Neyim varsa birer birer
Tutup çarmıha gerdiler
Bozkurt’uma ‘it’ dediler
Kurdum… felaketim oldu.
12 aydan birinin adı, son bahar ayı ağaçların gazellerini döktüğü tabiatın sarı, yeşil renge boyandığı adına şarkılar şiirler yazıldığı ay. Bizim için hiç de öyle değil kara Eylül.
Birçok ruhun bedenden ayrıldığı, sevenlere hüzün, işkence ve matem yaşattığı, unutulmayan bir ay. Hiç birin de bu kadar üzülmedik, üzmediler ondan önceki ay adeta TÜRK ayı denilebilir çünkü büyük zaferler o ayda vuku bulmuş.
Devletin varlığı ve bağımsızlığı, gelecek nesillerin emperyalist ve komünistlerin hegomanyası altında hayatlarını sürdürmemeleri için bir nesil vatan, bayrak, din ve devlet için kendilerini feda ettiler. Emperyalizm istek ve arzularını dayattığı halde yaptırtamadığı, daha önceden tezgahladığı ve yavaş, yavaş tedavüle soktuğu yerli işbirlikçilerin kışkırtıcılığı neticesinde ülkede iç karışıklıklar ve kaos yaratarak nihayi olarak meydana gelen olaylar bahane edilerek maşalarına 12 eylül ihtilalini yaptırttılar.
10 yıllık bir zaman diliminde ajanları vasıtası ile ülkede terörü tırmandırılarak halkın hayat hakkını gasp ettirdiler, yaşam hakları ellerinden alındı, kaosun, kargaşanın hakimiyeti neticesinde yaptıracakları ihtilali haklı çıkartmak ve milletin desteğini arkalarına almak için, iç dinamitleri ateşlediler ve nihayetinde iktidara el konuldu. Bir gün önce sokakları kan gölüne çevirenler, bir gün sonra kayıplara karıştılar.
İhtilalin arkasından cunta mensupları il, il gezerek halka haklı olduklarını izah etme gayretinde oldular. Ordunun yönetime el koymadan önce sıkı yönetimde, terörün kol gezdiği sokaklarda asker yakaladığı insanları doğru kışlaya götürüyor, yüzü koyun yatırıyorlar bunlar askere silah çekti diyor ve oradaki subay yüzü koyun yatırtıyor, elleri ileri doğru uzattırıyor kürek kemiklerine postalla vuruyor ve 4 metre derinlikteki mahsene kapatıyor, belli bir zaman diliminde asker geliyor ne kadar tutuklu varsa haklarında tutanak tutuktan sonra serbest bırakılıyorlar, ancak 12 Eylül gecesi ne kadar hakkında tutanak tutulan insan varsa hepsini topladılar.
İhtilalin akabinde gençler askerlik şubesinden sülüs almağa gittiklerinde civarda toplanan organize edilmiş ahali gelen gençleri suçlu, suçsuz demeden bu benim evimi yaktı, gasp etti diyerek sorgusuz sualsiz tutuklattırıyor ve daha sonra hepsinin sicillerine işleniyor. Cunta hiç bir vakit seveni, sevmeyeni ayırt etmedi yani komünistle ülkücüyü aynı kefeye koydu, yapılan muammele eşit oldu dediler.
Ülkücüler aslında yüreklerinde Türk ve İslam sevdası yanan, buram, buram bayrak, vatan kokan, asla hainlik yapmayan, banka soymayan, resmi kurum ve kuruluşlara saldırmayan, aksine koruyan kollayanlardı. İhtilalin ihtiraslı uşağı sivrilmiş olan gençler hakkında fişleme yaparak ileride devlet kamu kurum ve kuruluşlarında iş alması önlenmiş oluyordu, velhasıl sakıncalı ilan ediliyorlardı.
Şube başkanı çok milliyetçi bir üsteğmendi bir gün yanına gittim askerlik için gerekli ilgiyi gösterdi biz askere gittik. Acemilik bitmeğe yakın bir gün bölük komutanı makamına çağırttı
-Ülkücümüsün
-Evet komutanım
-Seni kadro bırakacağım dedi. Tabii biz nasıl öğrenmiş, bilgi kaynağı kim bilemedik, ancak seçmelerde başarılı olmamıza rağmen kalacağız diye beklerken dağıtım çıktı. O gün 10 kişi idik, 9 nun sicili bozuk hepsi doğuya sürgün gitti. Sarıkamış’a vardığımızda depodan tüfek alırken bir çavuş ismimi seslendi benim dedim, bir odaya götürdü memleket sordu tam üç sefer İstanbul desem de elindeki kağıdı uzattı oku dedi ‘’ ülkü yolu derneği yöneticisidir, gizlilik dereceli yerlerde çalışması sakıncalıdır’’, çavuş Denizli ülkü yolu derneği sekreteri imiş yazıyı aldı alay S3 subayına götürdü değiştirdikten sonra beni yanına aldı.
Düşüne biliyormusunuz vatan sevdası ile yüreği dolu olan, memleketin komünist olmaması için mücadele eden vatan severleri komünistlerle aynı kefeye koymak.
Bu adalet değil ALLAH katında da bir tutmaz. ‘’ 256. Âyet-i Kerimesinde ise şöyle buyuruyor: “Dinde zorlama yoktur. İman ile küfür kesin olarak birbirinden ayrılmıştır.” (Bakara: 256) Bu bir kıstas elbette bunun gibi birçok hadise mevcut, izah etmek istediğim ihtilali yapanların vatanla veya milletle bir ilgileri yok, onlar ağ babalarının arzu istek ve emirlerini yerine getirdiler. Bir gece haber merkezine gizli bir evrak geldi açtım ‘’Konya/karaman ülkü yolu derneği başkanıdır ( serdar kaynaş) gizlilik dereceli yerlerde çalışması sakıncalıdır’’ Ermenek DEVSOL sorumlusunun bir klasör dosyası geldi ondada aynı yazı yazıyordu. Hadi bunlar terörist Ülkücülerde mi terörist, bir tutulur mu? Ne diyor ABD’ nin uşağı Mahkeme heyetinin, “Kamuoyunda bilinen şekliyle ‘adaletli olsun diye bir sağdan bir soldan astık’ cümlesi size mi ait” sorusuna ise Evren, “Evet söyledim” yanıtını verdi.
Heyetin, “Ne amaçla söylediniz? Adam asma eylemi bu kadar basite indirgenebilir mi?” demesi üzerine ise Evren, “Bitaraf olduğumuzu göstermek için yaptık. Sağ-sol demesinler diye taraf olmadığımızı göstermek için bir sağdan bir soldan, bir sağdan bir soldan, bir sağdan bir soldan.” dedi. Evren.
Zaman dilimi içerisinde memleketi ziyaret edişimde başka bilgiler edindim ve arkadaşlarım birer birer çıktılar, sohbet esnasında anlattılar birini paylaşacağım ‘’ Samsun yolu üzerinde karayolları 73. Şube bulunmakta tutukluları oraya götürüyorlar önce sopa sonra tuzlu su, bir gün arkadaşı polisler alıyor Tx 12 Renoy’la gece yarısı baraja orada araçtan dışarı çıkartıyorlar gidebilirsin diyorlar, ancak arkadaş kendini aracın içine atıyor, vuracaksanız burada vurun diyor’’ bunun gibi birçok hadisenin vukuu bulduğunu biliyorum, yaşayan arkadaşlarıda.
İhtilalin yıllar sonra kim tarafından yapıldığı ve hangi kitle hedef alındı bir bir ortaya çıktı.
‘’ 12 Eylül gecesi asker harekete geçmeden dakikalar önce, dönemin ABD Ankara Büyükelçiliği, darbeyi, Merkezi Haber Alma Ajansı (CIA) Türkiye Masası Şefi Paul Henze’ye “Bizim çocuklar başardı!” sözüyle duyurmuştu.’’ Gültekin Gazioğlu TÖBDER başkanı Önce tutuklandı sonra serbest kalır kalmaz ‘’ 12 Eylül 1980’den sonra yurt dışına çıktı.10 yıl süreyle yurttaşlık haklarından mahrum edildi.’’ Suçu sabit olduğu halde serbest bırakılıyor ve akabinde yurt dışına kaçıyor. 12eylül ihtilaline objektif olarak baktığımızda sanki devlet çökmüş cunta gelip kurtarmış havası verdirildi, ancak işin subjektif görünüşü öyle değil, adeta ülkücü kuruluşlar ve MHP üyleri ve yöneticileri yargılandı. Dışarıda çok az teşkilat mensubu kaldı onlarda ikametlerinde belli bir müddet kalamadılar, diğerleri tamamen suçlu suçsuz tutuklandı. Üzerinden yıllar geçti o kadar işkence hakarete maruz kalmaya ve suçsuz idamlara rağmen devletinden şikayetçi olmamışlardır. Neden birilerine şiddetle karşı çıkılıyor o savcı ( soyer) bir nesli yok etmek için elinden geleni yaptı da onun için.
12 eylül komuta kademesi olayların hangi şekilde yapıldığını iyi biliyor şehirlerdeki ayaklanmalar. Fatsa olayları aslında bir yerlerden güç alan uşaklar efendilerinin arzu ve isteklerini yerine getirme gayretindelerdi. Neden komünistler değil de Ülkücüler, 15 Temmuz’u yaşadık şöyle bir kıyaslama yapalım neden, niçin diyelim akıl süzgecimizden geçirelim. Bu gün yaşananlar aslında dünün devamı ancak emperyalizm yöntem değiştirirken elbette bizlerde savunma hatlarını o meyanda dizayn ediyoruz, o yüzden darbe girişimi havada kaldı. Radyo anons geçiyor millete ihtilali meşru göstermek için MHP genel merkezinde sten makinalılar bulundu, deve kuşu malum korktuğu zaman kafasını kuma gömer gövdesi dışarıda kalır, bunların feveranlarıda bu aptal, ahmak parti genel merkezine silah konur mu ama dedim oldu hesabı.
12 eylül öyle bir makale ile geçiştirilecek bir konu değil, geniş elden alınarak detayları ile incelenmeli ülkemizin o gün hangi bölgelerinde ve şehirlerinde ajanlar provakasyon yaptı, kimleri bu düşüncelere alet etti bir, bir afişe olmalı, nasıl 15 temmuz darbecileri topluma ifşa edildiyse, dününde muhakemesi yapılarak doğrular çıkartılmalıdır Kranlık mihraklar afişe olmalı. Sırf ağ babalarını memnun etmek için kendi milletine eziyet edenler işin aslını, astarını öğrenmeden suçlusun kelimesi ile herkezi yaftaladılar.
Bir devri sıkıntı ve ızdırapla geçiren, halen aramızda olanlar ve ahirete intikal edenler, rabbim yardımlarını esirgemesin. İş için müracaat ettiği halde, fişlemeler neticesinde sicilin bozuk damgası vurmak suretiyle iş başlatmadılar. İhtilali yapanlar PKK lılarla ülkücüleri aynı kefeye koydular, aynı muammeleyi yaptılar.
Bir nesil kendini feda etmeseydi o dönemde TÜRKİYE belki de komünist bir ülke olacak, kendi kalıplarına uymayanları da ya zorla kabul ettireceklerdi, ya da ömür boyu mahkum edeceklerdi.
Kendi gayelerinin oluşması için her türlü yolu mübah gören batı senin küçülmeni kifayetsiz bir konumda yada yok olmanı istemiş, yüz yıllarca planlar yapmış, ancak bir noktayı gözden kaçırmış karşısındaki asırlara meydan okumuş TÜRK MİLLETİ.‘’ En kötü demokrasi, en iyi ihtilalden iyidir’’ A.T.
‘’ 12 EYLÜL’DE BİZİM ÇOCUKLAR KAZANDI DEDİLER; 15 TEMMUZ’DA ONLARIN GAYRİMEŞRU ÇOCUKLARI KAYBETTİ’’
ALLAH’A EMANET OLUN /Namık Gedik



Anneler Gününüz Kutlu Olsun
Mehter
Edep Yahu!
İyi İnsan Kimdir?
Toprağın Altındaki Altın mı, Üstündeki Hayat mı?
