‘’Olgun ve akıllı kişilerde zerre kadar kibir bulunmaz. Meyvesi çok olan ağacın dalı başını yere eğer.’’ (Şadi şirazi)
İnsanlar nefsi arzularının depreştiği zirvelerde çevrelerinde bulunan her kim varsa bilgisiz, cahil, beceriksiz, liyakatsiz, velhasıl kendilerini her daim tüm varlıklardan üstün meziyetli görerek tavır takınmaktalar.
Toplum içerisinde onlardan daha bilgili ve ilgili kimse olamaz. Mübarek üzerlerinde tüm vasıfları toplamışlar, anlamadıkları hiç bir mesele yok, yalnız ukala ve bencil.
Bencillik öyle bir hal almış ki, yapılan iyilikleri menfaat üzere kurgulamaktalar ve o niyette olanları da aynı pencereden bakarak değerlendirmekteler, aslında atalarımız çok güzel tasvir etmişler ‘’ Dervişin fikri ne ise zikride odur’’ çevremizde cereyan eden hadiseleri akıl süzgecinden geçirerek muhakeme edersek, sanırım ne kadar haklı olduğumuz anlaşılacaktır.
Geçmişte mağdur olanlar için çok güzel teknikler geliştirerek onların ihtiyaçları gizli yapılır verenle alan birbirlerini tanımaz, dolayısı ile her ikisi de rencide olmazdı. Bazı şehir ve kasabalarda değişik yöntemlerle mesele çözüme kavuşmuş, taşlar yerine oturmuş, çark dönmekte idi, ancak bugün aynı doğrultuda bu mağduriyetler giderilse veren, alan ayan olur mu?
Yaşam standartlarının maddiyata dayalı yol alması ve o doğrultuda emek sarf etmeleri inanç sistemimize ve insan olma vasıflarına taban tabana zıt, ama ne hikmektir halen ısrarlı bir şekilde devam etmekteler. Hayatlarının her anını, dostlukları, iletişimleri devamlı surette menfaat üzere, kurgulamalar, planlar o şekilde yapılmakta ve uygulanmaktadır. Hukuksuz hadiseler ve itirafalar böyle olunca yapılan her icraatta veya iyilikte devamlı surette menfaat ön plana çıkmakta, icraatlar o meyanda yapılmakta. Son günlerde çıkan yolsuzluk hadiseleri bunun ispatı değil mi?
Yaptıkları icraatları haklı nedenlere dayandırmak öküz altında buzağı aramaya benzemekte. Halka aşikar olmuş bir hadiseyi hukuk yoluyla değil de gayrı resmi eylemlerde aramak hiç bir demokrasi ülkesinde söz konusu değildir.
Henüz bıyığı terlememiş, kendini alim ve bilgili sanan zevatlar bizlere ders vermeye kalkıyor, oysa o dersleri gençlik yıllarında davanın duayenleri tarafından verildi, ancak ne gariptir dava şuuru hiç olmayan içi başka, dışı başka yeni yetmeler ne gariptir her şeyi biliyorlar, fakat içleri boş. İnsan iki bilgi öğrenmekle alim olamaz, çevresine tepeden bakamaz, zira senden daha yüksek mertebede biri çıkar ala aşağı eder.
Bilgi dağarcığı geliştikçe müşvik, ali cenap tavır ve davranışlar sergilenmeli. Ne güzel söylemiş alemlere rahmet olarak gönderilen peygamberimiz ‘’ İlim, müminin yitik malıdır, nerede bulursa alır.’’( Ebu hüreyre).
Ne demiş yüce yaradan ‘’ Kibirlenipte insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Zira Allah; kendini beğenmiş, övünüp duran kimseleri asla sevmez’’ (Lokman 18).
Birilerinin verdiği paye ile çevresine tepeden bakanlar, aldığı desteğin bitmesi ile gecenin karanlığında kaybolan yıldızlar gibi sönüp gidecekler, siyasi tarihin çöplüğünde bu tipler çok, yeter ki geçmişin yaşanmışlarından ders çıkartalım ve o doğrultuda kendimize istikamet çizelim.
Geçmişte hiç bulunmadığın, havasından, suyundan istifade etmediği bir topluluk için atıp tutmak abesle iştigaldir, bilmediğin sularda yüzer, atıp tutarsan birde bakmışsın ki köpek balıklarına yem olmuşsun. Herkes hak ettiği nispetinde payını alsın fazlası zarardır. Zamane çocuğu kendine düstur edinmiş dün hiç ilgisi ve alakası olmayan oluşumlara ver yansın ediyor da sen ne kadar bu toplumun içerisinde bulundun, böbürlenerek tepeden atıyorsun?
Şair Eşref’in hikayesinden hisse alın ‘’ Şair eşref bir gün eşeğe binmişti, yolda giderken arkadan İzmir Valisi Kamil Paşa’nın arabası ile gelmekte olduğunu görmüş ve yol vermek için sağ kenara çekilmişti. Yolun bu kenarında büyük bir çukur vardı. Kamil paşa espiri olsun diye; Eşref çok kenara çekilme, çukura düşersin dedi, Eşref, merak etme paşam, eşek kamildir.’’
‘’ İdrak-i meali bu küçük akla gerekmez, zira bu terazi o kadar sikleti çekmez’’ (Ziya paşa) Küçük beyinliler, henüz aklı ehliyete haiz olmayanlar, dünü yaşamamış, aksi hareket edenler zamane çocukları kendizi asla yükseklerde görmeyin, öğrenmeden, bilgi sahibi olmadan kesin delile haiz olmadan asla saldırmayın, baltayı taşa vurursunuz milletin tokatını yersiniz.
Ağır olduğunu sana hafif siklet, hızlı olduğunu sanan mektupçu yavaş ayak oyunlarınızı başkalarına yapın zira artık o ayaklar kokuyor, millet rahatsız, her beyanatında hüsran, her çıkışında hayal kırıklıkları var, ilerledikçe batıyorsunuz.
‘’ Akıl ve zeka, sana kibir ve gurur verir. Aptal olda gönlün doğru kalsın’’ (Mevlana)
ALLAH’A EMANET OLUN.
Namık GEDİK



Dükkânlar İşsizlikten Değil, İnsansızlıktan Kapanıyor
Çocuklar Tatil Başladı
Sahi Dostluk Neydi?
Kale Mahallesi Soruyor: Somut Adım Ne Zaman?
Sömürge
