‘’Asla unutmamalısınız; bizim en büyük kuvvetimizi bugün de, yarın da dürüst, açık bir siyaset ve sözlerimize bağlılık oluşturacaktır’’ (M.K.A)
Bilgisizlik, bilgiden ve görgüden yoksun, öğrenme çabası olmayan, kulaktan duyumlarla, varsayımlarla hareket eden kimse. Araştırma, analiz yapabilme yetisini kaybedip kendini bilgili, alim sanan kimseler, etrafındakilere cahil olarak görürler. Tepeden bakmayı kendilerine düstur edinmişler.
Yıllarca bir mücadelenin içerisinde yoğrulduk, kimi zaman ateş çemberinin içinden geçtik, türlü badireler atlattık, sevdiğimiz, canımızı feda etmekten bir saniye dahi geri durmadığımız devletimiz bizleri sakıncalı ilan etti, bir dönem bu yafta ile yaşadık. Bu işin çilesini çekmeyen ve hiç bir sıkıntıya maruz kalmadan yurt dışında eğitim alıp ülkede siyaset yapanlar ve avaneleri kendilerini üstün görme gayreti içerisindeler. Mübarek sanki işkencelere maruz kalmış, rahat edememiş, çile çekmiş gibi ben dava adamıyım edasıyla fing atıyor, kimisi de kendilerine miras bırakılanları hovardaca heba ediyorlar.
Siyasetin doğasında var makam ve mevki sahibi olan bazı kimseler çevrelerine yüksekten bakıp, emirler yağdırmayı, kendi uhdelerin de yürünmesini, söyledikleri her fikrin doğruluğunu tasdik etmemizi arzu ediyorlar. Onların düşüncesi itibarı ile biz marabalar çok bilmeyen, konuşma yetisi olmayan, cahil cühelayız, bizlerin bilme hakkı veya söylem geliştirme hürriyetimiz yok.
Ağaçlar fidanken eğilir her türlü yöne istikamet verilir, ancak büyümüş ağaca şıvgının akıl verdiği nerede görülmüştür, bu baba olmamış veya anne olmamış birinden öğüt almaya benzer, hiçbir makam veya mevkii sokaktaki insanı hakir göremez, hele hele bu siyasiler olunca daha ince ve zarif düşünmek zorundadırlar, zira daima seçmene muhtaçtır. Bana beni anlatacak kişi önce yaşamış olduğumuz zaman dilimini içerisine sindirdikten sonra nutuk atmalı.
Görmediğini görmüş gibi izah edenler ballandıra, ballandıra sağda, solda, kahvede, sokakta anlatanlar bir gün birisinin çıkıp ah muhterem yaptığın siyaset basit ve misli geçmiş zaman ve o günlerde de yoktun, asparagas diyecekler. Belli bir fikrin savunucusuna düşüncelerin bayat, zamanın tegayyürüne uğramış dersen sana önce kendini tart sonra gel konuşalım der. Her daim izah etmeye gayret ediyorum, mesele ikbal değil manada pişen yıllarca özlemini çektiğimiz başarılması için gayret sarf ettiğimiz büyük fikrin mücadelesi, zaferidir.
Dünü yaşadık ve bugün geçmişten aldığımız dersle yolumuza revan olduk, bizler zamanında neler yaşandığını, söylemleri, nutukları çok iyi biliyoruz, belki diğer siyasi figürlerde hamaset vardır, menfaat ilk öncelikleridir, ama biz o düşünceli muhteremlerden çok çok ayrıyız, mesele uğruna can feda ettiğimiz davadır, sanmayın ki unuttuk asla yapılan hiçbir sıkıntıyı unutmadık, o bizi daha da şevklendirmektedir.
Üzüntüm hasbelkader bir zamanlar bu hareketin içinde vazife alıp başka yerlerde boy gösterenler ve sanki bizler cahilmişiz, bilgi yoksunu muamelesine maruz kalmaktayız, hiç bir canlıya tepeden bakmayın, zira her canlının kendine has meziyetleri, özellikleri, vazifeleri vardır bunu göz ardı etmeyelim. İnsana ufkunu açması için bilgi alma öğütü verilmiştir ve ‘’ Hikmet, değerli bilgiler müminin yitik malıdır, onu nerede bulursa almaya daha hak sahibibidir’’ ( Tirmizi, ilim 19; İbn Mace, Züht 17) Karar verirken kulaktan duyumlara veya kişilerin sözlerine değil onların yaşantılarına ve bulundukları yere göre değerlendirme yapmak aslolandır.
Hani derler ya her gördüğün sakallıyı hacı sanma, elini kaldırıp işaret yapan, kapı kulu olan, objektifi başka, supjektif başka olanlar her devirde vardır ve var olacak, bunların birbirlerinden ayırt edilmesi kalple dilin aynı ikrarda bulunması ile olur ki zaten bu tipler her ikisini de aynı düşüncenin içinde yoğuramaz, zira nefisleri ve eneleri buna asla müsaade etmez. Siyasi yelpazede geçmişi dolu, dolu yaşan dava arkadaşlarımın hangi siyasi partiye giderse gitsin daima mevkii verilir, mesele olduğun yerde sancağı bırakmadan, benliğini satmadan hiç bir menfaat gözetmeden kalabilmek.
Ben kızdım, paye verilmedi, sözüm dinlenmedi düşünceleri ile kulvar değiştirenler gittikleri yerde oranın adıyla anılsınlar, çünkü geçmişleri ile olan bağları kopmuştur. Bugüne kadar sadece ve sadece fikrimizin emrinde yürüdük asla nedamet duymadık. Bir sohbette Prof. Dr. Ruhi Ersoylu, ya her kez bir yerlere gidiyor bizde gidelim dediğimde ‘’ Sen dal değilsin köksün, hiç bir yere gidemezsin’’ evet dal, yaprak, meyve bir yerlere gider, aşı olur, ama kök yerinde kalır. Dünü bilmeyen bugünün kıymetini asla bilemez, çünkü geçmişi, geleceğe dair planı yoktur, günlük yaşar ve ölür.
Bu gün sahnelen siyaseti okuyamayanlar, söylemlerden paye alamayanlar, yarın için hiç bir etkide bulunamazlar, mesele idrak edip hisse çıkartabilmek. Kim kiminle neden, dün şakşakçılık yapıp bugün veryansın etmek ilkeli ve ahlaklı siyaset değildir. Zaman yanlışı görünce kaçıp başka yerlere sığınma ve oralardan geldiği yere salvo atanlar sadece ve sadece gizli olan yüzlerini sahneye sürmüşlerdir.
‘’ Cahillerin kalbi dudaklarında, alimlerin ağzı kalplerindedir’’ ( Hz.Ali)
Ramazanı şerifiniz mübarek olsun
ALLAH’A EMANET OLUN
Namık GEDİK



Anneler Gününüz Kutlu Olsun
Mehter
Edep Yahu!
İyi İnsan Kimdir?
Toprağın Altındaki Altın mı, Üstündeki Hayat mı?
