Toplumun ahenk ve düzenini bozacak hareket ve tavırları sergileyenler, hangi konumda olursa olsun, her devirde aykırı hareket etmeyi, kaos oluşturarak, gerilim ve sitresli bir zaman yaratma gayreti ile kendi egolarını tatmin ettikleri gibi, kargaşaya sebebiyet vermekteler. Kullanılan malzeme bol olunca afişe olmaları uzun sürmüyor.
Aleni olarak söylenen, doğruluğunu üstüne basa, basa meydanlarda, basında ve yayında yalan olduğunu bile, bile topluma aksettirmesi büyük ustalığın tazahürü olarak sahnede yerini almakta.
Aldıkları cezalara rağmen milletin gözünün içine bakarak yalanları sıralamaktalar. FETÖ terör örgütünün delilleri ile aleni olması dahi bunları tatmin etmiyor.
Hain, haindir başka tarifi ve izahı yoktur. Suç unsuru tespit edilmiş ve resmi kurumlardan atılmış olanları tekrar işe başlatma fikri hangi gerekçe ve mahkeme kararı ile mümkün, bu şehitlerimize ve ailelerine büyük hakaret, sınır ötesinde ve dağda mücadele eden vatan evlatlarına ihanettir, yapılan mücadeleyi sabote etmektir.
Bu hadiselerin iyi niyetli olarak algılanması hiç bir devir ve devlette görülmemiştir, Mehmetçiği ve güvenlik güçlerini şehit eden hainlerin cenazesine katılmak, onlara övgüler yapmak ve de bunların devletin ve milletin temsilcisi ve vekili olması can sıkıcı ve iç acıtıcı bir hadisedir.
Anayasaya bir madde ilave edilerek bu ve benzeri olaylarda yer alan, destekleyenlerin oylama yapılmaksızın olayın delillerinin sabit olması halinde, her kim olursa olsun dokunulmazlığı otomatik kalkmalıdır, bunun bu şekilde düzenlenmesi dağda, sınır ötesinde ve içeride görev ifa eden silahlı kuvvet mensuplarını ve güvenlik güçlerini rahatlatacak daha emin ve güvenli hizmet verecektir, bilhassa bu mücadelede şehit düşenlerin yakınları bir nebzede olsa gönüllerine su serpecektir.
Bu konu milli bir görevdir, destek vermeyenlerde aynı katagoride değerlendirilmelidir.
Şu an ki hali insanımızın canı yanıyor, sinirleri alt üst oluyor, bunların devletin resmi organlarında makam ve mevkii sahibi olmaları ve bir daha o kürsüden salya akıtmaları önlenmelidir, bu kabullenilecek bir husus değildir. Bir an önce bu düzenlemeler yapılarak art niyetli olanlar temizlenmelidir.
İçimizde bulunan hainlerin faaliyetleri demokrasi olgusu ve hürriyet değildir, hangi devlette asiler ve isyan edenler demokrat olarak algılanmaktadır, bizim ülkemizin dışında var olan bir başka devlet var mı? Demokrasi havarisi kesilen batı devletleri güvenlik güçlerinin davranış ve hareketleri demokratik mi yoksa oligark mı bunu incelemek gerek.
Hani devamlı dünyaya hürriyet nutukları atan kendilerini dışarıya öyle tanımlayan bu altı Kasımpaşa, üstü şişhane davranış biçimini iyi analiz etmek gerçeğin açığa çıkmasına sebep olacaktır.
Yıllarca dünyaya Komünizmin özgürlük, barış ve eşitlik olduğunu devamlı empoze edenler aslında gerçek yaşanan hayatta öyle olmadığı açık ve net aşikardır, işte düne kadar idol olarak gösterilen rejim son yıllarda artık kapitalizmin çerçevesine kendini katmıştır, fikirdaşlarının kendilerine kıble olarak seçtikleri yerlerin bir bir yıkılması, onlar için hayal kırıklığı olurken, kabullenmeme durumu zuhur etmiş, bu hususta tutunacak dal aramaktalar.
Gelişim ve demokrasiye açık olanlar şüphesiz çağın akışı içerisinde olması gereken yeri alır. Benliklerini kendi iç dinamitlerinde değil de dışarıda arayan ve o istikamette proğramlar hazırlayıp hayata geçirenler belli bir süre sonrası başkalaşır, mevcut varlıklarını yitirerek asimile olur ve kaybolur gider. Elbette her toplum gelişmeye ve yeniliklere açık olmalı, fakat temel prensiplerinden ve ananelerinden asla taviz vermemelidirler, bu esas telakki edilirse zamanla oturacak ve nihayetinde mükemmeli yakalayacaktır. Sistemli ve prensipli toplumlar hiç bir vakit kaybetmezler, daima önde olurlar ve direnç olarak sağlam hayat sürerler.
Teknolojiye ve gelişmeye açık olanların toplum prensip ve kararlarını mutlaka öğrenmeli ve uygulamalıdır. Uygulamalarda devletin zaafa düşürülmemesi en önemli hususdur.
Hayat tarzımızda mutlaka eksik ve yanlışlar olmuştur, olacaktır, mesele yanlış değil yeniliklere ve güncellenmeye, eleştirilmeye açık olmalı ki devlet yaşasın. Bu konuda görsel ve yazılı medya devamlı ön planda tutarak önemini göz önünde bulundurmalıdır.
Yanlışı kabul etmek büyük bir erdemliliktir, eleştiriye açık olmak elzemdir. Batılı bir çok ülke hürriyet ve demokrasi havarisi kesilmekte ancak tabiiki dedikleri gibi değil, mesela hali hazırda krallıkları duran ülkeler mevcut, düşünce özgürlüğü diyorlar ancak fikirlerini onların istemediği şekilde açıklarsan suç işlemiş oluyorsun, İsviçre’de ermeni soy kırımı yoktur demek gibi.
Sömüremedikleri ülkelere kendi fikir ve düşüncelerini enjekte edemedikleri vakit, global bir şekilde saldırarak baskı ve zorlamalarla istediklerini elde etmeye çalışıyorlar. Bu gün batı ülkelerinin ülkemiz üzerinde oynadıkları oyun bunun tezahüdür.
Gerek terörle, gerekse teknolojik imkanları kısıtlamak suretiyle köşeye sıkıştırıp kendi emellerini gerçekleştirme gayretindeler. Oysa ne söylemiş atalarımız ‘’ ”Kötü Komşu İnsanı Hacet Sahibi Eder” demişlerdir, gelinen noktada geçmişe nazaran teknolojide ve sanayide bayağı mesafe kat edildi, aslında bu bizi dışa bağımlılıktan, dolayısı ile de kullanılan ülke konumundan, kullanılamayan ülke konumuna getirdi.
Elbette eksik var olacak ama zaman içerisinde bütün eksiklikler giderilerek süper bir güç olacaktır. Mesele azim ve kararlılıktır.
Hayata ve geleceğe karamsar olmadan bakmak ve o istikamette yol almak olmalıdır, zira Müslümanlıkta karamsarlık yoktur. Sebepleri, niçinleri iyi analiz edip, o istikamette plan ve proğram hazırlayıp yürürlüğe koyarsak işte o vakit dosta güven, düşmana korku salarız, ‘’ güçlünün değil, haklının yanında duracağız.’’ Kendimizden emin, vakur, liyakatli bir biçimde göz önünde olup, kendimizi ispat edebilirsek o vakit başarı arkasından gelir.
‘’ Kendini okyanusta bir damla sanma, bir damlanın içinde kocaman bir okyanussun. (MEVLANA )
ALLAH’A EMANET OLUN /Namık Gedik



Anneler Gününüz Kutlu Olsun
Mehter
Edep Yahu!
İyi İnsan Kimdir?
Toprağın Altındaki Altın mı, Üstündeki Hayat mı?
