‘’ Sen sen ol hiç bir zaman büyük konuşma, at gibi gider it gibi gelirsin’’
İnsan ne geldiği yeri, nede yaşadığı yeri unutamaz çünkü oralarda mazisi, hikayeleri, geçmişi vardır. Seni sen yapan, sana değer katan, toplum huzurunda liyakat sahibi yapan kişi ve kurumlara sırt çeviremezsin, aksi nankörlük ve ihanet olur. Bulunduğun mevkiyi kazanırken sana sıfat veren, toplum nezdinde yer edinirken, nefsi arzuya kapılıp bencillik yaparak nereden geldiğini unutup, arka bıraktıklarını karalıyorlar. Yüksek vasıflara erişsende geçmişin asla seni bırakmaz. Zira inkarcılar yediği kaba edenlerdir.
Siyaset o kadar acımasız ve fütursuz ki kimin ağzından ne çıktığı anlaşılamıyor, dün bulundukları yerden ahkam kesenler bugün tam zıttını yapmaktadırlar, o seviyeye nasıl geldiğini unutup boş havanda su dövüyorlar. Geçmişi merdiven yapıp basamakları tırmanıp zirveye çıkınca oranın havasına çarpılıp, yüksekten uçuyorlar sanıyorlar ki avcı görmez, hedefe, menzile girmez, avlanmaz, oysa onun daima düşürüleceği anı kolluyorlar. Nefsi arzular insanı var olduğu bedenden daha farklı görüyormuş gibi sanır, halüsünasyonlar görür, netice itibarı ile etrafındakileri beğenmeyip böbürlenir, ancak kafası sapmaya değdiği vakit gerçeği görür anlar ama işi işten geçmiştir. Mukaddes dava diyerek yola çıkanlar mukaddesatı unutup ihtirasın kölesi olur, var olan hamiyyeti ve liyakati kaybeder battıkça, batar ve yanan mum gibi erir biter, adı sanı duyulmaz çöpe atılır.
17 Mart 2015’te Bengütürk TV’de Ahmet Şafak’ın programına konuk olan Meral Akşener ‘’ A.Şafak: Şimdi size ilke, bilgi, inanç, dürüstlük, karakter, tarihsel liderlik desem ne dersiniz? Meral Akşener: Sayın Dr. Devlet Bahçeli derim’’ Bugün ne değişti acaba Türkmen Beyi’mi değişti, yada Meral Akşener’mi evrimleşti.
Konuşurken sarf ettiğiniz sözlerin dönüp dolaşıp sizi bulacağını bilmeniz gelecek zamanda tercüman olur, vakit geldiğinde aşikar olur aksi halde her şey aleyhinize işler. Halkın gözünde star olmak için sahte inciler saçarsanız, bir sarraf çıkar foyanızı ortaya döker, sizi aleme rezil eder. Basit insanların psikolojik travmalarında başarıyı yakaladığı an daha önce bulunup terk ettiği yere ver yansın eder ve o sayede pirim yapacağını sanar, hani Nobel ödülü almak için memleketine küfreden, hakaret edenler gibi, sonrada pişkin, pişkin büyük bir başarı elde etmiş gibi kırışırlar, mensup olduğu topluluğa hakaret ettiriyorlar ve onu bu hareketinden dolayı alkışlıyorlar. Oysa bindiği dalı kestiğinin farkında dahi değil, ancak düştüğü vakit anlar fakat o zamanda iş işten geçer. Dün övgüler yağdırdığın kimselere bugün tu kaka dersen kendinle alay etmiş olursun.
‘’Satranç oyuncusudur, hep beş hamle sonrasını görür. Partiye zarar getirecek bir şey Türkiye’ye faydalıysa, onu yapar, rast gele konuşmaz’’ Bu kadar övgünün ardından ne değişti de, bir başka kalıba girdin dün söylediklerini silip övdüğüne söver oldun.
‘’ Küçük ortak deyince kızıyor ne diyeyim eş Başkan mı diyeyim, her başarısız iktidarın arkasında bir Bahçeli var’’ Dün Ecevit iktidardı ama onu da en yakınındaki hainler yıktı, kötürüm yaptılar. Nefis ihtirası doğurur ve önüne geçemezsin kişiye her istediğini yaptırtır, bunlar girdikleri toplumlar içerisinde toplumun hayatına katkı sağlama yerine bencil davranarak kendi arzu ve isteklerini zaman dilimi içerisinde yavaş, yavaş tesis ederek o bulundukları yeri işgal ederler, aynen rahmetli Galip Erdem’in söylediği gibi bunlar ayrık otu bir parçacık yer verilsin tüm alanı kaplar, zamanında müdahale edilmese sırtına bindiği kitle örgütünü ya işgal eder, yada batırır. Hiç bir vakit asli unsurları ile değil verilen komutla hareket ederler, şayet yerine getirmeseler hiç vakit kaybetmeden başka kişileri bulur onları öne sürerler. Siyasi tarihimizi incelediğimiz vakit buna birçok örnek bula biliriz, çünkü tarihin tozlu sayfalarında siyasetin alaveresi, dala veresi çok. İftira atmak, yıkılması için entrikalar çevirmek, çıplak gözle görünen hadiselerdir. Zehirin ilacı pan zehirdir, yerinde ve zamanında müdahale beraberinde çözümlenmesi gereken birçok konuyu gündeme getirir. Meydanlarda kalabalıklar vatan hainlerinin korkulu rüyası olur, her daim acaba diye düşünmekten kendilerini alamazlar, palavralar sıkmak basit harekettir, doğruluğu şüphe arz eder oysa kesin, net karalı adım atanlar zamanla ilgi ve alakanın kendilerine döneceğini bilirler, ancak izlenilen politikanın istikrarlı, kararlı bir duruş sergilemesi bir takım art niyetlileri hayali sükutu uğratır. Büyük gözükenlerin, kendilerinde kudret var gibi tavır takınanların ihdas oldukları zamanla gün yüzüne çıkacak, artık toplumun yüzüne bakacak hal bulamayacaklar. Muhaliflik yanlışı söyleyerek iktidarı uyarmak, yol göstermek, yapıcı olmaktır lakin bizde yıkıcı oluyorlar. Kelp efendisine sadıktır çağrıldığı vakit koşa koşa gider, eksik yaptı ise azar işitir, kendini aşağılatır.
Her fırsatta izah ettiğim gibi önce ülkemin çıkarları düşünülmeli sonra çevren ve kendin o zaman güçlü süper bir devlet oluruz. Ülke menfaatini düşünenler bölmeye değil, birliği tesis etmeye gayret ederler. Ülke gündeminde tutunamayanlar ağ babalarından icazet almaya bir bir giderler. Bunlar mı milleti muassır medeniyet zirvesine çıkartacak, menfaat için kırk takla atan en kısa zamanda ülkeyi satar, birde bakmışsınız ki ABD sessiz sedasız işgal etmiş. Bunun en basit örneği Yunanistan şu an bağımsız bir devlet değildir.
Bu tip olayların gelişi güneşin doğuşu gibi aşikardır görmemek kör olmak, duymamak, ne lazımcılık demektir. Bu ülkede buna asla müsaade edilemez müsamaha dahi gösteremez, müsaade edilmez. Bu millet çok kimseler gördü kimi rehavete çökerek, kimisi güçsüz olduğu için çekip gitti.
Olmaz dediğin ne varsa hepsi olur,
Düşmem dersin düşersin.
Şaşman dersin şaşarsın,
Öldüm der durur yine yaşarsın.
ALLAH’A EMANET OLUN /Namık Gedik



Anneler Gününüz Kutlu Olsun
Mehter
Edep Yahu!
İyi İnsan Kimdir?
Toprağın Altındaki Altın mı, Üstündeki Hayat mı?
