi karakteristik özellikleri benliklerinde barındırmalıdır. Türkçüyüm demek söylemlerle oluyor mu?

Öyle ise dilin kemiği yok sözle peynir gemisi yürütülür, var olmayanı, bedeninde ve ruhunda hissetmeyip yaşamayanlara itibar edilmemeli. Biyolojik Türk olmak, ruhen hissetmemek elbiseye benzer çıkarttığın vakit o vasıf yok olur.

 Cismen bir soya mensup olabilirsin, ancak o soyun karakteristik özelliklerini benimseyip yaşatırsan o vakit mensubiyetin tescillenmiş olur, yoksa soya çeken çok insan mevcuttur, ancak aidiyet duygusu ile yaşamıyor, yaşatmıyor, kendi benliğini başka fikir ve inanç sisteminin içerisinde arıyorsa onun bağı sadece isim olarak kalır, zamanla o da asimile olur başkalaşır.

Yeryüzünde geçmişin ışığı altında insanlık tarihinin belgelenmesi ile birçok kavmin yaşadığı ancak bunlar içerisinde milletinin karakteristik özelliklerini bozmadan üzerine ilaveler inşa ederek güncellemişler, bugünlere gelenler mevcut, ancak Kişisel çıkarlar, aşırı arzu ve istekler, savurganlıklar birçok milleti yeryüzünden silmiş sadece geçmişte böyle bir uygarlık yaşamış diyebiliyoruz.

Türk milleti 5000 yıldır yeryüzünün çeşitli bölgelerinde hayatlarına devam etmekteler ve asla asimile olmayıp daima isimlerinden söz ettirmektedirler.

Bugün 1 asır Sovyet mezalimi altında inim inleyen, milli gelenek ve göreneklerini icra edemeyen, ancak gizli, gizli uygulayan Türk milletinin Asya’daki fertleri, Sovyetlerin dağılması ile varlıklarını sürdürecek kapasiteye haiz olduklarından bocalama devri yaşamamışlar ancak ülkemiz idareciler tarafından yanlış yorumlar yapılmış, ikazlar üzerine sahip çıkılmıştır. Dün yüzüne bakmadıkları, kabullenmedikleri devletleri bir bir ziyaret için sıraya girdiler.

Türkçülük söz konusu olduğu vakit ırkçılık diye salyalarını akıtanlar, baskı yapanlar, insanları yargılayanlar gelecekte hedefi ve ülküsü olmayan batının maşaları, devşirmeler. Siyasi yelpazede birçok kişi ve kuruluş bu konuda söylemlerde varlar, ancak iş tatbikata gelince meydandan toz duman oluyor, karşı çıkanlarla birlik oluyorlar.

Türkçülük nedir?

‘’Türkçülük bir ülküdür. Ülküler, milletlerin manevi gıdasıdır. Ülküsüz milletlerin en talihlisi dahi silik ve sönük kalmaya mahkumdur. Eğer bu millet talihli değilse, onun sonucu yenilmek, ezilmek, hatta yok olmaktır. Türkçülük büyük Türkeli’nde Türk uruğunun kayıtsız şartsız hakimiyeti ve bağımsızlığı ile Türklüğün her yönden bütün milletlerden ileri ve üstün olma ülküsüdür.’’ (Atsız Türk ülküsü sayfa 32)

‘’ Türkçü hiç şüphesiz, Türkten. Fakat her Türk-çüyüm diyen Türkçü değildir. Samimi olması ve Türkçülüğün şartlarına uyması lazımdır.’’ (Atsız Türk ülküsü 40)

 Türk gelenek, görenek ve ahlakına haiz olması, kayıtsız şartsız milletin menfaatini gözetmesi ve o doğrultuda faaliyet göstermesi şarttır, yeri ve zamanı geldiğinde gözünü daldan budaktan sakınmaması gerekir. Toplum içerisinde yüklenmiş olduğu misyonu en iyi şekilde temsil etmek gayretinden bir an dahi geri kalmamalıdır, gurur, kibir, haset, ahlaksızlık, menfaatçilik asla olamaz yapanlarda her ne kadar fiziken Türk olsa da evrimleşmiş Türklüğünü yitirmiş asimile olmuş demektir. Geçmişte kendilerini Türk olarak adlandıran bir kaç sefil bankaları soymak, askere silah çekmek, adam kaçırmak, kurtarılmış bölgeler yaratarak devlete karşı olmak, ne kadar düşman dış güçler var ise onların himayelerinde devletin temeline dinamik koymaktan bir an bile tereddüt etmemişlerdir. Türk’ün birliğine kastetmişler, dilini, tarihini, kültürünü geçmişten kopararak dış Türklerle olan iletişimi kesmişler, isimlerini dahi asimile etmişlerdir. Yine de temeli sağlam olan asil Türk milleti bağlarından koparılamamıştır, evet yozlaştırılmış ancak asla benliğini unutmamış yeniden küllerinden doğmuştur.

Bugün yaşanılan tablo karşısında susup sözde Türkçülük yapanlar sadece ve sadece türbinlere oynamaktalar. Şayet başarılı olurlarsa baltalamak, birliği sekteye uğratmak için ellerinden geleni yapacaklardır.

Bunun en güzel öğreneği Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bastırmış olduğu Bozkurt’lu banknotları değiştirilmesi, ezanı Türkçe okutarak sanki Türkçü imiş imajı vererek Boraltan faciasını yaşatmış, 1944 Türkçüleri tutuklatmış hücrelerde işkencelere maruz bırakılmıştır, bunları yapanda sözde Türk, fakat fiziken, ruhen hain.

Başka ülkelerin rejimlerine özenen, o uğurda faaliyet gösteren ancak her yerde ‘’Bağımsız Türkiye’’ naraları atanlar Çin’in, moskofun güdümünde hareket etmişler velhasıl Türklüklerini yitirmişlerdir.

Türkçü ülkesini hiç bir şarta bağlamadan sever, devleti işkenceler yapsada yine de ülkesini emperyalistlere şikayet etmez, bunun en güzel örneği 80 ihtilali ile ülkücülere haksız yapılan iftiralarla işkenceler, berat etmelerine rağmen asla devletine küsmemiştir. Oysa dış güdümlü sol her fırsatta AB ve ABD ye şikayet etmişlerdir, bunun en yakın ve canlı örneği Özgür Özel’in devleti İngilizlere şikayeti ve yardım istemesidir. Ne güzel demiş atalarımız ‘’ yardım almaya alışanlar, emir almaya da alışır.’’

Türkçü devletinin onurunu, haysiyetini, şerefini koruyandır, işte bir örneği ‘’İncili kaftan: ‘’ Muhsin Çelebi, Şah İsmail’e elçi olarak gider, aşağılamak için ayakta bekletirler, ancak çelebi kendi parası ile yaptırttığı incili kaftanı yere serer bağdaş kurar oturur, şah onca para verilmiş kaftan yere serilir mi der.

Çelebi: ‘’ Devletimin şerefini, itibarını temsil eden bir kaftan benim şahsi makamın veya elbisem olamaz o padişahımın onurunu yansıtır.  Oturduğum yer makamdır: benim için değerlidir.’’

 Şimdi kendini Türkçü ilan edenler bu hikayeden kıssa alsınlar, maneviyatı eksik, menfaati her daim ön planda tutanlar, makam ve mevki için fikirlerini satanlar, dün ülkücüyüm deyip evrimleşip sol örgütlere katılanlar, üzerlerinde halen o sıfatı kullananlar, şu tariflerin hangisine uyuyorsunuz? Kendinizi sorgulayın. Dün bu uğurda şehit ve gazi olanları hatırlayın o sizin güle oynaya gittiğiniz vatan hainleri tarafından hayattan koparıldılar. Unutmayın Türkçülüğün menbağı Ülkücü hareket ve MHP’ dir.

‘’ Doğuşumdaki tek olağanüstülük Türk olarak dünyaya gelebilmemdir.’’ (M.K.ATATÜRK)

                                    ALLAH’A EMANET OLUN

                                                                                              Namık GEDİK

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir