Ama kandil, Allah’a yaklaşılan bir gece olmaktan çok,
din üzerinden menfaat devşirilen bir vitrin gecesine dönüştü.
“Mübarek olsun” temennileri havada uçuştu.
Ama mübarek olan geceden çok,
o geceden ne kadar siyasi reklam çıkarılabildiğiydi.
Toplumun önde gelenleri sahnedeydi:
Siyasetçiler, vitrine oynayan baylar bayanlar,
normal zamanda dinle aralarına mesafe koyan ama
kamera görünce bir anda ibadet ehline dönüşenler…
Arka fonda ne var?
Parti bayrağı.
Liderin güçlü bir fotoğrafı.
Yan tarafta sesi duyuran gazetenin logosu.
Eksik bir şey kalmasın: ön planda açık bir Kur’an.
Bakıyorsun; normalde başörtüsüz, modernizme oynayan bir abla,
hayatının geri kalanında dini mesafeli bir gelenek sayan biri,
kamera açıldığında bir anda başörtüsünü takıyor,
Kur’an’ı masaya koyuyor,
bakışlarını secdeye ayarlıyor.
O başörtüsü iman değil, aksesuar.
O Kur’an merkez değil, kadraj tamamlayıcı.
Arka fonda parti bayrağı,
liderin kararlı bakış fotoğrafı,
yan tarafta gazete logosu…
İbadet, siyasi dekorun içine yerleştiriliyor;
Kur’an, mesajı güçlendiren bir fon objesine dönüştürülüyor.
Ve alt yazı geliyor:
“Falanca parti kadın kolları kandili ihya etti.”
İhya mı?
Evet, ama kandil değil;
o geceden çıkarılan imajdır.
Zaten bu kandiller sadece Türkiye’ye özgü bir uygulama.
İslam coğrafyasının çoğunda sadece Kadir gecesi özel kabul edilir.
Kadir gecesi haricindeki kandilleri destekleyen güçlü dini referanslar yoktur.
Artık bu kandiller, Töre Müslümanlığının siyasi ve vitrine oynayanların kendini gösterme gecesine dönüşmüş durumda.
İbadet değil, PR; Kur’an rehber değil, dekor; iman değil, imaj.
Kandil artık bir ibadet zamanı değil,
inancın ödünç alındığı özel günler haline gelmiş.
İbadetin ne zaman Allah için, ne zaman vitrin için yapıldığını
ayırt edemeyen bir inanç anlayışı, utanma duygusunu da
siyasetin gölgesinde kaybetmiş.
Hiçbir din,
hiçbir ahlak,
dini figürlerin propaganda aracı yapılmasını meşru görmez.
Kur’an okuyorsan, namaz kılıyorsan,
bu seninle Allah arasındadır.
Bunu güven tazelemek, oy devşirmek, imaj yapmak için kullanamazsın.
Siyasetin gölgesinde yapılan ibadet, ibadet değildir.
Kur’an’ın lider posterlerinin önünde açıldığı yerde
niyet Allah’a değil, algıya yönelmiştir.
İman, kamera ayarıyla başlamaz.
Başörtüsü, özel günlerde takılıp çıkarılan bir aksesuar değildir.
Kur’an, siyasi mesajı güçlendiren bir fon objesi hiç değildir.
Eğer bu yapılanlar size normal geliyorsa,
sorun kandilde değil;
inandığınızı sandığınız dindedir.
Çünkü o din, vahyin dini değil;
oy oranına göre şekil alan, manşete göre abdest alan, kameraya secde eden bir dindir.
Ve o dinin tanrısı belli değildir.
Bazen liderdir, bazen iktidar, bazen alkış.
Allah kabul eder mi?
Allah bilir.
Ama şundan emin olalım:
Kandil ihya oldumu bilmem LAKİN vitrin ışıkları çok iyi yandı.
HADİ KANDİLİNİZ MUBAREK OLSUN!
İbrahim Küçüker



Yeni Bir Çağ!
Kucağı Boş Kalan Çocuk
Alışveriş Merkezleri (AVM)
Milli Değerler
Kar Yağdı
