Ey pirim ayrıldıkmı ulu bütünden?
Dağılıp yılmayan yağan oklardan.
TÜRK,ün pars gibi yüreği varken,
Korkak kulmu olduk düşmandan sinen.
( Mağcan Cumabay)
Yıllar önce revan olduğumuz yolculukta bizlere hayal prestsiniz, istek ve dilekleriniz hiç bir zaman gerçek olmaz sadece ve sadece rüyalarınızda görürsünüz, gerçekleşmesi zor olan düşüncelere kapılmayın, zira o selin sürüklemesi ile telef olursunuz. Bizim dışımızda tartışdığımız herkes fikirlerimizi devamlı uçuk bulur asla bunlar gerçekleşmez diyorlardı.
Yıllarca turandan bahsettik, TÜRK toplulukları, esir TÜRKLER dedik her fırsatta dillendirmeye, gündemde tutmaya gayret ettik, yeri geldi tabutluklara atıldık ve bir gün komünizmin kalesi çöktü enkazın altından beş TÜRK cumhuriyeti tezahur etti. Önceleri Türkiyedeki iktidar ‘’onlar şii İran’a gitsin’’ dedi belli bir zaman sonra hatasını anladı ve düzeltti. Bize hayalperest diyenler bizden önce soluğu oralarda aldılar. Bugün yanıbaşımızda bir TÜRK devleti daha yaşama tutundu dileğimiz nerede ne kadar TÜRK var ise kendi bağımsızlığını ilan etmeli. Olumsuz düşünenler, marksın çocukları itiraz ederken onlar bir bir bağımsızlıklarını ilan ettiler sabır sabır.
Bir çok ihanete rağmen zorlukları aşarak evet bugünlere geldik. İçimizdeki devşirmeler 1992 de Karabağ savaşında Azabeycanı yalnız bıraktılar ve maalesef Karabağ Ermeniler tarafından işgal edildi tam 45 yıl dile kolay kimisi evinden, ocağından, işinden velhasıl malından oldu her yeri talan ettiler.
Durmadılar yine kaşındılar ve bu sefer TÜRKİYE gereğini yaptı 45 yıllık hasret zaferle sona erdi. Suriye ve Irak’ta sayılmayan Türkmenler yalnız bırakılmış sahiplenilmemişti, zulüm altında yıllarca inim inim inledi. Suriye iç savaşı patlak verdiğinde muhalif olanlar sınırımıza doğru sürüldüler bu aşamada Ankara’dan bir ses ‘’sınırdan içeriye almayalım tampon bölge oluşturulsun gelen göçmenler orada tutulsun’’ fakat ne hikmettir karşı çıkıldı ve içeri alındılar. Türkmenler çok kötü şartlarda hayatlarını sürdürme gayretinde idiler 2016 dan sonra onların pozisyonu da değişti. Bir zamanlar hatırlarsınız Boraltan köprüsü faciası yaşanmıştı ve bu hususta güneş ne zaman doğacak filmi yapılmıştı ancak komünistler sinemaları bir bir bombaladılar bu hadisede bir çok gönüldaşımız şehit oldu.1980 öncesi bu fikre sahip olanlar zulüm ve işkence gördüler 1992 de mutlu son ulaştık nihayetinde esir TÜRK illerinin bir kısmı bağımsızlığını ilan ettiler, TÜRKİYE hükümetleri soğuk yaklaşsa da nihayetinde kabullenmek zorunda kaldılar, oysa GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ‘’ Bugün Sovyetler Birliği, dostumuzdur; komşumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat yarın ne olacağını kimse bu günden kestiremez. Tıpkı Osmanlı gibi, tıpkı Avusturya-Macaristan gibi parçalanabilir, ufalabilir. Bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilirler. Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir. İşte o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir… Bizim bu dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak, yalnız o günü susup beklemek değildir. Hazırlanmak lâzımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır? Manevî köprüleri sağlam tutarak. Dil bir köprüdür… İnanç bir köprüdür… Tarih bir köprüdür… Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimizin içinde bütünleşmeliyiz. Onların (Dış Türklerin) bize yaklaşmasını beklememeliyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gereklidir…’’ Dün ÜLKÜCÜ harekete kem gözle bakanlar fikirlerini yerden yere vuranlar 15 temmuz kalkışmasından sonra bizim istediğimiz çizgiye geldiler. Mesele iktidar olmak mı yoksa mevcuta istek ve dileklerini yaptırtmak mı? Yıllarca rüyalarımızda sayıkladığımız turan yolunda hayli mesafe kat ettik bugün TDT kuruldu şimdi dar çerçevede yarın genişleyecek. Esir TÜRK illerinin kurtuluş ümidi TÜRKİYE CUMHURİYETİ, dir. Bugün gelinen noktada her türlü olumsuzluklara rağmen bu yolda ilerlemeler kat edilmektedir istediğimiz, dilediğimiz bu değilmiydi?
Elbette iktidarda bu fikri taşıyanların olması, ancak ya biz seçmenlere iyi anlatamıyoruz, yada işimize gelmiyor. Elbette her TÜRK beydir bunun başka izahı olamaz ancak beylerinde beyi yani beyler beyi olması şart, bu süreçte zamanı okuyacak ve ona göre nabza şerbet verecek. Ben diyenler, varım diye haykıranlar manayı bırakıp maddenin peşinde olta sallıyor Nasrettin hocanın hesap ya tutarsa. Geçmiş zaman dilimi içerisinde bir çok kişi en ufak menfaat olduğu vakit kıblesini değiştirme gayretine girdi ve silinip gitti. Bencil olmak, kibire kapılmak insanı varlığının sebebinden çıkartır maddenin esiri yapar. Efendim beni aramadılar, acı, tatlı günümüzde yanımda olmadılar ey arkadaş sen kaç sefer uğradın ocağın kapısından kafanı uzatıp genç ülkücüler bir ihtiyacınız veya dileğiniz var mı diye ?
Ben dava adamıyım ee teşkilatta yoksun, saldırılıyor destek vermiyorsun, toplantılara iştirak etmiyorsun sizden öncekilere nasıl örnek oldunuz, bugünde aynı şekilde davanın adamı olmalı. Efendim ben filanı sevmiyorum, beni aramadılar gitmiyorum hani bir söz vardır ‘’ tavşan dağa küsmüş dağın haberi olmamış’’ bu dava üzerinde çok oyunlar oynandı terör listesine sokulmak, sakıncalı yaftası vurulmak istendi ve bugün istek ve dilekler bir nebzede olsa karşılanıyor. Mesele liderin anlatımı değil onun çizdiği istikamette yol katetmek dava adamı yetiştirmek. Yeryüzünde fikir hareti olarak sadece ve sadece bizim hareketimiz canlı diğerleri ya uykuda yada ölü. İnsan her hadiseden ders almalı ve kendini sorgulamalı. Ben filana kızdım küstüm, adam hoşuma gitmedi kırgınım herkes nefis yapıp terk ederse, sonrada kalkıp eleştirirse işet o vakit münafıklık yapmış olur. Akgün otelde basına kapalı bir toplantı yapıldı ve seçime neden gidildiğini bir bir anlattı ‘’ Paşaların baskısı artınca milletin karar vermesinin uygun olduğunu düşündük, onlar güdümlü başbakan istiyorlardı, aslında ekonomi bozuktu lakin düzelme yolundaydı bu halde iken seçim intihar olurdu’’ O devirde en çok eleştirilen başbakanın yanında ceketini düğmelemesi değerli dava arkadaşlarım hiç rahmetli BAŞBUĞ’un huzuruna giden oldu mu?
Bir gazeteci röportaj için randevu alır ‘’ odasından içeri girdiğimde ayakta ceketinin önü düğmeli bizleri karşıladı’’ diye anlattı. Başbakan veya bugün cumhur başkanı devleti temsil noktasında değil mi, bizde devlete ve makama olan saygımızı sergiliyoruz sıradan birinin veya bir yabancının veya batılı hokkabazların değil. Bir bölgede ilçe ocak başkanlığı yapmış bir arkadaş sohbet esnasında ‘’ şimdi sen bu sistemden memnunmusun ağabey? ’’ Beklemesini söyledim ve evden 9 ışık kitabını alarak yanına gittim ‘’ sen ocak başkanlığı yapmıştın değil mi? Evet dedi oku 9 ışık. Kim yazmış ALPARSLAN TÜRKEŞ peki 250. Sayfayı aç ne yazıyor, reis bu kitaba ilave yapılmış, ey aklı gıt sen boştan yere makam işgal etmişsin dedim ve kızardı, bozardı mahcup oldu. Kendini tartamayan terazinin başına geçse ne yazar, adam tartmayı, kiloyu, gramı bilmiyor.
İnsan hata yapar elbette ama bunu telafi edebiliyorsa işte o vakit mükemmeliyeti yakalayabilir bunun içinde bugünü iyi okuyup yarını güncellemek şarttır. Her kişi sahip olduğu fikirleri tartarak yarına daha etkin ve içeriği dolu bakış açısı yaratması gerek.
Eleştirmek kolay o havayı teneffüs edip bilmeyenlere yol göstermek ve kılavuz olup sahip çıkmak milli görevdir. Dünün hendeklerini, patlayan bombaları, yiten canları, gezi olayları ve dahasını iyi hatırlamalıyız atamızın türbesini kaçıranları bilirsek gelecek tehlikeleri önleriz. Yapılan hizmet şasa değil inandığımız davayadır.
‘’ Bugün acaba millet iradesimi, yoksa bir kısım medyanın iradesimi diye bizi tercihe zorladınız işte bu noktada, ben millet iradesinden yana tavrımı koymak istiyorum. Ama öbür tarafta bir şey söylüyorum; sizin iktidar olmanızı önlemek suretiyle efendim Müslümanların iktidarını önlediniz sözünü söyletmeyeceğim’’
Bugün ki tavırda aynı tavır ALLAH muhafaza hasbel kader zillet iktidar olursa ne terör kalır nede inanç tüm yapılanlar sil baştan olur. ‘’ Dinime orta çağ zihniyeti’’ diyenlemi yol yürüyeceğim? Meydan sizin, karar sizin ama bunun yarını da olacak ALLAH indinde.
Kardeşim, sen oyanda, ben bu yanda,
Kudret doğmaz ayrı yatanda
Gücü- kuvveti toplamak gerek
Atalardan miras ortak vatanda.
ALLAH’A EMANET OLUN /Namık Gedik



Anneler Gününüz Kutlu Olsun
Mehter
Edep Yahu!
İyi İnsan Kimdir?
Toprağın Altındaki Altın mı, Üstündeki Hayat mı?
