‘’ Dağı tanıyan, nasıl tanımaz uçurumu? Mademki yükseliş var, iniş olmaz olurmu’’(N.F.K)
Siyaset çok farklı konjektürde gelişmekte, anlamak ve analiz etmek her kişi için geçerli değildir, bazen tersten okunması, bazen de bodoslama dalınması gereken durumlar hasıl olabilir. Dünü bilerek bugüne bakarsak aslında arada kaçırdığımız nüansları derinden anlar, bugünü görebiliriz.
Yerel seçimler oldu bitti, ancak yankıları süre gelmekte, bazen kulakları tırmalamakta, kimi üzgün, kimisi bayram eder nitelikte sevince gark olmuş, işin aslını okuyabilecek beyin maalesef bazı insanlarda hali hazırda mevcut değil.
Bilmek ve görmek için kahin olmaya hiç gerek yok dünü süzeceğiz, bugünle kıyaslayacağız çıkan sonuç bizlere soruların cevaplarını verecektir. Objektif olarak görüneni asıl kabul edersek perdenin arkasını es geçeriz yani bakarken subjektif görmek daha net tablo ortaya koyacaktır.
Ele avuca sığmayanlar sanırım derslerini aldılar, kara kara ne yaptım düşüncesinde beyinleri meşgul, taht bekleyen devrik halef sukutu hayale uğradı, yaptığı planlar bir dahaki bahara kaldı. Görüntü insanı yanıltabilir mesele ince eleyip sık dokumaktan geçmekte, işte onun sonucunda nihayete ulaşabiliriz.
Gizli olan ittifaklar aleni oldu mu?
Kamuoyunda şişirilen balon patladı mı?
Davet aldıkça kendilerini kasanlar boylarının ölçüsünü aldı mı?
Masa kurup kadeh tokuşturanlar dağıldı mı?
Boyları küçük, kendilerini dev aynasında görenler sıfır çekti mi?
Genel başkanlığı kaybedip kasap önünde ciğer bekleyen kedi gibi 1 Nisan sabahını dört gözle bekleyen hayali sükut oldu mu?
Gelecek planları yapanlar ters yüz oldu, millet aklı ile kimse alay etmesin, hafife almasın zira onun köteği çok can yakar. Sokak anlayışı ile bakarsak büyük yanılgılara gark oluruz, zamanı ve yeri iyi hesap etmek gerek, işte o zaman asıl amacın ne olduğunu, ne kadar tehlikeli bir yoldan geçildiğini anlama imkanımız olacaktır, elbette devlet aklı galip gelir, yeter ki biz bunu anlama gayretinde olalım.
Görüntüde kaybedilmiş gibi olsa da aslında kazanılan bir seçim var, diyeceksiniz ki bir çok il belediyeleri kaybedildi evet doğrudur ama şayet muhalefet başarısız olsaydı 1 Nisan itibarı ile bay bay kafasını soktuğu ofisten gerile, gerile çıkacak bensiz olmaz diyerek yeniden masa etrafında daltonları toplayacak, orayı, burayı karıştıracak, mutfaktan, konuşacak, elini masaya vuracak ‘’ Ben buradayım, hiç bir yere gitmiyorum’’ sözünü tekrar edecekti. Hoş yerinde oturanda onun kadar hileci, hurdacı olmazsada arkasındaki ne idüğü belli olmayan kime, neden, nasıl intisaplı oda muamma. Sonuçları okurken baz alınacak olan elbetteki reel değerlerdir, bununda adresi il genel meclis oranlarıdır, oda aşikardır kim ne kadar boylu poslu, kim ne kadar kısa ayen beyan aşikar olmuştur. Siyaset farklı bir ilim konusudur liderin ne dediği, propagandada ki asıl mesaj ancak iyi bir analizle ortaya çıkar, milli ve yerli olanlar asla hamaset nutukları atmazlar ne ise onu düpedüz söylerler.
Uzaktan sufle alanlar, başkasının değirmenine su taşıyanlar bir gün mutlaka yarı yolda kalacaklardır, çünkü mutabakat milli değil menfaat üzeredir, hal böyle olunca aynen 6 lı masada olduğu gibi çıkarın üstün geldiği açık ve net çıplak gözle görüldü, fakat buradaki tezatlık görmek istemeyenlerde var, gayemiz o hissiz olanları duyarlı hale getirmektir.
Ocak yanmış odunlar köz haline gelmiş, güğüm geleceği yerde demlik konuvermiş ne gariptir fokur, fokur kaynadığı halde bir türlü çay içemiyorlar, ne vakit bir araya gelseler ayrılır ayrılmaz bir birlerine kazık atmaktan, sözle kurşunları peşi, peşine yollamaktalar, küs değiller yüz yüze gelince bir birlerine iltifatta bulunuyorlar, arkalarını döner dönmez her türlü alavere, dala vere dönmekte, sahi bunlarla yola çıkılırmı, hiç uyumamak, devamlı uyanık olmak lazım, zira zarar verebilirler. Türkiye Cumhuriyeti belli esaslar üzere kurulmuştur ve kaideleri, kuralları görev dağılımı bellidir, bunun aksini savunmak veya söylem geliştirmek Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün fikriyatına terstir.
Zamanında gereken yapılmış bölücüler gereken cezayı almıştır, şimdi o koltukta oturanların bu mirasa sahip çıkıp fitneye, fesata geçit vermemeli. Yerelde ve genelde demokrasi diyerek bölücülere pirim verir onlara kol kanat gererseniz bu Atatürkçülük değil hainliktir. Hiç bir kuvvet devletten üstün değildir.
‘’Yalanı gizleyemez insan giydiği kaftanlarla. Bilmez ama kendini kandırır söylediği yalanlarla’’ ( M.A.Ersoy)
ALLAH’A EMANET OLUN
Namık GEDİK



Anneler Gününüz Kutlu Olsun
Mehter
Edep Yahu!
İyi İnsan Kimdir?
Toprağın Altındaki Altın mı, Üstündeki Hayat mı?
