‘’Halkını cehalet ve sefalete teslim eden yöneticiler yok olmaya, cehalet ve sefalete sürükleyen yöneticileri seçen halk ise, köle olmaya mahkumdurlar.’’ (M.K.Atatürk)
Kapıtalist ve emperyalist devletler, kuruluş felsefesi doğrultusunda zahmet çekmeden bir başka ülkenin, yer üstü ve yer altı kaynaklarını gasp etmesidir, ekonomik ve siyasal olarak egemenliği altına almak, sömürmek. Zengin daha zengin, fakirse bırak ölsün anlayışı maalesef hali hazırda mevcut. Güçlünün hakim olduğu, zayıfın ezildiği bir sistem.
Tarihin seyri içerisinde iki düşünce vardır, emperyalizmin gizli ajandası ve yarattığı dalga, ikincisi ise adalet, huzur, mutluluk, sistemli, saygı temalı hayat. Savaşların bir kısmı ilk sebepten çıkmış, kendi kardeşlerini dahi ezip geçmiştir.
İlahi nizamın tesisi için yaratıcının gönderdiği inanç sistemi doğrultusunda ‘’ sev yaratılanı, yaratandan ötürü’’ düsturu ile adaletin olmadığı, insanların dili, rengi, cinsiyeti üzerinden baskı ve köleliğin tesis edilmesine karşı oluşmuş hakkı savunan ‘’ İlay-ı kelimatullah‘’ tevhit inancını yüceltip hakim kılmak, her canlının hakkının gözetilmesi, insanı kamil olmayı kendilerine vazife telakki etmiş, kişisel menfaatleri değil ‘’insanı yaşat ki devlet yaşasın’’ ilkesi doğrultusunda nizam tesis etme arzusu olanlar, hakkın rızasını kazanmak için ter dökenler.
Tarihi vesikalar batının kendi içerisinde sömürü düzeni kurma, bir birlerini boğazlaması kayıtlar altındadır, yasalarında boşanmanın dahi olmadığı 1844 İngiltere’sinde kadınları köle pazarında haraç mezat satılırken, ahlakın sömürü düzenine teslim olduğu bir gerçek, (Hukukçu ve Tarihçi james Bryce 1901 de yazdığına göre) ‘’ instead of divorce, wife selling was common.İn 1844 the last wife sale in Britain occurredin horsham for 30 shillings.’’ ( Biritanya’daki son boşanma eş satışı 30 şiline gerçekleşti). Kapitalist sistemin ve idarecilerinin bu tarz hareketleri insana ne kadar değer verdiğini göstermektedir, eşini köle pazarında satan bir toplumun başka insanlara neler yapacağını sizler tahmin edin.
Bugün dünyanın iki canavarı kafalarına göre yer işgal ediyor, başka ulusların toprakları üzerinde hegomanya kurmaya çalışıyor. Ülkelerin de nüfusun hatırı sayılır artması, ihtiyaç kanallarının azalmasına sebebiyet vermektedir, bedava karın doyurmaya alışan bu zihniyet aç kalan çakal misali ovalara yayılmaya gayret ediyor, bu düşünce daha fazla gelir kapısı, daha fazla yer altı ve yer üstü kaynaklarını metazori ile el koymak. Malum yer altı kaynakları ve enerjisi çok olan bir kaç ülke mevcut, bunlar üzerinde oyunlar kurgulanmakta, kargaşa, kaos, anarşi yaratılarak istikrarsızlığa ön ayak olup, kolay lokma olmaları temin edilmek istenmekte.
Venezüella başkanının bir gece operasyonu ile ikametgahından alınıp, kendi ülkelerine götürülmesi akıllara durgunluk veren bir hadisedir, yine İran, ambargolar ve karışıklık bizlere 1980 öncesini anımsatmakta, ihtilale zemin hazırlanmıştır. Doymak bilmeyen canavarın gövdesi büyüdükçe ihtiyaçları da o denli artmakta, bu sebepten dolayı kendilerine, hazır olan, emek sarf etmeden, kolayca ihtiyaçları gidermek için gücünü kullanarak dolaylı yoldan işgal etmek, velhasıl sömürmek.
Grönlant malum Danimarka’ya bağlı bir ada ve bu ülke Nato üyesi, ilkesinde ‘’ Üye ülkelerin özgürlük ve güvenliklerini korumaktır’’ yani oda bir Nato ülkesidir, üyelerin bir birini koruması esasken hangi akılla işgal edeceğini, yada satın alacağı beyanında bulunuyor.
Danimarka ve grölant başbakanı birlikte yaptığı açıklamada böyle bir durumu asla kabul etmiyoruz’’ Biz Danimarka’ya bağlıyız’’ basın açıklamasında bulundular. Dün Irak, Libya, Tunus, Cezayir, Afrika ülkeleri kendilerini sömüren, halkını açlığa mahkum eden ve köle pazarında satanları topraklarından kovdular, bunlar bizlere bir örnek, nihayetinde bizde 15 Temmuz’da yaşadık, İran’da hasıl olan olaylar ülkemizde de gezi parkında prova edildi, malum çevremiz ABD üsleri ile çevrili, aynı akıbetin bizler için olmayacağını inananlar varsa uykudalar demektir, bu yüzden savunma sanayimiz güçlü, askerimiz diri olmak zorundadır.
Ormanın çevresinde hasıl olan kıvılcımın tümünü kaplamaması mümkün mü, zamanla tamamına yayılacaktır, ancak tedbir almak suretiyle durdurmak mümkün, etrafımızda ki askeri hareketlilik, içimizde satılmış ajanları, çeşitli makam ve mevkilerde piyonları, her an ateşi harlamak için işaret beklemektedirler, uyanık olmak zorundayız.
Güçlü olanlar daima kendilerine müttefik bulurlar, gücümüze güç katmak ülke güvenliği ve çevresel faktörleri bertaraf etmek anlamını taşır. Savunma sanayinde gelişen teknolojik veriler bize husumet besleyenlerin şafaklarında şimşek gibi patlamıştır, ülkemizin yer üstü ve altı kaynaklarına göz dikenlere cevap birlik, beraberlik ve tedbirlerden geçmektedir.
Topraklarımız üzerinde ameliyat yapmak isteyen güruh arzularının tesisi için her türlü oyuna müracaat edecektir, gaflet ve zayıf anımızı kollamaktalar, yakaladıklarında tepemize çökecekler, herkes bu canilikten nasibini alacaktır, bunun delili güncel olarak dünyada yaşanan olaylardır.
‘’ Bunu hiç unutma evlat. Batı hiç bir zaman uygar olmamıştır! Ve bugünkü refahı devam edegelen sömürgeciliği döktüğü kan, akıttığı gözyaşı ve çektirdiği acılar üzerine kuruludur.’’ (A. İzzetbegoviç)
ALLAH’A EMANET OLUN. Namık GEDİK




İnsanı Geçmişiyle Taşlamak
Bir Annenin Gözünden Epstein
Yan Baktın!
Diyarbakırlı Ramazan Hoca
Ekabir
