Sadece Ziyaret mi, Yoksa Hafıza Tazeleme mi?
Papa Türkiye’ye geldi.
Resmî açıklama hazır:
“Dinler arası diyalog, azınlık hakları, barış, diplomasi…”
Ama siyaset biraz hafıza işidir.
Papa da hafızası güçlü bir kurumun temsilcisi.
Bir Papa, Müslüman nüfusun ezici çoğunluk olduğu bir ülkeye kolay kolay gelmez.
Geliyorsa sebep “turistik” değildir.
Hiçbir Papa,
“Türkiye’de Katolik sayısı çok arttı” diye uçağa binmez.
Asıl sebep şudur: jeopolitik miras.
Bu topraklar sadece Müslümanların değil;
Roma’nın, Bizans’ın, Hristiyanlığın doğu merkezlerinin de eski sahnesidir.
Vatikan bunu hiç unutmaz.
Biz unutabiliriz, onlar unutmaz.
Papa Türkiye’ye gelirken şunu biliyor:
Bu ülkede Hristiyanlık bir dönem makbul dindi,
bugün ise “hoşgörü vitrini”nde tutuluyor.
Ziyaretin ironisi tam burada:
Papa, laikliğin ürünü olan özgürlüğe güvenerek geliyor,
ama laikliği tartışan bir siyasi iklimle görüşüyor.
Bir yandan:
“Azınlık hakları, ibadet özgürlüğü”
Diğer yandan:
“Biz çoğunluğuz, bize kimse karışamaz.”
Papa açısından Türkiye şu an şunu temsil ediyor:
– Doğu ile Batı arasında sıkışmış bir ülke
– Hukuk ile inanç arasında gidip gelen bir yönetim
– Ve eski çok-dinli düzenin “yeniden mümkün olup olmadığı” hakkında bir laboratuvar
Yani mesele Papa’nın Türkiye’yi sevmesi değil.
Vatikan hiçbir yeri sevmez; sadece hesap yapar.
Türkiye’ye bakıp şunu soruyorlar:
“Burası yeniden güvenli bir alan olabilir mi?”
“Azınlıklar vitrin değil, gerçek özne olabilir mi?”
“Devlet dini referansla mı yürüyecek, yoksa hukukla mı?”
Papa’nın ziyareti bu yüzden masum değil.
Bu, bir nabız yoklamasıdır.
Bir testtir.
Bir hatırlatmadır.
Papa geldi, kiliseye gitti.
Kimse engellemedi.
Çünkü bu ülke hâlâ geçmişten kalan bir refleksle ayakta duruyor.
Ama soru ağır:
O refleks zayıflarsa, Papa yine gelir mi?
Yoksa bu ziyaret, “son düzgün fotoğraf” mıydı?
Papa gitti.
Soru kaldı.
-?……



Niçin Kitap Okunur!
Özlemmm
Çalmayan Sadece Sen misin?
Siyaset ve Basın
O Kızıl Elmaya Ne Oldu?
