“Sorun; cahil olman değil, kendini alim sanman’’( Şadi Şirazi)
100 yıldır cumhuriyetin devamı ve yaşaması için çaba sarf ediliyor, günün şartlarına göre temel esaslar hariç güncellemeler yapılıyor. Bu gelişmelerin yanında destek olması gereken STK ların asli vazifelerini unutup kendilerini iktidar yerine koymaları, yardımcı olacakları yerde köstek olmaları, velhasıl siyasete ucundan, kıyısından taraf tutarak girmeleri eşyanın tabiatına aykırıdır.
Meslek erbabı olanlar, malum kategorilere ayrılmış hizmet vermektedirler, Elektrik Mühendisi, inşaat mühendisinin işine, veteriner insan tedavisine, doktorda hayvan tedavisine asla karışmaz hal böyle olunca sanayici ve iş adamları siyasete ayar vermeye kalkmışlardır, işleri ülkenin kalkınması ve gelişmesi olması gerekirken hiç ilgi alanlarına girmeyen siyasilere aba altından sopa göstermekteler. İstihdam yaratırken sömüren değil haklıya, hakkını bir tamam veren olmaları gerekirken hiç de öyle davranmıyorlar, kazanırken tamam, ama paylaşmaya gelince ne hikmetse oralı olmuyorlar.
‘’29 Eylül 1995 Sakıp Sabancı Diyarbakır ziyaretinde basın açıklaması yapar elinde hazırlanmış ‘’işte benim doğu raporum’’ der elindeki 104 sayfalık raporunda Güney Doğu’ya Bask modeli önerir.’’
‘’Çıkmış ortaya kendisi sanayici memlekette hayırlı yatırımlar yapmış, fabrikalar kurmuş falan, o bakımdan kendisine sevgi duyuyoruz, ama ben desem ona ağa Lassa fabrikası yok mu bunu bu şekilde değil de şöyle yapalım desem o bana diyecek ki ya bu sanayi işi, sanayicilik benim uzmanlığım, şimdiye kadar bir fabrika kurdunuz mu diyecek bana, doğru şimdi bende ona diyorum ki Sakıp Ağa sen politikayı oyuncak mı sanıyorsun, sen yani politikayı kahvehane gırgırımı görüyorsun, çizmeden yukarı çıkıyorsun, kalkıyorsun efendim Bask sistemini uygulayacağız, Bask sistemi ne demek sen biliyormusun?
Türkiye’yi paramparça edip neticede Türk milletini imha etmek demektir, bizim memlekette oynanan oyunu iyi kavramamız lazım, bizim memlekette oynanan oyun bizim halkımızın iradesine karşı, iradesi dışında, halkımızın istemediği ve Türk Milletini, Türkiye’yi parça parça edip neticede dağıtma oyunudur, Türkiye birliğini yıkma oyunudur. Şimdi ben size soruyorum sayın rahmetli Mustafa Kemal Atatürk akılsız bir adammıydı?
Akıllı bir adam, onun arkadaşları yanında İsmet paşa, Celal Bayar, K.Karabekir paşa ve onunla beraber hareket eden 1. T.B.M.Meclisi, içinde Diyarbakırlısı var, Erzurumlu Burak bey var, Siirtli bilmem kim var, falan bunlar hep beraber kurtuluş savaşını yaptılar ve Türkiye Cumhuriyetinin devletinin temelini attılar, kurdular, o sıralarda da efendim federasyona gidelim, eyalet sistemine mi gidelim, çeşitli tartışmalar yapıldı, ama bunların hepsi beraber, doğulu, güney doğulu kardeşlerimizle beraber, kenetlendiler, dediler ki hayır, niye federasyona gideceğiz, niye eyalet sistemine gidelim, biz kardeşiz, biz bir milletiz, Türkiye Cumhuriyeti üniter devlet olacak ve kurdular.
Şimdi Sakıp ağa Atatürk’ten daha mı üstün, daha mı akıllı’’ (Başbuğ A.TÜRKEŞ)
Demokrasiyi, adaleti, hukuku, silahlı kuvvetlerin disiplinini sorgulayan sanayici 28 Şubat 1997 de parlamentoya ve hükümete yapılan hukuksuz baskıyı hiç kınamamış, aksine destek vermiştir, başörtülü öğrenciler okullara alınmazken, ikna odalarında sözlü tacize uğrarken hiç birinin aklına demokrasi, baskı, hukuk gelmedi. İhtilaller, darbeler, kalkışmalar ülkenin ekonomisinden tutun tüm sistemini geriye götürmüştür.
TÜSİAT üyesi iş kadını Güler Sabancı 10.08.2024 Milli Eğitim bakanı Yusuf Tekin’i telefonla arayarak ‘’ Müfredatı bir yıl erteleyin, pilot bölge oluşturun’’ Emrivaki bir üslupla sözde talepte bulunuyorlar, kendi argelerinde hazırlanan müfredatı belki de yürürlüğe koymak isteyebilirler, ancak iktidar halkın çoğunluğunun oyunu alarak yürütmenin başı olmuştur, kimsenin vesayeti ile hükümetler kurulmaz, yasalar yapmaz, hareket etmez.
Demokrasi çoğulcu rejimdir ilkeleri ve statüsü bellidir, yürütmeye ve yasama organlarına STK ların müdahalesi işlerini yapamaz hale getirir ve nihayetin söylemler halkı isyana teşvik eder, kaos ve kargaşa çıkar, bunu batı devamlı surette istemektedir, gelişmeyen, devamlı tüketen bir toplum arzu etmektedirler, bunlardan destek ve yardım alanların elbette borazanlığını da yapacaklardır. Orduda ki disiplinsizliği hak arayış olarak algılamak işin daniskasıdır, mesele geçmişte olduğu gibi maraza çıkartıp iktidarı alaşağı etmektir.
Sicili kabarık olan STK ların derhal lav edilip faaliyetleri askıya alınıp, mal varlıklarına el konulmalıdır.
Batının kuklası olan STK lar, basın ve yayın kuruluşları, sanayici ve iş adamları önce kantara çıkıp kilolarını ve boylarını ölçmeli, kendi alanlarında oluşacak sıkıntıları ve talepleri iktidara iletmeli ve icrasında yardımcı olmalı, işte o vakit ülke kalkınır, istihdam artar, ithalat azalır, ihracat tavan yapar, ancak kendi sahaları dışına çıkanlar diskalifiye olur. Halkın iradesi üstünde kuvvet yoktur.
‘’ Bilgisiz kimse savaş davuluna benzer, sesi çok, içi boştur’’
(Sadi Şirazi)
ALLAH’A EMANET OLUN
Namık GEDİK



Niçin Kitap Okunur!
Özlemmm
Çalmayan Sadece Sen misin?
Siyaset ve Basın
O Kızıl Elmaya Ne Oldu?
