Bunlar adam değil yaban kırığı
Hedefe ulaşmaz taban kırığı
Demirci artığı çoban kırığı
Yol bilmezse yol verdiydim bir zaman
Çile aslında zorluk, zahmet ve ızdırap çekilmesine denir, fakat öyle bir başka boyutu var ki, tarifi bir çok anlam ifade edebilir. Bizim bahsettiğimiz aşığın, maşuka olan düşkünlüğü, her ne kadar bu yolda türlü engellere rağmen hedefe yürümesi, azim ve kararlılığın ifadesidir. Aç kalsa da, susuz kalsa da cebinde beş parası olmasa da o başka bir duygu, ancak yaşamakla anlaşılır.
Hayat iniş ve çıkışlarla doludur, kimisi günlük hesap yaparak yaşar, kimisi de yarını ve sonrasını hesap ederek, hayatın akışını ona göre planlar ve idame eder. Bu zaman dilimi içerisinde, elbette kolaylıklar olduğu gibi, karşına engeller ve zorluklar çıkacak, belki çok büyük sıkıntılara gark olacak, fakat aşıksan bu çileye talip olmuşsun demektir.
Elbette zamanın ve hayatın her evresinde, kural ve kaideler mevcuttur, olmaması mümkün değil, o kural ve kaideler insanı arzu ettiği vuslata erdirecektir, yeter ki inansın ve kararlı olsun.
Gerek hayatın, gerekse oluşturulan eserlerin, mutlaka sağlam kaideleri vardır, aksi takdirde hafif bir darbe ile yerle yeksan olur.
İnşaa edilen binaların en önemli yeri temelidir, sağlam temel üzerine inşaa edilecek yapı kolon ve kirişleri ölçü ve nizama uygun olursa işte o zaman mükemmel bir eser meydana çıkar, emin ve güven veren huzurlu bir yaşam ortaya çıkar.
Hayat bazen acımasız olduğu gibi, onu acımasız hale getiren yön ve şekil veren insanın içindeki nefsi arzularıdır. Öyle bir hal alır ki düşüncelerin ötesinde başarılı olmak ve istediğine ulaşmak için araçlar kullanır, sinsi ve tehlikelidir. Başarıyı yakalamak için hedefe ulaşacak her yolu mübah sayar, yoluna çıkacak iyi ve kötüyü birlikte yok etmeye çalışır. İnsanı ancak üç şekilde tanırsın ‘’Hz. Ömer’e camide, mescitte çok takva / muttaki ALLAH ,tan korkan insanlar gördük, HZ Ömer o takva sahibi dediğiniz –insanlarla hiç alış veriş yaptınız mı?
Yapmadık demişler,
Onlarla yolculuk yaptınızmı?
Hayır yapmadık demişler,
Peki onlarla komşuluk / arkadaşlık yaptınızmı buyurmuş,
Hayır yapmadık demişler,
‘’ Ha öyle mi?
Demek siz onları mescitte boyun sallarken gördünüz, dikkat edin takva boyun sallamakla değildir’’ mesele bu kıssadan hissemize düşeni almaktır.
Hayatın akışı içerisinde etrafımızdaki insanlara bakış açımız oluşacak çirkini, kötüyü ve karanlık zihniyeti iyi tahlil edebilelim. Ellerinden tutup yücelmeye gayret ettiğimiz, makam verdiğimiz kişilik bozukluğu var olan bu nefis budalalarını yaftalayıp, paye verip pazara sürmeyelim, zira bu Müslüman mahallesinde salyangoz satmaya benzer.
Ne demiş Atatürk ‘’ Efendiler, sırası gelmişken, aziz milletime şunu tavsiye ederim ki, bağrında yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki öz cevheri çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an geri kalmasın!’’
Yukarıda bahsetmiştik inşaa edilen bir binanın temeli ve ona bağlı kolon ve kirişleri ziyadesi ile sağlam olalım ki, en ufak sarsıntıda devrilmesin, bu unsurlardan emin olunduktan sora etrafını kapatabilirsiniz, ancak sadece birinin yeteri kadar sağlam olması ötekilerinde sağlam olacağı hissi uyandırmasın.
İnsan aklının değil de nefsinin hükmü doğrultusunda, türlü hile ile makam ve mevki sahibi oluyorlar, bazen de şirinlikler yaparak arzu ve isteklerini elde ediyorlar, ancak unuttukları bir durum var bazen giyilen elbise bedene ya dar geliyor ,yada bol , hani koltuğa oturmakla makam sahibi olunmuyor ne demiş Yunus Emre ‘’ eşek derviş olmaz odun çekmekle tekkeye … “… deve hacı olmaz gidip gelmekle Mekke’ye”
Yaşanılan olaylardan ders çıkartmayanlar ve onlara paye verenlerin gözleri görmez, kulakları sağır olmuş.
Milli ve manevi meselelerde liyakat sahibi kişileri vazifelendirmek, hizmet ehli yapmak, makam ve mevki dağıtanların asli vazifesidir, yapılan her yanlış hanesine günah olarak geçecek, her doğruda sevap olarak işlenecektir.
Görev alanlar arkalarında binlerce şehit, gazi, dul ve yetimin olduğunu bilecek, o doğrultuda hizmet edecektir.
Dünü karanlık olanların yarına umut olması mümkün değildir, her kapıda bir nefes alıp sonrada terk edenin yarın aynısını tekerrür ettirmeyeceğinin garantisini kim verecek.
Cumhur ittifakı kurulduğu vakit oy atalım mı, atmayalım mı tartışması oluştu, genel merkezimizden bir yetkiliye konuyu açtık güven nasıl olacak ya yine çözüm süreci derlerse. Cevap Bu konunun teminatı Dr. Devlet Bahçeli’dir deyince söylenecek söz kalmamıştır ve gönül rahatlığı ile oyumuzu kullandık.
Makam ve mevkilerde her insanı oturtursunuz ancak koltuk dolmayabilir, bizim makamlarımızı oturacak olanların önce ahlaki duruşu ve ilkeleri olacaktır buda 9 ışıkta belirtilmiştir. Hayat felsefesi bu olmak zorundadır, zikzaklı değil, ok gibi doğru olmak zorundadır çünkü temsil edilen makam şehidi, gazisi, dulu, yetimi olan bir harekettir. Rahmetli Başbuğ’u havalimanında karşıladık il ocak başkanına ‘’ oğlum ilçe ocaklara atanacak başkanları iyi seç’’ demişti.
‘’ ‘Bir kimsenin kıldığı namaz, tuttuğu oruç sizi aldatmasın!’ Kişi hayatından öncelik sırası olarak neye ehemmiyet veriyor ise kişiliği de o minvalde ölçülür. İşte Hz. Ömer’den -radıyallâhu anh- bir nasihat…
Ders alınması gereken yerden istifade ederek öğrenmek ve öğretmek her TÜRK insanının vazifesidir şayet kendini bu milletin ferdi evladı sayıyorsa ‘’ Emirlere mutlak itaat lâzımdır. Laubali, gevşek, disiplinsiz, metotsuz kimselerle dâvamız yürümez. Her şeyde örnek olmak lâzımdır.
Başka söze hacet yoktur sanırım alınması gerekeni alacağız, duracağımız yeri bileceğiz, zira bu hareket dualı ve beddualıdır.
Selam olsun gönül dostlarına,Selam olsun Gönül erlerine.
Gönülleri birleşenler! Selam sizlere!
Uzaklarda dertleşenler! Selam sizlere!
Selam sana hücrelerde benzi solan genç!
Selam sana ey yılları heba olan genç!
ALLAH’A EMANET OLUN / Namık Gedik



Anneler Gününüz Kutlu Olsun
Mehter
Edep Yahu!
İyi İnsan Kimdir?
Toprağın Altındaki Altın mı, Üstündeki Hayat mı?
