’Birisi hakkında söylenen sözleri muhakeme ediniz. İşittikleriniz o kişiye yakışmıyorsa, o sözün doğruluğuna inanmayın’’ (Hz. Ali)
Müslüman asla gıybet etmez ve aleni konuşmaz, sözlerine azami ölçüde dikkat eder, her daim ahlaki düşünür, hareket eder, riyakar, içten pazarlıklı olanlar devamlı surette karşısındakilerin açığını arar ve olmadık yalan, yanlış beyanlarda bulunarak karalama siyaseti izlerler.
Doğduğumuz ve yaşadığımız çevrede o bölgenin kültürel zenginliklerine ve bilhassa atalarımızın bize miras bıraktığı eserler hakkında bilgi sahibi olmamız ve yaşatmamız aidiyetimizi belli eder, velhasıl geçmişle gelecek arasındaki bağları güçlendirir ve ışık tutar. Yapılanları siler, unutursak geleceğe emin adımlarla gitmemiz mümkün olmaz. Geçmişin güzellikleri daha mükemmeli, hataları ise ders niteliğinde tekrarını engeller.
Seçim yaklaşıyor ve her kafadan doğru yanlış seseler çıkıyor, araştırmadan yerinde izahata açık olmayan, işsiz başıboşların dedikoduları ayyuka çıkıyor. Malum ulu camii restarasyona girmişti belki elzemdi acilen yapılması gerekiyordu.
Güzel olmuş veya olmamış, bu kişilerin tatminine kalmış zira herkese beğendirmek biraz zaman alır, malum Selimiye yapıldığı vakit bir çocuk ‘’ Minare eğri‘’ dedikodusu yayar, buna cemaatte inanıyor kulaktan, kulağa yayılıyor, Mimar Sinan’a kadar gelir, mimar başı çocuğu çağırır minareye bir urgan bağlatır çocuğu diker ‘’ ne yana söyle, ve işçiler urganı o istikamete çekerler’’ taki çocuk düzeldi deyinceye kadar, sonra bıraktırır.
Akıl işi değildir örülmüş bir taş yapının urganla çekilip düzeltilmesi, ama söylentinin bitmesi gerekli idi Mimar Sinan’da halkın nezdinde dedikoduyu kesmiş oldu. Ey cemaat bu bakım ve onarım belediye tarafından değil ‘’ Kültür ve turizm bakanlı vakıflar genel müdürlüğü tarafından restore edilmiştir’’ ey Müslüman işin aslını astarını araştırmadan dedikodu yapmak yalan, yanlış beyanda bulunmak hangi ayette ve hadiste yazıyor, bunun vebalini nasıl taşırsın, ne yüzle secdeye kapanıp af dileyeceksiniz. Şu dedikodu ve asparagas haberleri bir yana bırakın düzgün ibadet edin, asla kimsenin işine, aşına burnunuzu sokmayın. Bir işi yapmak hal yoluna koymak o kadar basit mi?
Dil her şeyi söyler de icraata gelince kimse gözükmez. Memleket lehine yapılan her güzel işi alkışlamalıyız ve destek olmalıyız, unutmayın hatasızlık yaradana mahsustur, insan hata yapar yeter ki idrak edip zararın neresinden dönülürse kardır, hesabı doğru istikamete yönelmek büyük erdemliliktir. Bir şehir düşünün kuruluşu M.Ö 6000 ile 3000 yıllarına dayanan tarihi süreci var ama ne hikmettir turizm açısından halen istenilen düzeyde gelişme mevcut değil, güdük kalmaktadır. Gerek Kültür Turizm İl Müdürlüğü gerekse belediye bu konuda gerekli düzenlemeler yapılarak afişe edilmeli ki ilgi ve alaka gösterilsin, yapılacak olan hamlenin gelişime ve topluma büyük faydası olacaktır. Bilinmeyen yada varlığından haberdar olup gün yüzüne çıkartılmayan tarih bugüne kazandırılmalıdır. Bu konuda muzdarip olan şehirlerimiz hali hazırda ilgi ve alaka beklemektedir, ilgili kimselerin bu konu ile acil alakadar olup gerekirse Unesco dünya mirasına kazandırılmalıdır, yani global olmalı ki sürkülasyon artsın, bunun çevreye ve sakinlere olan dönüşleri olacaktır.
Toplumun ilk önceliği bilgi toplayıp düzgün ve doğru analizler yapmasıdır, yoksa birisinin attığı yalan büyür büyür ve biraz ötede ilk söyleyende inanmaya başlar . Bol bol okumak araştırarak karar vermek her daim bizleri doğru istikamete götürecektir, yeter ki bizler ahlaklı, faziletli ve erdemli olalım. Seçimlerin yapılmasına az bir süre kaldı kimi, neden, niye seçeceğiz, bu soruları ancak liyakatine bakarak karar vermeliyiz hakikaten duruma hakim mi, bilgilimi ve ahlaklımı bunlar aranan kriterler olmalı, vaatlerden ziyade asıl olana yani icraatlara bakmak gerek,. Malum imamı cemaat seçer, belli vasıflara haiz olması elzemdir eşitlik durumunda ise aile yapısına bakılır.
Ahlak, liyakat, fazilet bizlere atalarımızdan mirastır. Kutsal mekanlarda hele hele mübarek günlerde şaibeli sözler hiçte içinde bulunulan mağbede ve müminlere yakışmaz, günaha girersiniz, bilginin sınırı yoktur ‘’ben’’ demekten vaz geçip biz olursak şeytani düşünceli kıptilere fırsat vermeyiz. Kişinin hatası aleni toplum içerisinde yüzüne söylenmez, şayet varsa bir yanlışı tatlı dille incitmeden tenha bir yerde sözlenmelidir, zira kişi eleştiriye açık olmalı ki yanlışlarını görebilsin ancak yakarak, yıkarak yapılırsa bu düpedüz hainliktir.
Milletimiz büyük ferasete haizdir, dün artık geride kaldı şakşakçılara, menfaatçilere, devamlı surette kulvar değiştirenlere, nefisleri için çevresini tanımayanlara asla yol vermez, itibar etmez. Karşımıza her daim kurt postunda çakallar çıkabilir onlara pirim verilmemeli, zira yapılan ve yapılacak işler sekteye uğrar bu genel bir değerlendirmedir, söz konusu olan Türk Milletinin geleceği siyasilerin ikbali değildir.
‘’ Neticesiz uğraşmak, çalışmak sayılmaz. Hiç bir şey yapmamak veyahut neticesiz, manasız şeyler yapmak, çalışma kanununa karşı büyük kabahattir’’ (M.K.A)
ALLAH’A EMANET OLUNUZ
Namık GEDİK



Anneler Gününüz Kutlu Olsun
Mehter
Edep Yahu!
İyi İnsan Kimdir?
Toprağın Altındaki Altın mı, Üstündeki Hayat mı?
