Sevgili okurlarım,
Hepinizi yüce Allah’ın selamıyla selamlıyorum. Bugün size sıradanlaşmış ama yıkıcı bir ahlaksızlıktan bahsedeceğim: Yargısız infaz ve iftiralarla insanların hayatını karartmak.
Halis Bayuncuk hocamız üzerinden görüyoruz ki, fikir açıklamak artık suç sayılıyor. Dini bir perspektifi savunmak, kanaatini ifade etmek… yeterli oluyor bazıları için.
Medya, özellikle iktidara yakın kesimler, delil göstermeden, yargısız bir infazın ortağı oluyor. Bir iddia atılıyor, birkaç manşet atılıyor, toplumda linç başlıyor. İnsanlar suçluymuş gibi ilan ediliyor.
Peki biz ne yapıyoruz?
Birileri hapse girince “oh, iyi oldu” diyoruz. Sanki adalet yerini bulmuş gibi seviniyoruz. Unutmayın: Bugün gücünüz elinizdeyse birini susturuyorsunuz, yarın o güç başkasının eline geçerse aynı akıbet sizi bulur. Kimsenin hapse girmesine sevinmek, en basitinden bir ilkelliktir, bir sefalet göstergesidir.
Bir insanı sevmeyebilirsiniz, görüşlerine katılmayabilirsiniz, hatta nefret bile edebilirsiniz. Ama karşı çıkışınız fikrin gücüyle olmalıdır; delille, belgelerle olmalıdır. İçeri tıkmak, fotoğraflarını “caniymiş gibi” paylaşmak, “oh iyi oldu” demek… Bunu yapan gün gelir, aynısı kendisine döner ve o gün geldiğinde utanır.
Cumhurbaşkanını eleştirdiniz, hapse girebilirsiniz…
Atatürk’ü eleştirdiniz, hapse girebilirsiniz…
İslamcıları eleştirdiniz, hapse girebilirsiniz…
Atatürkçüleri eleştirdiniz, hapse girebilirsiniz…
Dinli, dinsizi, muhalefet, iktidarı; iktidar, muhalefeti… Herkes birbirini içeri tıktırmakla meşgul, herkes birbirinin hayatını karartmakla övünüyor. Buna politik cahillik, buna toplumsal sefalet denir.
Ortaya fikir koyamayanlar, tez üretemeyenler, sadece birbirinin hayatını zindan ederek kendini var etmeye çalışır. Bu bir rezillik, bir vahşettir.
Bazı hocalar, kanaat önderleri, siyasetçiler… Sadece görüşlerinden ötürü hedef gösteriliyor, gözaltına alınıyor, medyada karalanıyor. Halis Bayuncuk hocamızın yaşadıkları, bir uyarıdır bize: Düşünceyi susturmak, fikir özgürlüğünü çiğnemek bir gün herkese döner.
Dini veya siyasi liderleri eleştirmek, hicvetmek, alay etmek suç olmamalıdır. Bir vatandaş şaka yaparken bile “Acaba hapse girer miyim?” diye düşünmemelidir. Ama bugün medyanın bazı kesimleri, yargısız infaza alet oluyor, kamuoyunu manipüle ediyor.
Bir insan hapse girdi diye sevinmek, bir insan gözaltına alındı diye mutluluk duymak… Bu ahlaki bir çöküş, politik bir sefalet ve toplumsal bir utançtır. Söz üretemeyenler, fikir üretemeyenler, sadece iftira ve manipülasyonla var olmaya çalışıyor. İşte bu, Türkiye’nin en büyük tehlikelerinden biridir.
Ve unutmayalım: Fikir susturulamaz; hakikat gizlenemez. Yargısız infazların, iftiraların ve manipülasyonların hüküm sürdüğü bir yerde, gerçeklerin sesi her zaman çığlık olur.



Şehrin Gelişmesi
Yazar Deyip Geçmeyelim
Hafızasını Kaybeden Milletin Aynası
Politikada İhanet
Bahaneler
