Çorum’da yapılan hemen her kamuoyu yoklamasında değişmeyen bir tablo var:
CHP Çorum Milletvekili Mehmet Tahtasız ve Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın en sevilen siyasetçiler listesinde ilk sırada yer alıyorlar
Bu sonuç artık bir tesadüf değil, üzerinde durulması gereken sosyolojik bir gerçekliktir.
Peki neden?
Bu sorunun cevabı anket rakamlarından çok, Çorum’un sokaklarında, esnaf dükkânlarında, taziye evlerinde ve düğün salonlarında gizli.
Çünkü Tahtasız ve Aşgın’ı öne çıkaran en önemli unsur, halkın içinde siyasetçi olmalarıdır.
Makam odalarına kapanan, yalnızca özel programlarda görünen bir siyasetçi profili değil; pazarda, kahvehanede, esnafın sofrasında oturan bir temsilci görüntüsü çizmektedir.
İnsanlar kendilerine tepeden bakanı değil, yanlarında yürüyeni sever.
Tahtasız ve Aşgın, vatandaşın acı gününde ilk ulaşan, sevinçli gününde ilk tebrik eden isimlerden biri olmaları, onlarla halk arasında doğal ve samimi bir bağ kurulmasını sağlamaktadır.
Bu bağ, seçim dönemlerine sıkıştırılmış bir ilişki değil;
Yılın her günü, her an sürdürülen bir temasın sonucudur.
Siyaset yalnızca kürsü konuşmalarıyla, Meclis tutanaklarıyla yapılmaz.
Asıl siyaset, vatandaşın derdini dinlemek, sorununu paylaşmak ve o sorunla birlikte dertlenebilmektir.
Tahtasız ve Aşgın anketlerde sürekli zirvede yer almaları, işte bu anlayışın halk nezdinde karşılık bulduğunu göstermektedir.
Diğer tarafta ise iktidarın gücünü arkasına almasına rağmen kamuoyunda aynı karşılığı bulamayan AK Parti siyasetçilerinin gerçeği durmaktadır.
Elbette bu bir genelleme değil; ancak yaygın kanaat, iktidar temsilcilerinin halktan uzak, daha kapalı bir siyaset tarzı benimsediği yönündedir.
Bürokrasiyle iç içe, korumalar ve programlar arasında sıkışmış bir temsil anlayışı, zamanla halkla araya görünmez duvarlar örmektedir.
Oysa Çorum seçmeni artık şunu açıkça söylemektedir: Güç, makam ve imkân tek başına yeterli değildir.
Asıl muteber olan, halkın gönlünde yer edinmektir. İktidar milletvekili olabilirsiniz ama vatandaşın sofrasına oturmuyorsanız, derdini dinlemiyorsanız, sokakta sizi görünce çekinmeden konuşamıyorsa, o güç sandıkta karşılık bulmayabilir.
Tahtasız ve Aşgın örneği, siyasette “ulaşılabilir olmanın” hâlâ en büyük sermaye olduğunu göstermektedir.
Halkla iç içe olan, sorunları yerinde dinleyen, eleştiriye kulak veren bir siyasetçi, parti rozetinin çok ötesinde bir kimlik kazanır.
İşte bu yüzden Tahtasız ve Aşgın , yalnızca kendi seçmenleri değil, farklı siyasi görüşlerden birçok vatandaşın da takdirini toplamaktadır.
Sonuç olarak, Çorum’daki anketlerin dili nettir: Halk, kendisini unutmayanı unutmuyor.
Ve görünen o ki, halkın siyasetçisi olmayı başaranlar, her zaman halkın gönlünde birinci sırada yer alıyor.



İnsanı Geçmişiyle Taşlamak
Bir Annenin Gözünden Epstein
Yan Baktın!
Diyarbakırlı Ramazan Hoca
Ekabir
